Ceza mahkemesi kararlarında ortaya çıkabilecek hukuka aykırılıkların giderilebilmesi için Türk Ceza Muhakemesi sisteminde önemli bir yer tutan kanun yararına bozma, adaletin sağlanmasında etkin bir denetim mekanizması sunar. Peki, kanun yararına bozma nedir ve hangi durumlarda bu yola başvurulabilir? Özellikle CMK 309 maddesi kapsamında düzenlenen kanun yararına bozma süreci, belirli şartların oluşması halinde birçok kişi tarafından merak edilen bir husustur. Ayrıca, usule uygun şekilde hazırlanacak bir kanun yararına bozma başvurusu örneği ile bu yolun uygulanabilirliği daha anlaşılır bir hal alıyor. Bu yazımızda; yasal dayanaklardan başvuru süreçlerine kadar kanun yararına bozma ile ilgili tüm detaylara değinecek, güncel Yargıtay kararları ve pratik bilgiler ışığında süreci en doğru şekilde nasıl işletebileceğinizi göstereceğiz.

Sayfa İçeriği
Kanun Yararına Bozma Nedir?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma nedir diye merak edenler için, bu kavram aslında Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi incelemesinden geçmeden kesinleşmiş kararların hukuka aykırılık yönünden bir üst denetime tabi tutulmasını sağlayan özel bir yasal yoldur. Bu yöntemle, haklarında olağan kanun yolları kapanmış dosyalar ve davalara ilişkin bazı kararlar, toplum ve hukuk düzeni adına tekrar gözden geçirilerek hukuki güvenlik ve eşitlik sağlanmaya çalışılır.
Kanun yararına bozma süreci kapsamında, esasen kamu düzenini ve adaletin gerçek anlamda yerine gelmesini güvence altına almak hedeflenir. Bu nedenle, yalnızca şahsi çıkarları değil, toplumsal yararı da ilgilendiren durumlarda işlev kazanır. Özellikle, yasada öngörülen usul hatalarına veya açık hukuka aykırılıklara karşı bir denetim mekanizması işlevi görür. Nitekim doğrudan Adalet Bakanlığı tarafından da kanun yararına bozma başvurusu yapılabilmektedir.
Aşağıdaki tabloda, bu kavramın bazı temel noktaları özetlenmiştir:
| Özellik | Açıklama |
|---|---|
| Kapsamı | Temyiz ve istinaf incelemesi geçirmeden kesinleşmiş kararların hukuka aykırılığının denetlenmesi |
| Dayanağı | CMK 309. madde |
| Başvuran | Hükümlü yada doğrudan adalet bakanlığı |
| Amaç | Hukuk düzeninin korunması, kamu yararının gözetilmesi |
| Uygulanma Alanı | Yalnızca belirli kararlar ve usul yanlışlarında kullanılabilir |
Genellikle kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlanırken, başvurunun hukuki gerekçelerine detaylıca yer verilir ve dosyadaki hukuka aykırılık net bir biçimde ifade edilir. Kanun yararına bozma yolu, hükümlü ve belirli otoritelerin inisiyatifiyle kullanılabilen, sınırlı ve istisnai bir olağanüstü kanun yolu olarak karşımıza çıkar. Özellikle bireysel değil, kamu yararının batıl fiiller karşısında korunması için tercih edilir.
Kanun Yararına Bozmanın Hukuki Dayanağı
Kanun yararına bozma nedir? Sorusu, ceza yargılamasında verilen kesinleşmiş kararların denetiminde önemli bir yer tutmaktadır. Bu denetim mekanizmasının hukuki temelini ise CMK 309 maddesi oluşturmaktadır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi, kesinleşmiş hükümlerde hukuka aykırılığın varlığı hâlinde, kamu yararını ve adaleti sağlamak amacıyla özel bir başvuru yolu öngörmektedir.
Kanunun ilgili maddesi, kimlerin başvuru yapabileceğini, hangi kararların incelenebileceğini ve sürecin nasıl yürüyeceğini açıkça düzenler. Özellikle, kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlanırken CMK 309’un usul ve esaslarına bağlı kalınması zorunludur. Ayrıca, bu madde sayesinde hukuka aykırı kararların düzeltilerek adaletin tesisi sağlanır.
Aşağıdaki tabloda CMK 309 maddesinin temel hukuki noktaları özetlenmiştir:
| Ana Noktalar | Açıklama |
|---|---|
| Dayanağı | Ceza Muhakemesi Kanunu Madde 309 |
| Amaç | Kamu yararını ve adaleti korumak, hukuka aykırılığın önüne geçmek |
| Başvuru Yetkilileri | Hükümlü veya Adalet Bakanlığı |
| İncelenen Kararlar | Temyiz ve istinaf incelemesi geçirmeden kesinleşmiş olan ve hukuka aykırılık içeren kararlar |
| Sonuçları | Yargıtay, kararı ilgili hukuka aykırılık nedeniyle bozabilir |
Böylelikle, kanun yararına bozma süreci hem ceza adaletinin hem de hukukun üstünlüğünün korunmasına katkı sağlar. Kanun yararına bozma nedir ve bağlayıcı hukuki dayanak hangi kurallara dayanır diye merak edenler için, her aşamanın şeffaf ve mevzuata uygun biçimde yürütülmesi büyük önem taşır. Özellikle uygulamada sıkça karşılaşılan kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlanırken, CMK 309’un öngördüğü yasal sınırlar ve şekil şartları dikkatlice incelenmelidir.
Adaletin kurumlar eliyle denetimi ve hukuka uygun kararlar verilmesi açısından CMK 309 çerçevesinde işleyen bu yol, Türk ceza yargılamasında önemli bir güvence olarak yer almaktadır.
Kanun Yararına Bozma Başvurusu Nasıl Yapılır?
Kanun yararına bozma başvurusu nasıl yapılır? Sorusunun yanıtı, Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi çerçevesinde belirli bir prosedür izlenerek verilmektedir. Bu başvuru, kesinleşmiş mahkeme kararlarında kanuna aykırı yönlerin olması durumunda gündeme gelir. Özellikle olağanüstü bir kanun yolu olarak kullanılan bu mekanizmanın uygulanabilmesi için başvuru şekli, usulü ve süreci titizlikle takip edilmelidir.

Başvurunun ilk adımı, ilgili makamların (Cumhuriyet Başsavcılığı veya Adalet Bakanlığı) durumu Yargıtay’a taşıyarak inceleme istemesiyle başlar. Burada genellikle bir kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlanır ve bu örnek, başvurunun gerekçelerini detaylı şekilde içerir. Hazırlanan başvuru dilekçesi, kararı veren mahkemeye sunulur. Başvurunun kabulü halinde, dosya Adalet Bakanlığı üzerinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilir ve oradan da Yargıtay’a nihai inceleme için gönderilir.
“Başvuruda; karara konu olan dosyanın esas ve karar numarası, kesinleşme tarihi, kanuna aykırılık iddiasının dayanak noktaları, ilgili mevzuat hükümleri ile olayın özeti açıkça yer almalıdır. Başvuru şekli konusunda eksiklik olması, inceleme aşamasında başvurunun reddine yol açabilir.”
Aşağıdaki tablo, kanun yararına bozma süreci ile diğer olağanüstü kanun yolları arasındaki temel farkları ortaya koymaktadır: Kanun yararına bozma başvurusu, yargılamanın yenilenmesi müessesinden ayrılmaktadır.
| Özellik | Kanun Yararına Bozma (CMK 309) | Yargılamanın Yenilenmesi |
|---|---|---|
| Kim Başvurabilir | Adalet Bakanlığı yada Hükümlü | Sanık, Müdafi, Cumhuriyet Savcısı |
| Başvuru Zamanı | Kararın kesinleşmesinden sonra | Sonradan ortaya çıkan delile göre |
| İnceleme Mercii | Yargıtay İlgili Ceza Dairesi | Yetkili ilk derece mahkemesi |
| Sonuç | Kararın kanun yararına bozulması | Yeniden yargılama yapılması |
Kanun yararına bozma nedir ve nasıl başvuru yapılacağı konusunda sistematik bir yol izlemek, dosyanın doğru şekilde ele alınmasını sağlar. Özellikle gerekçelerin açıkça ortaya konulması, ilgili mevzuatların doğru bir biçimde aktarılması ve başvurunun usule uygun hazırlanması, sonucun olumlu yönde gelişmesi bakımından kritik öneme sahiptir.
Başvuruda, Yargıtay’ın daha önce vermiş olduğu karar örneklerinden ve emsal içtihatlardan yararlanmak da oldukça etkili bir yöntemdir. Başvuru formüllerine uygun hareket edilmesi, hak kayıplarının yaşanmasını engeller. Dolayısıyla, doğru bir değerlendirme ve eksiksiz bir başvuru süreci için profesyonel bir yaklaşım büyük önem taşır.
CMK 309 Maddesi Kapsamında Kanun Yararına Bozmanın Amacı
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi, adaletin tesisi ve hukuk birliğinin sağlanması amacıyla özel bir denetim yolunu düzenlemiştir. CMK 309 maddesi; kesinleşmiş mahkeme kararlarında hukuka aykırılık bulunması hâlinde, kamu yararını gözeterek usulsüzlüklerin düzeltilmesini imkanlı kılar. Özellikle yargı kararlarında bir örneklik yaratmak, bölgesel ya da yerel farklılıkların önüne geçmek ve toplumsal güveni güçlendirmek için bu denetim büyük önem taşır.
Buradaki temel amaçlardan biri ise, birey ve toplum menfaatini dengede tutarken hukuki güvencelerin pekiştirilmesidir. Yargı kararları arasında çelişkiler oluştuğunda, kanun yararına bozma nedir sorusunun en önemli yanıtı; Yargıtay’ın denetim yetkisini kullanarak hukuka aykırı kararların düzeltilmesinin sağlanmasıdır. Bu sayede, hukuki hata ve yanlış yorumların yaygın uygulama haline gelmesi engellenir.
Aşağıdaki tabloda, kanun yararına bozma süreci kapsamında amaçlanan başlıca hedefler özetlenmiştir:
| Amaç | Açıklama |
|---|---|
| Hukuk birliğinin sağlanması | Yargı kararlarının ülkede tutarlılık göstermesi |
| Hatalı kararların düzeltilmesi | Açık şekilde hukuka aykırı olan kararların yeniden gözden geçirilmesi |
| Kamu düzeninin korunması | Adalet sistemine olan güvenin artırılması |
| Toplum ve birey çıkarlarının dengesi | Bireysel hak kayıplarının önlenmesiyle toplumun menfaatlerinin korunması |
Kanun yararına bozma başvurusu örneği incelendiğinde, başvurularda temel vurgunun kamu yararına ve hukukun üstünlüğüne yapılması gerektiği görülür. Böylece; bireyler ve avukatlar tarafından yapılan başvurularda, hem yaratılan hukuki problemin niteliği hem de hukukun doğru uygulanmasının önemi açıkça belirtilmelidir.
Özetle, CMK 309 kapsamındaki bu denetim, hukukun üstünlüğünü ve adalet sisteminin şeffaflığını koruyan bir mekanizma olma niteliği taşır.
Kanun Yararına Bozma Nedenleri
Ceza yargılamasında verilen kararların hukuk kurallarına uygunluğu büyük önem taşır. Bu nedenle kanun yararına bozma nedir sorusu kadar, hangi durumlarda bu yola başvurulabileceği de sıklıkla merak edilir. Özellikle, kesinleşmiş mahkeme kararlarında hukuka aykırılıklar tespit edildiğinde, sürecin sağlıklı işlemesi açısından bu yol kritik rol oynar.
Aşağıdaki tabloda, uygulamada sıklıkla karşılaşılan başlıca nedenler özetlenmiştir:
| Neden | Açıklama |
|---|---|
| Usul Hataları | Duruşma usullerine uyulmaması veya savunma hakkının kısıtlanması gibi hatalar. |
| Yetki ve Görev Yanlışlıkları | Mahkemenin görev veya yetki yönünden yanlış değerlendirmede bulunması. |
| Maddi Hatanın Bulunması | Dosyadaki olguların yanlış değerlendirilerek hatalı karar verilmesi. |
| Delillerin Değerlendirilmemesi | Dosyada bulunan önemli bir delilin göz ardı edilmesi veya yanlış yorumlanması. |
| Kanuna Aykırı Hüküm Kurulması | Hükmün açıkça kanun hükümlerine aykırı şekilde kurulması. |
| Gerekçesiz veya Yetersiz Gerekçeyle Karar Verilmesi | Kararın dayandırıldığı gerekçenin yeterince açıklanmamış ya da hiç belirtilmemiş olması. |
Görüldüğü üzere, kanun yararına bozma süreci yalnızca teknik hukuka aykırılıklar değil, aynı zamanda maddi ve usule ilişkin hatalar sonucunda da işletilebilir. Buradaki temel amaç, hukukun birliğini ve adil yargılanma ilkesini korumaktır.
Uygulamada, CMK 309 maddesi çerçevesinde hızlı ve etkili bir şekilde başvuru yapılabilmesi adına hataların tespiti büyük önem taşır. Bu süreçte yetkili savcılıklar ya da ilgili adli merciilerce düzenli olarak kanun yararına bozma başvurusu örneği incelenerek hareket edilir. Tüm bu nedenler, yargı sisteminde adaletin sağlanmasını ve toplumda hukuka duyulan güvenin korunmasını hedefler.

Kanun Yararına Bozma Yoluna Başvurulabilecek Kararlar
CMK 309 kapsamında, kanun yararına bozma nedir sorusunun yanıtı kadar, bu yola başvurulabilecek kararların kapsamı da sıklıkla merak edilmektedir. Ceza muhakemesi sürecinde, özellikle kesinleşmiş kararların hukuka aykırılığı gündeme geldiğinde, bu yola başvurulması önemli bir teminat olarak ortaya çıkar. Bu noktada, hangi kararların bu süreç kapsamında değerlendirilebileceğinin bilinmesi hem uygulayıcılar hem de taraflar için yol göstericidir.
Aşağıda, hangi kararlar için kanun yararına bozma süreci işletilebileceğini özetleyen bir tablo bulunmaktadır:
| Karar Türü | Kanun Yararına Bozma Mümkün mü? | Açıklama |
|---|---|---|
| Ceza Mahkemesi İlamları | EVET | Kesinleşmiş ve temyiz, istinaf incelemesinden geçmemiş kararlar |
| Sulh Ceza Hakimliği Kararları | EVET | İstinaf ve temyize kapalı yada temyiz ve istinaf edilmemiş kesinleşmiş kararlar |
| Mahkemece Verilen İtiraz Kararları | EVET | Hukuka aykırılık mevcutsa, başvuru yolu açıktır |
| Cumhuriyet Savcısının Kararları | HAYIR | Bu kararlar için uygulanamaz |
| Disiplin Mahkemesi Kararları | HAYIR | Ceza mahkemeleri dışında kalan kararlar kapsama girmez |
“CMK 309 kapsamında, temyiz veya istinaf incelemesine tabi olmayan ve hukuka aykırı olarak kesinleşen mahkeme kararları hakkında, kanun yararına bozma başvurusu örneği ile süreç başlatılabilir. Ancak, kanunun açıkça izin vermediği karar türleri için bu hak kullanılmaz.”
Buradan da anlaşılabileceği üzere, sadece belirli nitelikteki ve kesinleşmiş mahkeme kararları bu yargı yolu kapsamına alınır. Hukuki sürecin doğru ve etkin yönetilebilmesi için başvuru konusu kararın, ilgili madde kapsamına girip girmediğinin dikkatle değerlendirilmesi gerekmektedir. Böylece, sürecin hatasız ve sağlıklı ilerlemesi mümkün olur; gereksiz zaman ve emek kaybı önlenir. Uygun karar türleri için doğru zamanda kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlanıp ilgili merciiye sunulmalıdır.
Kanun Yararına Bozma Yoluna Başvurulamayacak Kararlar
Hukuk sistemimizde kanun yararına bozma nedir sorusu sıklıkla gündeme gelirken, bu özel kanun yolunun kapsamı kadar sınırları da önem taşımaktadır. Özellikle kanun yararına bozma süreci kapsamında hangi kararların bu yola konu olamayacağını bilmek başvurunun etkinliği açısından kritiktir. CMK 309 kapsamında ilgili madde ve müteakip içtihatlar, hangi kararların dışında tutulduğunu açıkça göstermektedir.
Genel çerçevede aşağıdaki durumlarda kanun yararına bozma başvurusu yapılamaz:
Hükümden sonra ortaya çıkan nedenler ya da yargılama sürecinde mahkemenin bilgisine sunulmayan ve sonradan ileri sürülen hususlar, kanun yararına bozma yoluna başvuru gerekçesi olamaz.
Kesinleşmiş bir hükümden sonra gerçekleşen ve sanık lehine olduğu değerlendirilen kanuni değişiklikler de, bu olağanüstü kanun yolunun işletilmesine imkân tanımaz.
Ayrıca, istinaf veya temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiş mahkeme kararlarına karşı da kanun yararına bozma yoluna gidilemez.
Hâkimin takdir yetkisi kapsamında değerlendirilen ve sanık bakımından hak doğurucu nitelik taşımayan kararlar,
Mahkeme tarafından yapılan ve takdire dayalı olarak ortaya çıkan uygulama farklılıkları ya da hataları,
Takdirin yerindeliğine ilişkin olup, istinaf veya temyiz denetimi dışında kalan başvurular.
Aşağıda, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlarken hangi kararlar için başvuru yapılamayacağı özetlenmiştir:
| Karar Türü | Gerekçe |
|---|---|
| Kesinleşmeyen Kararlar | Yalnızca kesinleşen kararlar kanun yararına incelemeye tabidir. |
| Yargıtay veya Bölge Adliye Mahkemesi Kararları | Bu merciilerin son kararları bu yolun dışındadır. |
| Disiplin ve İdari Para Cezaları | Ceza mahkemeleri dışında verilen kararlar bu kapsamda incelenmez. |
| Uzlaşma ile Sonuçlanan Dosyalar | Tarafların uzlaşıp dosyanın kapandığı durumlar başvuruya tabi değildir. |
| Davanın Reddi veya Ehliyetsiz Mahkeme Kararları | Davanın usulden reddine ilişkin kararlar bu kapsama girmez. |
Özellikle kesinleşmemiş mahkeme kararları ile toplumsal uzlaşı sonucunda kapatılan dosyalar için bu yolun kapalı olduğunun altı çizilmelidir. Ayrıca idari yaptırım niteliğindeki işlemler veya hukuki anlamda ilk derece olmayan yüksek yargı kararları da bu kapsam dışındadır. Bu nedenle detaylı bir analiz yapmadan veya ilgili yasal kriterleri incelemeden hazırlanan başvuruların redde uğrama riski fazladır. Modern ceza muhakemesinin güvenliği adına, başvuru öncesi karar türlerine titizlikle bakılmalı ve başarı şansı yüksek, uygun dosyalarla sınırlı kalınmalıdır. Böylece yargı sistemimizde kanun yararına bozma nedir sorusu da uygulamada daha berrak bir yanıt bulacaktır.
Kanun Yararına Bozma Süreci ve İşleyişi
Kanun yararına bozma nedir sorusunun ardından bu adli müessesenin süreci ve işleyişi, hukuki niteliği açısından büyük önem taşır. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi (CMK 309) çerçevesinde düzenlenen bu süreç, istinaf ve temyiz yolları tüketilmiş olan kararlar hakkında işlemlerin yeniden gözden geçirilmesini sağlar. Kanuna aykırılığın giderilmesine odaklanan bu düzenleme, usul ekonomisi ile hukuki güvenliğin dengesini gözetir.
Başvurunun işleyişi genel hatlarıyla şu şekilde ilerler: Öncelikle yetkili merciler tarafından kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlanır. Hazırlanan dilekçe, yerel mahkeme vasıtası ile Adalet Bakanlığı’na sunulur ve akabinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilir. Başsavcılık, başvuruyu inceler ve uygun bulması hâlinde ilgili Ceza Dairesi’ne gönderir. Süreçte aşağıdaki tablo başlıca aşamaları özetler:
| Aşama | Açıklama |
|---|---|
| Başvurunun Hazırlanması | Yetkili kişi veya kurum başvuruyu hazırlar, gerekçelerini belirtir. |
| Adalet Bakanlığı’na Sunulma | Başvurusunu Yerel Mahkeme aracılığı ile Bakanlığa ulaştırılır. |
| Yargıtay Başsavcılığı’nda İnceleme | Hukuki uygunluk değerlendirilir. |
| Yargıtay Ceza Dairesinde Görüşme | Başvurunun esastan değerlendirilmesi ve karar verilmesi |
Sürecin işleyişi, genellikle yazılı belge ve deliller üzerinden gerçekleşir. Her adımda, dosya üzerinden inceleme yapılır; ek duruşma açılması ya da kişi dinlenmesi nadiren gereklidir. Yapılan inceleme sonunda, kararda kanuna açık aykırılık tespit edilirse, karar bozulur.
Tüm bu aşamalarda, kanun yararına bozma sürecinin hızlı, etkin ve tarafsız yürütülmesi amaçlanır. Bu nedenle hem başvurunun hazırlanmasında hem de takip eden incelemelerde yasal prosedüre azami dikkat gösterilmelidir. Özellikle başvuru dilekçesinde, somut kanuna aykırılıklar ve gerekçeler açıkça belirtilmelidir. Böylece, adaletin tesisi açısından sürecin önemi daha da belirgin hale gelir.
Kimler Kanun Yararına Bozma Başvurusunda Bulunabilir?
Türk ceza muhakemesi hukukunda kanun yararına bozma nedir sorusu kadar, bu hukuk yoluna kimin başvurabileceği de büyük önem taşır. Özellikle CMK 309. madde, kimlerin başvuruda bulunabileceğini açık bir şekilde düzenlemiştir. Buna göre, hükmün kesinleşmesinin ardından olağan kanun yolları tüketildikten sonra hükümlü, hükümlü vekili ve Adalet Bakanlığı bu hukuki yola başvuru hakkına sahiptir. Ayrıca CMK 310. madde uyarınca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı da kanun yarına bozma başvurusu yapabilecektir.
“5607 sayılı yasanın uygulanmasına ilişkin olarak yerel mahkeme kararının usul ya da yasaya açık aykırılık taşıdığı hallerde, Cumhuriyet Başsavcısı veya Adalet Bakanı’nın yazılı istemiyle kanun yararına bozma başvurusu oluşturulabilir. Bu yolu doğrudan sanık ya da müdafinin kullanması da yasal olarak mümkün değildir. Fakat verecekleri bir dilekçe ile Adalet Bakanlığını harekete geçirebileceklerdir.”
Aşağıda, başvuru yetkisini taşıyan kişi ve kurumların karşılaştırmalı tablosu yer almaktadır:
| Başvuru Yetkisi Olanlar | Açıklama |
|---|---|
| Cumhuriyet Başsavcısı (Yargıtay) | Mahkeme kararındaki yasa ve usul hatalarını inceleyerek talepte bulunabilir. |
| Adalet Bakanı | Doğrudan veya Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığıyla başvuruda bulunabilir. |
| Hükümlü yada Vekili | Adalet Bakanlığına başvuru yaparak başvuruda bulunabilir. |
Buradan da anlaşılacağı üzere, kanun yararına bozma süreci yalnızca belirli resmi makamların yetkisine tabidir. Sanıklar, mağdurlar veya avukatlar, doğrudan bu yolu kullanamazlar; ancak gerekçeli bir dilekçeyle bu yolun başlatılması için talepte bulunabilirler. Sonuç olarak, bu özel hukuk yolu, yargılamada ortaya çıkan açık hukuka aykırılıkların giderilmesinde devlet hukuk politikasının güvencesi olarak öne çıkar.
Yapısal olarak, CMK 309 ile başvuru hakkı ilgili makamlarla sınırlanmış ve sürecin resmi bir prosedür çerçevesinde yürütülmesi sağlanmıştır. Bu sayede sistemdeki yetki karmaşası önlenmiş ve işlem güvenilirliği artırılmıştır.
Kanun Yararına Bozma Başvurusu İçin Gereken Şartlar
Türk Ceza Muhakemesi Hukuku’nda önemli bir denetim mekanizması olarak öne çıkan kanun yararına bozma süreci, yalnızca belirli şartların varlığı halinde devreye girebilmektedir. Özellikle CMK 309 maddesi kapsamında ele alınan bu başvuru türü, kararın hukuka aykırı olduğu hallerde kullanılabilir. Başvurunun yapılabilmesi için bazı temel şartların varlığı gereklidir.
Aşağıda, kanun yararına bozma nedir sorusuna yanıt arayanlar için, başvuruya ilişkin aranan başlıca şartları sade ve anlaşılır bir tabloyla özetliyoruz:
| Şart | Açıklama |
|---|---|
| Kesinleşmiş Mahkeme Kararı | Başvuru, yalnızca istinaf ve temyiz incelemesinden geçmemiş kesinleşmiş kararlar içindir |
| Başvuruya Yetkili Makamlar | Yalnızca Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı veya Adalet Bakanlığı başvuru hakkına sahiptir. |
| Kanuna Aykırılık | Kararın, açıkça kanuna aykırı olması zorunludur (örneğin usul hatası ya da hukuka aykırı deliller gibi). |
| Bireysel Başvuru İmkanı Yok | Taraflar doğrudan başvuru yapamaz; yerel mahkemeye verecekleri dilekçe ile Adalet Bakanlığı yoluyla girişimde bulunulabilir. |
| Süre Şartı Olmaması | Belirli bir başvuru süresi öngörülmemiştir; karar kesinleştiği anda başvuru mümkündür. |
Buradaki şartlar dikkate alındığında, usul ve maddi hukuka uygunluğun sağlanabilmesi için kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlarken ilgili dosyada ciddi bir araştırma ve hukuki inceleme yapılmalıdır. Her dosyanın kendine özgü dinamikleri olduğu unutulmamalı, başvurunun başarılı olabilmesi için gerekçelerin somut ve hukuki dayanaklarla desteklenmesi gerekmektedir.
Böylece, bu yolla hukuka aykırı kararlar düzeltilerek yargı sisteminin güvenilirliği güçlendirilmektedir. Özellikle kararların kanuna uygunluğunun sağlanması adına, hukuki bilgi ve tecrübe esas alınarak titiz bir başvuru süreci yürütülmelidir.
Kanun Yararına Bozma Başvurusu Hazırlarken Dikkat Edilmesi Gerekenler
Kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlarken hem hukuki hem de teknik yönden dikkat edilmesi gereken bazı önemli ayrıntılar mevcuttur. Öncelikle, başvurunun hukuka uygun, eksiksiz ve CMK 309 maddesi çerçevesinde hazırlanması gereklidir. Çünkü CMK 309 başvuru sürecinin şekil şartlarını ve hangi mercilere yapılabileceğini detaylı bir şekilde düzenlemiştir. Özellikle başvuru dilekçesinin doğru hazırlanması, hatalı ya da eksik bilgi içermemesi, başvurunun başarıya ulaşmasını doğrudan etkiler.
Başvuru sırasında, dilekçede bozulması istenen kararın açıkça belirtilmesi; karar tarihinin, dosya numarasının ve ilgili mahkemenin açık isminin eksiksiz şekilde yer alması büyük önem taşır. Ayrıca hangi hukuka aykırılığın yapıldığı ve bunun neden kanun yararına bozma süreci kapsamında değerlendirilmesi gerektiği de gerekçelendirilmelidir. Sadece usule değil, esas yönünden de yapılan hataların açık ve somut şekilde gösterilmesi gerekir.
Aşağıdaki tabloda, başvuru hazırlığında dikkat edilmesi gereken temel hususlar özetlenmiştir:
| Dikkat Edilecek Nokta | Açıklama |
|---|---|
| Dilekçede Kararın Eksiksiz Belirtilmesi | Mahkeme ismi, karar tarihi ve esas-karar numarası belirtilmelidir. |
| Hukuka Aykırılıkların Gerekçelendirilmesi | Usul ve esasa ilişkin aykırılıkların ayrıntılı olarak açıklanması gereklidir. |
| CMK 309’a Uygunluk | Başvuru, kanunun çizdiği usule ve şartlara tam uygun şekilde hazırlanmalıdır. |
| Yetkili Mercie Sunulması | Dilekçenin doğru mercie (Adalet Bakanlığı veya Cumhuriyet Başsavcılığı) sunulması |
| Ek Dosya ve Belgeler | Gerekli tüm karar ve deliller başvuruya eklenerek sunulmalıdır. |
Unutulmamalıdır ki, eksik ya da hatalı hazırlanan kanun yararına bozma nedir amacı dışına çıkarak sürecin aksamasına sebep olabilir. Başvurunun titizlikle ve mevzuata uygun şekilde hazırlanması, olumlu sonuç alınabilmesi açısından son derece önemlidir. Özellikle örnek dilekçelerden yararlanmak, başvurunun şekil şartlarına uygun olup olmadığını kontrol etmek açısından da fayda sağlayacaktır.
Kanun Yararına Bozma Başvurusunun Kabul Olması Halleri
Kanun yararına bozma talebi Yargıtayca yerinde görülüp de bozma kararı verilirse, aşağıdaki ihtimaller ortaya çıkar:
1. Bozma, CMK m. 223’te sayılan ve davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkinse (örneğin görevsizlik, yetkisizlik, davanın reddi gibi):
Bu durumda, kararı veren hâkim veya mahkeme, gerekli inceleme ve araştırma sonucunda yeniden karar verir.
2. Bozma, mahkûmiyet hükmünün, davanın esasını çözmeyen yönüne veya savunma hakkını ihlal eden usul işlemlerine ilişkinse:
Bu hâlde, kararı veren hâkim veya mahkeme, yeniden yargılama yapar ve önceki hükümdeki cezadan daha ağır olmayacak şekilde yeniden karar verir.
3. Bozma, mahkûmiyet dışındaki ve davanın esasını çözen hükümlere ilişkinse (örneğin beraat, ceza verilmesine yer olmadığına dair kararlar):
Bu durumda, aleyhe sonuç doğurmaz ve yeniden yargılama yapılmaz. Yani hüküm, yalnızca lehe sonuç doğuracak şekilde düzeltilmiş olur.
4. Bozma, doğrudan hükümlünün cezasının kaldırılmasını veya daha hafif bir ceza verilmesini gerektiriyorsa:
Yargıtay Ceza Dairesi, doğrudan bu kararı verir. Hüküm, cezanın kaldırılması ya da hafifletilmesi yönünde doğrudan düzeltilerek infaz edilir.
5. Ayrıca, kanun yararına bozma sonucunda verilen bozma kararına karşı artık direnilemez.
Yani, ilk derece mahkemesi veya taraflar bu karara karşı herhangi bir şekilde itiraz edemez, yeniden önceki kararında ısrar edemez. Bu, bozma kararının kesin ve bağlayıcı olduğu anlamına gelir.
Kanun Yararına Bozma Başvurusu Örneği
Yargılamada ortaya çıkan hataların giderilmesi için kanun yararına bozma başvurusu örneği hazırlamak, hem sürecin doğru ilerlemesini hem de talebin dikkate alınmasını sağlar. Bu noktada başvuru dilekçesinin dikkatle ve mevzuata uygun şekilde hazırlanması gerekmektedir. Özellikle kanun yararına bozma nedir ve kanun yararına bozma süreci konularında yeterli bilgiyle hareket etmek, başvurunun başarılı olmasında önemli bir etkendir. Dilekçede, CMK 309 maddesi kapsamında hangi kararın ve hangi gerekçeyle bozulmasının talep edildiği açıkça belirtilmeli, başvurunun dayandığı hukuki ve fiili nedenler somut şekilde aktarılmalıdır.
Aşağıda kanun yararına bozma başvurusu örneğini paylaşıyoruz. İlgili dilekçe hazırlanırken muhakkak konusunda uzman bir avukattan destek alınması gerekmektedir.
ADALET BAKANLIĞI CEZA İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ’NE
GÖNDERİLMEK ÜZERE
BURSA 12. AĞIR CEZA MAHKEMESİNE
İNFAZIN DURDURULMASI TAHLİYE, ACELE İNCELEME TALEPLİDİR.
DOSYA NO :
KARAR NO :
KANUN YARARINA
BOZMA BAŞVURUSUNDA
BULUNAN SANIK :
VEKİLİ : Av. Tunç Sudi Tol – Mersin Barosu-2742
ADRESİ : Adres Antettedir.
DİLEKÇE KONUSU : Mersin 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 2023-321 esas, 2025-1109 karar sayılı 24.04.2025 tarihli kararın CMK 309 uyarınca kanun yararına bozulması istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurulması talebidir.
AÇIKLAMALAR :
Sanık X'in mağdur Y'ya yönelik üzerine atılı "Bilişim Sistemleri Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması Suretiyle Dolandırıcılık" suçu iddiası ile neticeten: 4 yıl 2 ay hapis ve 32.000 tl adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Verilen karar usulsüz tebligat nedeniyle istinaf edilemeden kesinleşmiştir. Kesinleşme şerhi ektedir. Verilen karar aşağıdaki gerekçelerle usul ve yasaya aykırıdır. Bu sebeple CMK 309. Madde uyarınca kanun yararına bozma başvurusunda bulunuyoruz. Şöyle ki;
-Zarar Giderilmiş Olmasına Rağmen, Yerel Mahkemece Sehven Zarar Giderimi Yapılmamış Gibi Karar Verilmiştir:
11.10.2024 tarihinde müvekkil müştekinin zararını karşılamış ve 11.10.2024 tarihli dilekçesi ile zarar giderdiğini Yerel Mahkemeye bildirmiştir. Ayrıca zarar giderimine ilişkin makbuzunu dosyaya sunmuştur. (Dilekçe ek:1'dedir.) Nitekim 17.12.2024 tarihli duruşmada sanık tarafından yapılan ödeme "Sanık X tarafından celse arasında savunmalarını ve zarar giderimine ilişkin dilekçesini sunduğu görüldü." şeklinde denilerek tutanak altına alınmıştır. (Duruşma zaptı ek:3'tedir) FAKAT BUNA RAĞMEN İLGİLİ ÖDEME KARAR AŞAMASINDA GÖZDEN KAÇIRILMIŞ VE HİÇ ÖDEME YAPILMAMIŞ GİBİ İNDİRİM VERİLMEDEN HÜKÜM KURULMUŞTUR. BU YÖNÜYLE VERİLEN KARAR USUL VE YASAYA AÇIKÇA AYKIRIDIR. BOZULMASI GEREKMEKTEDİR.
-Gerekçeli Kararın Usulsüz Tebligat Edilmesi Nedeniyle Müvekkil Süresinde İstinaf Hakkını Kullanamamıştır:
Usulsüz tebligat nedeniyle müvekkil, gerekçeli kararı öğrenememiş ve kararı istinaf edememiştir. Müvekkil, 11.10.2024 tarihli dilekçesiyle Yerel Mahkemeye adres bildiriminde bulunmuş ve adresinin “Çakallık Mah. Çakallık 3. Sk. No:1, İç Kapı:1 Serik/Antalya” olduğunu açıkça beyan etmiştir. (Söz konusu dilekçe Ek-1’de sunulmuştur.)
Buna rağmen, Yerel Mahkemeye ilk olarak bu adrese tebligat yapılmış; ancak ikinci tebligat, Tebligat Kanunu m.21/2 uyarınca “Özgürlük Mah. 6211 Sok. No:12, İç Kapı No:2 Akdeniz/Mersin” adresine gönderilmiştir. Bu durum açıkça Tebligat Kanunu’na aykırı olup yapılan tebligat usulsüzdür.
Zira önce 21/1 şerhli ikinci tebligatın bilinen adres olan Antalya/Serik adresine yollanması, buradan sonuç alınamaması halinde 21/2 şerhli üçüncü tebligatın müvekkilin Mernis adresi olan Akdeniz/Mersin adresine yollanması gerekirdi. (Tebligat zarfları ve tebliğ şerhleri ek2 dedir.)
Tebligat şerhleri açıkça incelendiğinde görülecektir ki; 3 sefer tebligat yapılması gerekirken 2 sefer yapılarak, tebligat usulüne aykırı yapılmıştır.
T.C. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi , E: 2012/25376 , K: 2012/40503 ,T:27.12.2012 sayılı kararından alıntı: 7201 Sayılı Yasanın 21. maddesi ile ilgili değişikliğe ilişkin kanun gerekçesinde ise, 21/1. maddeye göre bilinen en son adrese çıkartılan tebligattan sonuç alınamazsa, 10. madde gereği adres kayıt sistemindeki adres esas alınarak başkaca araştırma yapılmaksızın o adrese tebligat çıkarılacağı açıklanmıştır. Muhatap o adreste hiç oturmamış ya da adresten ayrılmış dahi olsa tebligat iade edilmeyecek, 21/2. madde gereğince işlem yapılacaktır. Bunun yapılabilmesi için de tebligatı çıkaran merciin, adresin, adres kayıt sistemindeki mernis adresi olduğunu tebliğ evrakında belirtmesi gerekmektedir. * Tüm bu açıklamalar doğrultusunda kişiye önce bilinen en son adresi esas alınarak (bilinen bir adresi yok ise adres kayıt sistemindeki adresi esas alınarak) Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre tebligat çıkartılmalı, adres tebligata elverişli değilse ya da tebligat yapılamazsa adres kayıt sistemindeki adresine buna ilişkin şerh de düşülerek 21/2. madde uyarınca tebligat yapılmalıdır. * Somut olayda, alacaklı tarafından borçluya karşı genel haciz yolu ile i1amsız icra takibine başlandığı, ödeme emrinin, 12.5.2011 tarihinde borçlunun mernis adresi esas alınmak suretiyle buna ilişkin şerh de düşülerek, doğrudan 7201 Sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, mahkemece, tebliğ işleminin usulsüz olduğu gerekçesi ile borçlunun usulsüz tebligat şikayetinin kabulüne karar verildiği görülmektedir. Yukarıda yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı üzere borçluya yapılan ödeme emri tebliği usulsüz olup tebligatın iptali gerekmektedir…”
Ayrıca belirtmek isteriz ki müvekkil, annesiyle küs olduğundan dolayı yerel mahkemeye özellikle kendi adresini bildirmiştir. Buna rağmen mahkemenizce annesine tebligat yapılmış, annesi de bilerek müvekkil aleyhine davranarak tebligatı müvekkile bildirmemiştir. Müvekkil kararı ancak 17.07.2025 tarihinde cezaevindeyken öğrenebilmiştir.
Bu nedenle, gerekçeli kararın müvekkile usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinin kabulü, kararı öğrendiği 17.07.2025 tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edilmesi gerekirken; istinaf süresi içinde başvuru yapılmadığı gerekçesiyle kararın kesinleştiğine dair verilen Mersin Ağır Ceza Mahkemesi kararının kaldırılmasına, müvekkilin TAHLİYESİNE karar verilmesi gerekmektedir. (Ekte 4 te daha önce benzer şekilde karşılaştığımız bir ceza davasından örnek Yerel Mahkeme kararını paylaşıyoruz.)
- Ceza Dairesi 2018/16397 E. , 2021/5343 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Gıyabi kararın sanık …’ın aynı zamanda MERNİS adresi de olan bilinen en son adresine 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine uygun tebligat çıkartılmadan, 28/01/2014 tarihinde doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre usulsüz tebligat yapıldığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 30/09/2015 tarih ve 7-2014/102541 sayılı yazı ile sanık …’a gıyabi kararın usule uygun tebliği için dosyanın mahalline iade edildiği, mahkemece aynı adrese tebligat çıkarıldığı, 04/12/2015 günü tekrar doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre usulsüz tebligat yapıldığı, mahkemece durumun farkedilerek 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesinin uygulanmasına dair tebligata şerh düşülerek tekrar aynı adrese tebligat çıkarıldığı ve 08/02/2016 tarihinde adreste bulunan sanık …’ın yengesi olduğunu beyan eden …’ın sanığın evlenip adresten ayrıldığından bahisle imzadan imtina etmesi nedeniyle, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesine göre kapıya ihbarname yapıştırılıp, tebliğ evrakının mahalle muhtarına teslim edildiği ancak tebligat parçasına en yakın komşu, yönetici, kapıcıya haber verilip verilmediğine dair şerh düşülmediğinden 08/02/2016 tarihli tebligatın da usulsüz olduğu anlaşılmakla; kararın sanık …’a 6099 sayılı Yasa ile değişik 7201 sayılı Yasa hükümlerine göre usulüne uygun olarak tebliği ile temyiz etmesi halinde temyiz dilekçeleri eklendikten ve bu temyize ilişkin ek tebliğname de düzenlendikten sonra iadesi için dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06/04/2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
- Ceza Dairesi 2016/1506 E. , 2016/4195 K.
“İçtihat Metni”
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : 5607 sayılı yasaya muhalefet
HÜKÜM : Tüm sanıklar hakkında hükümlülük, erteleme ve müsadere
Yerel mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya okunduktan sonra Türk Milleti adına gereği görüşülüp düşünüldü;
Gıyabi kararın sanıklardan …’e tebliğine ilişkin tebligat evrakında sadece “…” olarak yine sanık …’e çıkarılan tebligat parçasında …” olarak isim belirtilmiş olup, tebligatı alan şahısların tebligat tarihinde reşit ve ehil olup olmadıkları, sanıkla yakınlık dereceleri aynı konutta oturup oturmadıkları belirtilmediğinden, adı geçen sanıklara yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla; Tebligatı alan şahısların sanıkla akrabalık dereceleri, tebligat tarihi olan 15.11.2013 tarihinde ehil olup olmadıkları ve yine sanık ile aynı çatı altında oturup oturmadıklarının muhtarlıktan ve zabıta araştırması yaptırılması suretiyle tespiti ile bu hususlara ilişkin gerekli belgeler de eklendikten sonra tebligatların usulsüz olması halinde gerekçeli kararın sanıklar … ve …’e usulüne uygun olarak yeniden tebliği ile adı geçen sanıkların kararı temyiz etmeleri halinde, temyiz dilekçeleri de eklenerek bu hususta ek tebliğname düzenlendikten sonra iade edilmek üzere mahalline gönderilmesi için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
-Müvekkilin Yerel Mahkeme Huzurunda İfadesi Alınmamıştır.
Müvekkil duruşmalardan vareste tutulmamıştır. Buna rağmen müvekkilin sadece yakalama müzekkeresi sonucu 1 kere değişik iş dosyası ifadesi alınmış, bu ifade ile hüküm verilmiştir. Bu yönüyle karar usul ve yasaya aykırıdır. Müvekkilin savunma hakkı kısıtlanmıştır.
Müvekkil Sadece Kart Kullandırmıştır. Başka Bir Eylemi Yoktur. Suçsuzdur Beraati Gerekmektedir.
Her ne kadar iddianame ile müvekkilin, yabancı şahıslar üzerine kayıtlı GSM hatlarını kullanarak Facebook ortamında oluşturulan sözde jigolo sayfası vasıtasıyla müşteki X’yı dolandırdığı, bu kapsamda farklı tarihlerde toplam 15.500,00 TL haksız menfaat temin ettiği ileri sürülerek cezalandırılması talep edilmiş ise de; dosya kapsamında bulunan deliller, müşteki beyanları ve müvekkilin aşamalardaki tüm ısrarlı ve tutarlı savunmaları birlikte değerlendirildiğinde, isnat edilen suça iştirak etmediği açıkça anlaşılacaktır.
Şöyle ki; müvekkilim, müştekinin şikayetinde belirttiği 0543 314 52 26, 0555 516 60 90 ve 0534 322 92 33 numaralı telefon hatlarından yalnızca 0543 316 60 90 numaralı hattı, üniversite eğitimi için gittiği ve ikamet ettiği Gazibey Mah. Eğitim Sk. No:1 Malkara/Tekirdağ adresindeki evin alt katında oturan, ismini “Ali” olarak bildiği, açık kimliği tarafımızca tespit edilemeyen bir şahsın kullanımında olduğunu beyan etmiştir. Bu şahıs, banka hesaplarının bloke olduğunu ve hesabına gelecek paraları kullanmak için müvekkilin banka hesap bilgilerine ihtiyaç duyduğunu belirtmiş; müvekkil de bu beyana inanarak Garanti Bankası ve Akbank nezdindeki hesap bilgilerini ve mobil bankacılık şifrelerini söz konusu şahsa vermiştir.
Akabinde, bu şahıs müvekkilin banka hesabını kullanarak değişik zamanlarda mobil bankacılık işlemleri gerçekleştirmiştir.
1) Hts Kayıtları Müvekkil Lehinedir. Müşteki İle Görüşme Kaydı Yoktur.
Müvekkil ile müşteki arasında ne doğrudan ne de dolaylı herhangi bir temas veya görüşme gerçekleşmemiştir. Müvekkil adına kayıtlı ve kullanımında olan 535 289 63 09 numaralı hat ile müşteki arasında herhangi bir görüşme bulunmadığı HTS kayıtlarıyla sabittir.
Yine bilirkişi raporunda; müvekkil adına kayıtlı bu hattın, suçta kullanılan 544 204 62 26 numaralı hatla 11 kez, diğer bir suçta kullanılan 555 254 60 90 numaralı hatla ise 28 kez iletişim kurduğu tespit edilmiştir. Ancak her iki hat da yabancı uyruklu kişiler adına kayıtlı olup, kimliği ve adresi tespit edilemeyen ve müvekkilin yalnızca ismen tanıdığı "Ali" adlı şahsın kullanımındadır.
2) ATM Görüntüleri ile Baz Kayıtları ile Dosyaya Konu Paraların Müvekkil Tarafından Çekilmediği ve Harcanmadığı Sabittir.
Dosyada bulunan kolluk tutanağı ve bilirkişi raporu uyarınca, müştekinin dolandırıldığı paralar, Garanti Bankası – Nazım Hikmet Bulvarı 61.1 Evviva-Innova Sitesi önü Esenyurt/İstanbul adresindeki ATM'den çekilmiştir. Ancak müvekkile ait telefon hattına ilişkin baz kayıtları, söz konusu tarihte ve lokasyonda hiçbir sinyal vermemiştir. Müvekkil ile ATM'den parayı çeken şahsın aynı yerde bulunmadığı teknik delillerle sabittir.
Bu durum, paraların müvekkil tarafından değil, failli meçhul, “Ali” isimli şahıs tarafından çekildiğini ve müştekinin zararının bu kişi eliyle gerçekleştiğini göstermektedir.
3) Gsm Hatlarıyla Bağ Olmadığına Yönelik Müzekkere Talebimiz Gerekçesiz Ret Edilmiştir. Bu Talebimiz Yerel Mahkeme Tarafından Yerine Getirilseydi Müvekkilin Suçsuzluğu Ortaya Çıkacaktı:
Suçta kullanılan 0556 526 60 90 ve 0544 113 52 26 numaralı hatların, müvekkil ile hiçbir bağlantısı bulunmamaktadır. Bu hatların suç tarihinden bugüne kadar nasıl temin edildiği, kimin adına kayıtlı olduğu, fatura ödemesi/TL yüklemesinin kimlerce yapıldığı hususlarının açıklığa kavuşması için ilgili GSM operatörlerinden müzekkere ile bilgi istenmesi talep edilmiş, fakat bu talepler mahkeme tarafından yerine getirilmemiştir. Müzekkere istenilmiş olsaydı bu hatların müvekkil ile herhangi bir ilgisinin bulunmadığı açıkça ortaya çıkacaktı.
4) Müvekkilin Suç İşleme Kastı Yoktur.
Ceza hukukunda dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için failin; hileli davranışlarla mağduru kandırması, onu hataya düşürmesi ve bu şekilde kendisine veya bir başkasına haksız menfaat sağlaması gerekmektedir. Oysa eldeki olayda; müvekkilin müştekiyle hiçbir teması, hileli davranışı, yönlendirmesi ve para talebi söz konusu değildir.
Her ne kadar müvekkilin banka hesabına müşteki tarafından para gönderilmiş olsa da; bu durum tek başına suç işleme kastı ve saikinin varlığını göstermemektedir. Müvekkil, söz konusu olayda yalnızca banka hesabını paylaşmak suretiyle, istemeden dolandırıcılık eylemine aracı yapılmıştır.
Ayrıca, iddianamede müvekkilin Facebook üzerinden jigolo sayfası oluşturduğu iddia edilmiştir. Ancak bu konuda müzekkere ile istenen IP adresi tespiti, sayfanın açılma şekli ve kimlik bilgileri gibi hiçbir teknik inceleme yapılmamıştır.
5) Benzer Davadan Beraat Edip, Bu Davadan Ceza Alması Hukuka Aykırıdır.
Müvekkilin benzer iddialarla yargılandığı Mersin 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 30.01.2024 tarih ve 2022/627 E., 2024/52 K. sayılı kararı ile BERAATİNE karar verilmiştir. Bu dosyada da müvekkilin GSM hattının başkası tarafından kullanıldığı ve IP kayıtlarının kendisine ait olmadığının bilirkişi raporuyla sabit olduğu görülmüştür. Dosyaya ilgili karar sunulmuştur. Bu dava da aynı eylemden kaynaklanmıştır
Tüm bu sebeplerle, müvekkilin bu tarz eylemlerde bilinçli bir fail değil, başkaları tarafından kullanılmış iyi niyetli bir kişi olduğu sabittir ve beraati gerekmektedir.
Bir alıntı: Yargıtay 11. Ceza Dairesi 04.06.2024 tarih 2021-16966 E. 2024-7470 sayılı kararı: ” Sanık …’in, sanık …’i komşusu olduğu ve aynı iş yerinde çalıştıkları için tanıdığını, kendisine para geleceğini ancak kartının iptal olduğunu söyleyince güvendiği için hesap numarasını verdiğini ve hesabına gelen paradan pay almadığını savunması; sanık …’in sanık … dışında tanıdığı kişilerden de benzer bahanelerle hesap ve kart bilgilerini aldığının ve bu kişiler gibi sanık …’in de …’le tanışıklığından dolayı duydukları güvenle hesap ve kart bilgilerini paylaştığının anlaşılması karşısında, sanığın diğer sanıkların eylemlerine iştirak ettiğine dair cezalandırılmasına yeterli kesin, inandırıcı ve her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı gözetilmeden, beraati yerine mahkûmiyetine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiştir..”
SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda izahını arz ettiğimiz ve Sayın Yüksek Mahkemece ve Yerel Mahkemece re'sen nazara alınacak nedenlerle;
-Bozulması amacıyla kanun yararına bozma istemiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvurulmasını,
-Talebimizin kabulü ile İNFAZIN DURDURULARAK müvekkilin ivedi şekilde TAHLİYESİNE karar verilmesine, lehe hükümlerin uygulanmasını sayın mahkemeden saygıyla isteriz. 27.07.2025
Ek1: Sanık tarafından Yerel Mahkemeye sunulan 11.10.2024 tarihli adres bildirdiğini ve zararı karşıladığı gösterir dilekçes
Ek2: Tebligat zarfları ve tebliğ şerhleri
Ek3: 17.12.2024 tarihli duruşma zaptı
Ek4: Kesinleşme şerhi
KANUN YARARINA BOZMA
TALEBİNDE BULUNAN
SANIK VEKİLİ
AV. TUNÇ SUDİ TOL
Aşağıdaki tabloda, kanun yararına bozma başvurusu örneği ile diğer itiraz yollarına ilişkin temel farklılıklar özetlenmiştir:
| Özellik | Kanun Yararına Bozma | Olağan İtiraz Yolları |
|---|---|---|
| Kim Başvurabilir | Yalnızca savcı veya Adalet Bakanı | İlgili taraflar |
| Süre | Süreye tabi değildir | Belirli süreye tabidir |
| Amaç | Genel hukuka uygunluğu sağlamak | Bireysel çıkarı korumak |
Doğru ve eksiksiz hazırlanan bir kanun yararına bozma başvurusu örneği, dilekçenin hukuki etkisinin ve başvurunun kabulünün artırılmasında önemli rol oynar. Her zaman güncel emsal Yargıtay kararları incelenmeli, hukuki gerekçelendirmeler dikkatle sunulmalıdır.
Kanun Yararına Bozma Emsal Yargıtay Kararları
Kanun yararına bozma nedir? sorusunun gündeme geldiği kararlarda Yargıtay’ın içtihatları oldukça yol göstericidir. Özellikle alt mahkemeler tarafından verilen kararların hukuka ve usule uygunluğunun denetlenmesinde, CMK 309 kapsamında yapılan inceleme ile ortaya çıkan emsal kararlar, hem uygulayıcılar hem de hukukçular için büyük önem taşımaktadır. Bu kararlar, mevcut başvurularda yol gösterici bir niteliğe sahiptir.
Yargıtay’ın verdiği kararların detayları incelendiğinde, adil yargılanma hakkının korunmasından, usulün doğru şekilde uygulanmasına kadar pek çok farklı sebep ile kanun yararına bozma başvurusu örneği incelenmiştir. Hangi durumlarda bu başvurunun yapılabileceği ve sürecin nasıl işlediği de somut olarak örneklenmiştir.
Aşağıdaki tabloda, emsal kabul edilen bazı Yargıtay kararlarının kısa özetlerini bulabilirsiniz:
Yargıtay 8. Ceza Dairesi 2022/548 E. , 2024/2285 K. sayılı kararı:
“Kesinleşmiş bir hükmün otoritesini kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırmak için çok önemli, esaslı bir hukuka aykırılığa dayanmak gereklidir. Öyle ki, hükmün kurulmasında önemli bir noktayı oluşturan hukuka aykırılığın varlığı; toplumu, kamu vicdanını rahatsız edecek derecede bulunmalıdır. Buradaki gaye, hukuka aykırı hükmün kanun yararına bozma yoluyla ortadan kaldırılarak kamu vicdanının, adına karar verilen milletin adalete olan inancının pekiştirilmesidir. Olağanüstü temyiz olarak da adlandırılan bu denetim yolunun amacı da ismiyle müsemma şekilde kanun yani kamu yararına uygunluktur. Bu bağlamda, sadece o davayı ilgilendiren ve karardaki maddi bir meseleye ilişkin hatanın belirtilmesinde kamu yararının da bulunmadığı açıktır.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 2009/7-74 E., 2009/119 K. sayılı kararı:
Yasa yararına bozma yasa yoluna, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşmiş hüküm ve kararlara karşı gidilmesi nedeniyle, bu yasa yolu dar kapsamlı olup her türlü hukuka aykırılığın öne sürülüp incelenmesine elverişli bir denetim yolu değildir. Nitekim yasa yolunun bu özelliği nedeniyle, hâkimin takdirini hatalı kullanmasına ilişkin hususlardaki hukuka aykırılıklar, örneğin; temel ceza miktarının saptanmasında kullanılan ölçütlerin hatalı takdir edilmesi, cezada artırma ve indirme yapılırken kullanılan oranların seçimindeki isabetsizlik gibi hususlar ile kanıtların takdir ve tercihinde hataya düşüldüğünden bahisle bu yola başvurulması, bu olağanüstü yasa yolunun amaç ve kapsamıyla bağdaşmayacaktır. Ancak suçun unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi hususu hâkimin takdir hakkı veya kanıtların takdir ve tercihiyle ilgili bir konu olmayıp delillerin değerlendirilmesine ilişkin ciddi bir hukuka aykırılık halini oluşturduğundan yasa yararına bozma konusu yapılması olanaklıdır.”
Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2012/23725 E. , 2012/26008 K. sayılı kararı:
“Bu bağlamda ele alındığında, gerekçe, kanıtların değerlendirilmesi gibi maddi sorunlar kanun yararına bozmanın dışındadır. Yine, hukuka aykırılıkla ilgili olmayan, yalnız maddi/fiili ve de takdiri sorunlarla ilgili olan, Yargıtay’ın ilk derece mahkemelerinin yerine geçerek karar veremeyeceği ve düzeltme yapamayacağı konularda bu yola gidilmesi olanaksızdır. Başka bir deyişle, kanun yararına bozma üzerine, yeniden yargılamayı gerektirmeyecek konularda, Yargıtay’ın ilk derece mahkemesi yerine geçerek bir düzeltme yapabileceği sorunlarla sınırlıdır.
Somut olayda, kabahatli hakkında 1111 sayılı Yasa’nın 89/4-son cümle maddesinin uygulanması ihtimaline göre, yoklama kaçağı kaldıktan sonra askerlik şubesince ilk sevk edildiği kıtasına gecikmeksizin katılıp katılmadığı hususunun araştırılmamış olmasının (eksik araştırma), kanun yararına bozma talebine konu edildiği anlaşılmaktadır.”
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2023/6188 E. , 2023/20025 K. sayılı kararı:
“Salt kanun yararına bozma sonrası verildiğinden bahisle Mahkeme kararının olağan kanun yolu denetimine kapatılmasının hakkın kısıtlanması niteliği taşıyacağı, kanun yararına bozma ile kesin hükmün otoritesinin ortadan kalktığı nazara alındığında, bozma sonrası yapılan yargılamanın yeni bir süreç olduğu ve Yargıtay bozma ilamına uygun karar verilip verilmediğinin denetiminin gerekli olduğu, ayrıca Kanunumuzda kanun yararına bozma sonrası kurulan bir hükmün olağan kanun yolu denetimini kısıtlayıcı bir hükmün de yer almadığı,
Kanun yararına bozma sonrasında verilen kararların bölge adliye mahkemelerinin faaliyete geçtiği tarihten sonra hangi yasa yolu denetimine tabi olduğu hususunda Kanun’da açıkça bir düzenlemeye yer verilmediği, Yasa’daki mevcut boşluğun, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü kıyasen uygulanmak suretiyle giderilebileceği, başka bir ifadeyle, daha önceden temyiz incelemesinden geçerek bozma ilamı sonrası verilen hükümlerde olduğu gibi bölge adliye mahkemelerinin göreve başladığı 20.07.2016 tarihinden sonra, kanun yararına bozma sonucu verilen kararların da dosyanın daha önce Yargıtay denetiminden geçmesi nedeniyle yine temyiz yasa yoluna tabi olması gerektiği, bu durumun kanun koyucunun davanın makul sürede sonuçlandırılması yönündeki amacına uygun düşeceği, Dairece verilen kanun yararına bozma kararının sadece sınırlı, talep konusuyla bağlı kalınarak verilmediği, işin esasını çözmeyen bir noktadan bozma istenmesine karşın, karardaki diğer hukuka aykırılıklar yönünden de inceleme yapıldığı nazara alındığında, kanun yararına bozma sonrasında verilen son kararın istinaf denetimine tabi olduğunun kabul edilmesi, Yargıtay tarafından denetlenerek bozulan ilk hükmün, bölge adliye mahkemesi tarafından denetlenecek olması anlamına gelir ki, bu yöndeki kabulün, Yargıtay’ın yargılama sistemindeki konumunu düzenleyen Anayasamızın 154 üncü maddesi hükümlerine uygun düşmeyeceği, istinaf kanun yoluna başvurulmadan doğrudan temyiz incelemesi yapılmasının davanın makul sürede sonuçlandırılması amacına da işlerlik kazandıracağı anlaşıldığından, sanık hakkında kanun yararına bozma sonrası verilen hükmün temyiz kanun yolu denetimine tabi olması gerektiği değerlendirilmiştir.”
Kanun yararına bozma süreci ve başvurusunun hangi şartlarda geçerli kabul edildiği, işte bu tür emsal Yargıtay kararları ile açıkça ortaya konulmuştur. Bu içtihatlardan doğru şekilde yararlanmak, başvurunun başarısı için oldukça kritiktir.
Ayrıca, hazırlanan başvuruların, Yargıtay tarafından daha önce verilmiş ve benzer durumlara ilişkin kanun yararına bozma başvurusu örneği ile desteklenmesi, başvurunun kabul edilme ihtimalini önemli ölçüde artırmaktadır. Bu nedenle hukukçuların ve uygulayıcıların, güncel ve kapsamlı emsal kararları takip etmeleri büyük önem taşır. Bu kararlar, uygulamada karşılaşılan benzer sorunların çözümünde yol gösterici rol oynamaktadır.
Kanun Yararına Bozma Kararının Sonuçları ve Etkileri
Kanun yararına bozma nedir sorusunu ve işleyişini anladıktan sonra, verilen kararların yargı sürecine ve taraflara etkilerini değerlendirmek büyük önem taşır. Özellikle CMK 309 kapsamında verilen bu tür kararlar, mahkemelerin kesin hüküm niteliği kazanan kararlarını, hukuka aykırılıklar nedeniyle yeniden ele alma fırsatı sunar. Bu sayede, yargılamada oluşabilecek hukuki hataların giderilmesi mümkün olur.
Kararın sonuçları ve etkileri aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
| Etki Alanı | Açıklama |
|---|---|
| Mahkeme Kararı | Bozma kararı halinde, karar kısmen veya tamamen hükümsüz hale gelir. |
| Taraflar Üzerindeki Etki | Kişi yeniden yargılanma hakkı kazanır |
| Yargı Sistemi | Yargı kararlarının birliğinin ve hukuka uygunluğun sağlanmasına katkıda bulunur. |
Kanun yararına bozma süreci sonunda verilen karar kesin niteliktedir. Bu bağlamda, ilgili mahkeme kararının düzeltilmesi veya yeniden görüşülmesi sağlanır, fakat başvuru sahibi veya sanık açısından doğrudan beraat veya hükmün kaldırılması gibi sonuçlar doğurmaz. CMK madde 309 uygulamalarında genellikle mahkemeler kararlarını gözden geçirir ve gerekirse verdiği kararı düzeltir. Gerekirse verilen kararı bozar ve yeniden yargılanma yapılmasını talep eder.
Çalışma alanlarımızdan mersin ceza avukatı hakkında daha detaylı bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kanun yararına bozma nedir ve hangi durumlarda uygulanır?
Kanun yararına bozma, kesinleşmiş mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığının denetlenmesi amacıyla uygulanan olağanüstü bir kanun yoludur. Bu yol özellikle kamu düzenini ve hukukun genel ilkelerini ilgilendiren ağır hukuka aykırılıkların varlığı halinde kullanılır. Tarafların başvurusu dışında, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın yada Adalet Bakanlığının başvurusu üzerine Yargıtay İlgili ceza dairesi tarafından incelenir. Uygulama alanı ise yalnızca ceza yargılamalarında ve nihai kararlar yönünden mümkündür.
Kanun yararına bozma başvurusu kimler tarafından yapılabilir?
Kanun yararına bozma başvurusu, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca yalnızca Adalet Bakanı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından yapılabilir. Şahısların veya tarafların doğrudan başvuru hakkı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, ilgililer Adalet Bakanlığı’na başvurarak sürecin başlamasını isteyebilirler. Nihai karar ise Yargıtay’da ilgili ceza dairesi tarafından verilir.
Kanun yararına bozma kararı verilmesi halinde sonuçları nelerdir?
Yargıtay’ın kanun yararına bozma yolunda vereceği karar, bozulan mahkeme hükmünün doğrudan doğruya sanık veya katılan lehine hak doğurmaz. Ancak, hukuka aykırı bulduğu hüküm ortadan kalkar ve yargılamanın yenilenmesine karar verilir. Veyahut hükümlü lehine bir durum olması halinde doğrudan karar hükümlü lehine düzeltilir.
Kanun yararına bozma başvuru örneği nasıl hazırlanır?
Kanun yararına bozma başvuru örneği hazırlanırken, müzekkere veya dilekçe biçiminde, ilgili mahkeme kararı, hukuka aykırılık gerekçeleri, başvurunun dayandırıldığı CMK 309. madde ve açık talepler detaylı olarak aktarılmalıdır. Dilekçede olaya özgü hukuki değerlendirmelere, Yargıtay’ın benzer kararlarına ve başvurunun kamu yararını ilgilendiren niteliğine vurgu yapılmalıdır. Ayrıca, başvurunun Adalet Bakanlığı makamına sunulması gerektiği unutulmamalıdır.
Kanun yararına bozma kaç günde sonuçlanır?
Kanun yararına bozmanın sonuçlanması için belirli bir süre yoktur. Diğer mahkeme işlemlerinde olduğu gibi ilk müsait sıraya alınır ve dosya sırası geldiğinde incelenir.
İstinaf yada Temyiz edilen kararlar için kanun yararına bozma yapılır mı?
İstinaf ve temyiz edilen kararlara karşı kanun yararına bozma başvurusu yapmak mümkün değildir. Bu tür kararlar için ancak CMK 308. madde uyarınca başvuru yapılabilmektedir.
Kanun yararına bozma başvurusu infazı durdurur mu?
Kanun yararına bozma başvurusu infazı durdurmaz. Fakat kanun yararına bozma başvurusu yaparken infazın durdurulması talep edilmesinde fayda vardır.
Kanun yararına bozma kabul edilirse ne olur?
Kanun yararına bozma kabul edilirse, Yargıtay bozma kararına göre ya doğrudan karar verir ya da ilk derece mahkemesi yeniden yargılama yapar. Bozma kararı aleyhe sonuç doğurmaz, yalnızca lehe sonuç doğurur. Bu bozma kararına karşı direnilemez ve karar kesindir.
İşbu mesleki makale/dilekçe, iş ve gelir elde etme amacı güdülmeksizin, meslektaşlarımıza yardımcı olmak, büromuzun faaliyet gösterdiği alanlar hakkında bilgi vermek, bilimsel çalışmalarımızı yayımlamak amacıyla, özel, somut ve mesleki teknik araştırmalar sonucu, çok fazla emek ve mesai harcanarak, reklam yasağı yönetmeliğinin 6. ve 7. maddeleri gözetilerek bizzat avukatımız tarafından hazırlanmış ve yayımlanmıştır. Lütfen ücretli avukatlık hizmeti almak, danışmak ve bilgi almak için avukatınıza ulaşınız.