Dolandırıcılık Suçu İstinaf Dilekçesi Örneği

Dolandırıcılık suçu istinaf dilekçesi örneği hazırlanırken amaç, yerel mahkeme kararındaki maddi ve usul hatalarını göstererek hükmün kaldırılmasını veya bozulmasını sağlamaktır. Bu içerikte; hangi başlıklar altında, nasıl bir mantıkla ilerlemeniz gerektiğini, hangi yasal kurumların mutlaka tartışılması icap ettiğini ve Yargıtay’ın hangi noktalara özellikle baktığını özetliyoruz. Yazı; “Konu”, “Açıklamalar”, “Yargıtay’ın Değerlendirmesi”, “Hukuki Nedenler”, “Sonuç ve İstem” ile “Ekler” düzenini izler.

Konu

İstinaf talebinizde kararın usule ve esasa aykırılığı açıkça belirtilmeli, hangi hükmün kaldırılmasının veya bozulmasının istendiği netleştirilmelidir. Burada tipik hedef; “bozma ve dosyanın ilk dereceye gönderilmesi” ya da “kaldırma ve yeniden hüküm kurulması” seçenekleridir. Talep, duruşmalı inceleme isteğini de içerebilir. Bu bölüm, başvurunun çerçevesini çizer ve sonraki başlıklarda detaylandıracağınız itirazların özetini sunar.

Açıklamalar

Olay örgüsünü, taraf beyanlarını ve delilleri kronolojik ve çelişkisiz şekilde anlatın. Suç vasfının doğru belirlenmesi kritik olup, bazı dosyalarda eylem hırsızlık yerine dolandırıcılık olarak nitelendirilmeyi gerektirebilir. Bu farklılık; uzlaştırma uygulanabilirliği, etkin pişmanlık indirimi ve HAGB değerlendirmesi gibi lehe kurumları doğrudan etkiler. Ayrıca sanığın kast ve iştirak durumunu somutlaştırın: yalnızca banka hesabının kullandırılması, menfaat temininin kanıtlanamaması veya tek seferlik işlem gibi olgular kastın yokluğunu destekleyebilir. Varsa kamera kayıtları, banka hareketleri ve ödeme dekontları ile zararın giderildiğini net biçimde ortaya koyun.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Yüksek Mahkeme; uzlaştırma kapsamındaki dolandırıcılıkta, soruşturma veya kovuşturma aşamasında uzlaştırma işlemleri yürütülmeden hüküm kurulmasını bozma nedeni sayar. Suç uydurma (TCK 271) yönünden, savunma sınırlarında kalan anlatımlar cezalandırma dayanağı yapılamaz; unsurlar somutlaşmadan mahkûmiyet verilemez. Kısa süreli hapis cezalarında TCK 50 uyarınca seçenek yaptırımlara çevirme zorunluluğu göz ardı edilemez. Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması için birden çok icra hareketi ve aynı suç işleme kararının somut göstergeleri aranır; tek fiilde zincirleme kabulü hukuka uygun değildir. Kast/iştirak bakımından, sanığın menfaat elde ettiğinin ispatlanamaması beraat yönünde değerlendirilir.

Hukuki Nedenler

İtirazlarınızı normatif dayanaklarıyla gösterin: TCK 157 (dolandırıcılık), CMK 253–254 (uzlaştırma), TCK 168 (etkin pişmanlık), TCK 43 (zincirleme), TCK 50 (seçenek yaptırım), TCK 271 (suç uydurma) ve ilgili usul hükümleri. Lehe kanun ilkesine atıf yaparak, uzlaştırma ve etkin pişmanlık kurumlarının uygulanmamasını bozma sebebi olarak somutlayın. Alt sınırdan uzaklaşma gerekçelerinin soyut bırakılmasını, adil yargılanma ve silahların eşitliği ilkeleri kapsamında tartışın; dinlenmeyen tanıklar, izlenmeyen görüntüler, çelişen bilirkişi raporları gibi eksikleri tek tek belirtin.

Deliller ve İnceleme Eksikleri

İstinaf incelemesinde delil değerlendirmesi merkezîdir. Şu başlıkları somutlaştırın: dinlenmeyen tanıklar, çözümü yapılmayan kamera kayıtları, mağdura dinletilmeyen ses kayıtları, banka hareketleri ile ödeme dekontlarının görmezden gelinmesi, UYAP/savcılık üzerinden yapılmayan yakın dosya taramaları. Zararın giderildiği dosyalarda TCK 168 indiriminin kararın hüküm kısmına yansıtılmaması, gerekçeyle hüküm arasındaki çelişki olarak ayrıca vurgulanmalıdır.

Sonuç ve İstem

Talebinizi katmanlı ve açık yazın: (1) İstinaf başvurusunun kabulü, (2) hükmün bozulması ve dosyanın ilk dereceye gönderilmesi, (3) yahut hükmün kaldırılması ve duruşmalı inceleme sonucunda yeniden hüküm kurulması; öncelikli talep beraat, olmazsa HAGB dâhil sanık lehine tüm hükümlerin uygulanması ve yargılama gideri/vekalet ücretinin kamu üzerinde bırakılması. Her talebi dayanağıyla ilişkilendirip maddi olgularla destekleyin.

Ekler

Ekler bölümünü sistematik bir liste mantığıyla hazırlayın: banka hareketleri, ödeme dekontu (zararın karşılandığına dair), kamera görüntüleri ve çözüm tutanakları, tanık listesi ve beyan taslakları, varsa benzer soruşturma/kovuşturma dosyalarına dair UYAP/Savcılık sorgu sonuçları. Her ekin, dilekçedeki hangi iddiayı ispatladığı cümlenin içinde açıklansın.

Dolandırıcılık Suçu İstinaf Dilekçesi Nasıl Hazırlanır?

Dolandırıcılık suçu Türk ceza kanunu uyarınca suç kapsamına alınmıştır. Dolandırıcılık suçu ile yargılanan sanık hakkında 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve para cezasına hükmolunur. Bugün ki yazımızda dolandırıcılık yada nitelikli dolandırıcılık suçundan ceza alan sanık için dolandırıcılık suçu istinaf dilekçesi örneği paylaşacağız. İlgili dilekçe hem istinaf, hem temyiz, hem itiraz sebebiyle kullanılabilmesi mümkündür.

Dolandırıcılık Suçu İstinaf Dilekçesi Örneği

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ NÖBETÇİ CEZA DAİRESİNE SUNULMAK ÜZERE

MERSİN 4. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE

DOSYA NO :

SANIK :

VEKİLİ : AV. ….

KONU : Mersin 4.Ağır Ceza Mahkemesinin 18.06.2025 tarihli kararı usul ve esas bakımından hukuka aykırı ve eksik inceleme yapılması sebebiyle, kaldırılarak delillerin yeniden değerlendirilmesi, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi ile müvekkillerimin beraat karar verilmesini, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, “hükmün sanıklar lehine bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine” karar verilmesi istemidir.

KARARIN ÖZETİ : Sanıklar hakkında “Dolandırıcılık” suçu isnadıyla yerel mahkemede yargılanmış olup, TCK 157. maddesi 1. fıkrası gereğince ayrı ayrı 4 yıl hapis ve 1000 gün adli para cezası ile cezası ile cezalandırılmışlardır. İlgili karar da takdiri indirim uygulanmamış ve seçenek yaptırımlara çevrilmemiştir.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkil hakkında Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan soruşturma dosyasında müvekkilin şikayetçi ile bir süre önce tanıştıkları, müvekkilin şikayetçiye bir akrabasının ihale başkanı olduğunu ve ihale ile arabalar aldığını ve isterse ona da ihale ile uygun fiyatta araba alabileceğini konusunda hile ile ikna ettiği, 2014 Mondeo araç alımı konusunda anlaştıkları bunun karşılığında şikayetçinin müvekkile 26.700 TL para verdiği, müvekkilin sonradan araçta arıza çıktığını söyleyip şikayetçiden 5000 TL para aldığını, sanığın buna rağmen aracı teslim etmediği şikayetçiden 3000 TL daha para istediği daha sonra şikayetçiye ihaleden araç alamadığını borcunu ödeyeceğini söyleyerek tanığın yanında senet imzalayarak verdiği iddiası ile soruşturma başlatılmış ve Mersin 4. Ağır Ceza mahkemesince suçlu bulanarak 3 yıl 1 ay hapis ve 14.580,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Yerel mahkeme suçun oluşumuna gerekçe olarak ;

-Sanığın paraları aldıktan sonra katılana ihaleden araç almadığını borcunu ödeyeceğini söylemesi,

-Sanığın arabayı teslim etmemesi ,

-Katılandan defalarca para alması,

-Halen ortada bir aracın olmamasını göstermiştir. Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesinin müvekkil hakkında vermiş olduğu hukuka aykırı karara itiraz etmekteyiz. Şöyle ki ;

1) Müvekkile isnat edilen suçun maddi unsurları oluşmamıştır.

Türk Ceza Kanunu madde 157′ de düzenlenen dolandırıcılık suçu” failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatması, mağdurun veya başkasının zararına olarak kendisine veya başkasına yarar sağlaması” şeklinde açıklanmıştır. Hile sözlükteki anlamıyla birini aldatmak yanıltmak için yapılan düzen, oyundur. Müvekkilin suçun oluşabilmesi için hileli davranışla hareket etmesi gerekir fakat müvekkil böyle bir amaç taşımamaktadır. Müvekkil katılan ile araç alışverişinde bulunduğunu ve aracın parasını aldığını kabul etmektedir. Hatta katılanında sanığın komşusu olduğunu galericilik yaptığını bildiğini ifadelerinde beyan etmiştir.

Olay kısaca görüleceği üzere bir ticari faaliyettir. Müvekkil maalesef ticari hayatın çalkantılı durumu sebebiyle katılana aracını ve parasını teslim edememiştir.

Katılanda maalesef , verilen senedin sehven hatalı düzenlendiği için aslında yapması gereken icra yolu yerine savcılığa suç duyurusunda bulunmuştur. Zaten aksi düşünce de bir kimsenin yakından tanıdığı aile dostu olan kapı komşusunu dolandırmayı düşünmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu tür eylemler genellikle önceden tasarlayıp sonradan bu amaçla yakınlaşma girişiminde bulunan kimseler tarafından işlenir. Katılan da bunun farkındadır ve müvekkilin dürüst bir insan olduğunu, dolandırıcılık suçunu işlemeyeceğini bildiği için müvekkile güvenip uygun fiyatlı araba almak için müvekkil ile anlaşmış ve birden çok kez elden ve bankadan para vermiştir.

2)Uzlaştırma gereği gibi yapılmamıştır.

Müvekkil olay tarihi sonrasında Mersine taşınmıştır. Uzlaştırma müşteki tarafından kabul edilmiş , daha sonra sanığa sorulmuş ve sanık tarafından da kabul edilmiştir. Fakat müvekkilim Mersine gidememesinden kaynaklı uzlaşma fiziki imkansızlık sebebiyle gerçekleşememiştir.

Oysa tarafların iadesi bu yönde değildir. Müvekkilim uzlaşmayı kabul etmiştir. Hatta ilgili durumu talimat ile ifadesi alındığı sırada da beyan etmiştir.

Müvekkilin ifadesinde ki uzlaşmaya dair beyanı : ” Ben borcumu 6 ayda taksitler halinde ödemem hususunda uzlaştık , ilk taksit günü henüz gelmedi … ” şeklindedir.

3) Müvekkilin arabayı teslim edememesinin nedeni aracın kaza sonucu zayi olmasıdır.

Yerel mahkeme gerekçede ; Sanığın arabayı teslim etmemesi , katılandan defalarca para alması , halen ortada bir aracın olmamasını suç oluşumunda gerekçe olarak göstermiştir. Halbuki somut gerçek böyle değildir. Satışa konu olan ilgili araç kazaya karışıp zayi olmuştur. Mahkeme ilgili durumu araştırabilecekken eksik inceleme yaparak karar vermiştir.

4)Müvekkilimin ihaleye girip araba alacağına dair yani hileli bir davranışla mağduru aldatmış olduğuna dair herhangi bir somut delil yoktur. Sadece katılan beyanı ile karar verilmiştir. Olay hukuk uyuşmazlığıdır.

Dolandırıcılık suçu Türk öğretisinde bilindiği gibi hileli davranışlarla mağdurun aldatılmış olması temeline dayanmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.12.2002 tarihli ve 2002/6-306 E. ve 2002/441 K. sayılı kararında, “(…) dolandırıcılık suçu, hile ve desiseler yaparak bir kişiyi hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya bir başkasına haksız çıkar sağlamaktır. ” denilmiştir. Yani suçun oluşması için hileli davranış olması gerektiğinden bahsetmiştir.

İş bu dosya da ise, müvekkillerimin kasten hile yaparak, yalan söyleyerek, katılanı kandırdıklarını gösteren hiçbir somut delil bulunmamaktadır. Müşteki ilgili hukuk uyuşmazlığının ceza yargısı konusu oluşturması için soyut beyanlarda bulunmuş , mahkemede bu soyut beyanlardan yola çıkarak müvekkile ceza vermiştir.

5)Yerel mahkeme alt sınırdan uzaklaşma sebebini gerekçelendirmemiştir.

Suçun alt sınırı 1 , üst sınırı 5 yıldır. Mahkeme alt sınırdan uzaklaşıp üst sınıra yaklaşırken kararını gerekçelendirmemiş basma kalıp bir cümle ile artırım yapmıştır.

Tüm dosya kapsamı incelendiğinde müvekkil hakkında suça delil oluşturabilecek her türlü şüpheden uzak kesin deliller bile yokken alt sınırdan bu kadar uzaklaşmak hakkaniyete ve vicdana aykırıdır.

6)Zincirleme suç hükümlerinin uygulanması hukuka aykırıdır.

Yerel mahkeme tarafından müvekkil hakkında TCK43/1 maddesi uyarınca suçun birden çok işlendiğinden bahisle 1/4 oranında artırım yapılmıştır. İlgili durumda hukuka aykırıdır ve bozmayı gerektirmektedir.

Öncelikle müvekkilimin işlediği iddia edilen suçu kabul etmemekle birlikte , ortada müvekkilim suçlu sayılsa bile işlediği eylemler zincirleme suç kapsamına girmemektedir. Müvekkilin işlediği fiillerin zincirleme suç sayılabilmesi için her fiil için aynı netice öngörülmüş olması gerekmektedir. Oysa tüm yapılan eylemler farklı bir neticeye varmaktadır.

Müvekkil öncelikle araç satımı için ilgili meblağı almış , daha sonra başka bir aracın sigortası için para almış , daha sonra kendisi için borç almıştır.

7)Şüpheden sanık yararlanır ilkesi gözetilmemiştir.

Şüpheden sanık yararlanır ilkesi ceza hukukunun temel prensiplerindendir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun bu konuda yerleşik içtihatları mevcuttur.

Bir alıntı: “YARGITAY CEZA GENEL KURULU E. 2011/10-387 K. 2012/75 T. 6.3.2012 Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “kuşkudan sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel koşulu, suçun kuşkuya yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli kuşkulu ve tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkumiyeti, yargılama sürecinde toplanan kanıtların bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanıya değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir kuşku ve başka türlü bir oluşa olanak vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir olasılığa dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza yargılamasının en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan, varsayıma dayalı olarak hüküm vermek anlamına gelir. O halde ceza yargılamasında mahkumiyet, büyük veya küçük bir olasılığa değil, her türlü kuşkudan uzak bir kesinliğe dayanmalıdır.” denilmiştir.

Bu sebeple de, kararın bozulması gerekmektedir.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda izah ettiğimiz gerekçe ve resen gözetilecek nedenler birlikte değerlendirilerek;

Yerel mahkeme kararının kaldırılarak ;

-Hükmün sanık müvekkil lehine bozulmasına ve dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine;

-Hükmün bozulması yerine, davanın Bölge Adliye Mahkemesi’nde yeniden görülmesine karar verilirse; ilk derece mahkemesinin hükmünün KALDIRILMASINI, sanığın beraatine karar verilmesini, veyahut duruşmalı yapılacak ise istinaf incelemesi neticesinde YENİDEN HÜKÜM KURULARAK müvekkilin beraatine karar verilmesini arz ve talep ederim.

Sanık Vekili

Av. …..

Sıkça Sorulan Sorular

Dolandırıcılıkta uzlaştırma neden bu kadar önemli?

Dolandırıcılık suçu uzlaştırma kapsamındadır. Bu işlem yapılmadan verilen karar, lehe kanun ilkesi ve CMK 253–254 gereği istinafta bozulabilir. Uzlaştırma, tarafların anlaşmasıyla cezai sonuçları hafifletebilir veya ortadan kaldırabilir.

Zararın giderilmesi ne sağlar?

Zararın karşılanması, TCK 168 uyarınca etkin pişmanlık indirimi doğurabilir. Gerekli şartlar varsa ceza indirimi yapılır; kısa süreli hapis cezalarında seçenek yaptırım uygulaması ve HAGB değerlendirmesi için de güçlü bir dayanak oluşturur.

Tek işlemde zincirleme suç uygulanır mı?

Genellikle hayır. TCK 43 için aynı suç işleme kararıyla birden fazla icra hareketi gerekir. Tek fiil–tek mağdur durumunda zincirleme hükümlerinin gerekçesiz uygulanması istinafta kaldırılabilir.

“Suç uydurma” iddiası hangi hallerde gündeme gelir?

İşlenmemiş bir suçu ihbar etmek veya delil uydurmak gerekir. Savunma sınırlarında kalan açıklamalar “suç uydurma” sayılmaz. Unsurlar oluşmadan verilen mahkûmiyet kararları Yargıtay denetiminde bozulabilir.

Yorum yapın

Hemen Ara