Şiddet Türleri denildiğinde birçok kişi yalnızca darp veya yaralama gibi bedene yönelik saldırıları düşünür. Oysa hukuki açıdan şiddet; kişinin iradesini baskı altına alan, özgür karar verme alanını daraltan ve güvenlik duygusunu zedeleyen davranışların tamamını kapsayabilir. Fiziksel temas olmasa bile tehdit, denetim, izolasyon, dijital takip ve ekonomik bağımlılık yaratma gibi eylemler de şiddet olarak değerlendirilir. Uygulamada doğru sonuca ulaşmak için, olayın “tek bir anlık taşkınlık” mı yoksa “kontrol kurmaya yönelik süreklilik” mi taşıdığı dikkatle incelenir. Bu makalede şiddetin temel biçimleri, her bir şiddet türünün hukuki sonuç doğurabilecek tipik görünüm halleri ve Yargıtay’ın özellikle önem verdiği ispat-mantık zinciri ele alınacaktır. Ayrıca sık yapılan hatalar, koruyucu/önleyici tedbir mekanizmaları ve delil yönetimi açısından pratik bir çerçeve sunulacaktır.
Sayfa İçeriği
Şiddet Biçimleri
Şiddet, hukuki uyuşmazlıklarda çoğu zaman “olayın adı” değil, “olayın etkisi ve amacı” üzerinden değerlendirilir. Bir davranışın şiddet olarak nitelendirilebilmesi için her zaman fiziksel temas gerekmez; önemli olan davranışın karşı tarafta korku, baskı, denetim ve çaresizlik yaratıp yaratmadığıdır. Bu yaklaşım, özellikle aile içi çatışmalar, flört ilişkileri ve ayrılık sonrası süreçlerde belirginleşir. Uygulamada, davranışların tek tek sayılması kadar, bunların bir araya geldiğinde oluşturduğu tabloya bakılır.
Hukuki süreçlerde şiddet biçimlerinin doğru sınıflandırılması iki nedenle kritiktir. Birincisi, talep edilecek koruma tedbirlerinin (koruyucu/önleyici tedbir: mağdurun güvenliğini sağlamak ve failin yaklaşmasını/rahatsız etmesini engellemek amacıyla verilen kararlar) doğru kurulmasıdır. İkincisi ise delil stratejisinin sağlıklı planlanmasıdır. Örneğin ekonomik şiddette banka hareketleri ve işyeri yazışmaları öne çıkarken, dijital şiddette ekran görüntüleri, platform kayıtları ve erişim izleri önem kazanır.
Aşağıdaki tabloda, şiddet türlerinin pratikte en çok karşılaşılan görünüm alanları ve delil kaynakları özetlenmiştir:
| Şiddet Türü | Tipik Amaç/Etki | Sık Delil Kaynakları | Uygulamada Sık Hata |
|---|---|---|---|
| Fiziksel | Korkutma, cezalandırma, üstünlük kurma | Sağlık raporu, fotoğraf, tanık, kamera | Rapor alınmaması veya gecikme |
| Psikolojik | Aşağılama, izolasyon, sürekli baskı | Mesajlar, tanık, ses kaydı (hukuka uygunluk değerlendirilir) | “İspatlanmaz” sanıp hiç belge toplamamak |
| Cinsel | Rızayı ortadan kaldırma, tehdit ile yönlendirme | Sağlık muayenesi, yazışmalar, tanık anlatıları | Evlilik içinde “olmaz” varsayımı |
| Ekonomik | Bağımlı kılma, hareket alanını daraltma | Banka kayıtları, bordro, kredi/senet, yazışmalar | “Aile bütçesi” diyerek normalleştirme |
| Dijital | Gözetim, ifşa tehdidi, çevrimiçi itibar saldırısı | Ekran görüntüsü, URL, platform kayıtları | Delilleri doğrulamadan paylaşmak/silinmesine izin vermek |
| Flört | Kontrol, kıskançlık adı altında denetim | Mesajlar, tanık, konum/arama kayıtları | Şiddeti “sevgi” olarak okumak |
| Israrlı takip | Sürekli tedirginlik yaratma, geri dönmeye zorlama | Arama kayıtları, takip görüntüleri, tanık | “Bir şey yapamaz” düşüncesiyle başvurmamak |
Yargıtay’ın dikkat ettiği kritik noktalardan biri, şiddetin “tekil bir olay” gibi sunulsa bile arka planda süreklilik ve kontrol amacı bulunup bulunmadığıdır. Bu nedenle, her olayın tarih-saat bağlamıyla not edilmesi, delillerin kaynağıyla birlikte saklanması ve başvuruların zamanında yapılması, uyuşmazlığın sağlıklı çözümü açısından belirleyicidir.
Fiziksel şiddet
Fiziksel şiddet, yalnızca doğrudan darp eylemleriyle sınırlı görülmemelidir. Hukuki değerlendirmede, beden bütünlüğüne yönelen her saldırı kadar, kişinin güvenlik algısını kırmaya dönük “gözdağı” niteliğindeki davranışlar da önem taşır. Örneğin kapıya vurma, eşya kırma, yol kesme, evden çıkmayı fiilen engelleme gibi eylemler, her somut olayda ayrıca değerlendirilmek üzere, şiddetin fiziksel boyutuna işaret edebilir. Burada kritik ölçüt, davranışın karşı tarafta korku yaratması ve iradeyi baskı altına almasıdır.
Uygulamada en sık yapılan hata, olaydan sonra sağlık kuruluşuna başvurunun geciktirilmesi veya hiç yapılmamasıdır. Sağlık raporu (muayene bulgularını belgeleyen kayıt), olayın izlerini somutlaştırdığı için sürecin seyrini doğrudan etkileyebilir. Bunun yanında fotoğraf, kamera kaydı, komşu/çevre tanıklığı ve acil hat başvuruları gibi kayıtlar da fiziksel şiddetin ispatında önemli rol oynar. Delil toplarken, kaynağı belirsiz görüntüler yerine tarih-saat bilgisi olan, mümkünse orijinal formatı korunan kayıtların saklanması gerekir.
Yargısal uygulamada, “ilk saldırı kimden geldi” tartışmaları dosyayı kilitleyebilir. Bu nedenle olayın öncesi ve sonrası anlatımının tutarlı kurulması önemlidir. Tutarlılık, tek başına gerçeği ispatlamaz; ancak çelişkili beyanlar güvenilirliği zedeler. Aşağıdaki maddeler, fiziksel şiddet iddiasında dosyayı güçlendiren pratik adımları özetler:
- Olay gününe ilişkin sağlık raporu, fotoğraf ve varsa kamera kayıtlarının korunması
- Tanıkların olayın hangi kısmını gördüğünün netleştirilmesi (doğrudan görgü / sonradan görme)
- Tehdit ve korkutma eylemlerinin de aynı dosya kurgusunda anlatılması
- Karşı tarafın “kaza” veya “kendiliğinden oldu” savunmasına karşı zaman çizelgesi oluşturulması
Fiziksel şiddet dosyalarında, yalnızca yaralanmanın varlığı değil, şiddetin yaşam düzenine etkisi de değerlendirilir. Çalışamama, evden ayrılma zorunluluğu, çocukların etkilenmesi gibi olgular, olayın ağırlığını somutlaştıran unsurlardır. Bu noktada, hem koruyucu tedbir hem de ceza/özel hukuk süreçleri bakımından profesyonel hukuki yardım alınması, hatalı adım riskini azaltır.
Psikolojik şiddet
Psikolojik şiddet, çoğu zaman dışarıdan fark edilmez; ancak etkisi uzun vadede en yıkıcı olan türlerden biridir. Aşağılama, değersizleştirme, sürekli eleştirme, suçluluk hissettirme, sosyal çevreden koparma ve “senin yerine ben karar veririm” yaklaşımı, kişinin özsaygısını ve iradesini aşındırır. Hukuki bakış, tek bir tartışma cümlesinden ziyade davranışların sürekliliğine ve ilişki içindeki güç dengesine odaklanır. Bir ilişkinin içinde baskı düzeni kurulmuşsa, mağdur taraf çoğu zaman kendisini ifade edemez hale gelir; bu da başvuruların gecikmesine yol açar.
Uygulamada sık yapılan hatalardan biri “psikolojik şiddet ispatlanamaz” varsayımıdır. Oysa yazışmalar, sesli mesajlar, üçüncü kişilere yapılan küçük düşürücü paylaşımlar, tanık anlatıları ve olayların zaman çizelgesi bir araya geldiğinde, psikolojik şiddetin örüntüsü ortaya konabilir. Burada önemli olan, delilin tek başına “çok güçlü” olması değil; parçaların birleşerek ikna edici bir bütün oluşturmasıdır. Yargıtay’ın dikkat ettiği noktalardan biri de, psikolojik şiddetin çoğu zaman fiziksel şiddetle birlikte ilerlemesidir; fiziksel saldırı varsa genellikle öncesinde baskı ve değersizleştirme dili görülür.
Psikolojik şiddeti anlatırken muğlak ifadeler yerine somut davranış kalıplarıyla ilerlemek gerekir. Örneğin “beni çok üzüyor” demek yerine, “görüşmemi engelledi, sosyal çevremi daralttı, sürekli hakaret etti, kararlarıma müdahale etti” şeklinde davranış temelli anlatım kurmak dosyayı güçlendirir. Aşağıdaki liste, psikolojik şiddetin dosyaya yansımasında sık görülen örnek alanları gösterir:
- İletişim ve sosyal çevreyi kontrol (kimle görüşeceğine karışma)
- Kimlik ve değer saldırısı (hakaret, küçümseme, alay)
- İzolasyon (aile/arkadaş bağlarını zayıflatma)
- Tehdit ve korku iklimi (sürekli tedirginlik yaratma)
Psikolojik şiddet dosyalarında bir diğer kritik hata, delilin “anlık öfke” savunmasıyla etkisizleşmesine izin vermektir. Bu nedenle olayların tekrarı, benzer dilin sürmesi ve mağdurun yaşam düzenindeki değişiklikler (işten ayrılma, taşınma, sosyal kopuş) somutlaştırılmalıdır. Mahkemeler, bu tür dosyalarda tutarlılık ve örüntü arar; bir “psikolojik şiddet düzeni” kurulduğu gösterildiğinde, koruma mekanizmaları daha etkin çalışır.
Cinsel şiddet
Cinsel şiddetin hukuki değerlendirmesinde merkezde rıza bulunur. Rıza, her olay bakımından ayrı ayrı ele alınması gereken bir irade beyanıdır; ilişki veya evlilik varlığı, otomatik ve sınırsız bir kabul anlamına gelmez. Zorlama, korkutma, tehdit, baskı, istemediği davranışlara yöneltme veya “hayır” iradesini yok sayma gibi eylemler, cinsel şiddet kapsamında değerlendirilir. Uygulamada mağdurların önemli bir kısmı, utanç ve suçluluk duygusu nedeniyle yaşadıklarını anlatmakta zorlanır; bu da başvuru ve delil toplama süreçlerini geciktirebilir.
Yargıtay uygulamasında, olayın yalnızca fiziksel yönü değil, psikolojik bağlamı da dikkate alınır. Rızanın baskı altında oluşturulmaya çalışılması, cinselliğin ceza/ödül gibi bir kontrol aracına dönüştürülmesi veya ifşa tehdidiyle yönlendirme yapılması gibi durumlar, dosyanın ağırlığını artırır. Bu noktada en sık yapılan hatalardan biri, yaşananların “aile içi mesele” olarak görülüp kayıt altına alınmamasıdır. Oysa yazışmalar, sesli mesajlar, tehdit içerikleri, sağlık muayenesi kayıtları ve üçüncü kişilere yapılan anlatımlar (tanık beyanına konu olabilecek paylaşımlar) delil zincirini destekleyebilir.
Cinsel şiddet iddialarında delil yönetimi hassastır. Delilin hukuka uygun toplanması (hukuka aykırı delil: mahkemenin değerlendirme dışı bırakabileceği usulsüz elde edilmiş kayıt) riski mutlaka gözetilmelidir. Bu nedenle kişisel kayıtlar, platform mesajları ve resmi başvuru kayıtlarıyla ilerlemek çoğu zaman daha güvenli bir yol sunar. Aşağıdaki maddeler, cinsel şiddet dosyalarında pratikte önem taşıyan başlıklardır:
- Rıza dışı eylemin nasıl gerçekleştiğinin davranış temelli, somut anlatılması
- Tehdit/baskı unsurlarının ayrı ayrı gösterilmesi (ifşa, zarar verme, çocuk üzerinden tehdit)
- Sağlık muayenesi ve resmi başvuru kayıtlarının geciktirilmemesi
- Mesajlaşma ve dijital izlerin orijinal biçimde saklanması
Cinsel şiddetin değerlendirilmesinde “mağdurun davranışı” üzerinden yargı kurulması, adalete erişimi zedeler. Bu nedenle dosyada, olayın dinamiğini ortaya koyan tutarlı bir çerçeve ve delillerle desteklenen bir anlatım kurulması hedeflenmelidir. Ayrıca süreçlerin doğru yönetilmesi, mağdurun yeniden travmatize olmasını engelleyecek şekilde profesyonel destekle yürütülmelidir.
Ekonomik şiddet
Ekonomik şiddet, maddi kaynakların bir “denetim aracı” olarak kullanılmasıdır. Kişinin çalışmasının engellenmesi, gelirine el konulması, borçlandırılması, hesap açmasının veya birikim yapmasının önüne geçilmesi, gündelik yaşam ihtiyaçlarının keyfi biçimde karşılanması gibi davranışlar ekonomik şiddet kapsamında ele alınabilir. Buradaki önemli husus, taraflar arasındaki mali düzenin “ortak karar ve şeffaflık” yerine “tek taraflı kontrol” üzerine kurulmuş olmasıdır. Uygulamada ekonomik şiddet çoğu zaman “aile bütçesi böyle” şeklinde normalleştirilir; oysa ekonomik bağımlılık yaratmak, kişinin hareket alanını daraltır ve diğer şiddet türlerine karşı savunmasız hale getirir.
Ekonomik şiddetin ispatı, çoğu zaman diğer türlere göre daha somut belgelerle yapılabilir. Banka hareketleri, kredi sözleşmeleri, senetler, bordrolar, para transfer kayıtları, işten ayrılmaya zorlanma varsa yazışmalar ve tanık anlatıları, dosyaya güçlü bir temel sağlar. Sık yapılan hatalardan biri, mağdurun “zaten aile içinde para el değiştiriyor” diyerek belgeleri toplamamasıdır. Oysa ekonomik şiddetin belirleyici noktası, paranın varlığı değil, paranın baskı kurmak amacıyla kullanılmasıdır.
Yargıtay’ın dikkat ettiği kritik noktalardan biri, ekonomik şiddetin çoğu zaman psikolojik şiddetle birlikte yürütülmesidir. “Harçlık veriyorum, yetmeli” yaklaşımıyla aşağılamanın bir araya gelmesi veya “çalışırsan sorun çıkar” tehdidiyle gelir yaratmanın engellenmesi, kontrol düzenini gösterir. Aşağıdaki liste, ekonomik şiddetin dosyada nasıl somutlaştırılabileceğine ilişkin pratik başlıklardır:
- Gelire el koyma ve harcamayı denetleme mekanizmasının açıklanması
- Borçlandırma süreçlerinin belgeyle gösterilmesi (kredi, senet, kart harcaması)
- Çalışma hayatına müdahale (işe gitmeyi engelleme, baskı kurma) olgularının tarih sırasıyla yazılması
- Günlük ihtiyaçların keyfi karşılanması nedeniyle yaşanan somut mağduriyetlerin belirtilmesi
Ekonomik şiddet, tek başına da ciddi bir şiddet biçimidir; ayrıca diğer şiddet türlerinin sürekliliğini besleyen bir zemin oluşturabilir. Bu nedenle, ekonomik düzenin “kontrol amaçlı” kurulduğu gösterildiğinde, hem koruyucu tedbirler hem de ilgili diğer hukuki talepler bakımından daha etkili bir yol haritası kurulabilir.
Dijital şiddet
Dijital şiddet, teknolojik araçların kişiyi denetlemek, küçük düşürmek, tehdit etmek veya itibarsızlaştırmak amacıyla kullanılmasıdır. Sürekli mesaj atma, ısrarla arama, konum üzerinden takip, hesaplara izinsiz erişim, kişisel verileri yayma veya yaymakla tehdit etme, çevrimiçi hakaret ve karalama gibi eylemler dijital şiddetin tipik görünümleridir. Dijital şiddetin en tehlikeli yönü, kişinin “evde bile güvende hissetmemesine” yol açmasıdır; çünkü rahatsız etme eylemleri günün her saatine yayılabilir.
Uygulamada en sık yapılan hata, dijital delilleri “ekran görüntüsü aldım yeter” diyerek eksik toplamaktır. Ekran görüntüsü değerlidir; ancak tarih-saat, kullanıcı adı, bağlantı (URL) ve mümkünse mesajın platform içindeki bağlamı korunmalıdır. Delilin orijinal formatının saklanması, gerektiğinde inceleme yapılabilmesi açısından önem taşır. Ayrıca delillerin paylaşılarak çoğaltılması, bazı durumlarda kişisel verilerin yayılması gibi farklı hukuki riskler doğurabilir; bu nedenle delil yönetimi bilinçli yapılmalıdır.
Yargıtay uygulamasında, dijital şiddetin yalnızca hakaret içerikleriyle sınırlı olmadığı; gözetim, kontrol ve ifşa tehdidinin de şiddet kapsamında değerlendirilebileceği yaklaşımı öne çıkar. Dijital şiddetin, cinsel şiddetle kesiştiği dosyalarda “özel hayatın gizliliği” (kişinin mahrem alanına izinsiz müdahale yasağı) ve “kişisel veri” boyutu da gündeme gelir. Aşağıdaki maddeler, dijital şiddet bakımından pratikte kritik adımları gösterir:
- Rahatsız etme eylemlerinin sıklığını ve sürekliliğini ortaya koyan kayıtların tutulması
- İzinsiz erişim veya hesap karıştırma iddialarında giriş bildirimlerinin ve cihaz kayıtlarının saklanması
- İfşa tehdidi varsa tehdidin içeriğinin ve bağlamının korunması
- Delil paylaşımı yapmadan önce hukuki risklerin değerlendirilmesi
Dijital şiddet dosyalarında başarı, çoğu zaman “hızlı refleks” ile “doğru kayıt” dengesine bağlıdır. Deliller kaybolmadan toplanmalı; ancak panikle yapılan paylaşımlar yeni sorunlara yol açmamalıdır. Bu çerçevede, sistematik bir delil klasörü oluşturmak ve resmi başvuru kanallarını geciktirmemek, sürecin sağlıklı ilerlemesine katkı sağlar.
Flört şiddeti
Flört şiddeti, duygusal ilişkinin başlangıcında masum görünen kontrol davranışlarının zamanla bir baskı düzenine dönüşmesidir. “Kıskançlık” veya “seni koruyorum” gerekçesiyle giyime karışma, arkadaş çevresini sınırlama, konum isteme, mesajlara anında yanıt bekleme, sosyal medya etkileşimlerini denetleme gibi davranışlar, ilişkinin eşitlik zeminini bozar. Uygulamada bu tür davranışların tehlikesi, mağdurun bunları “ilişkinin doğası” sanması ve giderek yalnızlaşmasıdır. Yalnızlaşma arttıkça, yardım istemek zorlaşır ve şiddet normalleşir.
Yargısal değerlendirmede flört şiddeti, çoğu zaman psikolojik şiddet ve dijital şiddet unsurlarıyla birlikte ele alınır. İlişkide taraflardan birinin sürekli karar alması, diğerini değersizleştirmesi ve bağımlı hale getirmesi, kontrol amacını gösterir. Ayrıca ayrılık sonrası süreçte ısrarlı takip davranışları ortaya çıkıyorsa, flört şiddeti dosyası yeni bir aşamaya geçebilir. Bu nedenle, flört şiddeti belirtileri görülür görülmez kayıt tutulması ve sınır koyma çabalarının belgelendirilmesi önemlidir.
Uygulamada sık yapılan hatalardan biri, çevrenin “idare et, büyütme” yaklaşımıyla mağduru sessizliğe itmesidir. Oysa şiddet, erken aşamada fark edilip sınır konulduğunda daha yönetilebilir hale gelir. Aşağıdaki liste, flört şiddetinin tipik görünüm alanlarını ve dosyada somutlaştırma yöntemlerini özetler:
- Kontrol davranışları: Nerede, kiminle, ne yaptığını sürekli sorgulama
- İzolasyon: Arkadaş ve aile bağlarını zayıflatmaya çalışma
- Duygusal manipülasyon: Suçluluk ve utanç üzerinden yönlendirme
- Dijital baskı: Sürekli arama, mesaj, sosyal medya gözetimi
Flört şiddeti dosyalarında amaç, yalnızca “kötü davranış”ı anlatmak değil; davranışların bir araya geldiğinde kişiyi nasıl denetim altında tuttuğunu göstermektir. Bu kurgu doğru kurulduğunda, hem koruma talepleri hem de diğer hukuki süreçler bakımından daha net bir değerlendirme zemini oluşur.
Israrlı takip
Israrlı takip, kişinin kendisini güvende hissetmesini engelleyen, korku ve endişe yaratan, kasıtlı biçimde tekrarlanan davranışlar bütünüdür. Takip, her zaman fiziksel olarak peşinden gitmek şeklinde ortaya çıkmaz; telefonla arama, mesajla rahatsız etme, sosyal medya üzerinden izleme, iş yerine veya eve yaklaşma, ortak çevreden bilgi toplama gibi biçimler de ısrarlı takip kapsamında değerlendirilebilir. Burada belirleyici olan, davranışın süreklilik göstermesi ve mağdurda “her an karşıma çıkabilir” tedirginliği yaratmasıdır.
Uygulamada en yaygın hata, ısrarlı takibi “rahatsızlık verici ama hukuken bir şey çıkmaz” düşüncesiyle önemsememektir. Oysa tekrar eden eylemler, kayıt altına alındığında ciddi bir tablo oluşturabilir. Arama kayıtları, mesaj dökümleri, kapıya gelme veya yol kesme gibi durumlarda kamera görüntüleri, tanık anlatıları ve sosyal medya etkileşimleri delil zincirini destekler. Bu noktada, her olayın tarih-saat bilgisiyle not edilmesi ve delillerin düzenli arşivlenmesi büyük fark yaratır.
Yargıtay’ın önem verdiği unsurlardan biri, mağdurun sınır koymasına rağmen davranışların devam etmesidir. “Beni rahatsız etme” uyarısına rağmen devam eden eylemler, kasıt ve süreklilik bakımından daha güçlü bir görünüm sunar. Aşağıdaki maddeler, ısrarlı takip dosyalarında pratik olarak dikkat edilmesi gereken noktaları gösterir:
- Tek tek olayların değil, olaylar dizisinin gösterilmesi (örüntü)
- Uyarı sonrası devam eden davranışların ayrıca vurgulanması
- Fiziksel yaklaşma ile dijital rahatsız etmenin birlikte değerlendirilmesi
- Ortak çevre üzerinden baskı kuruluyorsa bunun da belgelendirilmesi
Israrlı takip, yalnızca “rahatsızlık” değildir; kişinin yaşam özgürlüğünü fiilen daraltabilir. İşe gidiş geliş düzeninin değişmesi, evden çıkmaktan kaçınma, sosyal çevreyi terk etme gibi etkiler dosyada somutlaştırıldığında, olayın ağırlığı daha net ortaya konur. Bu çerçevede koruma mekanizmalarının hızlı işletilmesi ve delil kaybı yaşanmadan başvuru yapılması, hukuki güvenliğin sağlanması açısından kritik önemdedir.
SSS
Şiddet türleri yalnızca fiziksel saldırıdan mı ibarettir?
Hayır. Hukuki değerlendirmede şiddet, kişinin iradesini baskı altına alan ve güvenliğini zedeleyen davranışların tümünü kapsayabilir. Psikolojik, ekonomik, dijital şiddet ile ısrarlı takip gibi eylemler de şiddet kapsamında ele alınabilir.
Psikolojik şiddet nasıl ispatlanır?
Tek bir delil yerine, sürekliliği ve örüntüyü gösteren bir delil setiyle ilerlemek daha etkilidir. Yazışmalar, tanık anlatıları, tehdit içerikleri, sosyal çevreden koparma girişimleri ve olayların tarih sıralı kaydı birlikte değerlendirilerek ikna edici bir tablo kurulabilir.
Dijital şiddette ekran görüntüsü yeterli olur mu?
Ekran görüntüsü önemli bir başlangıçtır; ancak tarih-saat, kullanıcı adı, bağlantı (URL) ve mesajın bağlamı korunmalıdır. Delilin orijinal halinin saklanması ve doğrulanabilir şekilde arşivlenmesi, uyuşmazlığın sağlıklı değerlendirilmesine katkı sağlar.
Ekonomik şiddet “aile bütçesi” gerekçesiyle normal kabul edilir mi?
Ortak bütçe yönetimi ile ekonomik şiddet aynı şey değildir. Çalışmayı engelleme, gelire el koyma, borçlandırma ve ihtiyaçları keyfi biçimde karşılama gibi davranışlar kontrol amacı taşıyorsa ekonomik şiddet olarak değerlendirilebilir.
Israrlı takipte hangi davranışlar daha kritik görülür?
Süreklilik ve kasıt belirleyicidir. Uyarılara rağmen arama, mesaj, sosyal medya üzerinden izleme, eve/iş yerine yaklaşma, ortak çevreden bilgi toplama gibi tekrar eden davranışlar, mağdurun güvenlik algısını bozuyorsa ısrarlı takip kapsamında değerlendirilir.