İş Mahkemesi Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi

Bugün ki yazımızda İş Mahkemesi Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Örneği paylaşacağız.

İş Mahkemesi Bilirkişi Raporuna İtiraz Nasıl Yapılır?

Bilirkişi; Mahkemelerin listesinde kayıtlı olan teknik ve özel bilgi sahibi kişilerdir. Bilirkişi raporu ise; Görülmekte olan bir davada teknik ve özel bilgiyi gerektiren bir konuda teknik ve özel kişiden aldırılan rapordur. İş mahkemeleri kapsamında işçilik alacaklarının hesaplanmasında bilirkişi incelemesi yapılmakta ve bilirkişi raporu alınmaktadır. İşçilik alacakları uzman bir bilirkişi tarafından hesaplanarak rapor olarak düzenlenip mahkemeye sunulmaktadır. İlgili dilekçeye cevap süresi tarafınıza tebliğ olduktan sonra 2 haftadır. İtiraz dilekçesi verildikten sonra mahkeme, raporu tekrar değerlendirmek üzere başka bir bilirkişi atayabilir veya raporun hatalı olduğunu düşünmüyorsa itirazınızı reddedebilir. Bilirkişi raporunda işçilik alacakları dava dilekçesinde yazan hususlar konusunda inceleme yapılmaktadır. İlgili bilirkişi raporu itiraz dilekçesi örnek dilekçe olup muhakkak konusunda uzman bir iş hukuku avukatından destek alınması gerekmektedir.

İş Mahkemesi Bilirkişi Raporuna İtiraz Dilekçesi Örneği

MERSİN 4. İŞ MAHKEMESİNE

DOSYA NO :

İTİRAZ EDEN DAVALI :

VEKİLİ : AV. TUNÇ SUDİ TOL ( Adres antettedir.)

DAVACI :

VEKİLİ :

KONU : Bilirkişi raporuna karşı itirazlarımızdan ibarettir.

AÇIKLAMALAR :

Yukarıda esas numarası gösterilen Sayın Mahkemeniz dosyasında …. tarihli duruşma tutanağının …. numaralı ara kararı ile dosya ara kararda yazılanlar hususunda bilirkişiye tevdii edilmiştir. Buna binaen tanzim edilen 20.12.2021 tarihli bilirkişi raporu dosyaya sunulmuştur. Bu nedenle söz konusu 20.12.2021 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan ve itirazlarımızın sunulması zorunluluğu hasıl olmuştur. Öncelikle söz konusu raporda aleyhe hususları kabul etmediğimizi belirterek; bilirkişi raporuna itiraz ediyoruz. Şöyle ki;

1) Bilirkişi Raporunda Her Ne Kadar İhbar Ve Kıdem Tazminatı Hesaplaması Yapılmış Ve İtirazlarımız Da Göz Önüne Alınmamışsa Da DAVACI KENDİ İSTEĞİ İLE İSTİFA ETMİŞTİR. İstifa Eden İşçiye Kıdem Ve İhbar Tazminatı Yasanın Amir Hükmü Gereği Hükmedilmemesi Gerekir. Bu Nedenle İhbar Ve Kıdem Tazminatına İlişkin Tespitlerin Kabul Edilmesi Mümkün Değildir.

-Davacı kendi EL YAZISI ile verdiği dilekçe ile istifa etmiştir.

-Dinlenen davacı tanıkları kendisinin İSTİFA EDİP ETMEDİĞİNİ BİLMEDİĞİNİ BEYAN ETMİŞLERDİR.

-Davalı tanıkları davacının kendisinin istifa ettiğini beyan etmişlerdir.

-SGK kayıtlarından davacının davalı işyerinden istifa ettikten hemen sonra ……… Otomotiv San. Ve Tic. Ltd. Şti. ÇALIŞMAYA BAŞLADIĞI SABİTTİR.

Bu husus bile başlı başına davacının kendi isteği ile istifa ettiğinin kanıtı niteliğindedir. Bu noktada mevcut delillerde davacının istifa edip etmediği konusunda davacının kendi beyanından başka bir delil olmadığı gibi, davacının istifa etmediğini düşünmek abesle iştigal olup bu kadar kısa sürede öncelikle farklı bir iş yerine iş başvurusu yapması, daha sonra iş görüşmesi yapması sonunda da işe kabul edilerek işe başlangıç evraklarını hazırlayıp bu kadar kısa sürede işe başlayabilmesi HAYATIN OLAĞAN AKIŞINA AYKIRIDIR.

2) Bilirkişi Raporu Süresinde Bildirilmeyen Tanık Listesi Baz Alınarak Yazılmıştır.

06.11.2019 tarihinde yapılan duruşma sonrasında, Mahkemenizce davalı ve davacı tarafa delillerin, bildirilmesi için 2 haftalık kesin süre vermiştir. İlgili karara göre delil sunmak için son gün 20.11.2019 tarihidir. Davacı vekili ise delil dilekçesini 21.11.2019 tarihinde sunmuştur. Bu nokta da süresinde tanık listesi verilmediği için davacı tarafın tanık dayanak alıp oluşturulan bilirkişi raporu da hukuka aykırı olarak düzenlenmiştir.

3) Süresinde Verilmeyen Tanık Listesi Ayrıca Usule De Aykırıdır.

Davalı tanıkların isim ve adresleriyle birlikte ayrıntılı olarak ve hangi tanığın hangi vakayı ispat etmek için dinlenileceği hususunu da içerecek şekilde dava dilekçesinde belirtilmek zorundayken davacı bu usul kuralına uymayan bir tanık listesi vermiştir. Bu noktada bu tanık listesi ile hazırlanan bilirkişi raporu da hukuka aykırıdır.

4) Tanıklar ile Müvekkil Davalı Firma Arasında Husumet Vardır.

Davacı tanığı …….. ile müvekkil firma arasında Tarsus İş Mahkemesi 2017/322 esas numarasında görülmekte olan dava derdesttir. Tanığın tarafsız ve objektif davranmasının beklenmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Kaldı ki tanık görgüsüne dayalı değil tahmine dayalı beyanda bulunmuştur. Tanık ifadesi incelendiğinde davacı ile aynı birimde çalışmadıklarını, fakat bir kaç sefer denk geldiklerini, kaç saat fazla mesai yapıldığını bile bilmediğini beyan etmiştir. (Yargıtay 9.Hukuk Dairesi 2016/19178 Esas, 2020/6922 Karar: “…Dairemizin istikrarlı uygulaması gereği, davalı aleyhine dava açanlar tanık olarak dinlenmiş ise bu işçilerin tanıklıklarına ihtiyatlı yaklaşılmalı ve salt bu tanıkların beyanı ile sonuca gidilmemelidir. İşveren ile husumet içinde olan tanıkların beyanları diğer yan delillerle birlikte değerlendirilmelidir.”) Bu nokta da salt bu tanıkların beyanlarına göre hazırlanan bilirkişi raporu yine hukuka aykırıdır.

5) Davacı, Yıllık İzinleri Kullanılmış Olup, Bilirkişi Tarafından Hesaplanan Yıllık İzin Ücreti Usul Ve Yasaya Aykırıdır.

Cevap dilekçesi ekinde sunulan delillerimiz ile de sabit olduğu üzere davacı, hak kazandığı yıllık izinlerini eksiksiz olarak kullanmıştır. Hiçbir şekilde kabul edildiği manasına gelmemek kaydı ile; davacının kullanmadığı yıllık izin olduğu varsayımında dahi bu yönde herhangi bir ücret talep etmesi mümkün değildir. Zira davacı görev yaptığı dönemde hak kazandığı tüm haklarını zamanında ve eksiksiz olarak almıştır. Bunların dışında talep edebileceği herhangi bir hak ve alacağı ise BULUNMAMAKTADIR. Bu nedenle, bilirkişi tarafından yapılan hesaplama usul ve yasaya aykırı olup bu hususun reddi gerekmektedir.

6) Müvekkil Şirket İş Yerinde Ulusal Bayram Ve Genel Tatiller Günlerinde Çalışma Olmamaktadır.Bu Sebeple Bilirkişi Tarafından Süresinde Bildirilmeyen Tanıkların Beyanına Dayanarak Ulusal Bayram Ve Genel Tatil Ücreti Hesaplanması Kabul Edilemez.

Davacının, Müvekkil Şirketten herhangi bir bayram ve genel tatil ve/veya ödenmemiş ücret alacağı da bulunmamaktadır. Müvekkil şirkette bayram tatillerinde ve genel tatil günlerin de çalışma YAPILMAMAKTADIR, davacı taraf da yapmamıştır. Kaldı ki davacı tarafın dini bayramlar hariç tüm bayram ve genel tatillerde çalışıldığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu da aşikardır. Ancak tanık anlatımları ile de sübut bulduğu üzere davacı taraf hafta tatili, bayram-genel tatil günlerinde çalışmamış, istisna olarak çalışmış olması halinde ise bordrolarında görüleceği üzere tüm alacakları eksiksiz olarak derhal ödenmiştir. Yine raporda her ne kadar ubgt ücretleri hesaplanmış olsa da bu tespitlerin de hükme esas alınmaması gerekmektedir.

Dosyaya sunmuş olduğumuz davacı tarafın imzasını taşıyan ücret hesap pusulalarından da açıkça anlaşılacağı üzere işbu ulusal bayram ve genel tatil ücretleri tek tek ödenmiştir. Ulusal bayram ve genel tatil günlerinin denk geldiği aylara ait olan davacı tarafın imzasını taşıyan bu ücret hesap pusulalarının sol tarafındaki “kazanç” başlığı altındaki “genel tatil” alt başlığında bu Ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödendiği, tutarı, günü ve saati açıkça anlaşılmaktadır. AYRICA DAVAYI KABUL ETMEMEKLE BİRLİKTE UBGT ÜCRETİ YÖNÜNDEN HAKKANİYET İNDİRİMİ OLMADAN HESAPLAMA YAPILMASI DA USUL VE YASAYA AYKIRIDIR. BU HUSUSUN SAYIN YÜKSEK MAHKEMENİZCE GÖZ ÖNÜNE ALINMASI GEREKMEKTEDİR.

7) Davacı Kötü Niyetlidir.

Müvekkil firma yıllardır Mersin ilinde hizmet veren köklü, kurumsal bir araç yetkili satış bayidir. Davacının kısa süre çalışmasından sonra işten çıkmak istemesi üzerine usulüne uygun kendi el yazısı ile verilen istifa dilekçesini kabul etmiş ve davacıyı işten çıkarmıştır. Davacı bu somut duruma rağmen hiçbir hakkı olmamasına rağmen huzurda ki davayı kötü niyetli olarak açmıştır. Sayın mahkemenizden bu noktada karar verirken ince eleyip sık dokumasını arz etmekteyiz. Çünkü maalesef işçilere tanınan pozitif ayrımcılık bir çok işçi tarafından kötü niyetli olarak kullanılmakta olup adaletli Türk Hukuk Sistemine leke düşürmektedir. Yukarıda kısaca açıklandığı üzere dosyada davacının mahkeme huzurunda alınan beyanından başka istifa etmediğine dair hiçbir delil yoktur.

Bu nokta davalı firmayı kıdem ve ihbar tazminatı ödemeye mahkum etmek hukuka aykırı olacaktır. Bir beyin fırtınası yapmak gerekirse; “Müvekkil ihbar öneline uymadan haksız yere kendi el yazıları ile çıkan işçilerin kendilerinin çıktığını kanıtlamaları için daha ne yapmalı ki mahkeme huzurunda kıdem tazminatı ödemesin?” ya da “Müvekkil kendi el yazısı ile yazılmış istifa dilekçesi veren ve mahkeme huzurunda kendisinin istifa etmediğine dair hiçbir delil göstermeyen işçiye kıdem tazminatı ödeyecekse İş Kanununda neden istifa eden işçiye kıdem tazminatı ödenmez şeklinde bir madde eklenmiştir?” gibi sorularının sorulması gerekmektedir. Sonuç olarak; izah ettiğimiz tüm haklı savunmalarımız kapsamında davacının dilekçesinde yer alan müvekkil şirket aleyhine olan-şirket kayıtları ile uyuşmayan fiili durumlara aykırı hiçbir iddiasını kabul etmeyerek haksız ve yersiz davanın reddini talep etmekteyiz.

NETİCE VE TALEP :

Yukarıda arz ve izah olunan nedenlerle bilirkişi raporuna karşı itirazlarımızın kabulü ile;

1)Davanın öncelikle usul itirazlarımız yönünden REDDİNE,

2)Davanın esasına girilmesi halinde ise davacının kötü niyetle yönelttiği tüm haksız ve talepleri ile mesnetsiz iddialarının DAVANIN REDDİNE,

3)Yargılama masraf ve avukatlık ücretinin de karşı tarafa yüklenmesine,karar verilmesini saygılarımızla arz ve talep ederiz.20.09.2022

Davalı Vekili

Av. Tunç Sudi TOL

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara