Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu ve Cezası, TCK 116

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, kişisel özel alanın korunması açısından Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) özel bir yere sahiptir. TCK’nın 116. maddesi bu suçun tanımını ve kapsamını net bir şekilde ortaya koyarken; bu alanda yaşanan hukuki süreçler, suçun unsurları ve karşılaşılabilecek cezai sonuçlar vatandaşlar için önemli bilgileri içerir. Bu yazımızda, konut dokunulmazlığının önemi ve tanımından başlayarak ihlal suçunun cezasına, nitelikli hallerinden zamanaşımı sürecine kadar geniş bir açıyla ele alınmakta ve bu suç türünün detayları açıklanmaktadır. Ayrıca, şikâyet ve uzlaştırma yollarının yanı sıra, konuyla ilgili örnek Yargıtay kararlarını da inceleyerek daha iyi bir anlayış kazanmanızı amaçlıyoruz.

TCK 116 Madde İçeriği: Konut Dokunulmazlığının İhlali

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, kişilerin huzur ve güven içinde yaşamalarını sağlamak amacıyla Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suçun temel ilkesi, herkesin evine başkalarının izni olmadan girilemeyeceği ve orada yaşamaya zorlanılamayacağıdır. Bu madde kapsamında konut dokunulmazlığının ihlali suçu şu şekilde tanımlanabilir:

  • Bir kişinin, bir başka kişinin konutuna veya bağlı bulunan eklentilerine izinsiz olarak girmesi,
  • İzinsiz girilen bu mekânda izinsiz olarak kalınması veya mekândan ayrılmak için baskı yapılması.

Bu tür eylemler, “konut dokunulmazlığının ihlali suçu” kapsamında değerlendirilir ve yasal yaptırımlara tabidir. KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ SUÇU, bireyin özel yaşam alanının korunmasını hedefleyen önemli bir hukuki düzenlemedir. Bir kişinin özel hayatına yapılan bu tür müdahaleler hukuka aykırı kabul edilir ve suçun işleniş biçimine göre değişkenlik gösteren cezalar verilmesiyle neticelenir.  

Huzur ve özel hayatın dokunulmazlığının bir yansıması olan bu düzenleme, kişisel alanın özel kalması gerektiğine vurgu yapar ve bu alana yapılan saygısızlıklara ve müdahalelere caydırıcı cezalarla karşılık verir.

Konut Dokunulmazlığının Tanımı ve Önemi

Konut dokunulmazlığı, temel hak ve özgürlükler arasında yer almakta ve her bireyin yaşadığı konutun huzur ve sükûn içinde kullanım hakkını ifade etmektedir. Anayasa’nın 22. maddesine göre, herkes, konut dokunulmazlığı hakkına sahiptir. Bu hak, kişilerin konutlarına izinsiz olarak girilmesini veya aranmasını yasaklamakta ve bireyin özel yaşam alanının dokunulmazlığını güvence altına almaktadır.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu ise, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 116. maddesinde açıkça tanımlanarak, kişisel alanın ihlal edilmesi durumunda uygulanacak yaptırımları sıralar. Bu suçun işlenmesi durumunda, kişinin evine izinsiz giriş yapma, ev halkının rızası olmaksızın evde kalmaya devam etme veya evi izinsiz arama gibi fiiller söz konusu olduğunda devreye giren cezai müeyyideler getirilmiştir.

TCK’nın 116. Maddesinde konut dokunulmazlığının ihlali suçunun tanımı yapılmış ve suçun meydana gelmesi neticesinde faile verilecek olan cezalar açıkça belirtilmiştir. 

(1) Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Birinci fıkra kapsamına giren fiillerin, açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında işlenmesi hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.

(3) (Değişik: 31/3/2005 – 5328/8 md.) Evlilik birliğinde aile bireylerinden ya da konutun veya işyerinin birden fazla kişi tarafından ortak kullanılması durumunda, bu kişilerden birinin rızası varsa, yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz. Ancak bunun için rıza açıklamasının meşru bir amaca yönelik olması gerekir.

(4) Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Özetle, konut dokunulmazlığının ihlali suçu; bireyin özel yaşam alanına saygı duyulmasını sağlamak, bireyi, ailesini ve özel yaşamını korumak amacıyla yapılan bir düzenlemedir. Bu suç, sadece kişinin huzurunu korumakla kalmaz, aynı zamanda toplum düzenini ve bireyler arası saygıyı da güçlendirir. Her bireyin yaşam alanına duyulan saygının, hukuki bir teminat altına alınması, sosyal yaşamın temel taşlarından birisidir.

Konut Dokunulmazlığı İhlali Suçunun Unsurları

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, bireysel hak ve özgürlükler açısından büyük bir öneme sahiptir. Bu ihlal; TCK 116 maddesinde detaylandırılmış olup, suçun işlenmesi için belirli birtakım unsurların mevcut olması gerekmektedir. Kısaca suçun unsurlarını özetlersek:

  • Zor Kullanma veya Tehdit: Kişinin, konuta girme, orada kalma veya oradan ayrılmak konusunda zor kullanması veya tehdit etmesi.
  • Hukuksuz Eylem: Failin bu eylemleri yasa dışı bir biçimde gerçekleştirmesi, yetkisiz olması.
  • Bilinçli Davranış: Faaliyetin, fail tarafından bilerek ve isteyerek yapıldığının kanıtlanması.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, mağdurun en özel ve güvenli alanı olarak kabul edilen yaşam alanına yapılan herhangi bir müdahale söz konusu olduğunda devreye girmektedir. Konut dokunulmazlığı, kişinin barınma hakkının bir parçası olmakla birlikte, bu hakkın ihlal edilmesi onun güvenlik ve huzurunu doğrudan etkiler.

Bu suçun işlenmesinde kararlılık ve kasıt önemli faktörlerdir. Konut dokunulmazlığının ihlal edilmesinin yalnızca fiziksel müdahaleyle sınırlı kalmadığını, aynı zamanda teknolojik araçlarla yapılan izinsiz gözetlemelerin de bu kategoriye girebileceğini unutmamak gerekir. Bu suçu ayrıntılı bir şekilde işlemenin ve bireylerin özel alanlarına saygı göstermenin toplumda hukukun üstünlüğünün ve insan haklarının korunması açısından büyük önemi vardır.

Konut Dokunulmazlığı İhlali Suçunun Nitelikli Halleri

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu, bazı durumlarda daha ciddi sonuçlar doğurabilecek nitelikli şekillerde işlenebilir. Bu nitelikli haller, suçun vahametini ve cezai yaptırımını artırır. İşte TCK 116 kapsamında konut dokunulmazlığının ihlal suçunun nitelikli halleri:

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

e) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, işlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.

Bu suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Bu nitelikli hallerin varlığı, suçun daha ağır yaptırımlara tabi tutulmasına yol açar ve KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ SUÇU ile mücadelede caydırıcılığın artmasını sağlar. Fail veya failler bu suçu işlediklerinde, karşılaşacakları cezai sonuçların ağırlığının farkında olmalıdırlar.

Türk Ceza Kanunu’nun düzenlemelerine göre, yukarıdaki nitelikli haller, konut dokunulmazlığını ihlal eden kişiler için verilecek olan cezaların arttırılması sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu nedenle, konut dokunulmazlığı ihlalinin hangi şartlar altında gerçekleştiği, olayın yargıya intikal etmesinde ve ceza belirlenmesinde önemli bir faktör haline gelmektedir.

Konut Dokunulmazlığı İhlali Suçunun Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi bağlamında “konut dokunulmazlığının ihlali suçu”, bireylerin özel yaşam alanlarının güvence altına alınmasının önemini vurgular. Bu suçun yaptırımları ise, ihlal niteliğine göre değişkenlik gösterir.

  • TCK’nın 116/1 maddesi gereğince faile verilecek ceza 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır.  
  • TCK’nın 116/2 maddesi gereğince faile verilecek ceza 6 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır.  
  • TCK’nın 116/4 maddesi gereğince faile verilecek ceza 1 aydan 3 yıla kadar hapis cezasıdır.  
  • Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun nitelikli halleri mevcut ise faile verilecek olan ceza bir kat arttırılır. 

Konut Dokunulmazlığı İhlali Suçunun Konusu

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, özel hayatın gizliliğini ve bireysel yaşam alanlarının dokunulmazlığını koruma amacını taşır. Bu suçun konusu ile ilgili bazı ana noktalar şunlardır:

  • Konut Kavramı: Hukuki açıdan konut, kişinin sürekli ya da geçici olarak barındığı, yaşamsal faaliyetlerini sürdürdüğü yer olarak tanımlanır. Bu mekân bir ev, apartman dairesi ya da yaygın kullanım alanlarının dışında kalan özel mülkü olabilir.
  • Dokunulmazlık Kavramı: Bireyin rızası olmadan konutuna zorla girilmesi, huzurunun bozulması ya da konutun serbestçe kullanımının engellenmesi şeklinde gerçekleşebilir.

‘Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu’ olarak adlandırılan bu suçun temel unsurları Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesinde belirtilmiştir. Özellikle şüpheli ya da sanık tarafından izinsiz olarak yapılan girişler, suçun konusunu net bir şekilde oluşturur. Bu durum, şahsın özel yaşam alanının ihlali anlamına gelir ve hukuk tarafından ciddi bir suç olarak görülür.

Bunlara ek olarak, kişinin oturduğu çadır, karavan gibi geçici yerleşim yerleri de konut dokunulmazlığı kapsamında değerlendirilir. Dolayısıyla, her türlü barınma alanı, ‘Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu’ için muhtemel bir konu başlığıdır. Bireyin özgürlük ve güvenlik duygusunu doğrudan etkileyen bu suç, toplumsal huzuru da koruma amacı güder.

Ancak bu suçun somut olaylarda doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için, kanun maddesi ve Yargıtay kararları ile desteklenen örnek olay incelemelerine başvurmak faydalı olacaktır.

Konut Dokunulmazlığı İhlali Suçunda Şikayet

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, bireyin yaşam alanının güvenliğine yönelik ciddi bir tehdit olarak kabul edilmekte ve Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi ile koruma altına alınmıştır. Bu suç tipinin mağdurlarının hukuki haklarını kullanabilmesi adına suçun işlendiği andan itibaren şikâyette bulunma hakları bulunmaktadır.

  • Şikâyet Süresi: Şikâyet süresi, mağdurun fiilin işlendiğini ve fiili işleyen kişiyi öğrendiği tarihten başlamak üzere 6 aydır. Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.
  • Yetkili Merciler: Şikâyet, Cumhuriyet savcılıklarına veya kolluk kuvvetlerine yapılabilmektedir.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunda şikâyetin önemi büyüktür çünkü bu suç, kamu davası açılabilmesi için şikâyete bağlı suçlardandır. Başka bir deyişle, mağdurun şikâyeti olmaksızın soruşturma başlatılamaz ve kovuşturma yapılamaz. Dolayısıyla, mağdur şikâyet hakkını kullanarak failin cezalandırılmasını talep etmelidir. Böylece mağdur hukuki sürecin başlamasını sağlayacaktır. 

Konut dokunulmazlığının ihlali suçuna maruz kalanlar, sürenin geçmemesi açısından vakit kaybetmeden yetkili mercilere başvurmalıdır. 

Konut Dokunulmazlığı İhlali Suçunda Uzlaştırma

Türk Ceza Kanunu, konut dokunulmazlığının ihlali suçunda, birtakım hallere göre uzlaşmayı mümkün kılabilir. Bu suçu işleyen kişiler öncelikle ciddi ve somut bir yaptırımla karşı karşıya kalsa da, bazı durumlarda ceza hukuku sistemimiz, mağdur ile fail arasında bir uzlaştırma süreci öngörmektedir. TCK’nın 116. Maddesinde düzenlenen Konut Dokunulmazlığını İhlal suçu da Uzlaştırma kapsamında yer alan suçlardandır. Bu nedenle soruşturmasına başlanmış bu suç için Cumhuriyet Savcısı tarafından dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir ve taraflar arasında uzlaşma sağlanıp sağlanmayacağı konusu gündeme gelmektedir. 

Uzlaştırma Süreci ve Şartları:

  • Failin veya mağdurun İsteği: Tarafların uzlaşmak istediğini beyan etmeleri neticesinde dosya uzlaştırma işlemleri için uzlaştırma bürosuna gönderilmektedir.
  • Mağdurun Rızası: Uzlaştırma ancak mağdurun da bu yöndeki açık rızasıyla mümkündür.

Uzlaşma, yargılamayı kısaltan ve hem fail hem de mağdur için daha az yıpratıcı bir süreç olması açısından önem taşır. Yapılan anlaşmanın koşullarına uyulmaması halinde, yargılama süreci kaldığı yerden devam eder ve KONUT DOKUNULMAZLIĞININ İHLALİ SUÇU için yasal yaptırımlar uygulanır. Uzlaştırma süreci, ilgili kanun maddeleri ve yargının takdiri ile sınırlıdır ve her somut olay kendi içerisinde değerlendirmeye tabi tutulur.

Konut Dokunulmazlığı İhlali Suçunda Zamanaşımı

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, kişilerin yaşam alanlarının güvenliğini tehdit eden bir suç tipidir. TCK’nın 116. Maddesinde düzenlenen konut dokunulmazlığının ihlali suçunun cezai yaptırımı olması ise caydırıcılık ve mağdurun haklarını korumak anlamında önem teşkil etmektedir.  TCK 116 kapsamında incelendiğinde, suçun süresinin belirli koşullar altında zamanla ortadan kalkacağı yani zamanaşımına uğrayacağı görülmektedir. Peki, Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu bakımından zamanaşımı süreleri nelerdir?

Zamanaşımı, suçun işlenmesinden itibaren geçen süre zarfı içerisinde, yargının suçluyu takip etme ve cezalandırma hakkının ortadan kalkması durumudur. Bu süreç, suçun niteliğine göre değişiklik gösterir.

  • Suçun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır.
  • Failin hapis cezası ile cezalandırılması halinde ise ceza zamanaşımı 10 yıldır. Yani, fail hakkındaki mahkûmiyet hükmü 10 yıl içinde infaz edilmezse hapis cezası zamanaşımı nedeniyle ortadan kalkacaktır.
  • Ayrıca, zamanaşımı süresinin durmasına veya kesilmesine yol açan haller de mevcuttur. Bu, genellikle soruşturma veya kovuşturma işlemlerinin başlaması gibi hukuki eylemlerle gerçekleşir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu ile ilgili zamanaşımı, mağdurun haklarını koruyacak biçimde düzenlenmiştir. Ancak her durumun farklı koşulları bulunabileceğinden, ilgili maddenin detayları ve yargısal kararlar ışığında değerlendirme yapılması önem arz eder.

Konut Dokunulmazlığı İhlali Suçu Örnek Yargıtay Kararları

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu her zaman net bir biçimde anlaşılmayabilir ve hangi durumların bu suçu oluşturduğu sıklıkla Yargıtay kararlarına yansımaktadır. İşte bu suçla ilgili bazı örnek Yargıtay kararları:

TCK’nın 116/4 maddedi kapsamında giren suçların şikayete bağlı olmadığı – TCK’nın 116 maddesi kapsamında işlenen suçların uzlaştırmaya tabi olduğuna ilişkin yargıtay kararı:

Yargıtay 13. Ceza Dairesi 2020/2327 E. 2020/4377 K. Sayılı Kararı:

“Sanık hakkında mağdur …’a karşı konut dokunulmazlığının ihlali ve mala zarar verme suçlarından, mağdur …’a karşı konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kamu davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında mala zarar verme ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından şikayet yokluğu nedeniyle düşme kararı verildiği, gece vakti konut dokunulmazlığının ihlali suçundan dolayı soruşturma ve kovuşturma yapılabilmesi için şikayet aranmayacağı nazara alınmaksızın, mağdurların şikayetinden vazgeçtiği gerekçesiyle yazılı şekilde sanık hakkında konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından düşme kararı verilmesi ve hükümden sonra yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK’nın 253. maddesi ve maddeye eklenen fıkraya göre uzlaştırma kapsamına alınması karşısında, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun uzlaşmaya tabi hale geldiği anlaşılmakla, anılan Kanunun 35. maddesiyle değişik CMK’nın 254. maddesi uyarınca uzlaşma hükümlerinin uygulanması ve sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi zorunluluğunun gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet Savcısı ve üst Cumhuriyet Savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA..”

Konut dokunulmazlığının ihlali suçunun nitelikli hallerinin mevcut olması karşısında verilecek olan cezada arttırım yapılacağına ilişkin yargıtay kararı:

Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/13716 E. 2016/15604 K. Sayılı Kararı:

“5237 sayılı TCK’nın 61/6. fıkrasında “Hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl hesabıyla belirlenir. Bir gün, yirmi dört saat; bir ay, otuz gündür. Yıl, resmî takvime göre hesap edilir. Hapis cezası için bir günün, adlî para cezası için bir Türk Lirasının artakalanı hesaba katılmaz ve bu cezalar infaz edilmez.” hükmü öngörülmektedir.
Aynı Kanunun 116/1. maddesinde “Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi, mağdurun şikâyeti üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmüne yer verildiği,
Ayrıca TCK’nın 119/1.maddesinde “ Eğitim ve öğretimin engellenmesi, kamu kurumu veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının faaliyetlerinin engellenmesi, siyasi hakların kullanılmasının engellenmesi, inanç, düşünce ve kanaat hürriyetinin kullanılmasını engelleme, konut dokunulmazlığının ihlali ile iş ve çalışma hürriyetinin ihlali suçlarının;
Silahla, Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, imzasız mektupla veya özel işaretlerle, Birden fazla kişi tarafından birlikte, Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
İşlenmesi halinde, verilecek ceza bir kat artırılır.” hükmü bulunmaktadır.
İncelenen dosyada; Sanık hakkında TCK’nın 116/1. maddesi uyarınca 6 ay hapis cezası tayin edildiği, verilen temel ceza üzerinden TCK’nın 119/1-c maddesi uyarınca bir kat artırım yapıldığı, bu suretle sonuç hapis cezasının 12 ay şeklinde belirlenmesi gerekirken, 1 yıl hapis cezasına hükmedilerek fazla ceza tayininin hukuka aykırı olduğu belirlenmiştir. “

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu Cezası

Türk Ceza Kanunu’nun 166/1 ve 116/2. maddeleri, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun temel hallerini düzenlerken, bu iki fıkra arasında farklı ceza hükümleri öngörmektedir. 116/1’de yer alan düzenlemeye göre, “Bir kimsenin konutuna, konutunun eklentilerine rızasına aykırı olarak giren veya rıza ile girdikten sonra buradan çıkmayan kişi,” mağdurun şikayeti üzerine altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 116/2’de ise aynı fiili işleyen kişi, “açık bir rızaya gerek duyulmaksızın girilmesi mutat olan yerler dışında kalan işyerleri ve eklentileri hakkında” gerçekleştirdiğinde, mağdurun şikayeti üzerine altı aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Ancak, TCK’nın 116/4 ve 119. maddeleri, suçun nitelikli hallerini düzenler ve bu hallerde uygulanacak cezaları belirtir. 116/4’te, “Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde,” fail bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. 119. madde ise suçun nitelikli hallerinin varlığı halinde, suçun temel şekli bakımından verilen cezanın bir kat artırılacağını hükme bağlar.

Hukuka uygunluk halleri, örneğin hak sahibinin açık rızasının bulunması, aile birliği içindeki kullanım veya zorunluluk gibi durumlar, suçun işlenmesi halinde cezai sorumluluğun ortadan kaldırılmasını sağlar. Bu nedenle, bu tür hukuka uygunluk hallerinin varlığı durumunda, konut dokunulmazlığını ihlal eden kişiye ceza verilmez. Bu tür durumlar, suçun işlenme şekli ve koşulları göz önüne alınarak değerlendirilmelidir.

  • Suçun Cebir veya Tehdit Kullanılarak İşlenmesi

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cebir veya tehdit, suçun işlenmesi için doğrudan veya dolaylı olarak kullanılmış olmalıdır.

  • Suçun Gece Vaktinde İşlenmesi

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Gece vakti, güneşin batmasından bir saat sonra başlayıp, güneşin doğmasından bir saat önce sona eren süredir.
Bireylere yönelik suçlar arasında yer alan ve aynı zamanda bireyin güvenliğini ve huzurunu tehdit eden eylemler, hürriyete karşı işlenen suçlar kategorisine dahil edilmektedir.

Bu yazımızda, bu suçlardan biri olan “konut dokunulmazlığının ihlali” üzerinde durulacaktır. Bu suçun yasal düzenlemesinin temel amacı, bireylerin en temel haklarından biri olan özgürlük hakkını korumaktır. Madde gerekçesinde açıkça ifade edildiği üzere, konut dokunulmazlığının ihlali, bir kişinin özel barış ve huzurunu sürdürebilmesi ve konutunda güvende hissetme hakkının korunmasını amaçlamaktadır.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Nitelikleri

  • Şikayete bağlılık: Suç, mağdurun şikayeti üzerine soruşturulur ve kovuşturulur.
  • Uzlaşma: Suç, uzlaşma kapsamındadır.
  • Hafifletici nedenler: Suçun, cebir veya tehdit kullanılmadan ve gece vakti işlenmesi halinde, faile indirimli ceza verilebilir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Maddi ve Manevi Unsurları

Konut dokunulmazlığının ihlal suçunun temelini oluşturan eylem, konut veya ek binanın sahibinin onayı olmaksızın bu mekâna giriş yapmak veya bu mekâna sahibinin izniyle girdikten sonra ayrılmamak şeklinde gerçekleşir. Bu suçu işlemek için iki farklı eylem seçeneği vardır ve suçun oluşması için bu iki eylemden birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. Suç, bir kişinin konuta giriş yapması veya konutta bulunmaya devam etmesi ile tamamlanır.

Giriş eylemi, konut veya ek binaya sahibinin izni olmaksızın bu mekâna girmeyi ifade eder ve suçun uygulanabilir unsurunu teşkil eder. Suçun tamamlanabilmesi için failin tamamen bu mekâna girmesi gereklidir. Konuta giriş sırasında cebir, tehdit veya hile kullanmanın önemi yoktur. Hangi yol veya yöntemle girildiği, suçun teşhisi açısından kritik değildir.
Çıkmama eylemi ise, konut veya ek binaya sahibinin izniyle girdikten sonra, bu mekânda onay almadan devam etmeyi içerir. Bu eylem genellikle ihmali bir nitelik taşır ve nadiren uygulanabilir bir unsur içerir. Bu eylemin suç olabilmesi için failin bir süre boyunca bu mekânda kalmış olması gerekir. Ancak, konut dokunulmazlığını ihlal etmemek amacıyla gereken bir işlemi yerine getirmek için kısa bir süreliğine mekânda bulunmak suç oluşturmaz (örneğin giyinmek, eşyaları toplamak vb.).

Kanunun amacına göre, TCK 116/2. madde bakımından birinci fıkrada belirtilen koşullar dikkate alınır. Genellikle herkesin izin gerektirmeden girebileceği yerler dışındaki yerlere rıza olmaksızın giriş yapmak bu suçu teşkil eder. Örneğin, avukatlık bürosu veya özel muayenehane gibi izin gerektiren yerlere rıza olmaksızın giriş yapmak suç oluşturabilir. Aynı şekilde, bu tür yerlere halka açık olmadığı bir zaman diliminde giriş yapmak da suç sayılır. Ancak, bu yerler halka açıkken giriş yapıldığında suç teşkil etmez, çünkü bu tür yerlere girişin izin gerektirmediği kabul edilir.

Konut dokunulmazlığının ihlali suçu, kasten işlenebilen bir suç türüdür. Failin, başkasının konut dokunulmazlığını bilerek ve isteyerek ihlal etme iradesi, bu suçun manevi unsuru olarak kabul edilir. Suçun manevi unsuru bakımından, doğrudan ve genel kastın bulunması yeterlidir. Yani failin suçu işleme nedeni veya amacı ne olursa olsun, bu suçun işlenmesinde özel bir kasıt aranmaz. Bu nedenle, failin suçu işlerken özel bir niyet taşımasına gerek yoktur; yeterli olan, konut dokunulmazlığını bilerek ve isteyerek ihlal etme iradesidir. Bu suçta failin suçu işleme sebebini veya amacını anlamak veya değerlendirmek önemli değildir, suçun işlenmesi ve konut dokunulmazlığının ihlal edilmesi yeterlidir.

Suçun Ağırlaştırılmış Hali

“Fiilin, cebir veya tehdit kullanılmak suretiyle ya da gece vakti işlenmesi halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.” Bu fıkra, suçun daha ciddi bir şekilde işlendiği durumları cezalandırmayı amaçlamaktadır. Cebir, fiziksel şiddeti ifade ederken, tehdit ise manevi baskı ve korkutma anlamına gelir. Özellikle gece vakti işlenen suçlar, genellikle daha fazla tehlike ve rahatsızlık yaratır. Bu nedenle, suçun gece vakti işlenmesi, cezanın artırılmasına neden olur.

Ayrıca, suçun silah kullanılarak işlenmesi durumu da Kanun’un 119/1-a maddesinde ağırlaştırıcı bir neden olarak belirtilmiştir. Bu hüküm, suçun işlenmesinde silahın kullanılmasının daha büyük bir tehlike oluşturduğunu vurgular. Silah kullanımı, suçun daha ciddiye alınmasını gerektiren bir faktördür. Konut dokunulmazlığı ihlali suçu, kişinin kendisini tanınmayacak bir şekilde gizlemesi veya imzasız mektuplar veya özel işaretler kullanması suretiyle işlendiğinde de daha ağır ceza gerekebilir. Bu durum, suçun daha planlı ve gizli bir şekilde işlendiği anlamına gelir.

Ayrıca, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, suçun ağırlaştırıcı bir nedeni olarak kabul edilir. Bu, en az iki kişinin suçun işlenmesine katıldığı ve birlikte hareket ettiği durumları içerir. Son olarak, suçun kamu görevlisi tarafından işlenmesi ve bu görevin kötüye kullanılması halinde de ceza artırıcı bir neden söz konusudur. Kamu görevlisi olan bir kişi, suçu işlerken görev yetkilerini kötüye kullanıyorsa, bu daha ciddi bir suç olarak kabul edilir. Yukarıda belirtilen hususlar, konut dokunulmazlığının ihlali suçunun ağırlaştırıcı nedenlerini oluşturur ve cezanın artırılmasına yol açar. Bu ağırlaştırıcı nedenler, suçun işlenme şekli ve koşullarına göre ceza değerlendirmesinde dikkate alınmalıdır.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçu İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

Konut Dokunulmazlığının İhlali İçin Failin Tüm Vücudu Konuta yahut Eklentisine Dahil Mi Olmalıdır?

Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre, ‘girmek’ terimi, ‘içeri dâhil olmak’ şeklinde tanımlanmış olup, suç kapsamında koruma altındaki mahallere, hak sahibinin rızasına rağmen girmek veya dâhil olmak anlamına gelir. Yargıtay kararlarınca savunulan görüşe göre, suçun tamamlanması için failin konut, iş yeri veya eklentiye tüm vücuduyla girmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, kapı aralığından bir kol, bacak veya başın sokulması suçun tamamlanması için yeterli olmaz; kısmi bir giriş durumunda teşebbüs hükümleri uygulanabilecektir. Fakat TCK’nın 116. Maddesinde düzenlenen Konut Dokunulmazlığını ihlal suçunun oluşabilmesi için failin tüm vücuduyla konuta girmesi gerekmektedir. 

TCK 116 Maddesi Hangi Durumları Suç Olarak Tanımlar?

Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi, bir kişinin izni olmaksızın başkasının konutuna veya eklentilerine zorla girilmesini; kişiyi orada hukuka aykırı olarak alıkoyma eylemini ve konutun dokunulmazlığını ihlal edecek şekilde karşılık beklemeden giyilen teknik araçlarla izlemeyi suç olarak tanımlar. Bu maddenin ihlali halinde, cezai sorumluluk ve yaptırımlar uygulanmaktadır. 

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunun Cezası Nedir?

Konut dokunulmazlığının ihlal edilmesi durumunda, Türk Ceza Kanunu’na göre, fail 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir. Eğer bu ihlal, silahla ya da birden fazla kişi tarafından işlenirse ceza arttırılır. Ayrıca, ihlalin gece vakti yapılması gibi durumlar da cezalandırma miktarını etkileyecektir.

Konut Dokunulmazlığının İhlali Suçunu İşleyen Kişi Hakkında Ne Yapılabilir?

Konut dokunulmazlığının ihlali durumunda, mağdur kişi suçu derhal emniyet güçlerine bildirmelidir. Resmi makamların bilgilendirilmesiyle birlikte soruşturma prosedürü başlatılır ve faile karşı yasal işlemler uygulanır. Mağdur, ayrıca avukat yardımıyla adli makamlara başvurarak failler hakkında suç duyurusunda bulunabilir ve olayın sonuçlanmasını talep edebilir. Bu süreçte mağdurun şahit ifadeleri, deliller ve olayın oluş şekli büyük önem taşımaktadır.

Sonuç; Türk Ceza Kanunu’nun 116. maddesi gereğince, konut dokunulmazlığının ihlali, kişilerin yaşam alanlarına yönelik ciddi bir suç teşkil etmektedir. Bu yazıda, suçun unsurlarından nitelikli hallerine ve yasal yaptırımlarına dair tüm detayları öğreneceksiniz.

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara