İş Davalarında Arabuluculuk Başvurusu

İşçi ve işveren arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların çözümünde arabuluculuk kurumu, günümüzde en önemli alternatif yargı yollarından biri haline gelmiştir. Özellikle iş hukukunda 2018 yılından itibaren zorunlu dava şartı olarak kabul edilen arabuluculuk, hem uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözümlenmesini sağlamakta hem de işçi ve işveren arasındaki iş ilişkilerinin daha az yıpratıcı şekilde sonlanmasına imkan tanımaktadır. Bu yöntem sayesinde taraflar, mahkemelerin yoğun iş yükünden kurtulmakta ve daha hızlı, ekonomik ve gizlilik esasına dayalı bir çözüm sürecinden yararlanmaktadır. İş davalarında arabuluculuk başvurusu, sürecin işleyişi, başvuru usulü ve taraflara sağladığı faydalar bakımından büyük önem taşımaktadır.

Arabuluculuk Nedir?

Arabuluculuk, taraflar arasında ortaya çıkan özel hukuk uyuşmazlıklarının, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişi aracılığıyla çözülmesini sağlayan alternatif bir çözüm yöntemidir. Bu süreçte arabulucu, hakem ya da hâkim gibi karar vermez; yalnızca tarafların kendi çözümlerini bulmalarına yardımcı olur. Amaç, uyuşmazlığın mahkeme sürecine taşınmadan, hızlı, ekonomik ve güvenilir bir şekilde çözülmesidir.

Arabuluculuk, iki temel kategoriye ayrılır:

  • Zorunlu Arabuluculuk: Kanunen belirlenmiş bazı uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurmak mecburidir. İş ve ticari davalarda sıklıkla bu yöntem uygulanır. Arabulucuya başvurulmadan açılan davalar, dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilir.
  • İhtiyari Arabuluculuk: Tarafların özgür iradeleriyle başvurdukları bir yöntemdir. Dava açılmasına gerek kalmadan, uyuşmazlığın çözümü için arabulucuya gidilir. Burada tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri tüm özel hukuk uyuşmazlıkları arabuluculuk kapsamında değerlendirilebilir.

Ancak suç teşkil eden fiillerden kaynaklanan uyuşmazlıklar arabuluculuk kapsamına girmez. Bu tür durumlarda Ceza Muhakemesi Kanunu uyarınca uzlaştırma prosedürü uygulanır.

Arabulucu Kimdir? Nasıl Arabulucu Olunur?

Arabulucu, taraflar arasında çıkan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümünde görev yapan, tarafsız ve bağımsız bir üçüncü kişidir. Arabulucu, uyuşmazlıkta karar verici değil, tarafların iletişim kurmasını ve çözüm yolları geliştirmesini kolaylaştıran bir uzmandır.

Arabulucu olabilmek için bazı şartların yerine getirilmesi gerekir:

  • Hukuk fakültesi mezunu olmak,
  • En az beş yıllık mesleki kıdeme sahip olmak,
  • Arabuluculuk eğitimi almak ve başarıyla tamamlamak,
  • Arabuluculuk sınavını geçmek ve resmi sicile kayıt yaptırmak.

Arabuluculuk eğitimi; iletişim ve müzakere tekniklerinden, uyuşmazlık çözüm yöntemlerine, psikoloji ve davranış bilimlerine kadar geniş kapsamlı dersleri içerir. Eğitimini tamamlayan adaylar, yapılan sınavda başarılı olduklarında Arabuluculuk Siciline kaydolabilirler.

Önemle vurgulamak gerekir ki, yalnızca resmi arabuluculuk listesine kayıtlı kişiler arabuluculuk faaliyeti yürütebilir. Bu durum, sürecin güvenilirliği ve hukuka uygunluğu açısından zorunludur.

Tüketici Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk

Tüketici hukukundan doğan pek çok uyuşmazlıkta dava açmadan önce arabulucuya başvuru zorunluluğu getirilmiştir. 6502 sayılı düzenleme ile getirilen bu uygulama, tüketici mahkemelerinin iş yükünü azaltmayı ve tarafların daha kısa sürede sonuç almasını hedeflemektedir.

Ancak her uyuşmazlık dava şartı arabuluculuk kapsamında değildir. Aşağıdaki konular istisna tutulmuştur:

  • Tüketici hakem heyetlerinin görev alanına giren uyuşmazlıklar,
  • Hakem heyeti kararlarına karşı yapılan itirazlar,
  • Kanunda açıkça belirtilmiş bazı dava türleri,
  • Taşınmazın aynından doğan tüketici işlemleri.

Bu düzenleme ile amaçlanan, tüketici ve satıcı/sağlayıcı arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkların mahkemeye taşınmadan, uzlaşma yoluyla çözüme kavuşturulmasıdır. Böylece hem tüketicinin hakları korunmakta hem de uzun süren yargılamaların önüne geçilmektedir.

Ticari Davalarda Zorunlu Arabuluculuk

Ticari uyuşmazlıkların çözümünde de zorunlu arabuluculuk büyük bir önem taşır. 6102 sayılı düzenlemeye göre, ticari nitelikteki alacak ve tazminat davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak bir dava şartıdır. Yani taraflar, doğrudan ticaret mahkemesine başvuru yapamaz; önce arabuluculuk sürecinden geçmek zorundadır.

Bu kapsamda, TTK’nın 4. maddesinde belirtilen tüm ticari davalar ve diğer özel kanunlarda ticari sayılan davalar için arabuluculuk uygulaması zorunludur. Arabuluculuk süreci, tarafların anlaşmaya varmasını sağlarken mahkeme süreçlerinin de kısalmasına katkıda bulunur.

Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde süreci sonuçlandırır. Ancak zorunlu hallerde bu süre en fazla iki hafta uzatılabilir. Böylece, ticari davalarda en fazla sekiz hafta içerisinde uyuşmazlık sonuçlanır. Bu hızlı çözüm imkânı, iş dünyasında tarafların hem zaman hem de maliyet açısından avantaj elde etmesini sağlar.

Gayrimenkul Hukukunda Arabuluculuk

01.09.2023 tarihi itibarıyla gayrimenkul hukukundan doğan uyuşmazlıkların önemli bir kısmı için dava şartı arabuluculuk uygulanmaya başlanmıştır. Bu düzenleme ile taşınmazlara ilişkin birçok ihtilaf, mahkemeye gitmeden önce arabuluculuk yoluyla çözülmeye çalışılmaktadır.

Arabuluculuk kapsamında değerlendirilen gayrimenkul uyuşmazlıkları şunlardır:

  • Kira sözleşmesinden kaynaklanan ihtilaflar (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç),
  • Taşınır ve taşınmazların paylaştırılması ve ortaklığın giderilmesi davaları,
  • Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan doğan uyuşmazlıklar,
  • Komşuluk hukukundan kaynaklanan ihtilaflar,
  • Taşınmaz devri veya sınırlı ayni hak kurulmasına ilişkin anlaşmazlıklar.

Arabulucuya başvuru sonrasında tarafların yazılı olarak anlaşması halinde, uyuşmazlık konusu taşınmaz hakkında tapu siciline şerh konulabilir. Bu şerh, en fazla üç ay süreyle geçerli olur ve tarafların anlaşması ya da üç aylık sürenin dolmasıyla kendiliğinden kaldırılır.

Bu düzenlemeler, gayrimenkul uyuşmazlıklarının daha hızlı, masrafsız ve tarafların iradelerine dayalı şekilde çözülmesini sağlayarak, mahkemelerin iş yükünü azaltmayı hedeflemektedir.

İş Hukukunda Zorunlu Arabuluculuk

İş hukukunda, işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıkların büyük bir kısmı için zorunlu arabuluculuk dava şartı haline getirilmiştir. 2018 yılından itibaren yürürlükte olan düzenleme uyarınca, işçi veya işveren dava açmadan önce arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabulucuya başvurulmadan açılan iş davaları, “dava şartı yokluğu” nedeniyle usulden reddedilir.

Zorunlu arabuluculuğun uygulama alanları geniştir. Bunlar arasında;

  • Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı talepleri,
  • Fazla mesai ücretleri,
  • Yıllık izin ücretleri,
  • Maaş ve diğer işçilik alacakları,
  • Genel tatil ve bayram ücretleri,
  • İşe iade davaları,
  • İşçi ve işverenin birbirine hakaret etmesinden doğan tazminat talepleri,
  • İşyerindeki mallara verilen zararlardan kaynaklanan tazminat talepleri yer almaktadır.

Özellikle işe iade davalarında, işçi iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten itibaren bir ay içinde arabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk sürecinde anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesine dava açılabilir.

Bununla birlikte, iş kazaları ve meslek hastalığından kaynaklanan tazminat davaları ile hizmet tespiti gibi davalar zorunlu arabuluculuk kapsamına girmez. Bu tür uyuşmazlıklar doğrudan iş mahkemesinde açılabilir.

Zorunlu arabuluculuk, iş hukukunda taraflara daha hızlı, ekonomik ve dostane çözüm imkânı sunarak, mahkeme süreçlerinin uzun ve yıpratıcı etkilerini en aza indirmektedir.

Arabuluculuk Bürosuna Başvurulması Halinde İş Davalarında Zamanaşımı

İş davalarında tarafların arabuluculuk yoluna başvurması, zamanaşımı süresini doğrudan etkileyen bir durumdur. İş Kanunu’na eklenen düzenlemeye göre, iş sözleşmesinden kaynaklanan belirli alacaklarda zamanaşımı süresi 5 yıl olarak belirlenmiştir. Bu süreye tabi alacaklar şunlardır:

  • Yıllık izin ücreti,
  • Kıdem tazminatı,
  • İhbar tazminatı (bildirim şartına uyulmaksızın fesih halinde),
  • Kötüniyet tazminatı,
  • Eşit davranma ilkesine aykırılıktan doğan tazminatlar.

Arabuluculuk bürosuna yapılan başvurudan, uyuşmazlığın çözülemediğine ilişkin son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen süre boyunca zamanaşımı işlemez. Yani, bu dönemde tarafların dava açma hakları güvence altına alınmış olur.

Son tutanağın düzenlenmesiyle birlikte zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Böylece taraflar, hak kaybına uğramadan dava açabilme imkanına sahip olur. Bu düzenleme, arabuluculuk sürecinin sadece uzlaşma değil, aynı zamanda tarafların yargıya erişim hakkını koruyan bir güvence mekanizması olmasını sağlamaktadır.

İş Davalarında Arabuluculuk Başvurusu Nereye ve Nasıl Yapılır?

Tarafların arabulucu üzerinde anlaşamamaları halinde, arabuluculuk bürosu devreye girerek uyuşmazlığı çözmek üzere bir arabulucu görevlendirir. Bu süreçte başvuru yeri, tarafın sıfatına göre değişir:

  • İşçi başvuracaksa; işverenin ikametgahının bulunduğu yerde veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna müracaat edebilir.
  • İşveren başvuracaksa; işçinin ikametgahının bulunduğu yerde veya işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna başvurabilir.
  • Arabuluculuk bürosu bulunmayan adliyelerde bu görev, sulh hukuk mahkemeleri tarafından yerine getirilir.

Başvuru üzerine arabuluculuk bürosu bir arabulucu atar. Arabulucu, büroya yapılan başvurunun yetkili olup olmadığını kendiliğinden inceleyemez. Ancak karşı taraf, ilk toplantıda yerleşim yeri veya işin yapıldığı yere dair belgeler sunarak yetki itirazında bulunabilir. Bu durumda dosya, ilgili sulh hukuk mahkemesine gönderilir. Mahkeme dosya üzerinden yapacağı inceleme ile yetkili büroyu kesin olarak belirler.

  • Yetki itirazı reddedilirse aynı arabulucu sürece devam eder.
  • Yetki itirazı kabul edilirse, kararın tebliğinden itibaren bir hafta içinde yetkili büroya yeniden başvuru yapılabilir. Bu halde, yetkisiz büroya başvuru tarihi, yetkili büroya başvuru tarihi olarak kabul edilir.

Bu düzenleme, başvuruların hem usule uygun yapılmasını hem de tarafların hak kaybı yaşamamasını sağlamaktadır.

İş Davasının Arabuluculuk Yoluyla Çözülmesi Ne Kadar Sürer?

İş davalarında arabuluculuk süreci, belirli bir zaman sınırına tabidir. Arabulucu, görevlendirildiği tarihten itibaren üç hafta içinde süreci sonuçlandırmakla yükümlüdür. Ancak zorunlu hallerin bulunması durumunda bu süre en fazla bir hafta daha uzatılabilir. Böylece toplamda dört haftalık bir süre öngörülmüştür.

Bu süre, hem işçi hem de işveren açısından oldukça önemlidir. Zira uzun yargılamalar yerine, kısa sürede kesin bir sonuca ulaşmak tarafların menfaatlerini korumakta ve iş ilişkilerinin daha az yıpratıcı şekilde sonlanmasını sağlamaktadır.

Arabuluculuk süreci şu hallerde sona erdirilir:

  • Taraflara ulaşılamaması,
  • Tarafların toplantıya katılmaması,
  • Görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılması veya varılamaması.

Her durumda, arabulucu sürecin bitişini kayıt altına alır ve taraflara teslim edilecek bir son tutanak düzenler. Bu tutanak, tarafların daha sonra dava açabilmeleri için zorunlu bir belgedir.

Arabuluculuk Toplantısına Katılmayan Tarafın Hukuki Sorumluluğu Nedir?

İş hukukunda arabuluculuk süreci, tarafların ilk toplantıya katılımını zorunlu kılar. Taraflardan biri, geçerli bir mazeret olmaksızın toplantıya katılmazsa bu durum son tutanağa yazılır ve ciddi sonuçlar doğurur.

  • Tek tarafın katılmaması halinde: Katılmayan taraf, iş mahkemesinde dava açsa dahi yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulur. Bu giderler arasında harçlar, bilirkişi ücreti, avukatlık vekalet ücreti gibi kalemler yer alır. Ayrıca toplantıya katılmayan taraf lehine avukatlık vekalet ücreti hükmedilmez.
  • Her iki tarafın da katılmaması halinde: Arabuluculuk süreci sona erer. Açılacak davada ise tarafların yaptıkları masraflar kendi üzerlerinde kalır. Ancak bu durumda, davada haklı çıkan taraf lehine vekalet ücretine hükmedilebilir.

Arabuluculuk toplantısına katılım, yalnızca tarafların bizzat bulunmasıyla sınırlı değildir. Katılım şu yollarla da mümkündür:

  • Avukat aracılığıyla,
  • Kanuni temsilci aracılığıyla,
  • İşveren adına, yazılı yetkilendirilmiş bir çalışan aracılığıyla.

Bu düzenlemeler, arabuluculuk sürecinin iyi niyet, aktif katılım ve müzakere esasına dayandığını gösterir. Katılım yükümlülüğüne uymayan taraf, yalnızca sürecin değil, ileride açılacak davanın da olumsuz sonuçlarına katlanmak zorunda kalır.

İş Hukuku Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Ücretinin Ödenmesi

Arabuluculuk sürecinde doğan ücretlerin ödenmesi, tarafların anlaşma durumuna göre farklılık gösterir. Genel ilke, tarafların anlaşmaya varması halinde arabuluculuk ücretinin eşit şekilde paylaşılmasıdır. Ancak iş davalarında özel düzenlemeler de mevcuttur.

  • İşe iade davalarında, tarafların anlaşması halinde ödenecek arabuluculuk ücreti; işçinin işe başlatılmaması durumunda alacağı tazminat ile çalıştırılmadığı süreye ilişkin hakları dikkate alınarak hesaplanır. Bu hesaplamada Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi esas alınır.
  • Anlaşmaya varılamaması veya taraflara ulaşılamaması halinde, iki saate kadar olan ücret Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır. Eğer görüşmeler iki saati aşarsa, aşan kısma ilişkin ücret, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca yarı yarıya ödenir.

Önemli bir husus da, arabuluculuk ücretinin iş mahkemesinde açılacak dava bakımından yargılama gideri sayılmasıdır. Bu nedenle, süreçte yapılan harcamalar davada göz önüne alınır ve tarafların haklılık durumuna göre tekrar paylaştırılabilir.

Bu düzenleme, tarafları uzlaşmaya teşvik eden bir sistemdir. Hem masrafları azaltır hem de davaların gereksiz yere açılmasını önleyerek adaletin daha etkin işlemesine katkı sağlar.

Arabuluculuk Aşamasından Sonra İş Mahkemesinde Dava Açılması

Arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşmaya varamaması halinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Ancak dava açılırken dikkat edilmesi gereken önemli bir husus vardır: Arabuluculuk sürecinin sonuçsuz kaldığını gösteren son tutanak, dava dilekçesine eklenmek zorundadır.

  • Eğer bu tutanak dava dilekçesine eklenmezse, mahkeme davacıya bir haftalık kesin süre verir. Bu sürede tutanağın ibraz edilmemesi durumunda dava, usulden reddedilir.
  • Ret kararı verilirse, dava dilekçesi karşı tarafa gönderilmeden dosya kapatılır.

Bu uygulama, arabuluculuk kurumunun işlevselliğini artırmak ve dava şartı olma özelliğini pekiştirmek amacıyla getirilmiştir. Böylece iş mahkemelerine gereksiz dosya yüklenmesi engellenmekte, taraflar öncelikle uzlaşma imkanlarını değerlendirmeye yönlendirilmektedir.

Arabuluculuk aşamasında sonuç alınamazsa, işçi ve işveren yasal sürelere dikkat ederek iş mahkemesinde dava açma hakkını kullanabilir. Bu süreçte arabuluculuk tutanağı, davanın ön şartı olarak kritik bir belge niteliği taşır.

İhtiyari Arabuluculuk: Hangi Uyuşmazlık ve Davalar İçin Arabuluculuğa Başvurulabilir?

Zorunlu arabuluculuk uygulaması dışında tarafların serbest iradeleriyle başvurabilecekleri ihtiyari arabuluculuk kurumu da bulunmaktadır. Bu yöntem, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri özel hukuk uyuşmazlıklarında uygulanır.

İhtiyari arabuluculuk kapsamında çözülebilecek uyuşmazlıklardan bazıları şunlardır:

  • Ticaret ve sigorta hukukuna ilişkin uyuşmazlıklar,
  • Maddi ve manevi tazminat talepleri,
  • Miras paylaşımı, tenkis ve muris muvazaası davaları,
  • Boşanma sonrası mal paylaşımı, tazminat, katkı veya katılma alacakları,
  • İş hukukundan doğan kıdem, ihbar ve fazla mesai alacakları,
  • İş kazası nedeniyle tazminat talepleri,
  • Gayrimenkul hukukuna ilişkin tapu iptal ve tescil, ecrimisil, önalım (şufa) ve ortaklığın giderilmesi davaları.

Ancak ihtiyari arabuluculuk, kamu düzenini ilgilendiren ya da tarafların tasarruf edemeyeceği haklara ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanamaz. Bu kurum, tarafların daha hızlı, düşük maliyetli ve dostane bir şekilde çözüm bulmalarını amaçlayan önemli bir hukuki araçtır.

Hangi Uyuşmazlık ve Davalar İçin Arabuluculuğa Başvurulamaz?

Arabuluculuk, yalnızca tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği uyuşmazlıklarda uygulanabilir. Kamu düzenini ilgilendiren veya tarafların iradeleriyle çözemeyecekleri konular arabuluculuk kapsamı dışındadır.

Arabuluculuğa başvurulamayacak başlıca uyuşmazlıklar şunlardır:

  • Ceza davaları ve suç teşkil eden fiiller,
  • Nüfus kayıtlarının düzeltilmesi veya değiştirilmesi davaları,
  • Çocuğun velayetine ilişkin uyuşmazlıklar,
  • Aile içi şiddet iddialarını içeren durumlar,
  • İdari yargının görev alanına giren iptal ve tam yargı davaları,
  • Vergi hukukundan doğan uyuşmazlıklar,
  • İş hukukunda hizmet tespiti veya iş kazasının tespiti gibi davalar.

Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında yer alan ve uzlaştırma bürolarının görev alanına giren uyuşmazlıklar da arabuluculuk dışında bırakılmıştır. Bu tür uyuşmazlıkların çözümü, yalnızca savcılık bünyesindeki uzlaştırma prosedürüyle sağlanabilir.

Dolayısıyla arabuluculuk, kapsamı geniş olsa da her uyuşmazlık için başvurulabilecek bir yol değildir. Buradaki temel kriter, uyuşmazlığın tarafların serbest iradesiyle çözüme kavuşturulup kavuşturulamayacağıdır.

Arabulucuya Başvuru Süresi Nedir?

Arabuluculuğa başvuru, tarafların dava açılmadan önce ya da dava açıldıktan sonra anlaşmaları halinde mümkündür. Kanun, bu konuda geniş bir serbesti tanımıştır. Taraflar, uyuşmazlığın her aşamasında arabulucuya başvurma iradesini ortaya koyabilirler.

  • Dava açılmadan önce: Taraflardan biri diğerine arabuluculuk teklifinde bulunabilir. Teklife 30 gün içinde olumlu cevap verilmezse reddedilmiş sayılır.
  • Dava açıldıktan sonra: Taraflar birlikte arabulucuya başvuracaklarını beyan edebilir. Bu durumda mahkeme, yargılamayı en fazla üç ay süreyle erteleyebilir. Tarafların yeniden talepte bulunması halinde bu süre üç ay daha uzatılabilir.

Mahkeme de tarafları, uyuşmazlığın arabuluculuk yoluyla çözülmesi için teşvik edebilir. Bu sayede, dava süreci başlasa bile taraflar dostane bir çözüm yolunu deneyebilirler.

Sonuç olarak, arabuluculuğa başvuru için katı bir süre sınırlaması bulunmamaktadır. Önemli olan, tarafların anlaşma iradesi göstermeleri ve sürecin dava şartı niteliği taşıdığı hallerde bu adımı usulüne uygun şekilde atmalarıdır.

Arabuluculuk Sürecinde Tarafların Hak ve Yükümlülükleri Nelerdir?

Arabuluculuk, mahkeme dışı bir çözüm yolu olmakla birlikte taraflara çeşitli haklar tanır ve aynı zamanda belirli yükümlülükler yükler. Bu düzenlemeler, sürecin adil, güvenilir ve etkin yürütülmesi için büyük önem taşır.

Arabuluculuk Sürecinde Gizlilik İlkesi

Arabuluculuk faaliyetleri gizlilik esasına dayanır. Arabulucu, sürece ilişkin öğrendiği her türlü bilgi, belge ve kaydı gizli tutmakla yükümlüdür. Taraflar da gizlilik ilkesine uymak zorundadır. Görüşmeler sırasında ses veya görüntü kaydı almak kesinlikle yasaktır. Aksi halde hem hukuki hem de cezai yaptırımlar gündeme gelir.

Eşitlik ve İradilik İlkesi

Arabuluculuk sürecinde taraflar eşit haklara sahiptir. Hiçbir taraf sürecin dışında bırakılamaz, söz hakkı kısıtlanamaz. Ayrıca süreç tamamen tarafların özgür iradesine dayanır. Taraflar arabuluculuk yolunu seçmekte, devam ettirmekte veya diledikleri aşamada sonlandırmakta serbesttir.

Arabulucunun Seçimi ve Tarafsızlığı

Arabulucu, resmi sicile kayıtlı arabulucular arasından tarafların özgür iradesiyle seçilir. Tarafların üzerinde anlaştığı arabulucu görevlendirilir. Arabulucu, sürecin her aşamasında tarafsız ve bağımsız olmak zorundadır. Tarafsızlığını zedeleyecek bir durum varsa tarafları bilgilendirmelidir.

Sürecin Yürütülmesi

Arabulucu, tarafları sürecin işleyişi, ilkeleri ve olası sonuçları hakkında bilgilendirmekle yükümlüdür. Taraflarla ayrı ayrı veya birlikte görüşmeler yapabilir. Avukatların da görüşmelere katılması mümkündür. Ancak arabulucu, mahkemelerin yetkisine giren işlemleri (tanık dinleme, keşif, bilirkişi raporu alma gibi) yapamaz.

Belgelerin Saklanması

Arabuluculuk faaliyeti sona erdiğinde arabulucu, düzenlenen tutanakları ve ilgili belgeleri beş yıl süreyle saklamak zorundadır. Bu yükümlülük, hem sürecin güvenilirliği hem de olası hukuki denetim açısından önemlidir.

Bu hak ve yükümlülükler, arabuluculuk sürecinin adil, güvenilir ve etkin bir zeminde ilerlemesini sağlar. Taraflar açısından ise sürece duyulan güveni artırarak, anlaşma ihtimalini güçlendirir.

Yorum yapın

Hemen Ara