İftira Suçu – TCK 267 Cezası, Şartları

İftira suçu, bir kişinin başkasına haksız yere suç isnat etmesi ve bunun cezai sonuçlarına dair ayrıntılı bilgi TCK 267 ışığında bu makalede yer almaktadır. İftirada bulunan kişilerin karşılaşacakları cezalar, iftiranın farklı biçimleri, sosyal medyada iftira suçu ve bu durumda açılabilecek maddi manevi tazminat davaları ile ilgili önemli noktaları açıklıyoruz. Ayrıca, etkin pişmanlık halinde ceza indirimi ve Yargıtay kararlarına da değinilmektedir.

İftira Suçu – TCK 267

İftira suçu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 267. maddesinde ayrıntılı bir biçimde düzenlenmiş ve bireylerin itibarına yönelik ciddi bir saldırı olarak tanımlanmıştır. Bu suç türü, asılsız bir iddia yahut ithamla bir kişinin haksız yere suçlanmasını içerir ve mağdurun toplum nezdindeki saygınlığını zedeleyebilir. Ceza yargılaması alanında önemli bir yere sahip olan iftira suçu, cezai yaptırımları ile toplum düzeninin korunmasına katkıda bulunmayı amaçlar. İftiraya maruz kaldığını düşünen bireyler ise hukuki süreçleri nasıl işleteceklerini, iftira suçu bağlamında kendilerini nasıl savunacaklarını ve bu yolda karşılaşabilecekleri zorlukları merak etmektedirler. İşte bu yazımızda iftira suçu ve bu kapsamdaki yargı sürecine dair merak edilen tüm detayları açıklıyor ve adalet arayışınızda önemli bilgiler sunuyoruz.

İftira Suçu -TCK-267 Nedir?

Türk Ceza Kanunu (TCK) 267. madde kapsamında değerlendirilen iftira suçu; kişilerin, başkalarına hukuksal sonuç doğurabilecek, haklarına zarar verecek ya da itibarını lekeleyecek bir yalanı, yanlış bir bilgiyi kasıtlı olarak isnat etmesi veya yaymasını ifade etmektedir.  

Madde 267- (1) Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiilin maddî eser ve delillerini uydurarak iftirada bulunulması halinde, ceza yarı oranında artırılır.

(3) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş mağdurun aleyhine olarak bu fiil nedeniyle gözaltına alma ve tutuklama dışında başka bir koruma tedbiri uygulanmışsa, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yüklenen fiili işlemediğinden dolayı hakkında beraat kararı veya kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş olan mağdurun bu fiil nedeniyle gözaltına alınması veya tutuklanması halinde; iftira eden, ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna ilişkin hükümlere göre dolaylı fail olarak sorumlu tutulur.

(5) Mağdurun ağırlaştırılmış müebbet hapis veya müebbet hapis cezasına mahkûmiyeti halinde, yirmi yıldan otuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(6) Mağdurun mahkûm olduğu hapis cezasının infazına başlanmış ise, beşinci fıkraya göre verilecek ceza yarısı kadar artırılır.

(7) (İptal: Anayasa Mahkemesi’nin 17/11/2011 tarihli ve E.: 2010/115, K.: 2011/154 sayılı Kararı ile.)

(8) İftira suçundan dolayı dava zamanaşımı, mağdurun fiili işlemediğinin sabit olduğu tarihten başlar.

(9) Basın ve yayın yoluyla işlenen iftira suçundan dolayı verilen mahkûmiyet kararı, aynı veya eşdeğerde basın ve yayın organıyla ilan olunur. İlan masrafı, hükümlüden tahsil edilir.”

İftira suçu, mağdurun sadece onur ve saygınlığını zedelemekle kalmaz, aynı zamanda haksız yere cezai yargılamaya tabi tutulmasına sebep olabilmektedir. Bu nedenle iftira suçu, Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak düzenlenmekte ve failleri hakkında ciddi yaptırımlar öngörülmektedir. Bu suç tipiyle mücadele etmek, yalnızca bireylerin kişisel haklarının korunmasını sağlamakla kalmaz, toplumun adalet duygusuna olan inancını da güçlendirir. 

İftira Suçu Cezası (TCK 267)

Türk Ceza Kanunu’nun 267. maddesi kapsamında, iftira suçu, Yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmek olarak tanımlanır. 

– TCK’nın 267/1 maddesi kapsamında işlenen iftira suçunda ceza 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezasıdır.

– TCK’nın 267/2 maddesi kapsamında işlenen iftira suçunda verilecek olan ceza yarı oranında arttırılır.

İftira Suçunun Özellikleri

  1. İftira Suçunda Soruşturma Usulü 

İftira suçu, TCK’nın 267. Maddesinde düzenlenmiştir. Madde metininde de açıkça anlaşılacağı üzere; iftira suçu şikâyete tabi suçlardan değildir.  Bu sebeple de herhangi bir şikâyet süresi öngörülmemiştir. 

Yetkili makamalar tarafından suçun işlenildiğinin öğrenildiği anda fail hakkında soruşturma başlatılır. 

İftira suçunun dava zamanaşımı süresi 8 yıldır. Bu süre içerisinde soruşturma başlatılmadığı takdirde artık fail hakkında soruşturma başlatılmayacaktır. 

  1. İftira Suçunda Kovuşturma Usulü 

İftira suçu kapsamında fail hakkında yapılan soruşturma neticesinde Cumhuriyet Savcısı tarafından failin söz konusu suçu işlediğine dair yeterli delillerin toplanması hakkında fail hakkında iddianame düzenlenecektir. Söz konusu iddianame ile failin cezalandırılması amacıyla failin ceza mahkemesince yargılamasının devam edilmesi talep edilir. Kovuşturma aşamasında ceza mahkemesince elde edilen deliller ışığında failin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediğinin sabit görülmesi halinde fail, ceza mahkemesince cezalandırılır.

  1. İftira Suçunda Gözaltı Hükümleri

Fail/ failler hakkında soruşturma dosyası açılması halinde, failin kolluk tarafından ifadesinin alınması gerekecektir. İfade işlemleri ardından kişinin “ mevcutlu “ olarak savcılığa sevk edilmesi koşulları sağlandığı takdirde fail kolluk kuvvetlerince gözaltına alınır. Gözaltı süreci failin savcılığa sevk edilmesi ile son bulacaktır.

  1. İftira Suçunda Tutuklama Tedbiri

Fail hakkında açılan soruşturma dosyası ile ifade vermeye çağrılan fail hakkında savcılığın talimatı ile gözaltı kararı verilir. Gözaltına alınan fail ifade vermek üzere ilgili adliyeye sevk edilir. Bu aşamada Cumhuriyet savcısı tarafından failin ifadesine başvurulur. Bu aşamadan sonra cumhuriyet savcısı tarafından fail hakkında adli kontrol tedbiri ya da tutuklama tedbiri talebi gündeme gelecektir. Cumhuriyet savcısı tarafından talep edilen tedbir/ tedbirler, bağlı bulunan Sulh Ceza Hâkimlikleri tarafından karara bağlanır. Buna göre Cumhuriyet savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Hâkimliği tarafından şartların oluşmasına bağlı olarak failin tutukluluğuna karar verilebilecektir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun m.100/4’te; “Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” düzenlemesi mevcuttur. Bu halde iftira suçunun temel ve nitelikli hallerinin cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olduğundan dolayı, bu kapsamda işlenen suçlar bakımından tutuklama tedbiri kararı verilebilecektir. 

  1. İftira Suçunda Uzlaşma Kurumu

Uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için söz konusu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlardan olması gerekmekte veya CMK’nın 253. Maddesinde sayılan suçlardan olması gerekmektedir. İftira suçu soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi suçlardan olmayıp; aynı zamanda CMK’nın 253 maddesinde sayılan suçlar arasında da yer almamaktadır. Bu halde mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de davanın düşmesi sonucunu doğurmayacaktır. Bu sebeple iftira suçu uzlaştırma kapsamında değildir.  

  1. İftira Suçunda Korunan Değer

İftira suçunda korunan hukuki değer; gerek bireyler gerekse yargı organlarıdır. Zira iftira suçu; gerçekte suç işlemediği bilinen bir şahıs hakkında şikâyette bulunularak yargı organlarının meşgul edilmesidir. Bu halde iftira suçunda birden fazla korunan hukuki değere sahip olduğu kabul edilmektedir. 

İftira Suçunun Unsurları

  1. İftira Suçunun Maddi Unsurları
  2. İftira Suçunda Fail

İftira suçunda fail; işlemediğini bildiği halde, hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişidir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere; herkes bu suçun faili olabilir.

2- İftira Suçunda Mağdur

İftira suçunda mağdur; işlemediği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari bir yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat edilen kişidir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere; herkes bu suçun mağduru olabilir.

3- İftira Suçunda Fiil

İftira suçundan fiil, suç işlemediği bilinen bir kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılması ya da idari bir yaptırım uygulanması amacıyla şikâyette bulunulmasıdır. Söz konusu fiil kanunda belirtilen seçimlik hareketlerin meydana getirilmesi ile oluşmaktadır. 

  1. İftira Suçunun Manevi Unsurları

TCK’nın 267. Maddesinde düzenlenen İftira Suçunun Manevi unsuru “kast ”tır. Bu nedenle söz konusu suç yalnızca kasten işlenebilecektir. Kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere; bu suçun taksirli hali düzenlenmemiştir.

İftira Suçunun Özel Görünüş Halleri

  1. İftira Suçunda Suça Teşebbüs

İftira suçunun teşebbüs aşamasında kalması kural olarak mümkün değildir. Zira fail hareketi meydana getirmekte söz konusu suçu işlemiş olacaktır.  

  1. İftira Suçunda Suça İştirak

İftira suçunda iştirak mümkündür. Bu nedenle İftira suçunun işlenebilmesi için faile yardım edilmesi, failin azmettirilmesi de mümkündür.

  1. İftira Suçunda İçtima

İftira suçunun aynı kişiye karşı farklı zamanlarda işlenmesi veya Aynı zamanda suçun tek bir fiille birden fazla mağdura karşı işlenmesi halinde TCK’nın 43. Maddesinde düzenlenen Zincirleme suç hükümleri uygulanacaktır. 

Söz konusu İftira suçu işlenirken farklı suç tipleri de ihlal edildiği takdirde fikri içtima hükümleri uygulanacaktır. TCK’nın 44. Maddesinde düzenlenen Fikri İçtima şartlarının oluşması halinde fail en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır. TCK’nın 44. Maddesi şu şekildedir;

“ İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.”

İftira Suçu İşleme Biçimleri

İftira suçu, başkalarına karşı işlenen ve mağdurların itibarını zedeleyebilecek yalan yanlış bilgilerin kasıtlı olarak yayılması eylemidir. Bu suçun işlenme biçimleri oldukça çeşitlidir ve iftiracının amacına göre değişebilir. İftira suçu, şu yöntemlerle gerçekleştirilebilir:

İftira suçu, yetkili makamlara ihbar veya şikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla gerçekleştirilebilir. 

İftira suçu, maddi eser veya delil uydurularak gerçekleştirilebilir. 

Namusa İftira ve Cinsel İftira Suçu

İftira suçu, bireyin şeref ve saygınlığına dokunabilecek asılsız ithamlarda bulunmak olarak tanımlanabilir. Bu suç kapsamında özellikle “namusa iftira” ve “cinsel iftira”, toplumun ahlaki yapısını ve bireylerin kişisel haklarını en derinden etkileyen suç türleri arasında yer almaktadır. 

Söz konusu iftira tipleri TCK kapsamında özel olarak düzenlenmemiştir. Bu sebeple işbu iftira tipleri; TCK’nın 267. Maddesinde düzenlenen iftira suçunun temel halini oluşturacaktır. 

Sosyal Medya Üzerinden İftira Suçu

Günümüzde, sosyal medya herkesin etkili bir iletişim aracı olarak kullandığı, geniş kitlelere hızla ulaşabilen bir platformdur. Ancak bu ulaşabilirlik, iftira suçu işlenmesi açısından da elverişli bir zemin oluşturmaktadır. Sosyal medya üzerinden iftira suçu; kişilerin, başkalarına ait gerçek dışı bilgileri internette paylaşarak, onların kişilik haklarına zarar vermeleri şeklinde gerçekleşir.

İftira Suçu İşleme Yöntemleri Sosyal Medyada Nasıl Kendini Gösterir?

  • Yanıltıcı Paylaşımlar: Gerçeğe aykırı bilgiler içeren fotoğraf, yorum ve haber paylaşımları.
  • Gerçek Dışı İddialar: Kişinin özel hayatına ilişkin yalan yanlış bilgilerin yayılması.
  • Sahte Hesaplar: Başkalarının adına açılan hesaplar aracılığıyla yapılan karalama kampanyaları.

İftira Suçu İçin Neler Yapılabilir?

  • Ceza Hukuku: TCK 267 kapsamında iftira suçu işleyen kişilere hapis cezası verilebilir.
  • Hukuki Süreç: Mağdur kişiler, suçun failine karşı dava açabilir ve tazminat talebinde bulunabilir.

Sosyal medya kullanırken dikkatli olmak, başkalarına zarar verebilecek asılsız bilgileri yaymamak son derece önemlidir. Zira iftira suçu, sadece geleneksel medyada değil, sosyal medyada da ciddi sonuçlar doğurabilecek bir suçtur. Unutulmamalıdır ki, sosyal medya üzerinden yapılan paylaşımlar da kanun önünde sorumlu tutulabilir ve her birey paylaştığı içeriklerin hukuki sonuçlarını taşımak zorundadır. 

İftira Suçu Nedeniyle Maddi Manevi Tazminat Davası

İftira suçu, bireylerin şeref ve saygınlığını doğrudan etkilemekte ve kişinin toplum nezdindeki itibarını zedelemektedir. Bu nedenle, iftiranın doğurduğu sonuçlar sadece cezai yaptırımlarla sınırlı kalmamakta; mağdur, uğradığı manevi zararlar için de tazminat talebinde bulunabilmektedir. 

Maddi Tazminat Talebi: Mağdur, iftiranın neden olduğu maddi zararların giderilmesini isteyebilir. Bu zararlar genellikle iş kaybı, itibar kaybı neticesinde yaşanan kazanç kaybı gibi maddi kayıplar olmaktadır.

Manevi Tazminat Talebi: İftira suçuyla karşı karşıya kalan kişilerin yaşadıkları stres, üzüntü, acı, elem, ıstırap ve itibar kaybı gibi manevi unsurlar göz önünde bulundurularak mağdur lehine manevi tazminata hükmedilebilmektedir. 

Söz konusu maddi ve manevi tazminata hak kazanabilmek için mağdurların, ceza yargılaması dışında ayrıca Asliye Hukuk Mahkemelerinde tazminat davası açması gerekmektedir. 

Bu tür davalarda tazminatın miktarı, iftiranın etkisinin büyüklüğü, mağdurun toplumdaki konumu ve uğradığı zararın derinliği gibi etmenlerle belirlenir. Aynı zamanda, hükmedilecek olan tazminat miktarında, kişilerin sosyal ekonomik durumları da göz önünde bulundurulur. 

Önemli olan, iftira suçu mağdurunun, yaşanan durumun tespiti ve haklarının korunması için, konusunda deneyimli avukatlarla çalışmasıdır. Adil bir yargılama süreci ve caydırıcı yaptırımlar, toplumda iftira suçunun önlenmesine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Mağdur, iftira atılan konu ve yaşanan zararın tespiti için dava sürecine hızlı ve etkili bir biçimde başlamalıdır.

İftira Suçu ve Etkin Pişmanlık Ceza İndirimi (TCK 269)

Türk Ceza Kanunu’nun 269. maddesi, bir suç işlendikten sonra belli şartlar altında kişinin yaptığı yanlıştan dönmesi ve bunu yetkili makamlara bildirmesi durumunda, uygulanacak cezanın hafifletilebileceğini belirmektedir. 

Madde 269- (1) İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi halinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir.

(2) Mağdur hakkında kovuşturma başlamadan önce iftiradan dönme halinde, iftira suçundan dolayı verilecek cezanın dörtte üçü indirilir.

(3) Etkin pişmanlığın;

a) Mağdur hakkında hükümden önce gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisi,

b) Mağdurun mahkûmiyetinden sonra gerçekleşmesi halinde, verilecek cezanın yarısı,

c) Hükmolunan cezanın infazına başlanması halinde, verilecek cezanın üçte biri,

İndirilebilir.

(4) İftiranın konusunu oluşturan münhasıran idari yaptırım uygulanmasını gerektiren fiil dolayısıyla;

a) İdari yaptırıma karar verilmeden önce etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın yarısı,

b) İdari yaptırım uygulandıktan sonra etkin pişmanlıkta bulunulması halinde, verilecek cezanın üçte biri,

indirilebilir.

(5) (Değişik: 29/6/2005 – 5377/31 md.) Basın ve yayın yoluyla yapılan iftiradan dolayı etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılabilmesi için, bunun aynı yöntemle yayınlanması gerekir.”

Etkin pişmanlık hükümleri uygulandığında, iftira suçu nedeniyle verilecek olan ceza, bir derece hafifletilebilmektedir. Bu durum, failin adalet karşısında samimi bir pişmanlık göstermesi ve mağduru zararından kurtarmaya çalışması esasına dayanır.

Her bireyin yasal haklarını koruma altına alması gerektiği gibi, suç isnat edilen şahıslar da haklarını bilmeli ve bir iftira ile karşı karşıya kaldıklarında, yasal süreçler kapsamında etkin bir savunma yapabilmelidirler. Bu noktada etkin pişmanlık, yanlış bir eylemden dönülmesi ve adaletin sağlanmasında önemli bir araçtır.

İftira Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

İftira suçunda görevli mahkeme Asliye Ceza mahkemeleridir. 

Yetkili mahkeme ise suçun işlendiği yer mahkemesidir. 

İftira Suçuna Örnek Yargıtay Kararları

İftira suçu, Türk Ceza Kanunu (TCK) 267’ye göre işlendiğinde, hukuk sürecinin nasıl işlediğini gösteren Yargıtay kararları, suçun ciddiyetini ve sonuçlarını anlamak adına oldukça önemlidir. İftira suçuyla ilgili Yargıtay’ın emsal niteliğindeki kararları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

“ Yüklenen fiili işlemediklerinden dolayı haklarında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş katılanların aleyhine olarak bu fiil nedeniyle koruma tedbirlerinden iletişimin tespitine başvurulduğu halde TCK’nın 267. maddesi uyarınca verilecek cezanın TCK’nın 267/3. maddesi uyarınca arttırılması gerekirken yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik cezaya hükmolunması,
Sanığın tek bir eylem ile birden fazla mağdura karşı iftira suçunu işlemesi karşısında TCK’nın 267. maddesi uyarınca verilecek cezanın aynı Kanunun 43/2. maddesi yollamasıyla 43/1. maddesi uyarınca arttırılması gerekirken, mağdur sayısınca ayrı ayrı uygulama yapılarak fazla ceza tayini,
Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA…” ( Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/1309 E. 2015/2416 K. 09.09.2015 Tarih )

“ Sanığın … 97 numaralı kendisine ait telefondan 28.02.2013, 02.03.2013 tarihlerinde ihbar eden kişi olarak başkalarının ismini vermek suretiyle 24.04.2013 tarihinde ise kendi adını vermek suretiyle şikayetçiler … ve …’e ait işyerinde kumar oynandığını ihbar ettiği, sanığın eylemlerinin, bir bütün halinde zincirleme şekilde iftira suçunu oluşturacağı, birden fazla kişiye iftirada bulunmasından dolayı TCK 43/2. maddesi ve birden fazla ihbar eylemi nedeniyle de TCK 43/1. maddesi uyarınca cezasında ayrı ayrı artırım yapılmak suretiyle TCK’nın 267/1 maddesi uyarınca bir kez cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde hüküm kurulması, Kanuna aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA…” …” ( Yargıtay 16. Ceza Dairesi 2015/4006 E. 2015/3109 K. 15.10.2015 Tarih )

“ Sanığın Cumhuriyet Başsavcılığına müracaat ederek, satması için mağdura verdiği cep telefonunu geri iade etmemesi sebebiyle mağdurun ismini vermeden, çalındığından bahisle şikâyetçi olması şeklinde gerçekleşen olayda sanığın eyleminin suç uydurmak suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden; suç vasfında yanılgıya düşülerek iftira suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Kovuşturma başlamadan önce gerçeğe döndüğü anlaşılan sanık hakkında TCK’nın 269/2. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlık hükmünün uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanuna aykırı, Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA…” ( Yargıtay 9. Ceza Dairesi 2013/15288 E. 2014/5811 K. 06.05.2014 Tarih )

Yukarıdaki örnekleri incelediğimizde, Yargıtay’ın iftira suçu hakkında verdiği kararlar, suçun koşulları ve sonuçları bakımından değişkenlik gösterse de, genel olarak ciddi yaptırımlar içerdiği görülmektedir. Bu emsal kararlar, kişilerin iftira suçunu işlerken karşılaşabilecekleri ciddi sonuçları gözler önüne sermektedir. 

Sıkça Sorulan Sorular

İftira suçu nedir?

İftira suçu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 267. maddesine göre bir kişinin kasıtlı olarak başka birine ait olmayan bir suçu onun işlediğini iddia ederek, hakkında adli kovuşturma veya soruşturma yürütülmesine neden olacak yalan beyanlarda bulunmasıdır. İftira suçu, kişinin şeref ve onuruna, sosyal ve mesleki itibarına zarar verebilecek ciddi bir ithamdır ve ciddi hukuki sonuçları bulunmaktadır.

İftira suçu nasıl ispatlanır?

İftira suçu, mağdurun suç isnat edilen olaylarla ilgili gerçek dışı iddiaların ortaya atıldığını ve bunun kasıtlı yapıldığını ispatla yükümlü olduğu bir durumdur. İspatta; tanık ifadeleri, belge ve yazışmalar, ses kayıtları ve dijital deliller gibi kanıtlar kullanılabilir. İftiranın belli bir olaya veya olaylar dizisine dayandırılması ve failin kasıt taşıdığının somut delillerle ispat edilmesi gerekmektedir.

İftira suçunun cezası nedir?

TCK’nın 267. maddesine göre iftira suçu işleyen kişi, 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Söz konusu ceza miktarı somut olayın durumuna göre değişkenlik gösterebilmektedir. 

İftira atılan kişi ne tür hukuki yollara başvurabilir?

İftira suçuyla karşı karşıya kalan kişiler, suç duyurusunda bulunarak hukuki süreci başlatabilirler. Bu durumda savcılık, konuyla ilgili soruşturma başlatır. Mağdur ayrıca ceza davası dışında, tazminat davası açarak maddi ve manevi zararlarının giderilmesini talep edebilir. 

İftira suçunda zaman aşımı süresi kaç yıldır?

İftira suçunun dava zaman aşımı süresi 8 yıldır. Yetkili makamlarca başlatılacak olan soruşturma dava zaman aşımı süresi içerisinde gerçekleştirilmelidir. Aksi takdirde 8 yıllık dava zamanaşımı süresi geçtikten sonra iftira suçu soruşturulamaz.

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara