İtirazın İptali Davası Cevap Dilekçesi Örneği

İtirazın iptali davası cevap dilekçesi örneği; itirazın iptali dava dilekçesi örneği ne cevap olarak verilen bir cevap dilekçesi türüdür.

İtirazın İptali Davası Hakkında

İtirazın iptali davaları bir icra dosyasına yapılan itiraza ilişkin açılan dava türüdür. Davacı ilamsız icra takibine itiraz ederek durduran davalının itirazının iptalini istemektedir. Uygulamada çokça alacak davası ile karıştırılmaktadır. Alacak davalarının talep sonucunda bir miktar paranın ödenmesi talep edilirken, itirazın iptali davalarında yapılan itirazın iptali istenmektedir. İşte itirazın iptali davası cevap dilekçesi örneği de bu davalar için kullanılmaktadır.

İtirazın iptali davası cevap dilekçesi örneği hazırlanırken, zamanaşımı itirazı, yer yönünden yetki itirazı, görev yönünden yetki itirazı muhakkak yapılmalıdır. Önce usul itirazları sonra esasa yönelik itirazlar yapılacak şekilde dilekçenin hazırlanmasında fayda vardır. İtirazın iptali davası cevap dilekçesi örneği hazırlanırken karşılık ve ağdalı cümlelerden uzak durulmalı, sade ve öz bir dilekçe hazırlanmalıdır. İtirazın iptali davası cevap dilekçesi örneği teknik dilekçeler olup aşağıda bulunan dilekçe örnek dilekçedir. İlgili dilekçe kullanılırken muhakkak hukuk büromuzun personelinden destek alınız.

İtirazın İptali Davası Cevap Dilekçesi Örneği

MERSİN 5. TÜKETİCİ MAHKEMESİ HAKİMLİĞİNE

DOSYA NO: 2023/2425

CEVAP VEREN

DAVALI: X Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi

VEKİLİ: Av. Tunç Sudi TOL

DAVACI:

VEKİL:

KONU : 31/05/2021 tarihinde müvekkil şirkete tebliğ edilen itirazın iptali içerir dava dilekçesine dair beyanlarımızı ve cevaplarımızı içeren cevap dilekçemize ilişkindir.

AÇIKLAMALAR :

Müvekkil şirkete; 31/05/2022 tarihinde tebliğ edilen itirazın iptaline yönelik dava dilekçesinde aleyhimize olan hiçbir hususu kabul etmediğimizi beyan etmekle birlikte, yasal süresi içerisinde cevaplarımızı sunuyoruz.

Müvekkil şirket ile davacı karşı taraf arasında, karşı tarafında belirttiği şekilde 04/11/2022 tarihinde kerpiç ev sözleşmesi yapılmıştır. Her ne kadar davacı karşı taraf sözleşmedeki hükümleri kendince yorumlama yoluna giderek müvekkilin işi yapmadığından bahisle zan altında bırakmaya çalışsa da, söz konusu olaylar mahkemeyi yönlendirici şekilde müvekkil aleyhine olacak şekilde anlatılmıştır. Şöyle ki;

Karşı taraf dava dilekçesinde; ilgili sözleşmeye göre teslim süresinin, evin 30 iş günü içinde tamamlanacak olduğuna dair beyanına ilişkin olarak;

Davacı karşı tarafın beyan ettiği üzere; evin 30 iş günü içerisinde teslim edileceğine dair, ilgili sözleşmede teslim süresi başlıklı bir madde vardır. Ancak ilgili madde; ” Sipariş teyidini ve ödeme şartlarının yerine getirilmesini takiben; hava şartları, hammadde temin süresi ve üretim programımıza bağlı olarak değişmek kaydıyla 20 iş günüdür.” şeklindedir.

Yani karşı taraf ; işin gecikmesi söz konusu olduğunda bu durumun ham madde temin süresinden ve müvekkil şirketin üretim programına bağlı olarak uzaması söz konusu olmasının açık olması nedeniyle herhangi bir gecikme söz konusu olduğundan bahsetmesi sözleşme hükümlerine ve hukuki anlamda dürüstlük kuralına açıkça aykırıdır. Salgın sürecinde prefabrik yaşam alanı yapımında kullanılan demir, PVC vb. gibi hammaddelerin ekonomik anlamda fiyatlarının ne kadar arttığı ve temini konusunda da birlikte; problemler yaşandığı açıktır. Birçok ülkeyle sınırların kapatılması ve karantina uygulamalarının başlaması, ithalat ve ihracata yönelik kısıtlamaların getirilmesi sebepleri ile müvekkil hammadde temini konusunda sıkıntı yaşamış olsa da, prefabrik yaşam alanı makul süreler zarfında sözleşmeye uygun olarak tamamlanmıştır.

Karşı tarafın ödemelerini tamamladıktan sonra teslim tarihinin de gecikmesi ile birlikte ilgili prefabrik evin bulunduğu yere gittiği, eksiklikleri ve projeye aykırılıkları görerek, 04.02.2021 tarihli ihtarnameyi göndererek resmi ayıp ihbarını yaptığı iddiasına ilişkin olarak;

Öncelikle karşı tarafın ödemelerini tamamladığı iddiası kesinlikle gerçeği yansıtmamakla birlikte; sözleşme de ödeme başlığı altında düzenlenen ve “30/11/2022 tarihli 25.000 TL çek, 21.500 TL nakit ve kalan bakiye işin teslimine kadar nakit olarak ödenecektir.” şeklindeki maddeye istinaden karşı taraf, müvekkile gerekli nakit ödemeleri yapmamıştır. Kaldı ki; ödemeler yapılmadığı ve müvekkil işi bitirip de teslim etme aşamasına geldiği halde karşılığını alamadığı için, 02.02.2021 tarihinde Mersin İcra Müdürlüğü’nün 2023/333 E. Sayılı dosyası ile yapılan işe ait sözleşmeden kalan bakiye olarak 8.550,00 TL’lik icra takibi başlatılmıştır. Her ne kadar icra takibine ilişkin; ödeme emri,11/02/2022 tarihinde karşı tarafa ulaşmış olsa da, karşı taraf UYAP Vatandaş sistemi üzerinden takibin açıldığını öğrenmiş ve ardından 04/02/2022 tarihinde ara buluculuk başlatmıştır. Müvekkil ile karşılıklı ticari ilişki içerisinde olan karşı taraf; durumdan haberdar olduğu için ve kendilerini haklıymış gibi göstermek adına söz konusu bu arabulucuka başlatmışlardır.

Karşı tarafın, müvekkil ile haricen yaptığı görüşmelerde sözleşme bedeli olan 93.000 TL üzerine 8.050 TL daha ek ücret istediği ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın buradan çıktığı iddiasına ilişkin olarak;

Öncelikle müvekkilin böyle bir ek ücret isteği olmamakla birlikte; karşı tarafa başlatılan icra takibinden de anlaşılacağı üzere, karşı taraftan yalnızca yapılan işe ait sözleşmeden kalan bakiye istenmiştir. Bununla birlikte; sözleşmede prefabrik yaşam alanının miktarı 56 metrekare olmasına rağmen, karşı tarafın bitmeyen istekleri ile yapılan işin miktarı metrekare cinsinden oldukça büyümüştür. Müvekkil ise; ticari anlamda ilişkilerinin zarara uğramaması ve salgın dönemindeki ekonomik koşulları da göz önünde bulundurarak, karşı tarafın isteklerine ve sözleşmeye rağmen evi büyütmesine rağmen, davacıya karşı gelmemiş ve yalnızca kalan bakiye tutarını istemiştir. Her ne kadar dosyanın içerisinde karşı tarafın Mersin 3. Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/8 Değişik İş dosya numarası ile tespit yapılmış olsa da; yapılan tespitteki aleyhimize olan hususları kabul etmemekle birlikte, sözleşme konusu prefabrik ev için tekrar tespit talep etmekteyiz.

Mersin Sulh Hukuk mahkemesince yapılan tespit neticesinde yapılan işlemin projeye aykırı olduğu, doğru malzeme kullanılmadığı ve eksik biçimde teslim edildiği iddiasına ilişkin;

Öncelikle karşı tarafın müvekkile gönderdiği ihtarnamede iddia ettiği eksiklikleri ve projeye aykırılıkları ayrıntılı şekilde belirtmesi gerekmektedir. Ancak; ilk önce prefabrik yaşam alanına, projeye uygun olmayan şekilde eklemeler yapan karşı taraf daha sonra para ödeme söz konusu olduğunda resmi ayıp ihbarı yaparak kendini haklı gibi göstermeye çalışmıştır. Vekaletnameye cevap alamayan ve daha sonrasında ise evi tamir ettiğini ikrar eden karşı taraf; delil tespiti yaptırdığını beyan etmiştir. Ancak karşı tarafın, evi tamir ettirdikten sonra delil tespiti yaptırması hususu kanaatimizce projeye aykırı olarak yapıldığı iddia edilen bir çok konuda akıllara soru işareti getirmektedir. Kaldı ki; müvekkil, işi sözleşme esaslarına uygun olarak eksiksiz bir şekilde teslim etmiştir. Ancak davacı karşı taraf; müvekkil şirkete 26/02/2022 tarihinde tekrar bir ihtar göndermiştir. Müvekkilin ihtarnameye geri dönüş yapılmadığına ilişkin beyan ise kesinlikle doğru değildir çünkü bu aşamada müvekkil ile iletişim halinde olan karşı tarafa, müvekkil bir çok kez ona bir borcu olmadığını, projeyi tam ve eksiksiz bir şekilde teslim edildiğini ancak kendisinin borcunu ödemesi gerektiğini söylemiştir. Bunun üzerine karşı taraf; 31/03/2022 tarihinde arabuluculuk başlatmış ve anlaşılamayan arabuluculuk tutanağı sonrasında ise; 27/04/2022 tarihinde huzurdaki bu dava açılmıştır.

İş bu yukarıda belirtilen nedenlerle ve mahkemece resen göz önünde bulundurulacak diğer sebeplerle; öncelikle huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz olması sebebiyle reddine, mahkeme aksi kanaatte ise; aleyhimize olan hususları reddetmekle birlikte, prefabrik yaşam alanına ilişkin olarak ayrıntılı değerlendirmenin yapılması adına mahkemece belirlenecek uzman kişilerce tarafların katılımıyla tekrar delil tespiti yaptırılmasına, davacı karşı tarafın müvekkile ödemediği bakiye borç miktarının sabit olması nedeniyle ödenmeyen 8.550,00 TL’nin teslim tarihi itibari ile işletilecek faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesine karar verilmesini talep ederiz.

HUKUKİ SEBEPLER : 6502 s. TKHK, TBK ve her türlü yasal sair mevzuat hükümleri.

DELİLLER : 01.12.2022 tarihli taraflarca imzalanan sözleşme, Taraflar arasında kararlaştırılan davalıya ait ıslak imzalı proje, Tarsus İcra Dairesi Müdürlüğü 2023/333 E. Sayılı numaralı dosyası, Tanık (Tanıklar bilahare bildirilecektir.), Keşif, Bilirkişi incelemesi ve davayı ispata yarar her türlü delil. (Karşı tarafın sunacağı delillere karşı delil sunma hakkımız saklı kalmak kaydıyla)

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda açıklanan nedenler ve mahkemenizce yapılacak inceleme neticesinde fazlaya ilişkin talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla;

– Öncelikle huzurdaki davanın haksız ve mesnetsiz olması sebebiyle reddine,

– Mahkeme aksi kanaatte ise; aleyhimize olan hususları reddetmekle birlikte, prefabrik yaşam alanına ilişkin olarak ayrıntılı değerlendirmenin yapılması adına mahkemece belirlenecek uzman bilirkişilerce keşif yapılarak tarafların katılımıyla tekrar delil tespiti yaptırılmasına,

– Davacı karşı tarafın müvekkile ödemediği bakiye borç miktarının sabit olması nedeniyle ödenmeyen 9.350,00 TL’nin teslim tarihi itibari ile işletilecek faiziyle birlikte tarafımıza ödenmesine karar verilmesine,

– Yargılama harç ve giderleriyle vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. 24.01.2023

DAVACI VEKİLİ

AV. TUNÇ SUDİ TOL

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara