Sigorta Tahkim Komisyonu Kararına Doğrudan Temyiz Dilekçesi Örneği

Bugün ki yazımızda Sigorta Tahkim Komisyonu Kararına Doğrudan Temyiz Dilekçesi örneğini paylaşacağız. İlgili dilekçe örnek dilekçe olup muhakkak konusunda uzman bir sigorta avukatından destek alınması gerekmektedir.

Sigorta Tahkim Komisyonu Kararı Nasıl Temyiz Edilir?

Sigorta Tahkim Komisyonu sigorta davalarına bakmakla görevli alternatif uyuşmazlık çözüm merkezidir. İlgili yerde sigorta uyuşmazlıklarına çözüm sağlanmaktadır. İlgili hakemlik hukuk mahkemeleri gibi çalışmakta olup, normal mahkemelerden daha az masraflı ve daha hızlı çözümler sunmaktadır. İlgili komisyonda da Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanmaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonunda ilk derece yargılama 4 ay sürmektedir.

Bu kararlara karşı itiraz edilmesi halinde dosya itiraz hakem kuruluna yönlendirilmektedir. Buradan çıkan karara da itiraz edilmek istenirse dosya Yargıtay ilgili dairesine gönderilmektedir. Bu dosyalar diğer hukuk davalarından bu noktada ayrılmaktadır. Diğer hukuk davalarında ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay olmaktayken sigorta tahkim komisyonu davalarında tahkim hakem, hakem itiraz komisyonu ve Yargıtay vardır. Burada kanun koyucu uyuşmazlığı Yargıtay’a doğrudan temyiz etme hakkı getirmiştir.

Sigorta Tahkim Komisyonu Kararına Doğrudan Temyiz Dilekçesi Örneği

YARGITAY İLGİLİ HUKUK DAİRESİ BAŞKANLIĞINA GÖNDERİLMEK ÜZERE

İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNE

DOSYA NO: ……… Değişik İş

TAHKİM DOSYA NO:

TEMYİZ EDEN DAVACI:

ADRESİ:

VEKİLİ : Av.Tunç Sudi TOL

ADRESİ: Antettedir.

DAVALI: ……….. SİGORTA ŞİRKETİ

ADRESİ:

VEKİLİ:

ADRESİ:

DİLEKÇE KONUSU: Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetinin 13.06.2021 tarihli, 2022/15416 sayılı kararının bozulması talepli gerekçeli temyiz dilekçemizdir.

KARARIN ÖZETİ:

Sigorta Tahkim Komisyonu Başkanlığınca yapılan yargılama sonunda başvurunun kabulüne, 208.547,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 6.226,30 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 145.225,86 TL ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan maddi tazminat olmak üzere toplam 360.000,00 TL tazminatın 11.01.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalı sigorta kuruluşundan tahsili ile başvurana ödenmesine karar verilmiş, daha sonra davalı tarafından yapılan itiraz sonucu dosya itiraz Hakem Heyetine gönderilmiştir. İtiraz hakem heyeti kararı kaldırarak aşağıda ki gerekçelerle davayı usulden reddetmiştir:

-Dosyaya sunulan sağlık kurulu raporunun müracaat tarihi ile rapor tarihinin evrakta aynı gözükmesi bu sebeple raporun 1 günde hazırlanmasının imkan dahilinde olmaması ve raporun evrak üzerinden düzenlendiği, bu noktada raporun şaibeli olduğu,

-Başvuru sahibinde tespit olunan arazın Erişkinler İçin Engellilik Yönetmeliği ile çeliştiği,

-Dosya içeriğine başvuru sahibinin tat duyusu kaybına ilişkin gerekli tedaviyi gördüğüne ilişkin herhangi bir evrak da sunulmadığı bu noktada davalıya uygun başvurunun yapılmadığı,-Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kaybın ZMMS kapsamında olmadığı.

MALULİYET RAPORUNUN ALINMA SÜRECİ:

Müvekkil bir vatandaştan beklenen tüm yükümlülüklerini hiçbir prosedürü atlamadan tek tek yapmıştır. Üstelik davalı sigorta şirketinin talep ettiği ve davacının evine en yakın olan hastanede rapor almıştır. Buna rağmen müvekkile ait sağlık kurulu raporu hukuka aykırı gerekçelerle hakemlikçe geçersiz sayılmıştır. Müvekkil kaza sebebiyle yaşadığı mağduriyet hukuka aykırı durumlar sebebiyle daha da artmıştır.

Müvekkil 19.04.2021 tarihinde geçirdiği kaza sonrası bir süre iyileşmesi için beklemiş ve tedavilerine devam etmiştir. 26.07.2021 tarihinde sigortaya yasal bildirimde bulunmuş Sağlık Kurulu Raporu hariç epikriz, hasta tetkik raporu , Genel Adli Muayene Raporu, Kati Rapor ve diğer tüm zorunlu evraklar yollanmıştır. (İlk ihtarnamemizin ekinde tüm evraklar davalıya yollanmış olup dilekçemizin ek kısmında tüm evraklar tek tek not düşülmüştür.) Ardından tedavi sürecini beklemeye devam etmiştir.

Daha sonra tedavisi tamamlanıp maluliyetinin kesinleşmesini beklerken davalı sigorta şirketinden “Hastaneye Sevk yazısı” için talepte bulunmuş, davalı sigorta şirketi de 03.07.2020 tarihinde ilgili hastaneye ve bize sevk yazısını yollamıştır. (ek:1 Sevk yazısını paylaşıyoruz.) Sevk yazısı ile tedavisini tamamlayan müvekkil 13.07.2021 tarihinde Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesine müracaat etmiştir. (Ek:2 de İlk müracaata ilişkin e nabız muayene tarihleri gösterir ekran görüntüsünü paylaşıyoruz.)

Burada muayene edilip gerekli testler yapıldıktan sonra 01.12.2020 tarihinde müvekkilin sağlık kurulu raporu müvekkile hastane tarafından teslim edilmiştir. (Ek:2 de Teslim alırken bir evrak imzalatılmadığı için müvekkilin bize raporu yolladığı ilk tarihe ilişkin mesaj kaydını sunuyoruz.) Müvekkil raporu teslim aldıktan sonra raporu tarafımıza yollamış bizde o rapor ile birlikte 28.12.2020 tarihinde sigorta şirketine ikinci kez başvuru yapmış bulunmaktayız. (İkinci başvuruya ilişkin ihtarnamemiz dosyada mevcuttur. Başvurumuza ait ihtarnamemiz incelenirse ek kısmında zorunlu tüm evrakların yollandığı ve tek tek not düşüldüğü görülecektir.)

TEMYİZN EDENLERİ:

A)USULE YÖNELİK İTİRAZLARIMIZ:

1)Sayın Hakem özel ve teknik bilgiyi gerektiren bir konuda hiçbir hukuki dayanağı olmadan hukuka aykırı şekilde karar vermiştir. Gerekçeli kararın gerekçe kısımları incelendiğinde karar verdiği konuların tamamen teknik ve bilimsel konular olduğu, ancak konusunda uzman bir hekimin karar verebileceği, buna rağmen Hakemin adeta bir hekim gibi hukuki dayanaktan yoksun şekilde kendisinin karar verdiği görülecektir.

2)Sayın Hakem itiraza cevap dilekçemizde değindiğimiz usule yönelik itirazlarımızı kabul etmemiştir. Davalı cevap dilekçesinde değinmediği hususlara itiraz başvuru dilekçesinde değinmiştir. İtiraz aşamasında savunmasını genişletmiş ve yeni delil sunmuştur. İlgili savunma ve delillerin hükme esas alınmaması gerekirken esas alınmıştır. Ayrıca Sayın Hakem “Taleple bağlılık” ilkesine aykırı davranarak kendisini davalı yerine koymuş, davalının bile itiraz etmediği hususlarda karar vermiştir. Bu yönleriyle yapılan yargılama öncelikle usule aykırı olup bozulması gerekmektedir.

B) KARARA VE ESASA YÖNELİK İTİRAZLARIMIZ:

Dilekçemizin “Karar Özeti” kısmında yer alan Hakemliğe ait kararın gerekçelerine karşı tek tek itirazlarımızı sunuyoruz. Şöyle ki;

1) Raporun Evrak Üzerinden Hazırlanması İddiasına İlişkin Gerekçeye Karşı İtirazlarımız: Dosyaya sunulan

Sağlık Kurulu Raporu evrak üzerinden hazırlanmamış olup müvekkilin bizzat muayene ve test edilmesi ile hazırlanmıştır. Müvekkile 3 büyük kutuda bulunan özel sıvılar ve katılar koklatılıp tattırılarak saatler süren bilimsel bir test yapılmıştır. Bir şeyleri tattırma eylemi uzaktan yapılabilecek bir eylem olmayıp bizzat kişinin orada bulunması gerekmektedir. Testin tetkik kısımları ve teste neler yapıldığı raporun “Nöroloji” başlıklı kısmında tek tek açıklanmıştır. Ayrıca müvekkil 10 adet doktor tarafından muayene edilmiştir. (E-nabız sisteminden alınan ve muayene tarihlerini gösterir ekran görüntüsünü paylaşıyoruz.)

Raporun ilgili gerekçe kısmı okunduğunda müvekkilin ilgili hastaneye gittiği ve test yaptırdığı çok açık ve net şekilde anlaşılmaktadır. Yapılan ve raporda not düşülen eylemlerin dosya üzerinden yapılması rapor sahte değilse fiziken mümkün değildir. Buna rağmen Sayın Hakem’in raporun dosya üzerinden hazırlandığına kanaat getirmesini anlamak mümkün değildir.

2) Rapor Müracaat Tarihi ile Rapor Tarihinin Aynı Tarih Olması, Raporun 1 Günde Hazırlanması ve Raporun

Yukarıda dilekçemizin rapor alınma süreci kısmında detaylıca açıkladığımız üzere müvekkil 13.07.2020 tarihinde hastaneye başvurmuş 01.12.2020 tarihinde raporu teslim almıştır. (Ek:2 de e nabız muayene kayıtlarından bu durum açıkça görülmektedir.) Bu noktada rapor 1 günde değil 5 ayda hazırlanmış ve teslim edilmiştir.

İlgili raporunun müracaat tarihinin 16.11.2020 yazılması büyük ihtimal hastanenin sehven yaptığı bir hata olup bu durum raporun geçerliliğini etkilememesi gerekmektedir.

Ayrıca haricen yaptığımız araştırmalarda rapor tarihinin raporun bitiş süresini değil raporun yazılmaya başlandığı tarihi gösterdiğini de öğrenmiş bulunmaktayız. Bu noktada rapor tarihinden müracaat tarihini çıkartarak raporun 1 günde yazıldığına kanaat getirmek yanlış bir çıkarım olacaktır. Sayın hakem rapor tarihinin raporun bitirilip teslim tarih olarak esas almış ve çıkarımını buna göre yapmıştır.

Sonuç olarak sehven sadece müracaat tarihinde maddi hata olan bir rapor şaibeli olmayıp usulüne uygundur. İlgili rapor dikkatle incelenirse raporda 10 adet şerefli ve namuslu Türk Hekiminin imzası vardır. Asıl şaibeli ve takdire şayan olan bu kadar açık hususlarda yetkisi dışında hukuka aykırı olarak karar veren ve sigorta yanlısı olan Hakem Heyetidir. Biz eminiz ki; davalı vekili dosyada Hakem olsaydı bile böyle vicdanları rahatsız eden bir karar çıkmayacaktı… Maalesef dosyada Hakem, hakemliği bırakmış sigorta şirketi vekilliğine soyunmuştur.

3)Tespit Olunan Arazın Erişkinler İçin Engellilik Yönetmeliği ile Çeliştiğine İlişkin Gerekçeye Karşı İtirazlarımız:

Sayın Hakem 10 hekimce verilen maluliyet oranının yanlış tayin edildiğine kanaat getirmiş, gerekçesine de Erişkinlere İlişkin Yönetmelikten bir takım kesimler paylaşmıştır. İlgili karara katılmak mümkün değildir.

İlgili konu teknik ve özel bir bilgi gerektiren bir konu olup çözümü hukukun dışındadır. Hakem ancak bir hekim tarafından yorumlanabilecek konularda karar vererek yetkisinin dışına çıkmıştır.

Bunun yanında gerek olmamasına rağmen ve teknik bilgi olmasına rağmen belirtmek isteriz ki; Yaptığımız araştırmalarda verilen maluliyet oranının sadece tat kaybına ilişkin değil, raporun ilk sayfası sağ alt kısımda bulunan “Travmatik izole kranial nöropati” tanısı sebebiyle verildiğini öğrenmiş bulunmaktayız. İlgili tanı beyin siniri zedelemesi olup epilepsiye ve amneziye de yol açmaktadır. Nitekim müvekkil kazadan hemen sonra epilepsi krizleri geçirmiş yapılan tedavi sonucu krizler şuan için durmuş fakat her an bu krizleri tekrar geçirebilmesinin olası olduğu doktoru tarafından beyan edilmiş ve önlemler alması istenmiştir.

4) Tat Duyusu Kaybına İlişkin Gerekli Tedaviyi Gördüğüne ve Buna İlişkin Bir Evrak Sunulmaması Gerekçesine Karşı İtirazlarımız:

Yine teknik ve bilimsel bilgi gerektirmesine rağmen yaptığımız araştırmalarda müvekkilin tedavi edilmesinin mümkün olmadığını öğrenmiş bulunmaktayız. Sayın Hakem dilde meydana gelen cismani zarar sebebiyle (Yırtılma, kopma vb.) tat duyusunun kaybı ile nörolojik zarar sebebiyle tat duyusunun kaybını karıştırmaktadır. Dilde meydana gelen fiziksel yaralanmaların tedavisi mümkün olup nörolojik olarak beyin sinirinde meydana gelen zararların günümüz teknolojisinde tedavisi mümkün değildir. Nitekim Sağlık Kurulu da bir süre geçmesini beklemiş sık sık müvekkili muayene etmiş ve işin sonunda tedavinin mümkün olmaması sebebiyle kalıcı iş görmezlik raporu hazırlamıştır.

5)Ekonomik Geleceğin Sarsılmasından Doğan Kaybın Zmms Kapsamında Olmadığı İlişkin Gerekçeye Karşı İtirazlarımız:

Bir futbol maçında elleri olmayan bir kişinin kalecilik yapabilmesi nasıl imkansızsa, bir mutfakta da koku yada tat duyusu olmayan bir kişinin aşçılık yada yardımcılığını yapması o kadar imkansızdır. Bu durum 2+2:4 kadar nettir; Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca “ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıp” talepleri için mağdur kişinin mesleğinin imkansız hale gelmesi şart olmayıp zayıflaması da bu tazminata hak doğurmaktadır.

-Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kaybın teminat dışı olduğuna ilişkin Hakemin beyanlarına itiraz etmekteyiz. Sigorta şirketleri maddi tazminattan sorumlu olup ekonomik geleceğin sarsılması tazminatın da maddi tazminatın içindedir. Sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlal etmesi hali 6098 sayılı TBK m. 54’te özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlali halinde mağdurun mal varlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddi zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasa mahkemesi de 17.07.2020 tarihinde KTK’nın zorunlu trafik sigortasına ilişkin 90 ve 92. Maddelerinde yapılan sonradan eklenmiş kelimeyi iptal etmiştir. Değişiklik öncesi sigorta şirketlerinin trafik kazalarından doğan tazminat sorumluluğu KTK ve Trafik Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenmekte idi. Burada maddi tazminat tanımı farklı tanımlanmaktaydı.

Trafik Sigortası Genel Şartları idare tarafından belirlendiğinden ve idarenin tamamen kendi takdirine göre her zaman değiştirilebilir olduğundan, tazminat hesaplamalarında idarenin geniş takdir yetkisi bulunmakta idi. Karar ile AYM, bahse konu madde metinlerinde yer alan “Genel Şartlar” ibarelerini iptal ederek bundan böyle trafik sigortası kapsamındaki tazminatların belirlenmesinde Genel Şartlar’a (idareye) başvurulmayacağına hükmetmiş, dolayısıyla idarenin bu konuda böylesi geniş bir yetkiye sahip olmamasını ve tazminat hesaplamasının tamamen Borçlar kanununda yer alan şartlara göre yapılmasını sağlamıştır.

Bu noktada Trafik Kanunu madde 90 uyarınca maddi ve manevi tazminat sınırlarını belirlememiz için bakılması gereken kanun Türk Borçlar Kanunu’dur. Borçlar Kanununa göre maddi tazminatlar aşağıdaki gibidir.

Borçlar Kanunu Madde 54:

-1. Tedavi giderleri.

-2. Kazanç kaybı.

-3. Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

-4. Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.

Dairenizin güncel ve istikrarlı içtihatlarına göre zarar görenlerin maddi tazminat taleplerinin sigorta teminatı kapsamında olduğu kabul edilmektedir.

Sigorta Tahkim Kurulu da vermiş olduğu kararlarda maddi tazminat talebiyle sigorta şirketlerine başvuruda bulunanların bu taleplerinin karşılanması gerektiğini belirtmektedir. Bu nokta da çalışma gücünün kaybının ödenmesi gerektiği gibi ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplarda maddi tazminata dahil olup sigorta şirketleri tarafından ödenmesi gerekmektedir.

Aşağıda konuya ilişkin Dairenize ait kararlardan alıntıları paylaşıyoruz. (Kararların devamı dosyada mevcuttur.)

——-– Bir alıntı Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2014/14418 K. 2016/7053 T. 09.06.2016“…malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. şeklinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 54. maddesinde belirtilen “ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar” deyimi çok geniş kapsamlıdır. Bu giderlere zarara uğrayanın katlanmak zorunda kaldığı bütün giderler dahildir. Bu bakımdan zarara uğrayanın işlerini görememesi işlerini görememesi nedeniyle tutmak zorunda kaldığı yardımcı ya da hasta bakıcı için ödemek zorunda kaldığı giderleri de isteyebilir. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği sigorta şirketi de bu kalemlerden sorumludur…”

———Bir alıntı: 17. Hukuk Dairesi 2019/4863 E. , 2020/4292 K. Sayılı kararı: “…Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin,vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydanatürleri; tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar. şeklinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu’nun 54. maddesinde belirtilen “ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar” deyimi çok geniş kapsamlıdır. Bu giderlere zarara uğrayanın katlanmak zorunda kaldığı bütün giderler dahildir. Bu bakımdan zarara uğrayanın işlerini görememesi işlerini görememesi nedeniyle tutmak zorunda kaldığı yardımcı ya da hasta bakıcı için ödemek zorunda kaldığı giderleri de isteyebilir. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği sigorta şirketi de bu kalemlerden sorumludur…”

———Bir alıntı: 17. Hukuk Dairesi 2019/4863 E. , 2020/4292 K. Sayılı kararı: “…Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin,vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur.”

——– Bir alıntı: 17. Hukuk Dairesi 2015/19042 E. , 2018/11667 sayılı kararı: “….Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin, vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (Oğuzman Kemal / Öz Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562). Somut olayda davacı vekilince, kaza tarihinde 20 yaşında olup üniversitede öğrenci olan ve kariyer sahibi basketbolcu olan davacının kaza sonrasında maluliyeti nedeni ile ekonomik geleceğinin sarsılmasına dayalı olarak da maddi tazminat talep edildiği görülmüştür. Dosya kapsamından, zarar gören davacının 20 yaşında üniversite öğrencisi ve Türkiye Basketbol Federasyonuna kayıtlı lisanslı basketbolcu olduğu, halihazırda İTÜ okul takımında basketbol oynadığı anlaşılmış olup kaza nedeni ile oluşan maluliyeti sebebi ile davacının ekonomik geleceğinin sarsılma durumunun bulunduğu açıktır..”

6)Tat Duyusu Kaybına İlişkin Evrakların Dosyaya Sunulmadığı Bu Noktada Davalıya Usule Uygun Başvuru Yapılmadığına İlişkin Gerekçeye Karşı İtirazlarımız:

Davalı sigorta şirketine dosyada bulunan 26.07.2019 tarihli ihtarnamemizin ekinde ZMMS de zorunlu tutulan tüm evraklar (Sağlık kurulu raporu hariç) yollanmıştır. Sağlık kurulu raporu temininden sonrada 28.12.2020 tarihinde bu raporda yazılı olarak ihtarname şeklinde davalıya iletilmiştir. 26.07.2019 tarihli ihtarnamemiz incelendiğinde dilekçemizin ek kısmında zorunlu tüm evrakların tek tek belirtildiği ve yollandığı açıkça görülecektir. Hatta ikinci ihtarnamemiz incelendiğinde Epikriz, genel adli muayene raporu, kati rapor, kaza tespit tutanağı, tetkik ve tedavilere ilişkin raporlar, mağdura ait gelir belgesi, hesap bilgileri ve açık rıza beyanının bir önceki ihtarnamemizde yollandığı için tekrar yollanmayacağı açıklanmış, sigortadan bu konuda herhangi bir eksik evrak bildirimi olmamıştır. Bu noktada davalı sigorta şirketine karşı yapılan başvurunun usulüne uygun olduğu su götürmez bir gerçektir. Kaldı ki “zorunlu evraklar” ZMMS Genel şartlarının ekinde zorunlu tutulmuş olup ilgili ek ve zorunluluk Anayasa Mahkemesince iptal edilmiştir.

7) Sonuç olarak yukarıda kısaca açıklandığı üzere ve resen araştırılacak nedenlerle müvekkil ilgili kaza sebebiyle ağır şekilde mağdur olduğu, bu mağduriyetinin Sigorta Tahkim Komisyonu yargılaması ile daha da arttığı görülecektir. Bir hakemin 360.000 TL’ye hükmetmesi, bir hakemin ise davaya usulden ret vermesi, itiraz hakem heyetinin bu denli sigorta yanlısı olması vicdanları yaralamıştır. Maalesef bu tür hatalı yargılamalar vatandaşın adalet duygusunu köreltmekte ve hukuka olan güveni azaltmaktadır.

Mahkemelerin amacı vatandaşların adalete kolay ulaşmasıdır. Müvekkil huzurdaki dosyada sigorta şirketine karşı tüm başvurularını, devlet hastanesine karşı tüm başvurularını eksiksiz yapmıştır. Eksiksiz yaptığına ilişkin tüm evraklar dosyada mevcuttur. Müvekkil kendinden beklenen tüm usul ve esasları yerine getirmiştir. Gerçekten de bu rapor usule uygun değilse hangi rapor usule uygun olacaktır? Bu rapora usulsüz demek müvekkilin zararının tazminini imkansızlaştırmaktan başka bir şey değildir. Müvekkil ne milletvekilidir, ne zengin bir iş adamıdır, nede 10 doktoru satın alabilecek parası vardır. Hal böyle olmasına rağmen müvekkilin aldığı raporun Hakem tarafından şaibeli gösterilerek gerçek olmayan gerekçelerle davasına usulden ret vermesi akıl ve mantık dışıdır.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda açıklanan nedenlerle ve resen dikkate alınacak nedenlerle Sayın Hakem Heyetinin verdiği usul ve kanuna uygun olmayan kararının temyiz olarak bozulmasına karar verilmesini, saygılarımla talep ederim.29.06.2021

Ek:1 Davalı Tarafından Verilen Sevk Yazısı

Ek:2 Müvekkile ait muayenelere ve ilk başvuruya ilişkin e nabız çıktıları

Ek:3 Raporun Hastane Tarafından Teslimine İlişkin Mesaj Çıktısı

DAVACI VEKİLİ

AV. TUNÇ SUDİ TOL

Sigorta Tahkim Komisyonu Kararına Doğrudan Temyiz Dilekçesi Örneği Word

İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Sigorta Tahkim Komisyonu Kararına Doğrudan Temyiz Dilekçesi Örneği PDF

İNDİRMEK İÇİN TIKLAYINIZ

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara