HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği; Hükmün açıklanmasının geri bırakılması Ceza Muhakemesi Kanunu 231. maddeye geçmekte olup sanık hakkında hükmolunan cezanın belli bir denetim süresi içinde kasten bir suç işlenmemesi durumunda hüküm doğurmamasını ifade etmektedir. Denetim süresi içinde HAGB şartlarına uyulması durumunda hüküm hiç verilmemiş sayılır ve sanık aleyhine bir sonuç yaratmamaktadır. Sanık aleyhinde bir sonuç yaratmadığı gibi sanığın adli sicil kaydında da çıkmamaktadır.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararı verilmesi için kanuna göre bazı şartlar gerekmektedir. Bunlar;

-Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olmaması,

-Mağdurun zararının giderilmesi

-Sanığın tekrar suç işlemeyeceğine kanaat getirilmesi

-Sanığın HAGB’ yi kabul etmesi

Fakat bunun yanında hükmün açıklanması kararı aynı zamanda suçu kabullenmek olup “suçsuz” olan kişilere karşı verildiğinde 7 gün içinde itiraz etmek gerekmektedir. Her ne kadar denetim boyunca suç işlenmediği taktirde ilgili hüküm silinse de, suçsuz bir kişinin ilgili denetime ve yükümlülüğe girmesi hukuka aykırı olacaktır. Bu yazımızda HAGB kararına itiraz dilekçesi örneğini paylaşıyoruz. Diğer dilekçelerimizde olduğu gibi bu dilekçede doldurulurken muhakkak bir mersin ceza avukatından profesyonel destek almak gerekmektedir.

HAGB (Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması) Kararına İtiraz Dilekçesi Örneği

MERSİN 2. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ’NE

DOSYA NO:

SANIK:

VEKİLİ: Av. TUNÇ SUDİ TOL

ADRESİ:

DİLEKÇE KONUSU : Mahkeme’nin 28.12.2017 tarihli HAGB kararına itirazlarımızın sunulması ve…… hakkında beraat kararı verilmesi talebimizdir.

AÇIKLAMALAR :

Öncelikle, itiraz dilekçemizin, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 22.01.2013 tarihli ve 2012/10-534 E., 2013/15 K. sayılı kararı uyarınca, hem maddi olay, hem de hukuki yönden incelenmesini talep ederiz.

Bilindiği üzere, Yargıtay Ceza Genel Kurulu 22.01.2013 tarihli ve 2012/10-534 E., 2013/15 K. sayılı kararında; “İtiraz mercii, incelemesini sadece şekli olarak değil, hem maddi olay hem de hukuki yönden yapmalı, gerekli gördüğünde cevap vermesi için itirazı sanık müdafine tebliğ etmeli ve Cumhuriyet savcısı ile sanık müdafini dinlemeli, yine ihtiyaç duyduğu konular varsa gerekli araştırma ve incelemeyi yapmalı ya da bunların yapılmasını sağlamalı ve bunun sonucunda da TCK’nun 191/2. maddesi gereğince verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının isabetli olup olmadığına karar vermelidir.” şeklindeki gerekçesiyle itirazın her yönden hukuka uygunluğunun denetlenmesi gerektiğine karar vermiştir Nitekim güncel Yargıtay içtihatları da bu yöndedir.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 2017 / 3073 E., 2017 / 5251 K., 26.04.2017 T.:

“İtiraz mercii İstanbul 21. Ağır Ceza Mahkemesince işin esası hakkında da inceleme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, sadece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair koşulların var olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılarak itirazın reddine karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşıldı.

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2016 / 18243 E., 2017 / 2413 K., 06.03.2017 T.:

“İddianameye konu yukarda açıklanan eylemler açısından sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurularak, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, bu nedenle, yukarda yer verilen Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da vurgulandığı üzere, itirazı inceleyen mercii tarafından hem usul hem esas yönünden inceleme yapılarak, açıklanan gerekçelere göre itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.”

Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2017 / 9460 E., 2017 / 4635 K., 27.04.2017 T.:

“Somut olayda ise dosya içerisinde mevcut müştekiye ait soruşturma ve kovuşturmadaki beyanlar ve sanığın savunması karşısında, sanığın iddialarının bir kısım maddi vakıalara dayandığı ve eyleminin suç işlemediğini bildiği kimselere suç atmak biçiminde olmayıp anayasal şikayet ve ihbar hakkını kullanma niteliğinde bulunduğu tüm dosya kapsamından anlaşıldığından, yasal unsurları itibariyle oluşmayan iftira suçundan sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği cihetle, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden…”

Yargıtay 18. Ceza Dairesi, 2016 / 15421 E., 2017 / 2171 K., 27.02.2017 T.:

“Ölçülen gürültü düzeyi, yönetmeliğin belirlediği limit değerin üzerinde ise de, insan sağlığının zarar görmesine elverişli olup olmadığının bilimsel ölçütlere göre değerlendirilmesi gerekir. Bu sebeple üniversitelerin, Kulak Burun Boğaz Anabilim dalında uzman Kulak Burun Boğaz hekimlerinden, tercihen odyoloji uzmanlığı bulunan iki hekim ve yine bir odyologdan oluşacak üç kişilik heyete dosya tevdi edilerek, somut olayda gürültünün, insan sağlığının zarar görmesine elverişli olup olmadığı yönünde rapor alınarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, eksik kovuşturma ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet hükmü kurulmuştur. Bu suretle, itiraz merciince yukarda açıklanan gerekçelerle itirazın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.” (EK [5]: İçtihat)

MAHKEME KARARINA İLİŞKİN İTİRAZLARIMIZ :

Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’nın Bank Pozitif’e yazmış olduğu yazıyla aralarında Birol Akkoyun’un da bulunmuş olduğu bazı şahıslar hakkında bankada hesabı olup olmadıklarına ilişkin bilgi istemiştir………. yapmış olduğu inceleme sonucunda, suç işleme kastı olmaksızın, dikkatsizliği sebebiyle ……..’un Bank Pozitifte hesabının olmasına rağmen olmadığına ilişkin beyanda bulunmuştur.Yapılan yargılama sonucunda mahkeme …….. suç kastı olmadığı ve suç işlediğini gösterir delil bulunmadığı için BERAATİNE karar vermiştir. Bunun üzerine Mersin Müdürlüğü’nün talebi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay 19. Ceza Dairesi, söz konusu suçun özel kastla işlenmesine gerek olmadığı ve genel kastla işlenebileceğini belirterek Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararı BOZMUŞTUR. Yargıtay 19. Ceza Dairesi’nin bozma kararı sonrası yapılan 28.12.2017 tarihli duruşmada mahkeme sanığa 10 ay hapis cezası ve 4 gün adli para cezasına hükmetmiş olup, ….hakkında Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı vermiştir. Önemle vurgulamak isteriz ki, Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından verilmiş olan Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı usul ve yasaya aykırı olmakla ……..hakkında BERAAT kararı verilmesi gerekmektedir. Nitekim gerek Mersin Asliye Ceza Mahkemesi’nin önceki kararında “sanık tarafından yapılan işleminin o günün ilk işlerinden olması, yapılan hesap araştırmasının hataya açık olması, diğer bankacılık işlemleri ile birlikte hesap araştırması yapılması, ilk aramanın yerine yatay yazılarak hatanın yapılması, bank pozitif müşteri portföyünün çok geniş olmaması sebebiyle sorgulama sonuçlarının çoğunlukla müşteri kaydının bulunmadığı şeklinde sonuçlanması ve bunun yanında sanığın algısı üzerinde olumsuz etki yaratması, sistem körlüğünün de bu hataya yol açabileceği dikkate alındığından şüphenin sanığın lehine yorumlanması kanaatine varılmış…” şeklinde karar vererek ……’in BERAAT’ine karar vermiştir. Ayrıca Cumhuriyet Savcılığı da mütaalası da “sanığın suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair, her türlü şüpheden uzak somut ve kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden olayın yalnızca dikkatsizlikten kaynaklandığı anlaşıldığından sanığın beraatine…” ifadelerine yer vermiştir. Belirtmek isteriz ki, her ne kadar Yargıtay 19. Ceza Dairesi bozma ilamında söz konusu sulun özel kastla işlenmesine gerek olmadığı, suçun genel kastla da işlenebileceği gerekçesinde bulunarak Mersin 2 Asliye Ceza Mahkemesi’nin vermiş olduğu BERAAT kararını bozsa da söz konusu kararı kabul etmek mümkün değildir. Türk Ceza Kanunu, Madde 21:“(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesidir.(2) Kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır. Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden yarısına kadar indirilir. ”Ali Parlar, Muzaffer Hatipoğlu, Türk Ceza Kanunu Yorumu, Ankara 2008, Sayfa 362:“Genel kast, failde olması gereken suç işleme kastı olup, hareketin ve sonucun fail tarafından bilinmesi ve istenmesidir. Buna karşılık, hareketin ve sonucun bilinip istenmesinin yeterli sayılmadığı, bunun yanı sıra suçun oluşması için failin belli bir saik ile hareket etmesinin suçun kanuni tanımında arandığı hallerde özel kast aranıyor demektir.” (EK 6: DOKTRİN)Yargıtay 19. Hukuk Dairesi her ne kadar söz konusu suçun özel kastla işlenmesinin gerekmediği, suçun genel kastla da işleneceğini belirtmişse de söz konusu somut olayda genel kast dahi bulunmamaktadır. Belirtilmelidir ki, genel kasttan söz edilebilmesi için failde suç işleme kastı olmalı ve hareketin ve sonucun fail tarafından istenmesi gerekmektedir. Söz konusu olayda ………’in hiçbir kastı bulunmamakta olup, sonucu da bilmemekte ve istememektedir. Somut olay tamamen Beykoz 2. Asliye Mahkemesi’nin önceki kararında ve Cumhuriyet Savcılığının mütalaasında da belirtildiği üzere tamamen …….’in dikkatsizliği sonucu gerçekleşmiştir. Necati Meran, Türk Ceza Kanunu, Ankara 2007, Sayfa 106:“Bilme: Failin kasten hareket etmiş olması için, suç tanımında öngörülen bütün öğeleri öngörmüş, bilmiş olması gerekir. Bu öğeler suçun basit şekline ilişkin olabileceği gibi, nitelikli haline ilişkin de olabilir. Bu öğeler tanımlanabilir ve değerlendirilebilir nitelikte olmalıdır.” (EK 7: DOKTRİN)Necati Meran, Türk Ceza Kanunu, Ankara 2007, Sayfa 106:“Kast, kişi ile işlediği suçun maddî unsurları arasındaki psikolojik bağı ifade etmektedir. Suçun kanuni tanımındaki maddî öğelerin bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi, kastın varlığı için zorunludur.” (EK 8: DOKTRİN)Necati Meran, Türk Ceza Kanunu, Ankara 2007, Sayfa 107:“İsteme: Suçun öğelerinin bilinmiş olması aynı zamanda bunların gerçekleştirilmesinin istenmiş olması anlamına gelmez. Bu nedenle kastın varlığı için, “bilme”nin yanı sıra “isteme” öğesinin de gerçekleşmiş olması gereklidir.” (EK 9: DOKTRİN)Necati Meran, Türk Ceza Kanunu, Ankara 2007, Sayfa 109:“Özel kast: Yasal suç tarifinde gerek suçun temel şekli ve gerekse nitelikli hali için “amaç”, bir öğe olarak kabul edilmiş olabilir. Amaç ise, kasttan önce gelen ve kastı hazırlayan düşünce olarak tanımlanabilir. Suçun, ancak belli bir amaçla iş­lenmesi koşuluyla tamamlanmasının öngörüldüğü hallerde “özel kast” vardır. Eylemin suç tipinde öngörülen amaçla gerçekleştirilmesi yeterlidir. Bu amacın gerçekleşmiş olması aranmaz.” (EK 10: DOKTRİN) Yukarıda yapmış olduğumuz ayrımlardan da açıkça görüleceği üzere sanığın somut olayda ne özel de ne genel bir kastı bulunmaktadır. sanığın gerçekleşen olayda “bilme” ve “isteme” düşüncesiyle hareket etmemiş sadece Mahkeme ve Savcılığın da belirttiği üzere dikkatsizliği sonu söz konusu olay gerçekleşmiştir. Önemle vurgulamak isteriz ki, sanığın söz konusu somut olayı işlediğine dair hiçbir somut delil bulunamamış olup, “Şüpheden Sanık Yararlanır” ilkesi gereği BERAAT etmesi gerekirken, hakkında mahkumiyet kararı verilerek Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması kararı verilmesi usul ve yasaya aykırılık teşkil etmektedir.

GENEL DEĞERLENDİRME.…….somut olayın gerçekleşmesinde bilme ve isteme yetisi bulunmadığından kastı bulunmamakta olup, somut olay tamamen sanığın dikkatsizliği sonucu gerçekleşmiştir………somut olayın gerçekleşmesinde kastı bulunmadığından suç işleme unsurları oluşmamıştır. Yukarıdaki açıklamalarımız ve tüm dosya kapsamında yer alan beyanlarımız ile delillerimizin göz önüne alınarak, karara itirazımızın kabul edilmesini; ……. hakkında beraat kararı verilmesini talep ederiz.

SONUÇ VE TALEP:Tüm haklarımız saklı kalmak koşuluyla; Mersin 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016 / 314 E. sayılı dosyasında verilen kararına itirazlarımızın kabulüne,……….in beraat verilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini arz ve talep ederiz.

Sanık Vekili AV. TUNÇ SUDİ TOL

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara