Ceza muhakemesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar – takipsizlik kararı (kısaca KYOK), Cumhuriyet savcısının yürüttüğü soruşturma sonucunda, kamu davası açılmasını gerektirecek yeterli şüphe oluşturacak delil bulunmaması veya kovuşturma olanağının (dava şartlarının) yokluğu halinde verdiği kamu davası açmama kararını ifade eder.
Bu karar, beraat anlamına gelmez; yalnızca mevcut delil ve şartlar altında davanın açılmasına gerek görülmediğini gösterir. KYOK kararı ile şüpheli yönünden soruşturma evresi sona erer, ancak aynı fiil hakkında yeniden soruşturma başlatılabilmesi, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/2. maddesi gereğince “yeni delil” şartına bağlıdır.
Ayrıca soruşturmaya yer olmadığına dair karar ile KYOK birbirinden farklıdır. İlki, savcının gelen ihbar veya şikâyet üzerine hiç soruşturma başlatmama yönündeki kararını; ikincisi ise başlatılmış bir soruşturmanın delil yetersizliği veya dava şartı eksikliği nedeniyle sonlandırılmasını ifade eder.
Sayfa İçeriği
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar Nedir? – Takipsizlik Kararı
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar, halk arasında bilinen adıyla takipsizlik kararı, Cumhuriyet savcısının yürüttüğü soruşturma sonucunda yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması halinde verdiği karardır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 172. maddesi uyarınca, savcı soruşturma sonunda delillerin suç işlendiğine dair yeterli şüphe oluşturmadığı kanaatine varırsa, kamu davası açılmasına gerek olmadığına hükmeder. Bu karar ile şüpheli hakkında yürütülen soruşturma sona erer ve kamu davası açılmaz.
KYOK kararı beraat kararı değildir; yalnızca eldeki mevcut delillerin dava açılmasına elverişli olmadığı anlamına gelir. Ancak yeni delillerin ortaya çıkması durumunda, aynı fiil hakkında yeniden soruşturma yapılması mümkündür.
Öte yandan, soruşturmaya yer olmadığına dair karar ile KYOK kararı birbirinden ayrıdır. İlki, savcının gelen ihbar veya şikayet üzerine soruşturma başlatmamayı tercih etmesi durumunu ifade ederken; KYOK, başlatılmış bir soruşturmanın sonucunda verilen takipsizlik kararını belirtir.
Bu yönüyle KYOK, ceza muhakemesi sisteminde şüpheli haklarını koruyan ve aynı zamanda hukuki güvenliği sağlayan önemli bir yargısal işlemdir.
Kovuşturma Olanağının Bulunmaması Nedeniyle KYOK Kararı Verilmesi
Bazı durumlarda savcılık, suç işlendiğine dair yeterli delil bulunsa bile, kovuşturma yapılmasını engelleyen yasal sebepler nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı) verebilir. Bu durum, kovuşturma olanağının bulunmaması olarak adlandırılır.
Kovuşturma olanağının yokluğu, ceza yargılamasının sürdürülmesini hukuken imkânsız hale getiren durumlardır. Bu kapsamda savcı kamu davası açamaz, çünkü ortada dava şartı eksikliği bulunmaktadır.
Başlıca kovuşturma olanağının bulunmaması halleri şunlardır:
- Şikâyet şartının gerçekleşmemesi: Takibi şikâyete bağlı suçlarda, mağdurun şikâyet hakkını kullanmaması veya süresi içinde vazgeçmesi durumunda dava açılamaz.
- Dava zamanaşımının dolması: Suçun işlendiği tarihten itibaren kanunda öngörülen zamanaşımı süresi dolduysa, devletin cezalandırma yetkisi ortadan kalkar.
- Yaş küçüklüğü: Türk Ceza Kanunu’na göre 12 yaşından küçük çocukların ceza sorumluluğu yoktur; bu nedenle haklarında KYOK kararı verilir.
- Genel af: Devletin cezalandırma hakkından vazgeçtiği genel af hâllerinde yürüyen soruşturmalar KYOK kararıyla kapatılır.
- Ceza ehliyetsizliği: Akıl hastalığı veya benzeri nedenlerle failin fiilinin hukuki anlam ve sonuçlarını kavrayamaması hâlinde cezalandırma imkânı bulunmadığından KYOK kararı verilir.
Bu tür durumlarda savcı, delillerin suç işlendiğini göstermesine rağmen dava açma şartlarının eksikliği nedeniyle dosyayı takipsizlikle sonuçlandırır.
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararı (KYOK) Kim ve Nasıl Verir?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı), Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen soruşturma sonunda verilir. Savcı, kendisine ulaşan ihbar veya şikâyet üzerine gerekli araştırmaları yapar, delilleri toplar ve yeterli şüphe oluşup oluşmadığını değerlendirir.
Soruşturma sürecinde savcı tarafından şu işlemler yapılabilir:
- Tanık ifadeleri alınır,
- Kamera kayıtları ve dijital veriler incelenir,
- Adli tıp raporları ve bilirkişi incelemeleri yapılır,
- Olay yeri inceleme tutanakları değerlendirilir.
Tüm bu deliller incelendikten sonra, suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunmaması veya kovuşturma şartlarının yokluğu tespit edilirse savcı, KYOK kararı verir.
Verilen karar, şüpheliye, mağdura (suçtan zarar görene) ve varsa vekiline bildirilir. Kararda ayrıca şu bilgiler açık ve anlaşılır biçimde yer almalıdır:
- İtiraz hakkı,
- İtiraz süresi (15 gün),
- İtiraz mercii (sulh ceza hâkimliği).
Bu usule uyulması zorunludur; aksi hâlde KYOK kararı, yargısal denetime elverişli bir nitelik taşımaz.
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (KYOK) Karşı Nereye İtiraz Edilir? (CMK 173)
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı), soruşturma sonunda Cumhuriyet savcısı tarafından verilen bir karardır. Ancak bu karar, mağdur veya suçtan zarar gören açısından bağlayıcı değildir. Kanun koyucu, bu karara karşı itiraz hakkı tanımıştır.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 173. maddesi uyarınca, KYOK kararına karşı itiraz şu şekilde yapılabilir:
- Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde,
- Kararı veren savcının görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yer sulh ceza hâkimliğine başvurularak.
İtiraz dilekçesinde; kamu davası açılmasını gerektiren somut olaylar, deliller ve hukuki gerekçeler açıkça belirtilmelidir. Sulh ceza hâkimi, dosya üzerinden inceleme yapar ve şu üç olasılıktan birine karar verir:
- İtirazın reddi: Delillerin yeterli olmadığı sonucuna varılırsa KYOK kararı kesinleşir.
- İtirazın kabulü: Deliller kamu davası açılmasını gerektiriyorsa hâkim KYOK kararını kaldırır ve savcı iddianame düzenler.
- Soruşturmanın genişletilmesi: Hâkim, bazı eksiklerin tamamlanması gerektiğini düşünürse savcılığa talimat verir.
Bu yönüyle, KYOK kararı sadece savcının takdirine bırakılmış bir karar değildir; sulh ceza hâkimliğinin denetimine açık bir yargısal süreçtir.
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karara (Takipsizlik Kararına) İtirazın Sonuçları
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı) verildikten sonra, mağdur veya suçtan zarar gören tarafından yapılan itiraz başvurusu, sulh ceza hâkimliği tarafından incelenir. Bu inceleme, genellikle dosya üzerinden yapılır ve duruşma yapılmasına gerek görülmez.
Sulh ceza hâkimi, dosyadaki mevcut delilleri değerlendirerek üç farklı sonuca ulaşabilir:
- İtirazın reddi:
Hâkim, mevcut delillerin kamu davası açılmasına yeterli olmadığı kanaatine varırsa, itirazı reddeder. Bu durumda KYOK kararı kesinleşir ve aynı fiil hakkında yeni bir soruşturma ancak “yeni delil” bulunması halinde yapılabilir. - İtirazın kabulü:
Hâkim, delillerin suçun işlendiğini gösterdiği kanaatine ulaşırsa, KYOK kararını kaldırır. Bu durumda Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek kamu davası açmak zorundadır. - Soruşturmanın genişletilmesi:
Eğer hâkim, mevcut delillerin yetersiz olduğunu ancak bazı hususların açıklığa kavuşturulması gerektiğini düşünürse, savcılıktan ek delil toplanmasını ister. Savcılık eksiklikleri tamamladıktan sonra dosya yeniden hâkimin önüne gelir.
Bazı durumlarda, savcının kamu davası açmama yönündeki takdir yetkisi söz konusu olabilir. Örneğin, kamu davasının açılmasının ertelenmesi (CMK m.171) gibi hâllerde hâkim yalnızca bu takdirin hukuka uygun kullanılıp kullanılmadığını denetler.
KYOK (Takipsizlik) Kesinleştikten Sonra Yeniden Soruşturma Başlatılması Mümkün mü?
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı), eğer karara karşı itiraz edilmezse, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde kesinleşir. İtiraz edilmiş ancak sulh ceza hâkimliği tarafından reddedilmişse, bu durumda da karar kesinleşmiş olur.
Kesinleşen bir KYOK kararı sonrasında savcılık kendiliğinden yeniden soruşturma başlatamaz. Ancak iki istisnai durumda yeniden soruşturma yapılabilir:
- Yeni delil ortaya çıkması (CMK m.172/2):
Daha önce dosyada bulunmayan veya bulunmasına rağmen savcılıkça değerlendirilmemiş ve suçun işlendiğini kuvvetle gösteren nitelikteki deliller ortaya çıkarsa, aynı fiil hakkında yeniden soruşturma yapılabilir. - Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararı (CMK m.172/3):
Eğer bu mahkemeler, etkin soruşturma yapılmadığı veya adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varırsa, hak ihlali kararı sonrası 3 ay içinde yeniden soruşturma talep edilebilir.
Bunun dışında, kesinleşmiş KYOK kararı kesin hüküm niteliği taşımasa da, şüpheli açısından önemli bir hukuki güvence sağlar. Aynı fiil hakkında sürekli yeni soruşturma başlatılmasını engeller.
Savcılığın Takipsizlik Kararından Sonra Yeniden Soruşturma Yapabilmesi ve Yeni Delil Kavramı
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı) kesinleştikten sonra, aynı fiil hakkında yeniden soruşturma açılabilmesi yalnızca “yeni delil” bulunması hâlinde mümkündür. Bu husus, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172/2. maddesinde açıkça düzenlenmiştir.
Yeni delil kavramı, yalnızca sonradan elde edilen kanıtları değil; aynı zamanda dosyada mevcut olup savcılıkça hiç değerlendirilmemiş veya eksik incelenmiş delilleri de kapsar. Ancak bu delillerin suçun işlendiğini kuvvetle gösteren nitelikte olması gerekir.
Yeni delil olarak kabul edilebilecek örnekler:
- Olay yerini gösteren ve daha önce ulaşılamayan kamera kayıtları,
- Olayla ilgili yeni tanık ifadeleri,
- Bilirkişi raporlarında ortaya çıkan yeni teknik bulgular,
- Sanığa ait telefon, dijital veya yazışma kayıtlarının incelenmesiyle elde edilen veriler.
Buna karşılık, daha önce dosyada incelenmiş delillerin yeniden gündeme getirilmesi yeni delil sayılmaz.
Ayrıca, savcılığın yeni delil üzerine yeniden soruşturma yapabilmesi için yalnızca delilin ortaya çıkması yeterli değildir. Sulh ceza hâkimliğinden izin kararı alınması da gerekir. Bu, şüphelinin keyfi biçimde sürekli soruşturmaya maruz kalmasını önleyen hukuki bir güvence niteliğindedir.
Ek Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar (Ek Takipsizlik Kararı) Nedir?
Soruşturma dosyalarında, birden fazla suç isnadı aynı anda yer alabilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda her bir suç yönünden ayrı değerlendirme yapmakla yükümlüdür. Eğer bazı suçlar açısından yeterli delil bulunurken, diğer suçlar bakımından deliller yetersizse, savcılık ek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (ek takipsizlik kararı) verir.
Bu karar, yalnızca ilgili suç yönünden soruşturmanın sona erdirilmesi anlamına gelir; dosyanın tamamı kapanmaz. Örneğin:
Bir kişi hakkında tehdit, hakaret ve mala zarar verme suçlarından soruşturma başlatıldığında, yalnızca tehdit ve hakaret suçlarını destekleyen deliller varsa bu suçlar için iddianame düzenlenir, ancak mala zarar verme yönünden ek KYOK kararı verilebilir.
Ek takipsizlik kararı, esas KYOK kararının tamamlayıcısı niteliğindedir ve sadece belirli suçlar bakımından soruşturmayı sonlandırır. Bu karara karşı da mağdur veya suçtan zarar gören, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.
Bu uygulama sayesinde, aynı dosyada hem iddianame hem de KYOK kararı birlikte bulunabilir. Böylece delili güçlü olan suçlar yargıya taşınırken, delili yetersiz suçlar yönünden gereksiz dava açılmasının önüne geçilmiş olur.
Takipsizlik Kararı Yargıtay Kararları
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı), uygulamada sıkça tartışılan ve birçok Yargıtay kararına konu olmuş önemli bir kurumdur. Yargıtay, bu kararın niteliği, hukuki sonuçları ve yeniden soruşturma koşulları hakkında içtihatlar geliştirerek uygulamayı şekillendirmiştir.
Aşağıda, KYOK kararına ilişkin öne çıkan bazı Yargıtay ilkeleri yer almaktadır:
- Başsavcının iade yetkisi yoktur:
Yargıtay, Cumhuriyet Başsavcısının, alt savcı tarafından verilmiş bir KYOK kararını geri alarak iddianame düzenlenmesini isteyemeyeceğini belirtmiştir. Çünkü KYOK, adli nitelikte bir karar olup, yalnızca itiraz yoluyla denetlenebilir. - Yeni delil olmadan KYOK kaldırılamaz:
Yargıtay’ın yerleşik içtihadına göre, KYOK kesinleştikten sonra aynı fiilden dolayı kamu davası açılabilmesi için mutlaka yeni delil ortaya çıkması gerekir. Yeni delil olmaksızın soruşturmanın yeniden açılması, hukuk güvenliği ilkesine aykırıdır. - Eksik soruşturma ile KYOK verilemez:
Savcı, soruşturmayı yüzeysel yaparak KYOK kararı veremez. Delillerin toplanmaması, tanıkların dinlenmemesi veya bilirkişi incelemesinin eksik yapılması hâlinde, itiraz üzerine sulh ceza hâkimi kararı kaldırabilir. - KYOK kararları kesin hüküm değildir:
Yargıtay, KYOK’un kesin hüküm etkisine benzer bir güvence sağladığını ancak tam anlamıyla kesin hüküm oluşturmadığını vurgulamaktadır. Yeni delil veya üst yargı organlarının hak ihlali tespiti hâlinde dosya yeniden açılabilir. - Aynı fiilden hem KYOK hem iddianame verilemez:
Aynı olayla ilgili hem KYOK kararı hem de iddianame düzenlenmesi hâlinde, usule uygun olan işlem geçerli sayılır; diğeri hukuki sonuç doğurmaz. - Ceza kararlarının hukuk yargılamasına etkisi sınırlıdır:
Yargıtay’a göre, KYOK kararı hukuk mahkemelerini bağlamaz; ancak soruşturma sırasında tespit edilen maddi olgular, hukuk hakimi tarafından delil olarak değerlendirilebilir.
Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararın Hukuk Mahkemesine Etkisi
Ceza yargılamasında verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı), doğrudan hukuk mahkemelerinde açılan davalar açısından bağlayıcı değildir. Bu durum, Türk Borçlar Kanunu’nun 74. maddesi gereğince açıkça düzenlenmiştir.
Hukuk hakimi, ceza yargılamasında verilen bir kararın kusurun varlığı, zararın miktarı veya illiyet bağı gibi konularda kendisini bağlamadığını bilerek bağımsız bir değerlendirme yapabilir. Ancak ceza soruşturması sırasında elde edilen bazı maddi olgular, hukuk yargılamasında delil olarak kullanılabilir.
Bu kapsamda KYOK kararının hukuk mahkemelerine etkisi şu şekildedir:
- Kesin hüküm oluşturmaz: KYOK kararı, ceza mahkemesi tarafından verilmiş bir hüküm olmadığı için hukuk hakimini bağlamaz.
- Delil değeri taşır: Soruşturma sürecinde elde edilen adli tıp raporları, bilirkişi görüşleri, tanık ifadeleri gibi veriler, hukuk davasında delil olarak değerlendirilebilir.
- Maddi olgular dikkate alınabilir: Ceza soruşturmasında tespit edilen olayların gerçekleşme biçimi, hukuk hakiminin kanaatini güçlendirebilir.
- Kusur ve tazminat değerlendirmesi bağımsız yapılır: KYOK kararı verilmiş olması, zararın veya haksız fiilin hukuk açısından hiç doğmadığı anlamına gelmez.
Yargıtay da birçok kararında, KYOK kararlarının hukuk yargısını bağlamayacağını, ancak maddi olayların belirlenmesinde yol gösterici olabileceğini vurgulamıştır.
Savcılığın KYOK Kararına Karşı Soruşturmanın Genişletilmesi Talebi
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı) verildikten sonra, mağdur veya suçtan zarar görenin yaptığı itiraz başvurusu, sulh ceza hâkimliği tarafından incelenir. Hâkim, dosya üzerindeki incelemesi sonucunda mevcut delillerin yetersiz olduğunu, ancak soruşturmanın daha kapsamlı şekilde yürütülmesi gerektiğini tespit ederse, soruşturmanın genişletilmesine karar verebilir.
Bu durumda sulh ceza hâkimi, hangi eksikliklerin tamamlanması gerektiğini açıkça belirterek dosyayı Cumhuriyet savcılığına gönderir. Savcılık, belirtilen işlemleri tamamladıktan sonra dosyayı tekrar hâkimin değerlendirmesine sunar.
Soruşturmanın genişletilmesine neden olabilecek durumlara örnek olarak şunlar verilebilir:
- Kamera kayıtlarının toplanmamış olması,
- Tanık ifadelerinin eksik alınması,
- Telefon, dijital veri veya HTS kayıtlarının incelenmemesi,
- Adli raporların yetersizliği veya çelişkili olması.
Bu mekanizma, savcılığın yüzeysel soruşturma yapmasının önüne geçer ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını sağlar. Ayrıca, mağdurun adil yargılanma hakkını koruyan önemli bir güvence oluşturur.
KYOK Kararının Niteliği ve Kesin Hüküm Etkisi
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı), Cumhuriyet savcısının yürüttüğü soruşturma sonucunda verdiği ve dosyayı sonlandıran adli nitelikte bir karardır. Her ne kadar bir mahkeme hükmü olmasa da, sonuçları itibarıyla şüpheli açısından önemli hukuki güvence doğurur.
KYOK kararı, beraat hükmüyle karıştırılmamalıdır. Beraat, mahkeme tarafından yargılama sonunda verilen kesin karardır; KYOK ise yalnızca mevcut delillerin kamu davası açmaya yeterli olmadığı anlamına gelir.
KYOK’un kesin hüküm etkisine benzer sonuçları bulunmaktadır:
- Aynı fiil nedeniyle yeni delil bulunmadıkça yeniden soruşturma yapılamaz.
- Şüpheli, sürekli yargılama tehdidi altında kalmaktan korunur.
- Sulh ceza hâkimliği tarafından incelenmesi sayesinde yargısal denetim sağlanır.
Ancak KYOK kararı tam anlamıyla kesin hüküm değildir. Yeni delil ortaya çıkması, Anayasa Mahkemesi veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından etkin soruşturma yapılmadığına dair hak ihlali kararı verilmesi hâlinde karar kaldırılabilir ve dosya yeniden açılabilir.
Bu nedenle KYOK kararının niteliği, bir yönüyle şüpheliyi koruyan, diğer yönüyle ise mağdurun adalet arayışını sürdürmesine imkân tanıyan çift yönlü bir güvence sistemidir.
Başsavcının KYOK Kararını İade Yetkisi
Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı), Cumhuriyet savcısı tarafından verilen bir karardır ve geçerliliği için ayrıca Cumhuriyet başsavcısının onayına gerek yoktur. Ancak uygulamada, dosya üzerinde yapılan incelemeler sırasında başsavcı tarafından iade işlemleri gündeme gelebilmektedir.
Bu noktada önemli olan ayrım şudur: Başsavcı KYOK kararını ortadan kaldıramaz, yalnızca değerlendirme yapılmadan önce savcıya geri gönderebilir. Eğer karar usulüne uygun biçimde düzenlenmiş, gerekçesiyle birlikte yazılmış ve taraflara tebliğ edilmişse, artık bu karar yalnızca itiraz yoluyla denetlenebilir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre:
- Cumhuriyet başsavcısının KYOK kararını iade veya kaldırma yetkisi yoktur.
- Başsavcı sadece, henüz taraflara tebliğ edilmemiş aşamadaki bir dosyayı yeniden değerlendirme yapılması amacıyla savcıya iade edebilir.
- Tebliğ işlemi gerçekleştikten sonra KYOK kararı artık bağımsız bir adli işlem niteliği kazanır.
Bu düzenleme, savcının bağımsız karar yetkisini ve yargısal denetimin bütünlüğünü korumayı amaçlar. Zira KYOK kararı, idari bir emirle değiştirilemeyecek nitelikte bir adli karardır.
Davayı ve Cezayı Düşüren Nedenler
Bir suç işlendiğinde, fail ile devlet arasında cezalandırma yetkisine dayalı hukuki bir ilişki doğar. Ancak bu ilişki, her zaman yargılama ve infaz aşamasına kadar devam etmez. Bazı durumlarda, suçun işlenmesi dışında kalan sebepler, bu hukuki ilişkiyi sona erdirir. Bu durumlara “davayı veya cezayı düşüren nedenler” denir.
Ceza Muhakemesi Hukuku bakımından bu nedenler, ceza soruşturmasının veya kovuşturmanın yürütülmesine engel teşkil eder. Böyle bir durumda Cumhuriyet savcısı, kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (KYOK – takipsizlik kararı) vererek soruşturmayı sonlandırır.
Başlıca davayı ve cezayı düşüren nedenler şunlardır:
- Şüphelinin ölümü: Failin ölmesiyle ceza sorumluluğu sona erer. Devletin cezalandırma yetkisi ortadan kalktığından, kamu davası açılamaz.
- Genel af: Devletin ceza verme hakkından vazgeçmesi anlamına gelir. Af, işlenmiş fiili ortadan kaldırmaz ancak cezanın uygulanmasını engeller.
- Dava zamanaşımı: Suçun işlendiği tarihten itibaren kanunda öngörülen süre içinde dava açılmaması hâlinde devletin yargılama yetkisi sona erer.
- Şikâyetten vazgeçme: Takibi şikâyete bağlı suçlarda mağdurun şikâyet hakkını kullanmaması veya vazgeçmesi, kovuşturma olanağını ortadan kaldırır.
- Etkin pişmanlık: Bazı suçlarda failin belirli koşullar altında pişmanlık göstermesi, cezayı ortadan kaldırabilir.
Bu hallerde, soruşturma konusu fiil suç teşkil etse bile, hukuken yargılama yapılması mümkün değildir. Bu nedenle Cumhuriyet savcısı, dava şartlarının ortadan kalktığı gerekçesiyle KYOK kararı verir.