Aldatıldım, Ne Yapmalıyım, Nasıl İspat Ederim?

Evlilik birliğinin temelini zedeleyen en önemli sebeplerden biri aldatma (zina) durumudur. Aldatıldığını öğrenen kişi için boşanma süreci hem psikolojik hem de hukuki açıdan oldukça yıpratıcı olabilir. Bu süreçte atılacak adımların doğru belirlenmesi, hak kaybı yaşanmaması ve davanın başarıyla sonuçlandırılması açısından büyük önem taşır. Boşanma davasında aldatmayı öne süren eş, bu iddiasını hukuka uygun delillerle ispatlamakla yükümlüdür.

Bu yazımızda, “Aldatıldım, Ne Yapmalıyım, Nasıl İspat Ederim?” sorusuna yanıt vererek, boşanmada aldatma delilleri, bu delillerin mahkemeye nasıl sunulacağı ve dikkat edilmesi gereken hukuki noktalar üzerinde duracağız.

Sayfa İçeriği

Boşanmada Aldatma Delilleri

Boşanma davasında öne sürülen aldatma iddiaları, yalnızca güçlü şüphelere değil, somut ve hukuka uygun delillere dayanmalıdır. Bu nedenle mahkemeye sunulan her delilin, hem olayın gerçekliğini ispatlar nitelikte olması hem de usule uygun şekilde elde edilmiş bulunması gerekir.

Aldatmayı ispatlamada kullanılabilecek başlıca deliller şunlardır:

  • Fotoğraf ve video kayıtları
  • Otel kayıtları ve seyahat bilgileri
  • Uçak biletleri
  • Tanık beyanları
  • Telefon kayıtları
  • Mesajlaşmalar (SMS, WhatsApp, diğer uygulamalar)
  • Ses kayıtları
  • Sosyal medya paylaşımları ve yazışmaları
  • Kredi kartı ekstreleri
  • Banka hesap hareketleri
  • Savcılık dosyaları veya soruşturma belgeleri
  • Başkasından çocuk sahibi olmak gibi kesin nitelikteki vakıalar

Bu delillerin mahkemeye sunulabilmesi için en önemli şart, hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmalarıdır. Aksi halde mahkeme bu delilleri dikkate almaz ve davanın seyrinde kullanılmaz.

Boşanmada Aldatma Delilleri Neden Gerekir?

Boşanma davalarında genel kural, iddia edenin iddiasını ispat yükümlülüğü altında olmasıdır. Yani, eşinin kendisini aldattığını ileri süren taraf bu durumu hukuka uygun delillerle kanıtlamak zorundadır. Aldatma (zina) iddiası, boşanma davasında en ağır kusurlardan biri sayıldığından, iddianın mahkemeye güçlü delillerle sunulması gerekir.

Eğer aldatmaya ilişkin kesin delil bulunmazsa, yalnızca şüphe uyandıran olaylar veya söylentiler boşanma sebebi olarak kabul edilmez. Ancak, aldatmaya dair karine teşkil eden durumlar mevcutsa, karşı taraf bu karineleri çürütecek karşı deliller sunabilir.

Bu nedenle, aldatma iddiasının kabul görmesi için fotoğraf, otel kaydı, mesaj, tanık beyanı gibi somut ve güvenilir delillerin mahkemeye sunulması büyük önem taşır.

Aldatma Tanıkla İspat Edilir Mi?

Boşanma davasında tanık beyanları, aldatmayı ispatlamada önemli bir delil türüdür. Özellikle tanıkların bizzat kendi gözleriyle gördükleri veya kulaklarıyla duydukları olaylar, mahkeme tarafından dikkate alınır. Örneğin, eşin başka biriyle otelde kaldığını ya da yakın ilişki içinde bulunduğunu doğrudan gözlemleyen bir tanığın ifadesi, güçlü bir delil niteliği taşır.

Bununla birlikte, duyuma dayalı tanıklık yani üçüncü kişilerden duyulan söylentilerin aktarılması tek başına yeterli kabul edilmez. Hakim, tanıkların ifadelerini sorgular ve gerçeğe uygun olup olmadığını değerlendirir. Ayrıca eşin aldatmayı itiraf ettiğini duyan bir tanık da mahkeme nezdinde geçerli bir delil sağlayabilir.

Sonuç olarak, tanık beyanları tek başına kesinlik sağlamasa da, diğer somut delillerle birlikte değerlendirildiğinde boşanma davasında etkili bir ispat aracı olabilir.

Zina (Aldatma) Davasında Telefon Kayıtları

Boşanma davasında eşlerin telefon kayıtları da aldatma iddiasını destekleyebilecek deliller arasındadır. Özellikle karşı cinsle olağan dışı saatlerde ve düzenli şekilde yapılan telefon görüşmeleri, mahkeme tarafından aldatma şüphesini güçlendiren bir durum olarak kabul edilebilir.

Bu kayıtların mahkemeye sunulabilmesi için hakimin ilgili GSM operatöründen kayıtların celp edilmesine karar vermesi gerekir. Yani eşlerden biri kendi imkânlarıyla karşı tarafın telefon kayıtlarını hukuka aykırı yollarla elde ederse, bu kayıtlar delil olarak kabul edilmez.

Telefon kayıtlarının mahkeme tarafından incelenmesi genellikle bilirkişi raporu aracılığıyla yapılır. Bu raporda görüşmelerin sıklığı, saatleri ve kimlerle yapıldığı gibi ayrıntılar değerlendirilir. Ancak görüşme içeriklerine ulaşılması mümkün değildir, yalnızca arama trafiği incelenebilir.

Dolayısıyla, telefon kayıtları tek başına kesin delil sayılmasa da, diğer somut delillerle birlikte kullanıldığında aldatmayı ispatlamada önemli bir destek sağlayabilir.

Boşanmada Telefon Mesajları Delil Olur Mu?

Boşanma davalarında telefon mesajları, aldatmayı ispatlamada en sık başvurulan deliller arasındadır. Ancak bu mesajların nasıl elde edildiği büyük önem taşır. Hukuka aykırı yollarla elde edilen mesajlar mahkeme tarafından dikkate alınmaz.

Örneğin;

  • Eşlerin birbirleriyle yaptıkları mesajlaşmalar, tarafların kendi telefonlarında mevcutsa hukuka uygun delil sayılır.
  • Ancak bir eşin diğerinin telefonunu gizlice ele geçirerek, şifre kırarak veya casus yazılım kullanarak elde ettiği mesajlar hukuka aykırı delil niteliğindedir ve mahkeme tarafından reddedilir.

Mahkemeler, telefon mesajlarını değerlendirirken, mesajların kim tarafından gönderildiği, içeriğinin bağlamı ve zamanı gibi unsurları da dikkate alır. Dolayısıyla, boşanma davasında mesajlar tek başına yeterli olmasa da, diğer delillerle birlikte güçlü bir ispat aracı olabilir.

Boşanma Davasında Fotoğraf Delili

Boşanma davalarında fotoğraflar, aldatmayı ispatlamak için kullanılan en önemli delillerden biridir. Ancak bir fotoğrafın delil niteliği taşıyabilmesi için bazı koşulların yerine getirilmesi gerekir.

Öncelikle, fotoğrafın ne zaman ve nerede çekildiği anlaşılır olmalıdır. Tarihi ve içeriği belirsiz fotoğraflar, mahkeme nezdinde güçlü bir delil olarak kabul edilmeyebilir. Ayrıca fotoğrafın;

  • Halka açık bir alanda çekilmiş olması,
  • Başka kişiler tarafından da görülebilecek şekilde paylaşılmış olması,
  • Ortak yaşam alanında bulunmuş olması

durumlarında, hukuka uygun bir şekilde elde edildiği kabul edilir.

Bununla birlikte, özel hayatın gizliliğini ihlal ederek elde edilen fotoğraflar hukuka aykırı sayılır ve mahkemede delil olarak kullanılamaz. Yani gizli kamera veya izinsiz takip yoluyla elde edilen görüntüler geçerli delil değildir.

Sonuç olarak, fotoğraflar tarih ve bağlamı açık şekilde ispatlandığında aldatmayı kanıtlamada etkili bir araçtır.

Kişisel Not Defteri, Günlük, Mektuplar Aldatma Delili Olur Mu?

Boşanma davalarında kişisel yazılar (not defteri, günlük, mektup gibi belgeler) zaman zaman aldatmayı ortaya koyabilecek ipuçları barındırabilir. Ancak bu tür belgelerin delil olarak kullanılabilmesi, nasıl elde edildiğine bağlıdır.

Eğer söz konusu belgeler, eşlerin birlikte yaşadığı ortak konutta bulunmuşsa ve hukuka aykırı bir şekilde ele geçirilmemişse, mahkeme tarafından delil olarak değerlendirilebilir. Örneğin, evde açık şekilde bırakılmış bir günlük ya da ortak yaşam alanında bulunan mektuplar, hukuka uygun delil niteliği taşır.

Buna karşılık, eşin özel hayatını ihlal ederek gizlice elde edilen belgeler hukuka aykırı delil sayılır. Örneğin, eşin kilitli çekmecesinden izinsiz alınan özel günlük veya şifreli bilgisayardan izinsiz kopyalanan yazılar mahkeme tarafından dikkate alınmaz.

Dolayısıyla, bu tür yazılı belgeler yalnızca hukuka uygun yollarla elde edilmişse boşanma davasında aldatma delili olarak kullanılabilir.

Kamera Kaydı Aldatma Delili Olur Mu?

Boşanma davalarında kamera kayıtları, aldatmayı ispatlamada kullanılabilecek önemli delillerden biridir. Ancak bu kayıtların da hukuka uygun şekilde elde edilmiş olması gerekir.

Özellikle ortak yaşam alanına tarafların bilgisi dahilinde yerleştirilen güvenlik kameralarından elde edilen görüntüler ve ses kayıtları, mahkemede geçerli delil niteliğindedir. Bu tür kayıtlar, aldatma olayını somut biçimde ortaya koyabilir.

Buna karşılık, gizlice yerleştirilen casus kameralar ya da eşin özel yaşam alanına izinsiz şekilde konulan kayıt cihazlarıyla elde edilen veriler özel hayatın gizliliğini ihlal ettiği için hukuka aykırı sayılır. Mahkeme bu tür kayıtları delil olarak dikkate almaz.

Sonuç olarak, kamera kayıtları ancak tarafların bilgisi ve rızasıyla yerleştirilen güvenlik sistemlerinden elde edilmişse, aldatmayı kanıtlayan güçlü bir delil olarak kabul edilir.

Telefon Konuşma Kayıtları Delil Olur Mu?

Boşanma davalarında telefon konuşma kayıtları da aldatmayı ispat için ileri sürülebilecek deliller arasında yer alır. Ancak bu kayıtların delil niteliği taşıyabilmesi için elde edilme yöntemine dikkat edilmelidir.

Eğer taraflardan biri, karşı tarafa “konuşmamız kayıt altına alınmaktadır” şeklinde uyarıda bulunmuşsa ve buna rağmen konuşma devam etmişse, bu kayıt hukuka uygun delil kabul edilir. Çünkü diğer taraf, görüşmenin kayıt altına alındığını bilerek konuşmayı sürdürmüştür.

Buna karşılık, haber vermeden gizlice yapılan kayıtlar ise özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğinden, kural olarak mahkemede delil olarak kullanılamaz. Ancak bazı istisnai hallerde, örneğin eşin sadakat yükümlülüğünü ağır şekilde ihlal ettiğine dair güçlü emareler varsa, mahkeme bu kayıtları değerlendirmeye alabilir.

Ayrıca telefon konuşmalarının üçüncü kişilere dinletilmesi de delil niteliğinde olabilir. Hoparlör aracılığıyla yapılan görüşmenin tanıklarca duyulması ve bu kişilerin beyan vermesi, hukuka uygun bir tanıklık olarak değerlendirilebilir.

Otel Kayıtları Boşanmada Aldatma Delili Olur Mu?

Boşanma davalarında en güçlü delillerden biri de otel kayıtlarıdır. Bir eşin, karşı cinsten biriyle aynı otel odasında kalması, mahkeme tarafından aldatma karinesi olarak değerlendirilir. Özellikle geceyi birlikte geçirmiş olmak, sadakat yükümlülüğünün ihlal edildiğini gösteren ciddi bir delildir.

Ancak her durumda otelde kalmak aldatma olarak kabul edilmez. Örneğin, iş gereği veya zorunlu bir nedenle aynı odada konaklamak söz konusuysa, bu durumun aldatma amacıyla gerçekleşmediği savunulabilir. Mahkeme, olayın şartlarını değerlendirir ve buna göre karar verir.

Otel kayıtları; rezervasyon belgeleri, kimlik bildirim formları ve konaklama fişleri aracılığıyla elde edilebilir. Bu tür belgeler resmi nitelik taşıdığından, aldatmanın ispatında güçlü deliller arasında sayılır.

Ses Kaydı Boşanmada Delil Olur Mu?

Boşanma davalarında ses kayıtları, aldatma iddiasını ispatlamada sıkça gündeme gelen delil türlerinden biridir. Ancak burada da temel kriter, kaydın hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğidir.

  • Casus yazılımlar veya gizlice yapılan kayıtlar hukuka aykırı kabul edilir ve mahkeme bu delilleri dikkate almaz.
  • Buna karşılık, taraflardan birinin telefon görüşmesini hoparlör aracılığıyla üçüncü kişilere dinletmesi ve bu kişilerin tanıklık yapması hukuka uygundur.
  • Ayrıca, tarafın “konuşmalar kayıt altına alınıyor” şeklinde uyarıda bulunması ve görüşmenin buna rağmen sürdürülmesi halinde, bu kayıt da delil niteliği kazanır.

Ses kayıtları tek başına kesin delil olmasa da, diğer belgeler ve tanık beyanlarıyla birlikte değerlendirildiğinde, aldatma olgusunu ortaya koymada güçlü bir araç olabilir.

Sosyal Medya Yazışmaları Delil Olabilir Mi?

Günümüzde sosyal medya, boşanma davalarında en çok başvurulan delil kaynaklarından biridir. Sosyal medya yazışmaları, paylaşımlar, fotoğraflar ve yorumlar, aldatma iddiasını destekleyen güçlü unsurlar olabilir. Ancak yine temel şart, bu verilerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmasıdır.

  • Eşin kendi hesabından kamuya açık yaptığı paylaşımlar ve fotoğraflar, mahkemece delil olarak kabul edilir.
  • Evde ortak kullanılan bilgisayarda veya açık bırakılmış cihazda görülen mesajlar da delil sayılabilir.
  • Buna karşılık, sahte hesap açarak, kimliğe bürünerek veya hesabı hackleyerek elde edilen yazışmalar hukuka aykırı olduğu için dikkate alınmaz.

Mahkemeler, sosyal medya yazışmalarını değerlendirirken, içeriklerin kim tarafından yazıldığı, ne zaman paylaşıldığı ve olayla ilgisi gibi unsurları göz önünde bulundurur. Bu nedenle, sosyal medya delilleri tek başına kesinlik sağlamasa da, diğer belgelerle birlikte sunulduğunda aldatmayı ispatlamada güçlü bir katkı sağlar.

Aldatan Eşin Telefon Kayıtları Nasıl Alınır?

Boşanma davalarında eşin telefon kayıtları, aldatma iddiasını kanıtlamak için talep edilebilecek deliller arasındadır. Ancak bu kayıtların elde edilmesi kişinin kendi çabasıyla mümkün değildir; yalnızca mahkeme kararıyla ilgili operatörlerden getirilebilir.

Eğer boşanma davasında zina (aldatma) iddiası ileri sürülmüşse, taraflardan biri mahkemeden eşinin telefon görüşme dökümlerini isteme hakkına sahiptir. Hakim, talebi uygun görürse, ilgili telekomünikasyon şirketinden HTS kayıtlarını celp eder. Bu kayıtlar; görüşme yapılan numaraları, tarihleri ve sürelerini gösterir.

Burada önemli olan, kişinin karşı tarafın telefon kayıtlarını izinsiz yollarla elde etmeye çalışmamasıdır. Çünkü bu şekilde alınan bilgiler hukuka aykırı sayılır ve mahkemece dikkate alınmaz.

Sonuç olarak, aldatmaya ilişkin telefon kayıtları yalnızca mahkeme kararıyla resmi yollarla temin edilebilir ve bu durumda delil olarak kullanılabilir.

Boşanmada WhatsApp Kayıtları İstenir Mi?

Boşanma davalarında en çok merak edilen konulardan biri de WhatsApp yazışmalarının delil olup olamayacağıdır. Mahkeme, doğrudan WhatsApp’a yazı yazarak tarafların mesajlarını istemez; yani WhatsApp kayıtları resmî makamlarca celp edilemez.

Bu nedenle, WhatsApp yazışmaları ancak tarafların kendileri tarafından mahkemeye sunulabilir. Burada da yine temel şart, kayıtların hukuka uygun yollarla elde edilmiş olmasıdır. Örneğin:

  • Taraflardan birinin kendi telefonunda bulunan konuşmaları sunması hukuka uygundur.
  • Ancak şifre kırma, casus yazılım kullanma veya gizlice erişim sağlama gibi yöntemlerle elde edilen yazışmalar hukuka aykırıdır ve delil sayılmaz.

Dolayısıyla, WhatsApp mesajları tek başına kesinlik sağlamasa da, diğer delillerle birlikte mahkeme tarafından dikkate alınarak aldatma iddiasını güçlendiren unsurlar arasında yer alabilir.

Aldatıldığını Nasıl İspatlarsın?

Boşanma davalarında aldatmayı ispat etmek, davanın seyrini ve sonucunu doğrudan etkileyen en önemli aşamalardan biridir. Hukukumuzda eşler, evlilik birliğinin mutluluğunu korumakla ve birbirlerine sadık kalmakla yükümlüdür. Bu yükümlülüğün ihlali olan aldatma, ancak hukuka uygun delillerle ispatlandığında mahkeme tarafından kabul edilir.

Aldatmayı ispatlamak için şu noktalara dikkat edilmelidir:

  • Delillerin hukuka uygun elde edilmesi: Gizlice şifre kırarak ya da casus yazılım kullanarak edinilen kayıtlar geçerli olmaz.
  • Ortak yaşam alanından elde edilen veriler: Ortak konutta bulunan fotoğraf, not, bilgisayar ya da cihazdaki veriler hukuka uygun kabul edilebilir.
  • Tanık beyanları: Tanıkların doğrudan gözlemleri ya da aldatmayı bizzat duymaları delil niteliği taşır.
  • Somut belgeler: Otel kayıtları, seyahat belgeleri, kredi kartı ekstreleri gibi resmi nitelikli belgeler en güçlü deliller arasında yer alır.

Kısacası, aldatıldığını ispatlamak isteyen eşin, kanıtların hukuka uygun yollarla elde edilmesine özellikle dikkat etmesi gerekir. Aksi halde deliller mahkeme tarafından değerlendirmeye alınmaz.

Boşanmada Aldatma Delilleri Nasıl Sunulur?

Boşanma davalarında delillerin etkili şekilde kullanılabilmesi için usule uygun şekilde mahkemeye sunulması gerekir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 194. maddesi uyarınca taraflar, dayandıkları olayları somutlaştırmak ve hangi delilin hangi vakıayı ispatladığını açıkça belirtmek zorundadır.

Hakim, taraflara delillerini sunmaları için kesin süre verir. Bu süre içinde delillerin mahkemeye sunulmaması halinde, daha sonra getirilen deliller dikkate alınmaz. Bu nedenle, aldatmaya ilişkin delilleri;

  • Dava dilekçesi veya cevap dilekçesi ekinde,
  • Ya da mahkemece verilen süre içerisinde,

eksiksiz biçimde sunmak gerekir.

Delillerin doğru ve zamanında sunulmaması, davanın kaybedilmesine veya iddiaların ispatlanamamasına yol açabilir. Bu nedenle boşanma sürecinde delillerin hazırlanması ve mahkemeye sunulması aşamasında hukuki destek alınması son derece önemlidir.

Boşanma Davasında Deliller Ne Zaman Sunulur?

Boşanma davalarında delillerin sunulma zamanı, usul hukuku açısından kritik öneme sahiptir. Türk hukuk sisteminde uygulanan teksif ilkesi gereğince taraflar, iddia ve savunmalarını ve bunları ispatlayacak delilleri belirli aşamalarda mahkemeye sunmak zorundadır.

  • Dava ve cevap dilekçeleri aşamasında: Taraflar, iddialarını ve savunmalarını destekleyen delilleri dilekçelerine eklemelidir.
  • Ön inceleme duruşması: Hakim, dilekçelerde belirtilip fakat henüz mahkemeye sunulmayan deliller için taraflara iki haftalık kesin süre verir.
  • Tahkikat aşaması: Bu aşamada yeni delil ancak karşı tarafın açık rızasıyla veya ıslah yoluyla ileri sürülebilir.

Eğer taraf, hakim tarafından verilen kesin süre içinde delil sunmazsa, daha sonradan sunduğu deliller dikkate alınmaz. Bu nedenle aldatma delillerinin eksiksiz hazırlanıp zamanında sunulması davanın sonucunu doğrudan etkiler.

Boşanma Davasında Delil Olmazsa Ne Olur?

Boşanma davalarında geçerli ve somut delil sunulmadığında, mahkeme iddia edilen olayları dikkate almaz. Çünkü Türk hukukunda “taraflarca getirilme ilkesi” geçerlidir. Yani, hâkim ancak tarafların dilekçelerinde dayandıkları vakıaları ve bunları destekleyen delilleri inceleyebilir.

Delil olmadan öne sürülen aldatma iddiaları, kusur olarak kabul edilmez ve hükme esas alınmaz. Bu durumda dava reddedilebilir veya yalnızca delillerle ispatlanabilen diğer vakıalar üzerinden karar verilir.

Ayrıca, ön inceleme aşamasına kadar ileri sürülmemiş ve delillerle desteklenmemiş iddialar da hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınamaz. Hatta hâkim, taraflara bu konuda hatırlatma yapma yetkisine dahi sahip değildir.

Kısacası, delil olmadan açılan bir aldatma davası, büyük ihtimalle başarısızlıkla sonuçlanır. Bu nedenle iddiaların mutlaka hukuka uygun ve güçlü delillerle desteklenmesi gerekir.

Anlaşmalı Boşanmada Delil Sunmak Gerekir Mi?

Anlaşmalı boşanma davaları, tarafların evliliği sona erdirmek konusunda mutabık kalmaları ve mahkemeye birlikte başvurmaları halinde görülür. Bu tür davalarda esas olan, tarafların boşanma, nafaka, velayet ve mal paylaşımı gibi konularda anlaşmaya varmış olmalarıdır.

Dolayısıyla, anlaşmalı boşanma davasında delil sunmaya gerek yoktur. Çünkü ortada bir çekişme bulunmadığından, mahkeme tarafların anlaşmasını esas alarak boşanmaya karar verir.

Buna karşılık, taraflar arasında boşanma şartları konusunda ihtilaf çıkarsa ya da dava çekişmeli boşanmaya dönüşürse, o zaman iddiaların ispatı için delil sunulması zorunlu hale gelir. Özellikle aldatma sebebine dayalı çekişmeli boşanmalarda, mahkemenin ikna edilmesi için güçlü ve hukuka uygun delillerin dosyaya eklenmesi gerekir.

Boşanma Davasında Aldatma Delilleri Dikkat Edilmesi Gerekenler

Boşanma davalarında aldatmaya ilişkin delillerin mahkemede geçerli olabilmesi için bazı önemli kurallara dikkat edilmesi gerekir. Aksi halde deliller hukuka aykırı sayılır ve davada dikkate alınmaz.

Dikkat edilmesi gereken başlıca hususlar şunlardır:

  • Tanık beyanları: Tanıkların görgüye dayalı anlatımları geçerli delil kabul edilir. Ancak duyum veya söylentiye dayalı tanıklık mahkemece dikkate alınmaz.
  • Hukuka aykırı deliller: Şifre kırarak, gizli kamera veya casus yazılım kullanarak elde edilen kayıtlar hukuka uygun değildir.
  • Feragat sonrası olaylar: Feragat tarihinden önceki olaylar affedilmiş sayılır ve yeniden kusur olarak ileri sürülemez. Yeni olayların varlığı ayrıca ispat edilmelidir.
  • Terk ihtarı ve barışma: Eşlerin terk ihtarından veya barışma tarihinden önceki olayları affettikleri kabul edilir. Bu tür olaylar kusur belirlemesinde dikkate alınmaz.
  • Uzun süre sonra gündeme gelen olaylar: Üzerinden yıllar geçmiş olaylar evlilik birliği sürdürülmüşse, boşanma gerekçesi sayılmaz.
  • İspatlanamayan iddialar: Delille desteklenmeyen vakıalar mahkemece dikkate alınmaz.
  • Dava tarihinden sonraki olaylar: Bu olaylar mevcut davada kusur belirlenmesinde esas alınamaz, yalnızca yeni bir dava konusu yapılabilir.
  • Yemin ve ikrar: HMK uyarınca yemin ve ikrar, boşanma davalarında hâkimi bağlamaz.

Sonuç olarak, aldatma delillerinin hukuka uygun, zamanında ve somut şekilde sunulması davanın başarısı için kritik öneme sahiptir.

Boşanma Davası Sebepleri

Türk Medeni Kanunu’muz çekişmeli boşanma davalarını özel sebepler ve genel sebepler olarak ikiye ayırmıştır. Özel boşanma sebepleri Zina, Hayata Kast, Kötü Veya Onur Kırıcı Davranış, Haysiyetsiz Hayat Sürme, Terk ve Akıl Hastalığı. Genel Boşanma Nedenleri ise TMK 166 . madde de yer almaktadır. Kanun metnine göre genel boşanma sebepleri: “Evlilik Birliğinin Temelden Sarsılması ve Şiddetli Geçimsizliktir.” Bugün makalemizin konusu özel boşanma sebeplerinden olan zina yani aldatmadır.

Hangi Durumlarda Zina Nedeni İle Boşanabilirim?

Zina sebebine dayanarak boşanabilmeniz için eşinizin bir başka kişiyle cinsel ilişkiye girdiğini ispatlamanız gerekmektedir. Öpme, sarılma vb. eylemler ile zina nedeni ile boşanmanız mümkün değildir. Bu eylemler Türk Medeni Kanunu 185/2 . maddesinde yer alan sadakat yükümlülüğünü ihlale girmektedir ve bu hallerin varlığı halinde hakim genel boşanma sebebi olan TMK 166 madde de belirtilen evlilik birliğinin temelinden sarsılması sebebiyle boşanmadan karar verecektir.

Eşimi Başka Kadınlarla/Erkeklerle Mesajlaşırken Yakaladım.

Zina nedeni ile açılan boşanma davalarında en önemli husus ispattır. Burada ispat yükü davayı açan kişiye aittir. Zina nedeni ile açılan boşanma davalarında whatsapp mesaj kayıtları, instagram, facebook gibi sosyal medya üzerinden yapılan yazışmalar, fotoğraf ve video gönderimleri, ses kayıtları, hukuka uygun elde edildiği takdirde delil olarak değerlendirilir. Kişinin zina yaptığını kabul etmesi tek başına hakimi bağlayıcı neden oluşturmaz.

Eşim beni aldattı. Affettim. Boşanma Davası Açabilir Miyim?

Türk Medeni Kanunumuza göre affeden tarafın davaya hakkı yoktur. Bu af her zaman açık olmaz, örtülü af da olabilir. Açıklayacak olursak eşinizin sizi aldattığını öğrendikten sonra eşinizle beraber tatile çıktıysanız burada örtülü af söz konusu olmaktadır. Açık veya örtülü af yapmanız durumunda tekrardan dava hakkınız bulunmamaktadır.

Aldatıldığımı Öğrendiğimden İtibaren Kaç Gün İçinde Dava Açmalıyım?

Kişi, aldatıldığını öğrendiğinden itibaren 6 ay ve her halde 5 yıl içinde Zina Nedeniyle Boşanma Davası Dilekçe Örneği ile dava açmalıdır. Açıklayacak olursak aldatma eyleminin üzerinden 5 yıl geçmişse dava açma hakkınız düşmüş demektir. Ancak eylemin gerçekleştiği tarihin üzerinden 5 yıl geçmemesi durumunda öğrendikten sonra ki 6 ay içinde dava açabilirsiniz. Ancak bu süreleri kaçırmak sizin boşanma davası açma hakkınızı öldürmemektedir. Zina nedeni ile açılamayan boşanma davanızı sadakat yükümlülüğünü ihlalden de açabilirsiniz.

Aldatan Eşimden Tazminat Alabilir Miyim?

Türk Medeni Kanunu madde 174 uyarınca zina nedeni ile açacağınız boşanma davanızda aldatan eşinize karşı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabilirsiniz. Maddi ve manevi tazminat miktarı ise eşlerin kusur oranına göre belirlenmektedir. Sadece zina sebebi ile değil genel sebeplerden boşandığınızda da kusur oranına göre tazminata hükmedilmektedir. Burada sebebin özel yada genel oluşu tazminat miktarına etki etmektedir.

Aldatan Eşe Çocuğun Velayeti Verilir mi?

Velayet, ergin olmayan çocuğun eğitim, sağlık, barınma vb. masraflarının karşılanması demektir. Zina nedeni ile boşanma durumunda merak edilen bir diğer soru ise müşterek çocuğun velayetidir. Tarafların birbirlerine karşı olan kusur durumu velayet noktasında hakimin kararını etkilememektedir. Burada asıl önemli olan husus çocuğun üstün yararıdır. Hakim, kararını verirken çocuğun menfaatini gözetmektedir. Fakat tabi ki kusurun ağırlığına göre tarafların kusurlu hareketleri doğrudan olmasa da dolaylı olarak velayeti etkilemektedir.

Aldatıldım Tek Celsede Boşanmak İçin Ne Yapmalıyım?

Tek celsede boşanmak ancak anlaşmalı boşanma ile mümkündür. Eğer taraflar velayet, nafaka vb. hususların tamamında anlaşarak anlaşmalı boşanmak isterlerse tek celsede boşanmış olacaklardır. Ancak bu hususların sadece birinde olsun ortak irade gösteremeyen veya zinaya bağlı dava açacak taraflar tek celsede boşanamayacaklardır. Çünkü aldatıldığını yani karşı tarafın zina yaptığı iddia eden eş bu iddiasını ispatla mükelleftir. Bu iddiasını ispat etmek için bir takım deliller sunacak, bu delillerin incelenmesini talep edecek, bir takım delillerinden ilgili yerlerden toplanmasını isteyecektir. Bu delillerin toplanması ve incelenmesi uzun süreceğinden tek celsede de boşanmak mümkün olmayacaktır.

Aldatan Eş Nafaka Alabilir Mi?

Boşanma davalarında kusur birçok etken üzerinde etkili olduğu gibi nafaka hususunda da önem arz etmektedir. Nafaka, kişinin geçimini devam ettirebilmek üzere karşı taraftan mali gücü oranında talep ettiği ücrete denmektedir. Nafakanın kusur bakımından önemi ise nafakayı talep eden tarafın kusurunun daha ağır olmaması gerekmektedir. Bu sebeple aldatan eş kusurlu olacağı için nafaka alamayacaktır.

Eşini Aldatan Eş Mal Rejimi Davasında Mal Alabilir Mi?

Türk Medeni Kanunu’na 2002 yılında giren edinilmiş mallara katılma rejimine göre eşler evlilik birliği içerisinde alınan mallara eşit oranda ortaktır. Ancak zinanın varlığı halinde mahkeme, tarafların kusuruna göre bu oranı artırabilir ya da azaltabilir. Açıklayacak olursak eşinizin zina yaptığını mahkeme huzurunda delillerinizle ispatladıysanız, zina yapan tarafın edinilmiş mallar üzerindeki hakları tamamen kaldırılabilir veyahut azaltılabilir.

Eşim Beni Nişanlı Olduğumuz Dönem Aldatmış. Dava Açabilir Miyim?

Eşinizin sizi nişanlılık döneminizde aldattığını öğrenmeniz durumunda, öğrendikten itibaren 6 ay ve her halükarda 5 yıl içerisinde evliliğiniz iptali isteminde bulunabilirsiniz ancak zina nedeniyle boşanma davası açma hakkınız yoktur. Zina nedeniyle boşanma davasını açmanın koşulu, bu eylemin evlilik birliği içerisinde gerçekleşmiş olmasıdır.

Aldatma (Zina) Sebebiyle Boşanma Davası

“Zina Madde 161- Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.” Şeklindedir. Zina, evli bir kişinin eşi dışında bir kimseyle cinsel ilişkiye girmesidir. Eşlerin başkasıyla öpüşmesi, dokunması ve sarılması Türk Medeni Kanun uyarınca zina olarak kabul edilmemektedir. Bu gibi hallerde TMK 163 uyarınca dava açmak gerekmektedir. TMK 163 ise haysiyetsiz yaşam sürmedir.

Aldatma (Zina) Nedeniyle Boşanma Davası Nasıl Açılmalıdır?

Aldatma sebebiyle boşanma davası sadece aldatma olayına dayanarak açılabilse de, kanıtlaması zor olgular olduğu için tek neden olarak açılması tarafımızca tavsiye edilmemektedir. Aldatma ve genel boşanma sebebi olan evlilik birliğinin temelinden sarsılması ile birlikte açılması, ileride oluşacak hak kayıplarını önleyecektir. Peki bu hak kayıpları nelerdir? Özetle sadece aldatma sebebiyle açılmış bir boşanma davasında, aldatma olgusu kanıtlanamazsa dava ispatlanamadığından mahkeme tarafından ret edilecektir.

Peki Aldatan Eş Dava Açabilir mi?

Evet açabilir. Evlilik birliğinde tek taraflı ve salt kusurlu olmak her zaman mümkün değildir. Eşler genelde karşılıklı kusurlu hareketler içerisindedir. Bu nokta da aldatan eş, evlilik birliği içerisinde eşinin kusurlu davranışları sebebiyle bu hale geldiyse, pek tabi ki o sebeplere dayanarak dava açması mümkündür.

Yorum yapın

Hemen Ara