Evlilik izni kaç gün sorusu, hem çalışanların hem de işverenlerin en sık tereddüt yaşadığı mazeret izinlerinden biridir. Çünkü uygulamada “düğün izni” ve “nikah izni” ifadeleri birbiri yerine kullanılsa da, izin süresi ve kapsamı kişinin işçi mi yoksa memur mu olduğuna göre değişir. Özel sektörde işçiler için temel çerçeve 4857 sayılı İş Kanunu’ndaki mazeret izni hükümleridir; kamu görevlileri açısından ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki mazeret izinleri belirleyicidir. Bu izinlerin ortak yönü, kural olarak ücretli olmaları ve yıllık izinden ayrı bir hak teşkil etmeleridir. Aşağıda; izin süresi, gün hesabı, talep usulü, ispat ve uyuşmazlık halinde başvurulabilecek yollar; ayrıca Yargıtay’ın tazminat ve fesih uyuşmazlıklarında önem verdiği pratik noktalar, kapsamlı biçimde ele alınmaktadır.
Sayfa İçeriği
Evlilik İzni Nedir?
Evlilik izni, çalışan kişinin evlenmesi nedeniyle işten belirli bir süreliğine ayrılmasına imkan veren, mazeret izni niteliğinde bir haktır. Günlük dilde “düğün izni” veya “nikah izni” şeklinde anılsa da, hukuki olarak bu izin; evlenme olgusuna bağlı, sınırlı süreli ve kural olarak ücret kesintisi yapılmaksızın kullandırılan bir izindir. Uygulamada izin, yalnızca “törene katılma” amacıyla değil; nikah işlemleri, şehir dışı ulaşım, aile düzeni kurulması gibi evliliğin doğurduğu fiili ihtiyaçlar nedeniyle de talep edilmektedir.
Bu noktada en kritik ayrım, izin hakkının dayandığı mevzuatın personele göre farklılaşmasıdır. İşçiler yönünden esas çerçeve 4857 sayılı İş Kanunu’nda yer alan mazeret izni düzenlemeleridir. Memurlar açısından ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nda düzenlenen mazeret izni hükümleri uygulanır. Dolayısıyla aynı işyerinde benzer pozisyonda çalışan kişiler dahi farklı statüdeyse (örneğin sözleşmeli personel, işçi, memur), izin süresi ve talep süreci farklı sonuçlar doğurabilir.
Yargısal uyuşmazlıklarda evlilik izni, çoğu zaman tek başına “izin verildi/verilmedi” tartışmasıyla sınırlı kalmaz. İzin kullandırılmamasının işçi açısından haklı fesih iddiasına, evlilik nedeniyle ayrılmanın ise kıdem tazminatı tartışmasına bağlandığı dosyalar sıklıkla görülür. Bu nedenle izin hakkını doğru anlamak, yalnızca birkaç günlük izin planı değil; ileride doğabilecek hak kayıplarını önlemek bakımından da önem taşır.
Evlilik İzni Kaç Gündür?
Evlilik izninin süresi, kişinin tabi olduğu hukuki statüye göre belirlenir. Özel sektörde işçiler bakımından evlilik izni, mazeret izni kapsamında değerlendirilir ve uygulamada 3 gün olarak kabul edilen asgari bir süre söz konusudur. Bu süre, iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya işyeri uygulaması ile uzatılabilir; ancak işverenin tek taraflı iradesiyle asgari standardın altına indirilmesi, çalışan lehine emredici düzenlemeler karşısında uyuşmazlık doğurabilir.
Memurlar açısından ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında evlilik izni, genel uygulamada 7 gün olarak düzenlenmiş bir mazeret izni niteliğindedir. Ayrıca memur rejiminde, bazı hallerde yalnızca kişinin kendi evliliği değil, mevzuatın izin verdiği ölçüde çocuğunun evlenmesi gibi durumlar da bu başlık altında değerlendirilebilir. Bu kapsam farkı, sahada en çok karıştırılan konulardan biridir: İşçi için geçerli 3 gün kuralı, memura aynen uygulanamaz.
Aşağıdaki tablo, uygulamada en çok sorulan noktaları karşılaştırmalı şekilde özetler:
| Statü | İzin Süresi | Hukuki Dayanak | İzin Niteliği | Kapsam |
|---|---|---|---|---|
| İşçi (Özel Sektör) | Genel uygulamada 3 gün | 4857 sayılı İş Kanunu (mazeret izni düzenlemeleri) | Ücretli mazeret izni | Esasen işçinin kendi evliliği |
| Memur (Kamu) | Genel uygulamada 7 gün | 657 sayılı DMK (mazeret izni hükümleri) | Ücretli mazeret izni | Kendi evliliği ve mevzuatın izin verdiği ölçüde belirli yakınlık halleri |
Uygulamada süre tartışmasının bir diğer boyutu “3 gün mü 5 gün mü?” sorusudur. Burada belirleyici olan, çalışanın bireysel iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi veya işyeri iç düzenlemelerinde evlilik izninin daha uzun tanımlanıp tanımlanmadığıdır. Eğer sözleşmede 5 gün gibi daha geniş bir hak tanınmışsa, işverenin bunu kullandırması beklenir. Ancak dayanak ne olursa olsun, süre hesabı ve başlangıç tarihi planlanırken yazılı kayıt oluşturulması, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkların önüne geçer.
Düğün İzni Ne Zaman Kullanılır? Evlilik İzni Ne Zaman Kullanılabilir?
Evlilik izninin ne zaman kullanılacağı, pratikte en çok tartışılan konulardan biridir. Temel ilke, izin hakkının evlilik olgusuyla bağlantılı bir zaman diliminde kullandırılmasıdır. Bu nedenle çalışan, nikah tarihini netleştirdikten sonra işverene veya ilgili birime zamanında bildirim yapmalı ve talebini mümkünse yazılı şekilde iletmelidir. Yazılı talep; hem planlama kolaylığı sağlar hem de ileride “izin talebi hiç yapılmadı” iddialarına karşı ispat gücü oluşturur.
Özel sektörde mevzuat, her işyeri için “mutlaka nikah günü başlar” gibi tek tip bir başlangıç kuralı ortaya koymadığından, çoğu işyerinde izin başlangıç ve bitiş tarihleri işçi ile işverenin iş organizasyonunu da gözeten bir mutabakatla belirlenir. Buna karşılık, memur rejiminde resmi nikah ve düğün töreni farklı tarihlerdeyse, uygulamada başlangıcın kişinin tercihine göre belirlenmesi gündeme gelebilir. Bu ayrımın ortak noktası şudur: İzin planı yapılırken işin aksamaması dikkate alınır; ancak planlama yapılırken çalışanın kanuni hakkı da fiilen kullanılabilir hale getirilmelidir.
Deneyimde sık rastlanan hata, nikah tarihinden çok sonra, uzun bir süre geçtikten sonra iznin “birikmiş hak” gibi talep edilmesidir. Evlilik izni, yıllık izin gibi yıl içine yayılan bir dinlenme izni değildir; mazeret izni niteliği gereği, makul süre içinde evlilikle bağlantılı şekilde kullanılmalıdır. Bu nedenle çalışanların, nikah tarihine yakın bir zaman diliminde izin talebini netleştirmesi ve işyeri içi işleyişi aksatmayacak şekilde planlama yapması, uyuşmazlık riskini azaltır.
Evlilik İzni Nikahtan Kaç Gün Sonra Kullanılabilir?
“Nikahtan kaç gün sonra kullanılabilir?” sorusu, çoğu zaman izin hakkının kaybolup kaybolmadığı endişesiyle sorulur. Uygulamadaki yaklaşım, evlilik izninin kural olarak nikahın hemen sonrasına denk gelecek şekilde kullandırılması yönündedir; çünkü izin, evlilik nedeniyle ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak üzere tasarlanmıştır. Bununla birlikte, özellikle özel sektörde işin gereği, şehir dışı organizasyon, vardiya düzeni gibi sebeplerle izin başlangıcının birkaç gün kaydırılması; işyeri düzeni bozulmadığı sürece, tarafların anlaşması ile mümkün olabilmektedir.
Burada dikkat edilmesi gereken iki kritik sınır vardır. Birincisi, izin tarihini belirlerken çalışanın evliliği belgeleyen resmi kaydı (nikah tarihi) esas alınmalı ve izin, evlilikle bağını koparmayacak kadar yakın bir dönemde kullanılmalıdır. İkincisi, izin talebi işverene zamanında iletilmeli ve mümkünse talep süreci yazılı yürütülmelidir. Talebin sözlü yapılması, özellikle sonradan “işveren izin istediğini bilmiyordu” savunmasıyla karşılaşıldığında, çalışan açısından ispat sorununa dönüşür.
Gün hesabı bakımından da yanlış beklentiler oluşabilmektedir. Evlilik izninde birçok işyeri ve kurum, izin süresini normal gün hesabıyla yürütür; bu nedenle hafta sonuna veya resmî tatile denk gelen günler çoğu zaman izinden sayılır ve “ilave gün” verilmez. Çalışan, “3 iş günü” düşüncesiyle plan yapıp, hafta sonuna denk geldiğinde beklediği ek süreyi alamadığında uyuşmazlık yaşanır. Bu yüzden izin talebinde bulunurken başlangıç-bitiş tarihinin açıkça yazılması ve işyerinin uygulamasının önceden görülmesi önemlidir.
Evlilik İzni Şartları Nelerdir?
Evlilik izninin kullanılabilmesi için temel koşul, evliliğin resmi nikah ile gerçekleşmesidir. Bu nedenle öncelikle nikah tarihinin alınmış olması ve bu tarihe ilişkin belgenin işverene veya ilgili birime sunulması beklenir. Uygulamada belge olarak nikah tarihi içeren resmi evrak, davetiye veya kurumun kabul ettiği benzeri bir kanıt kullanılabilse de, uyuşmazlık riskini azaltan yaklaşım, mümkün olan en resmi belgelendirmeyi tercih etmektir.
İkinci önemli şart, talebin zamanında iletilmesidir. Nikah gününden hemen önce yapılan plansız talepler, iş organizasyonu açısından problem yaratabildiği için işverenle gereksiz gerilim doğurabilir. Buna karşılık, çok erken dönemde yapılan ancak tarih netleşmemiş talepler de başvurunun sonuçsuz kalmasına yol açabilir. Bu nedenle pratikte en sağlıklı yöntem, nikah tarihi netleştikten sonra izin talebinin yazılı biçimde yapılması ve teslim edildiğine dair bir alındı/tebliğ kaydı oluşturulmasıdır.
Üçüncü husus, iznin yıllık izinden bağımsız olmasıdır. Evlilik izni, yıllık izin “birikimi” gibi değerlendirilmez ve yıllık izin bakiyesinden düşürülmesi doğru değildir. Dördüncü olarak, izin süresinin hesaplanmasında işyerinin gün hesabı yaklaşımı önem taşır; normal gün hesabı benimseniyorsa hafta sonu ve resmî tatiller çoğu zaman süreden sayılır. Son olarak, işçi ve memur ayrımı mutlaka doğru yapılmalıdır: İşçiler yönünden izin, genel olarak kişinin kendi evliliğine bağlı iken; memur rejiminde mevzuatın öngördüğü kapsam farklılıkları bulunabilir. Bu ayrımların karıştırılması, yanlış talep ve yanlış planlama nedeniyle hak kaybı doğurabilir.
Evlilik İzni Nasıl Kullanılır? Evlilik İzni Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?
Evlilik izninin sorunsuz kullanılabilmesi için en güvenli yol, sürecin baştan sona yazılı ilerletilmesidir. İlk adım, nikah tarihinin kesinleşmesidir. İkinci adım, izin talebinin işverene veya kurumun belirlediği yetkili birime iletilmesidir. Uygulamada, izin talebinin nikah tarihinden belirli bir süre önce yapılması, iş planının düzenlenebilmesi açısından önem taşır. Talep dilekçesi, karmaşık bir metin olmak zorunda değildir; ancak tarih, izin süresi ve dayanak açık olmalıdır.
Dilekçe hazırlanırken, çalışanın statüsüne göre dayanak farklılaşır. İşçiler yönünden 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki mazeret izni düzenlemelerine atıf yapılırken; memurlar yönünden 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’ndaki mazeret izinleri esas alınır. Dilekçede, “hangi tarihler arasında izin kullanılacağı” açıkça yazılmalı; mümkünse nikah tarihini gösteren belge eklenmelidir. En kritik uygulama detayı, dilekçenin teslim edildiğine dair imzalı alındı veya kurum içi kayıt oluşturulmasıdır. Bu kayıt, ileride doğabilecek uyuşmazlıklarda ispat yükünü ciddi biçimde kolaylaştırır.
Aşağıdaki adımlar, pratikte en sorunsuz yöntemi özetler:
- Nikah tarihini netleştirin: Tarih kesinleşmeden izin planı yapmak, sonradan revizyon ihtiyacını artırır.
- Yazılı talep oluşturun: Dilekçede izin başlangıç-bitiş tarihini ve toplam gün sayısını açık yazın.
- Belge ekleyin: Nikah tarihini gösteren evrakı eklemek, “tarih belli değildi” itirazını azaltır.
- Alındı kaydı alın: Dilekçenin teslim edildiğini ispatlayan kayıt, uyuşmazlık halinde belirleyici olabilir.
- İşyeri uygulamasını kontrol edin: Gün hesabı (normal gün/iş günü) yaklaşımı ve iç prosedürleri önceden öğrenin.
Bu bölümde yapılan en yaygın hata, “nasıl olsa hak” düşüncesiyle dilekçeyi sözlü talebe indirgemektir. Evlilik izninin kendisi kanuni bir hak olsa da, talebin usulüne uygun yapılmaması, iznin fiilen kullandırılmamasına ve sonrasında gereksiz hukuki sürece neden olabilir.
İşveren Düğün İzni Kullandırmazsa Ne Olur?
Evlilik izninin kullandırılmaması, özel sektörde işçi açısından yalnızca birkaç gün iznin kaybı anlamına gelmez; doğru yönetilmediğinde iş ilişkisinin geleceğini etkileyen bir uyuşmazlığa dönüşebilir. Öncelikle çalışan, talebini yazılı yaptıysa ve buna rağmen izin kullandırılmadıysa, durumun gerekçesi netleştirilmelidir. Bazı işyerlerinde sorun, yanlış gün hesabı veya yanlış tarihlendirme gibi idari bir hatadan kaynaklanabilir. Bu nedenle ilk aşamada yazılı iletişimle (kurum içi yazışma, e-posta, dilekçe) düzeltme istemek çoğu zaman daha hızlı sonuç verir.
İşverenin izni sistematik biçimde reddetmesi halinde, işçi açısından uyuşmazlık “hak ihlali” boyutuna taşınabilir. Uygulamada bu tür ihlaller, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle fesih iddiasına bağlanabilmektedir. Haklı fesih iddiası, doğrudan kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacakları bakımından önem taşıdığı için, sürecin delil temelli yürütülmesi gerekir. Yazılı izin talebi, alındı kaydı, işverenin ret cevabı veya fiili kullandırmama davranışı, bu noktada belirleyici delillerdir.
Yargıtay uygulamasında, tazminat ve feshe ilişkin dosyalarda genellikle “talebin yapılıp yapılmadığı”, “işverenin tutumunun süreklilik gösterip göstermediği”, “işçinin işi terk edip etmediği” gibi olgular öne çıkar. Bu nedenle çalışan, ani bir refleksle işe gitmeme yoluna girdiğinde, devamsızlık iddiasıyla karşılaşma riski doğabilir. En güvenli yaklaşım, haklı fesih gibi ağır sonuçları olan adımlar atılmadan önce somut olayın belgelenmesi ve hukuki risklerin değerlendirilmesidir.
Evlenen İşçi İşten Çıkarılabilir mi?
Sırf evlendiği için bir işçinin işten çıkarılması, iş hukuku bakımından ciddi uyuşmazlık doğurabilecek bir işlemdir. Uygulamada işveren fesih gerekçesini “performans”, “işin gerekleri” gibi başka başlıklara dayandırmaya çalışsa dahi, fesih zamanlaması ve dosya içeriği evlilik nedeniyle ayrımcılık iddialarını gündeme getirebilir. Bu tür durumlarda işçinin, fesih bildirimi, savunma süreçleri, performans değerlendirmeleri ve işyeri yazışmaları gibi belgeleri dikkatle muhafaza etmesi önemlidir.
Eğer işçi iş güvencesi kapsamındaysa (işyerinde ve kıdemde gerekli şartların sağlandığı senaryolarda), feshe karşı işe iade davası seçeneği gündeme gelebilir. Bu süreçte mahkeme, fesih sebebinin geçerli olup olmadığını ve işverenin iddiasını ispatlayıp ispatlayamadığını değerlendirir. İşçinin evliliği, tek başına geçerli fesih sebebi olarak kabul edilemeyeceği için, işverenin feshi başka olgularla desteklemesi beklenir.
Pratikte en sık hata, işçinin fesih bildirimi alınır alınmaz hiçbir kayıt tutmadan süreci tamamen sözlü yürütmesidir. Oysa fesih uyuşmazlıklarında zaman çizelgesi, yazışmalar ve resmi bildirimler belirleyicidir. Evlilik sürecine denk gelen fesihlerde, evlilik izni talebi, izin yazışmaları ve fesih tarihi arasındaki ilişki, dosyanın yönünü etkileyebilir. Bu nedenle evlilik izni talebinin de yazılı yapılması, yalnızca izin için değil; olası bir fesih ihtilafında genel delil düzeni için de koruyucu rol oynar.
Evlenen İşçi İşten Çıkabilir mi?
Evlilik nedeniyle işten ayrılma konusu, “evlilik izni” ile sık karıştırılan ancak sonucu çok daha ağır olan bir alandır. Uygulamada, özellikle kadın işçiler açısından evlilik sonrası belirli süre içinde iş sözleşmesinin sona erdirilmesi halinde kıdem tazminatı hakkı gündeme gelebilir. Bu hak, evlilik izninden bağımsızdır; yani “izin kullanma” ile “evlilik nedeniyle fesih” aynı işlem değildir. Bu ayrımı doğru kurmamak, çalışanların yanlış zamanda yanlış talepte bulunmasına ve hak kaybına yol açabilir.
Kadın işçi bakımından, evlilik nedeniyle fesihte en kritik iki unsur; evlilik tarihinin belgelenmesi ve fesih hakkının süre içinde kullanılmasıdır. Ayrıca kıdem tazminatı için, işyerindeki çalışma süresi bakımından aranan temel koşulların sağlanması gerekir. Erkek işçi açısından ise evlilik nedeniyle fesih, aynı şekilde otomatik bir tazminat hakkı doğuran bir mekanizma olarak değerlendirilmez; tazminat hakkı, genel hükümlere göre farklı sebeplerle oluşabilir.
Yargıtay uygulamasında, evlilik nedeniyle fesihte “gerçek irade” değerlendirmesi önem kazanır. Fesih yazısının içeriği, fesih gerekçesinin açık yazılması, evlilik belgesinin sunulması ve fesih zamanlaması; dosyada tutarlılık aranan başlıklardır. Pratikte en sık hata, işçinin işten ayrılmayı sözlü yapması veya fesih yazısında gerekçeyi belirsiz bırakmasıdır. Bu durumda işveren “istifa” savunmasıyla kıdem tazminatını tartışmalı hale getirebilir. Bu nedenle fesih gibi sonuç doğuran işlemlerde yazılı belge düzeni hayati önem taşır.
Evlilik İzni Yıllık İzinden Düşer mi? Nikah İzni Maaştan Kesilir mi?
Evlilik izni, kural olarak yıllık izinden ayrı değerlendirilir. Yıllık izin, işçinin dinlenme hakkına dayanan ve kıdemle bağlantılı bir izindir; evlilik izni ise mazeret izni niteliğindedir ve belirli bir olayın (evlilik) gerçekleşmesine bağlanır. Bu nedenle evlilik izninin yıllık izin bakiyesinden düşülmesi, uygulamada ciddi itirazlara neden olabilen bir hatadır. Çalışan, bu tür bir düşüm yapıldığını fark ettiğinde, işyeri insan kaynakları birimiyle yazılı şekilde düzeltme talebinde bulunmalıdır.
“Nikah izni maaştan kesilir mi?” sorusunun cevabı da aynı çerçevede değerlendirilir: Evlilik izni, genel kabul ve uygulama itibarıyla ücretli izin niteliğindedir. Bu, işçi veya memurun izinli sayıldığı günlerde “çalışmış gibi” kabul edilmesi ve ücretinin tam ödenmesi anlamına gelir. Dolayısıyla izin kullandırıldığı halde ücret kesintisi yapılması, uyuşmazlık doğurabilecek bir uygulamadır. Ücret bordrolarında “eksik gün” veya “ücretsiz izin” gibi bir kodlama göründüğünde, bunun nedeninin hemen yazılı olarak sorulması ve düzeltilmesi gerekir.
Bu başlık altında en sık görülen uygulama hataları şunlardır: Evlilik izninin yıllık izinle birleştirilip yıllık izinden düşülmesi, izin günlerinin hafta sonuna denk gelmesi halinde çalışan lehine otomatik ek gün verilmesi gerektiğinin zannedilmesi ve izin kullandırıldığı halde bordroda ücret kesintisi yapılması. Bu hataların ortak noktası, çoğu zaman işyeri içi prosedürle “kolayca düzeltilebilir” olmasıdır; ancak düzeltilmediğinde işçilik alacaklarına ve fesih tartışmalarına kadar uzanan sonuçlar doğurabilir.
Evlilik Sebebi İle İşten Ayrılan İşçinin Tazminatı Hakkı Var mıdır?
Evlilik nedeniyle işten ayrılma halinde tazminat tartışması, evlilik izni konusunun en riskli uzantısıdır. Çünkü burada artık “izin planlaması” değil, iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve bunun mali sonuçları söz konusudur. Uygulamada özellikle kadın işçiler için, evlilik sonrası belirli süre içinde fesih yapılması halinde kıdem tazminatı hakkının doğabileceği kabul edilmektedir. Bu hakkın kullanılabilmesi için evliliğin resmi belgeyle ispatı, fesih iradesinin net olması ve kıdem koşullarının sağlanması kritik önemdedir.
Yargıtay uygulamasında, evlilik nedeniyle fesih iddiasında “şekil ve zamanlama” başat rol oynar. Fesih dilekçesinde gerekçenin açık yazılmaması, evlilik belgesinin sunulmaması, fesih tarihinin evlilikle bağının kopacak kadar gecikmesi veya fesih yazısının sonradan tartışmalı hale gelmesi; tazminat talebini zayıflatabilir. Buna karşılık düzenli belge sunumu ve tutarlı bir zaman çizelgesi, çoğu dosyada uyuşmazlığı daha erken aşamada çözer.
Pratikte en çok yapılan hata, evlilik izni ile evlilik nedeniyle fesih ve tazminat hakkının aynı şey sanılmasıdır. Evlilik izni, iş ilişkisinin devamı içinde kullanılan bir haktır; evlilik nedeniyle tazminat ise iş ilişkisinin sona erdirilmesine bağlanan ayrı bir hukuki sonuçtur. Bu nedenle “önce izin kullanayım, sonra bakarım” yaklaşımıyla sürelerin kaçırılması, hak kaybına yol açabilir. Tazminat boyutuna taşınabilecek bir karar söz konusuysa, fesih iradesinin yazılı ve net biçimde ortaya konulması ve belgelerin eksiksiz sunulması gerekir.
Sıkça Sorulan Sorular
Özel sektörde evlilik izni kaç gündür?
Özel sektörde işçiler açısından evlilik/düğün izni, mazeret izni kapsamında değerlendirilir ve uygulamada 3 gün olarak kabul edilir. İş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesiyle daha uzun süre tanınmışsa, çalışan lehine olan düzenleme uygulanır.
Memurlarda evlilik izni kaç gündür?
Memurlar bakımından evlilik izni, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu çerçevesinde mazeret izni niteliğindedir ve uygulamada 7 gün olarak kullandırılır. Kamu personelinin statüsü (memur, sözleşmeli personel vb.) süre ve usul üzerinde etkili olabilir.
Evlilik izni hafta sonuna denk gelirse ek gün verilir mi?
Birçok işyeri ve kurum, evlilik iznini normal gün hesabıyla yürütür. Bu nedenle hafta sonu veya resmî tatile denk gelen günler çoğu zaman izinden sayılır ve otomatik ek gün verilmez. Uygulamanın işyeri iç düzenlemeleriyle nasıl yürütüldüğü önceden kontrol edilmelidir.
Evlilik izni kullandırılmazsa çalışan ne yapabilir?
İzin talebi yazılı yapıldığı halde kullandırılmıyorsa, öncelikle yazılı düzeltme talebi ve belge düzeni sağlanmalıdır. Uyuşmazlık devam ederse süreç, somut olaya göre işçilik alacakları ve fesih tartışmalarına bağlanabilir. Hak kaybı riskini azaltan yöntem, talep dilekçesi ve alındı kaydı gibi ispat araçlarını baştan oluşturmaktır.