Memur Disiplin Soruşturmasına İtiraz Ve İptal Davası

Memur disiplin soruşturması ve cezaları 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yer almaktadır. Devlet memurları kanunu idare hukuku hukuku alanında yer almaktadır. Memur disiplin soruşturması yönünden oluşan davalar teknik davalar olup muhakkak konusunda uzman idare hukuku avukatı tarafından takip edilmelidir. Bugün ki yazımızda memur disiplin cezaları, Memur disiplin soruşturması, memur disiplin soruşturmasına karşı iptal davaları ve örnek disiplin cezalarına ilişkin hukuki bilgilendirmede bulunacağız. Gelişen teknoloji ile her ilden bir avukat ile çalışmak mümkündür. UYAP sistemi üzerinden davaları takip etmek artık çok kolaydır.  Bu sebeple idare hukuku alanında her ilden avukat tutmanız mümkündür. 

Sayfa İçeriği

Memur Disiplin Cezaları 2024 

Memur disiplin kanunu 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda yer almaktadır. Bu Kanun, Devlet memurlarının hizmet şartlarını, niteliklerini, atanma ve yetiştirilmelerini, ilerleme ve yükselmelerini, ödev, hak, yüküm ve sorumluluklarını, aylıklarını ve ödeneklerini ve diğer özlük işlerini düzenler. Bu Kanunda öngörülen yönetmelikler Cumhurbaşkanınca yürürlüğe konulur. Memur Disiplin soruşturmaları ise 657 sayılı kanunun 125. Maddesinde yer almaktadır. Bu kanuna göre Devlet memurlarına verilecek disiplin cezaları ile her bir disiplin cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

Uyarma Disiplin Cezası

Memura, işinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğini yazılı olarak bildirme işlemidir.

Kınama Disiplin Cezası 

Memur disiplin soruşturmasında disiplin ezası memura, işinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazılı olarak bildirilmesidir.

Aylıktan Kesme Disiplin Cezası 

Memur disiplin soruşturmasında aylıktan kesme disiplin cezası, memurun brüt aylığından belirli oranlarda (1/30 – 1/8 arasında) kesinti yapılmasıdır.

Kademe İlerlemesinin Durdurulması Disiplin Cezası

Memur disiplin soruşturmasında kademe ilerlemesinin durdurulması disiplin cezası, fiilin ağırlık derecesine bağlı olarak memurun bulunduğu kademede 1 ila 3 yıl süreyle ilerleme durdurulmasıdır.

Devlet Memurluğundan Çıkarma Disiplin Cezası

Memur disiplin soruşturmasında devlet memurluğundan çıkarma cezası; bir daha Devlet memurluğuna atanmamak üzere memurluktan çıkarma işlemidir.

Memur disiplin soruşturmasında uyarı, kınama ve aylıktan kesme cezaları, disiplin amirleri tarafından değerlendirilir ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler tarafından il disiplin kurullarının kararlarına dayanarak Valiler tarafından uygulanır.

Memur disiplin soruşturmasında devlet memurluğundan çıkarma cezası, amirlerin talebi üzerine ve memurun bağlı olduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararıyla verilir.

Bu eylemleri gerçekleştirenler hakkında, bu eylemlerin gerçekleştiği tarihten itibaren;

  • Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde memur disiplin soruşturmasına başlanmazsa,
  • Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmazsa,

Disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Memuru Uyarı Disiplin Cezası 

Memur disiplin soruşturmasında uyarma, devlet memurları için öngörülen en hafif disiplin cezasıdır. Bu ceza, memurun görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazılı olarak bildirilmesidir. Uyarma cezasının verilmesi için öncelikle memur disiplin soruşturması yapılması gerekir. Memur disiplin soruşturması sonucunda, memurun kusurlu olduğu kanaatine varılırsa, disiplin amiri tarafından uyarma cezası verilebilir.

Memur disiplin soruşturmasında uyarma cezasının verilmesine ilişkin yazıda, memurun kusurlu olduğu fiil ve hallerin neler olduğu, savunması alınmışsa savunmasının nasıl değerlendirildiği belirtilmelidir. Uyarma cezası, memurun özlük dosyasına işlenir. Uyarma cezası, memurun aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, yer değiştirme gibi cezalardan daha hafif bir cezadır. 

Uyarma Cezasını Gerektiren Fiil ve Haller

Memur disiplin soruşturmasında uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin (A) fıkrasında sayılmıştır. Bu fiil ve haller, memurun görevini ihmal etmesi, görevini yerine getirirken özen ve dikkat göstermemesi, görev sırasında amire saygısızlık yapması, devlete ait mal ve eşyaları özel işlerinde kullanması gibi halleri kapsamaktadır.

A. Görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinde kayıtsızlık veya düzensizlik göstermek

  • Verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yerine getirmemek
  • Görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esaslara aykırı davranmak
  • Görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kayıtsızlık veya düzensizlik göstermek

B. Göreve ve iş sahiplerine ilgisizlik göstermek

  • Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek
  • Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık veya ilgisizlik göstermek

C. Tasarruf tedbirlerine uymamak

  • Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek

D. Usulsüz işlemlerde bulunmak

  • Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak

E. Vakardan uzak davranışlarda bulunmak

  • Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak

F. İş birliği yapmamak

  • Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak

Memuru Kınama Disiplin Cezası

Memur disiplin soruşturmasında kınama disiplin cezası, devlet memurları için öngörülen en hafif ikinci disiplin cezasıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin (B) fıkrasında, “Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.” şeklinde tanımlanmıştır. Kınama cezası, memurun görevinde ve davranışlarında kusurunun olduğunun yazılı olarak bildirilmesidir. Bu ceza, memurun görevini ihmal etmesi, görevini yerine getirirken özen ve dikkat göstermemesi, görev sırasında amire saygısızlık yapması, devlete ait mal ve eşyaları özel işlerinde kullanması gibi hallerde verilebilir.

Memur disiplin soruşturmasında kınama cezasının verilmesi için öncelikle memur disiplin soruşturması yapılması gerekir. Memur disiplin soruşturması sonucunda, memurun kusurlu olduğu kanaatine varılırsa, disiplin amiri tarafından kınama cezası verilebilir. Kınama cezasının verilmesine ilişkin yazıda, memurun kusurlu olduğu fiil ve hallerin neler olduğu, savunması alınmışsa savunmasının nasıl değerlendirildiği belirtilmelidir. Kınama cezası, memurun özlük dosyasına işlenir. Kınama cezası, memurun aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, yer değiştirme gibi disiplin cezalarına çarptırılmasında indirim nedeni olarak dikkate alınabilir.

Kınama cezası gerektiren hallere örnek olarak;

A. Görev ve sorumlulukların yerine getirilmesinde kusurlu davranmak, memur disiplin soruşturması açılmasına sebebiyet verir.

  • Verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yerine getirmemek
  • Görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esaslara aykırı davranmak
  • Görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımından kusurlu davranmak

B. Amire saygısızlık yapmak, memur disiplin soruşturması açılmasına sebebiyet verir.

  • Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak

C. İtibar ve güven duygusunu sarsacak davranışlarda bulunmak, memur disiplin soruşturması açılmasına sebebiyet verir.

  • Hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak

D. Devlete ait mal ve eşyaları özel işlerde kullanmak, memur disiplin soruşturması açılmasına sebebiyet verir.

  • Devlete ait resmi araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak
  • Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek

E. İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak, memur disiplin soruşturması açılmasına sebebiyet verir.

  • İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak
  • İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak

F. Genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak, memur disiplin soruşturması açılmasına sebebiyet verir.

  • Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak

G. Emirlere itiraz etmek, memur disiplin soruşturması açılmasına sebebiyet verir.

  • Verilen emirlere itiraz etmek

H. Borçlarını kasten ödememek, memur disiplin soruşturması açılmasına sebebiyet verir.

  • Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak

I. Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, memur disiplin soruşturması açılmasına sebebiyet verir.

  • Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak

Kınama ve Uyarı Cezası Ne Kadar Sonra Silinir?

Memur disiplin soruşturmasında her memurun devlet nezdinde bir sicil dosyası tutulur. Kınama ve uyarı cezaları bu sicil dosyasına kaydedilir. Bu kayıtlar kanunun öngördüğü sürelerde saklanır. İlgili kanuna göre devlet memurluğundan çıkarma cezası hariç, uyarı ve kınama cezası 5 yıl, diğer cezalar 10 yıl geçtikten sonra sicilden silinir. Sicilin silinmesi için görev alınan idareye yazılı başvuru yapılması gerekmektedir. 

Memur Disiplin Soruşturmasına İtiraz ve İptal Davası

Devlet daireleri tarafından Memur disiplin soruşturmasında memurlara karşı alınan kararlara karşı, bulunduğunuz ildeki idare mahkemesine 30 gün içinde itiraz veya iptal davası açma hakkınız bulunmaktadır. (60 günlük süre 30 güne indirilmiştir.)

Bu itiraz yolunun belirlenmiş hukuki çerçevesi, idare mahkemeleridir. Devlet daireleri ve memurlar, kamu birimi olarak değerlendirilir ve bu nedenle memur disiplin suçlarına karşı açılacak tüm davaların görevli mahkemesi idare mahkemeleridir. Dava açma süresi, disiplin cezasının taraflara tebliğinden itibaren 30 gündür ve bu davada kullanılacak yol iptal davasıdır. Mahkeme yetkisi ise bağlı bulunduğu bakanlığın olduğu yerdeki idare mahkemeleridir.

İdare davaları özel bir hukuk alanını kapsar ve bu noktada Mersin İdare Hukuku Avukatı olarak, büromuz personelinden hukuki destek almanız önemlidir. Hukuk büromuzun avukatları 657 sayılı Devlet Memurları Disiplin Kanunu konusunda uzmanlaşmıştır. UYAP sistemi ile birlikte Türkiye genelindeki davaların takibi mümkün hale gelmiştir.

Memur disiplin soruşturması sonucunda verilen disiplin cezalarına karşı açılacak iptal davalarında, yürütmenin durdurulması talebinde bulunmak önemlidir. Bu talep, İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesi ve devamında düzenlenmiştir. 6352 sayılı Kanun’un 57. maddesi ile değiştirilen 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 27. maddesinin 2. fıkrası ise yürütmenin durdurulması kararlarına ilişkin şartları belirtmektedir. Yürütmenin durdurulması kararlarında idari işlemin hukuka açıkça aykırı olma ve telafisi güç veya imkânsız zararlar doğma şartlarının birlikte gerçekleşmesi durumunda, mahkeme tarafından bu karar alınabilir. Bu durumda, idari işlemin hukuka aykırılığı ve olası zararlar belirtilmelidir. Sadece ilgili kanun hükmünün iptali istemiyle Anayasa Mahkemesine başvurulduğu gerekçesiyle yürütmenin durdurulması kararı verilemez.

Memur Disiplin Soruşturmasına İtiraz Ederken ve İptal Davasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Devlet dairelerince Memur disiplin soruşturmasında verilen kararlar hukuka uygun olmalıdır. Fakat maalesef Memur disiplin soruşturmasında idarenin bazen fevri davrandığını ve hukuka aykırı kararlar verdiğine bir çok kez tanık olmaktayız. Bir memur disiplin soruşturmasına karşı itiraz davası açarken dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıralayabiliriz:

  • Verilen Cezanın Zamanaşımına Uğrayıp Uğramadığına Dikkat Edilmelidir. 

Bu Kanunun 125. maddesinde belirtilen fiil ve halleri gerçekleştiren kişilerle ilgili olarak, bu eylemlerin fark edildiği tarihten itibaren belirli bir süre içinde:

  • Uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarına yönelik memur disiplin soruşturmasının bir ay içinde başlatılmaması durumunda,
  • Memur disiplin soruşturmasında memurluktan çıkarma cezasına ilişkin disiplin kovuşturmasının altı ay içinde başlatılmaması durumunda,
  • Disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğramaktadır.

Bu çerçevede, fiil ve durumların meydana geldiği tarihten itibaren en geç iki yıl içinde disiplin cezası uygulanmaması durumunda, ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar.

  • Verilen Cezanın Ölçülü Olmasına Dikkat edilmelidir. 

Türk hukukunda ölçülülük ilkesi, kamu gücünün kullanılmasında belirli bir amacın gerçekleştirilmesi için kullanılan araçların, o amacı gerçekleştirmek için gerekli, orantılı ve gerekli olduğu ölçüde sınırlayıcı olması gerektiği ilkesini ifade eder.

Ölçülülük ilkesi, Türk hukukunda anayasal bir temele sahiptir. Anayasa’nın 13. maddesinde, temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olarak sınırlanabileceği belirtilmiştir. Bu hüküm, ölçülülük ilkesinin bir yansıması olarak kabul edilmektedir.

Ölçülülük ilkesi, Türk hukukunda hem yasama hem de yürütme organları tarafından kullanılan bir ilkedir. Yasama organı, çıkardığı kanunlarla temel hak ve özgürlükleri sınırlandırırken, yürütme organı, çıkardığı idari işlemlerle temel hak ve özgürlükleri sınırlandırırken bu ilkeyi göz önünde bulundurmalıdır.

Ölçülülük ilkesi, üç ayrı unsurdan oluşur:

  • Amaç uygunluğu: Kamu gücü, ancak belirli bir kamu yararı amacını gerçekleştirmek için kullanılabilir.
  • Orantılılık: Kamu gücü, amacı gerçekleştirmek için gerekli olan araçları kullanmalıdır.
  • Gerekli olma: Kamu gücü, amacı gerçekleştirmek için başka araçlarla da ulaşılabilecekse, o araçlardan yararlanılmalıdır.

Ölçülülük ilkesi, Türk hukukunda temel hak ve özgürlüklerin korunması açısından önemli bir rol oynamaktadır. Bu ilke, kamu gücünün keyfi olarak kullanılmasını önleyerek, bireylerin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına almaktadır.

  • Verilen Kararın Süresinde Verilip Verilmediği Kontrol Edilmelidir. 

Disiplin amirleri, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını Memur disiplin soruşturması tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermekle yükümlüdürler. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren durumlarda, Memur disiplin soruşturması kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde tevdi edilir. Disiplin kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir.

Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yürütülen Memur disiplin soruşturması dosyasında, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdi edildiği tarihten itibaren en fazla altı ay içinde bu kurul tarafından karara bağlanır. 

  • Verilen Ceza ve Yapılan Memur disiplin soruşturmasının Özel Hayatı İhlal Edip Etmediği Araştırılmalıdır. 

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 8. maddesi “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlığı altında, “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.” hükmünü içermektedir. Benzer bir şekilde, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 12. maddesi de “Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz.” prensibini vurgulamaktadır. Ancak, her iki belgede de ifade edildiği gibi, bu hakların kullanımına sınırlamalar, ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ekonomik refah, düzenin korunması, suç önleme gibi demokratik toplumun temel değerleri için gerekli durumlarda mümkündür.

Devlet memurlarına statüleri gereği tutum ve davranışlarına dikkat etme yükümlülüğü getirilmiştir. Ancak, bu yükümlülüğün memurun özel hayatını ve diğer özgürlük alanlarını sınırlamamak adına dikkatlice uygulanması gerekmektedir. Memurların özel hayatlarındaki eylemler, mesleki hayatlarına etkisi olmayan, özel yaşamlarına ilişkin olan ve genel olarak memurluğun gereği gibi yerine getirilmesine olumsuz bir etkisi olmayan davranışlar olarak değerlendirilmelidir. Memurların özel hayatlarındaki eylemler, sadece kamusal hizmetin etkin bir şekilde yerine getirilmesinde olumsuz bir etki doğuruyorsa disiplin suçu teşkil edebilir. Yani, memur disiplin soruşturmasının özel hayat eylemlerini kapsamında değerlendirilmesi, memurun görev performansını olumsuz yönde etkileyip etkilemediğiyle sınırlı olmalıdır.

  • Memur disiplin soruşturmasında Savunmanın Usule Uygun Alınıp Alınmadığı Kontrol Edilmelidir. 

Memur disiplin soruşturmasında devlet memurlarının işlediği disiplin eylemlerine karşı yüksek disiplin kurulu memurların savunmasını almak zorundadır. Bu savunma 129. Madde uyarınca alınmaktadır. Ayrıca devlet memuruna savunma verebilmesi için minimum 7 gün verilmelidir. Bu tür usul şartlarına uyulmadan alınan savunmalar davaların kazanılmasına neden olmaktadır. 

Memur Disiplin Soruşturmasına Karşı İptal Davası Dava Dilekçesi Örneği

Aşağıda bulunan dilekçe örnek bir dilekçedir. İdare hukuku ve Memur disiplin soruşturması özel bir alan olup uzmanlık gerektirmektedir. Bu sebeple idare hukuku avukatı ile çalışmak önemlidir. Lütfen dilekçeyi kullanmadan önce bir idare hukuku avukatından hukuki destek alınız. 

T.C. ANKARA NÖBETÇİ İDARE MAHKEMESİNE

DAVACI 

VEKİLİ  : Av. Tunç Sudi TOL

DAVALI  : İçişleri Bakanlığı

KONU  : İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca 2023/1222 esas sayılı memur disiplin soruşturması sonucunda verilen 28.07.2022 tarihli ve 2023/113173 numaralı “devlet memurluğundan çıkarma cezası” kararının iptaline ilişkindir. 

TEBLİĞ TARİHİ : 09.10.2022

AÇIKLAMALAR :

Polis Özel Harekat kıdemli baş polisi …… hakkında 06.08.2022 tarihinde yaşandığı iddia edilen “Silahlı tehdit, özel hayatın gizliliğini ihlal etmek, tehdit, kasten yaralama, şantaj, mala zarar verme ve basit yaralama” olaylarına ilişkin hakkında inceleme başlatılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu; Polis Memuru ……’ın evlilik dışı ilişki yaşadığından bahisle “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak” suçunu işlediğine kanaat getirmiş ve Devlet Memurları Kanunun 125/E-g maddesi gereğince “Devlet Memurluğundan Çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Ayrıca açılan idari memur disiplin soruşturmasının yanında adli soruşturmalarda açılmıştır. Yapılan adli soruşturmalardan müvekkil beraat etmiştir.  Müvekkil hakkında verilen disiplin cezası usul ve yasaya aykırı olup iptali gerekmektedir. Şöyle ki;

A) Verilen Ceza Ölçülülük İlkesine Aykırıdır. 

Verilen ceza çok ağır bir tedbirdir. Müvekkil 22 yıldır özel hareket birliğinde görev alarak çalışmıştır. Şırnak, Diyarbakır, Hakkari, Libya’da çatışmalara katılmıştır, Hendek Operasyonunda önemli görevler almıştır. Meslek hayatı boyunca  bir çok takdir, teşekkür ve taltiflerle ödüllendirilmiştir. 22 yıldır mesleği ile alakalı bu olaylara kadar en ufak bir memur disiplin soruşturması geçirmemiştir. Bugüne kadar itaatsizlik ettiği bir tek emir yoktur.

Deyim yerindeyse vatan sever bir kahramandır. 22 yıldır kusursuz bir vatanperverlik gösteren, üstelik bunu canını riske atarak yapan bir kişi hakkında görevi ile alakası olmayan bir konuda, daha alt cezaları uygulayabilecekken doğrudan meslekten çıkarma kararı ile cezalandırmak hukuka aykırıdır. Kaldı ki adli yargıda tüm memur disiplin soruşturmasından beraat etmiştir.  Danıştay, başarılı ve sicili temiz olan görevlilere, bir alt derece ceza uygulanmamasını haklı kılacak nedenin gerekçeli olarak açıklanması gerektiğini belirterek buna uyulmadan verilen ceza kararını iptal etmektedir.

Verilen devlet memurluğundan çıkarma cezası sonucunda müvekkilin başka bir kamu kurumunda çalışılması imkânsız hâle gelmektedir. “Memur teminatı” gereğince, disiplin cezasına konu eylem ile yaptırım arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge, “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır. “Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “zorunluluk ilkesi” öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve “orantılılık ilkesi” ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir. 

Bir alıntı: Danıştay 5. Dairesinin, E:2016/18472; K:2017/21046 sayılı kararı:

Ölçülülük ilkesi çerçevesinde bir karar verilebilmesi için ilgiliye isnat edilen eylemin belli bir dereceye kadar ağır ve vahim bir nitelik arz etmesi gerekmektedir.  Örneğin ceza sorumluluğunu azaltan bir ceza indirimi olan haksız tahrik sonucunda bu suç işlendiyse devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi hukuka aykırıdır. Nitekim Danıştay, haksız tahrikin disiplin cezaları bakımından da uygulama alanı bulunduğuna karar vermektedir. Yahut meşru müdafaa gibi bir hukuka uygunluk nedenleri de dikkate alınmalıdır.  

Bununla birlikte, gerek 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125’inci maddesinde, gerekse 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 8 ve 9’uncu maddelerinde tanımlanan disiplin suçları topluca değerlendirildiğinde; kamu görevlilerinin “kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevlerinin” sadece görevlerinin ifası ile doğrudan ilgili olan ve görev tanımı içinde kalan durumlar ile sınırlı olmadığı, görev dışında özel hayatlarında da görevlerinin/mesleklerinin gerektirdiği itibar ve güven duygusunu muhafaza etmelerinin beklendiği açıktır.

Bu sebeple, özel hayat kapsamında kalsa dahi söz konusu itibar ve güven duygusunu toplum nezdinde ortadan kaldıracak nitelik ve ağırlıkta olan, genel ahlaka açıkça aykırı görülen fiillerin, ölçülü ve hakkaniyete uygun bir yaptırıma tabi tutulması disiplin hükümlerinin amaç ve kapsamına uygundur.

Bu doğrultuda, polis memuru olan davacının, genel olarak Devlet memuru sıfatının ve özel olarak kamu/kolluk görevlisi sıfatının gerektirdiği mesleki saygınlığa, kamunun güven duygusuna ve bulunduğu görevin hassasiyetine uygun hareket tarzı içinde değerlendirilmesi mümkün olmayan “reşit olmayanla cinsel ilişkiye girme” fiilinin davalı idarece 7068 sayılı Kanun’un 6’ncı maddesinde yer verilen “disiplinsizliğin işleniş biçimi, işlendiği zaman ve yer, hizmete olumsuz etkisinin ağırlığı, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, personelin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı” itibariyle değerlendirilerek cezasız bırakılmaması gerekmektedir.

Disiplin cezasına konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır.

“Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “zorunluluk ilkesi” öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını, “orantılılık ilkesi” ise, öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir. İdarelerce kamu görevlileri hakkında disiplin cezası tayin ve takdir edilirken, suç ve ceza arasındaki hassas dengenin gözetilmesi gerekmektedir. Disiplin cezası vermeye yetkili olan organlar, mevzuata bağlı kalmakla birlikte, evrensel hukuk normlarından olan ölçülülüğün alt ilkeleri olan elverişlilik, gereklilik ve orantılılık unsurlarını da göz önünde bulundurmalıdır.

Bu durumda, davacının yukarıda belirtilen ve sabit olan fiiliyle ölçülü bir disiplin cezası ile tecziyesi gerekirken, Devlet memurluğundan çıkarma cezasıyla cezalandırılmasında hukuka uygunluk, aksi yöndeki istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.

B) Verilen Ceza ve Yapılan Memur Disiplin Soruşturması Özel Hayatın Gizliliğine İhlaldir. 

Müvekkile ait olduğunu kabul manasına gelmemekle birlikte; Dosyaya konu olayda hukuka aykırı yollar ile hukuka aykırı deliller elde edilmiştir. Dosyaya konu memur disiplin soruşturmasına dayanak olarak whatsap konuşması ve cinsel içerikli bir video kaydı gösterilmiştir. Fakat bu kayıtların nasıl temin edildiği gösterilmemiştir. 

Dosyaya konu whatsap konuşması ve cinsel içerikli videonun rıza ile veya rızasız şekilde  temin edilebilmesi mümkündür.  Rızasız alındıysa zaten hukuka aykırı delil olacaktır. Rıza ile alındı ise rıza gösterildiğini gösterir onama tutanağı nerededir? 

Öncelikle memurların, memurluk sıfatının yanında aynı zamanda bir insan olarak sosyal bir varlık olduğu unutulmamalıdır. Memurların kamu hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmesine yönelik bir hayatı olmasının yanında, kendine has özel bir hayatı da bulunmaktadır. Özel hayat kavramının mevzuatta veya mahkemelerce yapılmış açık bir tanımı bulunmamaktadır. Özel hayatın korunması hakkını mahkemeler tüketici bir şekilde değerlendirmemekte, geniş bir şekilde yorumlamaktadır. Genel olarak özel hayat, kişinin güven duyduğu kişilerle paylaştığı, bu kişilerin dışında başka kimsenin öğrenmesini istemediği mahrem alanı ve kişinin mahrem alanına dâhil olmayan ancak ailesi, yakınları gibi kendisine yakın kişilerle paylaştığı, bunlar haricinde kimsenin bilmesini istemediği özel alanı da içeren geniş bir kavram olarak ifade edilmektedir.

Özel hayatın gizliliği ve korunması hususu ulusal mevzuatla ve uluslararası belgelerle korunmaktadır. Anayasamıza göre, herkes özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz (Anayasa m.20). Milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık ve genel ahlakın korunması veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması sebeplerinden biri veya birkaçına bağlı olarak, usulüne göre verilmiş hakim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde de kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça; kimsenin üstü, özel kağıtları ve eşyası aranamaz ve bunlara el konulamaz.

Yetkili merciin kararı yirmi dört saat içinde görevli hakimin onayına sunulur. Hakim, kararını el koymadan itibaren kırk sekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliğinden kalkar. ( Ek fıkra: 07/05/2010-5982 S.K./2. md. ) Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir.

İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin “Özel ve aile hayatına saygı hakkı” başlıklı 8. maddesinde; “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.” hükmü, benzer şekilde İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 12. maddesinde “Hiç kimsenin özel yaşamına, ailesine konutuna ya da haberleşmesine keyfi olarak karışılamaz, şeref ve adına saldırılamaz. Herkesin bu gibi karışma ve saldırılara karşı yasa tarafından korunmaya hakkı vardır” hükmü bulunmaktadır.

Memurlara statüleri gereği tutum ve davranışlarına dikkat etme gibi bir yükümlülük yüklendiği sabit olmakla beraber bu yükümlülüğün memurun özel hayatını ve diğer özgürlük alanlarını daraltacak bir hal almaması gerekir. 

Bunun ötesinde bir beklenti memurun temel haklarına orantısız müdahale sonucunu doğuracaktır. Dolayısıyla devlet memuru, yalnızca özel hayatını ilgilendiren, meslekî hayatına ilişkin olmayan ve mesleki yaşantısına bir etkisi olmayan özel yaşam eylemlerinden dolayı sorumlu tutulmamalıdır. Memurun özel hayatı içerisinde gerçekleştirdiği eylemlerin memur disiplin soruşturması kapsamına alınmasının sınırı, eylemlerinin kamu hizmetlerinin gereği gibi ifa edilmesinde olumsuz bir yansımasının olup olmayacağıdır. Bir başka ifadeyle, memurun özel hayatında gerçekleştirdiği davranışlar, memurun görevi üzerinde olumsuz bir etki doğurabilecekse disiplin suçu oluşturabilir. 

Özel hayatın gizliliği hakkıyla korunan değer, bireyin kişiliğini geliştirmesi ve kendisini ifade etmesi olduğundan, memur görevi dışında sosyal kimliğini geliştirdiği, kendini ifade edeceği bir alanda ise fiillerini özel hayat kapsamında değerlendirmek gerekmektedir. Memurun tutum ve davranışının meslekî faaliyet ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşam eylemleri olduğu anlaşılmış ise mesleki onur, memur vakarı, hizmetin gerekleri gibi soyut kavramlar gerekçe gösterilerek disiplin cezası verilmesi yoluna gidilmemelidir. İnsan Hakları Mahkemesi, meslek hayatını özel hayat içinde değerlendirmekte; sebebe – sonuca dayalı uygulanabilirlik olarak iki ayrı kıstas kullanmaktadır.

Sebebe dayalı uygulanabilirlik; kişinin dinsel, felsefi inancı, cinsel kimliği gibi doğrudan özel yaşamına ilişkin sebeplerin kişinin mesleki hayatına ilişkin tasarruflara esas alındığı durumlarda özel hayata saygı hakkının uygulanmasıdır. Örneğin, kişinin cinsel eğilimi nedeniyle görevine son verilmesinde, yürüttüğü kamu görevinde somut olarak o kişinin tarafsızlığını, güvenilirliğini ve objektifliğini kaybettiğine dair somut kanıt ortaya konulamadıkça, kamudan ihraç tedbirinin kural olarak özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğini varsaymaktadır. 

Memurun temel haklarından biri olan özel yaşamın gizliliği hakkı ile kamu hizmetinin niteliğinden kaynaklanan temellere uygun yürütülmesini gözetmek amacıyla memurdan beklenen davranış arasında adil bir orantı kurulmalıdır. Bu konuda disiplin hukukunun temel ilkelerinden olan ölçülülük ilkesine riayet edilmelidir. Ölçülülük ilkesi, verilecek disiplin cezası ile disiplin suçu arasında bir uyum, adil bir denge olmasıdır. Aksi halde devlet memurunun özel hayatının memur disiplin soruşturması sırasında sorgulanması, özel hayatın gizliliğini ihlal şeklinde değerlendirilebilir. Nitekim yargı kararlarında önemle vurgulanan bir husus da özel hayatın gizliliğine müdahale noktasında bu müdahalenin son çare olmasının bir gereği olarak takdir hakkının dar kapsamlı olduğudur. 

AYM bu konuyu, “Mahremiyet alanına ait ya da bireyin varlığına veyahut kimliğine ilişkin önemli haklar veya hukuksal çıkarlar söz konusu olduğunda, takdir yetkisi daha dardır. Bu bağlamda, özel yaşamın gizliliği hakkının cinsellik ve mahremiyet hakkı gibi yönleri söz konusu olduğunda, takdir yetkisinin daha dar tutulması gerekmekte olup, bu alanlara yönelik müdahaleler için özellikle ciddi nedenlerin varlığı şarttır.” şeklinde ifade etmiştir. 

Hukuka aykırı bir şekilde elde edilen delilleri kullanma yasağı memur disiplin soruşturması bakımından da geçerlidir. Dolayısıyla bir memur hakkında özel yaşam alanlarına ilişkin verilerin hukuka aykırı yollarla elde edilmesi ve sonrasında memur disiplin soruşturmasında kişinin aleyhine kullanılması özel hayatın gizliliğinin ihlalini oluşturacaktır. AYM, bir internet sitesinde yayımlanan ve başvurucuya ait olduğu iddia edilen cinsel içerikli ses kayıtlarının memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelikte ahlak dışı, yüz kızartıcı ve utanç verici eylem teşkil ettiği gerekçesiyle hakkında devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmesi ile ilgili olarak özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğini ifade etmiştir.

Aynı zamanda kararında, “soruşturmaya konu ses kayıtlarının hukuka aykırı şekilde dinlenerek kayda alındığı ve manipülasyon yapılarak elde edildiği konusunda ileri sürülen iddialara ilişkin olarak bir araştırma yapılmadığı, hukuka aykırı delillerin yürütülen memur disiplin soruşturmasında geçerli delil olarak kabul edilemeyeceği ve hukuka aykırı delillere dayanılarak işlem tesis edilemeyeceği hususunun gözetilmediği, soruşturma usulünün hukuka aykırı yöntemler içerdiğine yönelik iddianın incelenmediği…”ni vurgulanmıştır. (Anayasa Mahkemesi Kararı, Başvuru No: 2014/7738, 13.7.2016)

Danıştay da; kendi evinde rızasıyla eşcinsel ilişkiye giren davacı polis memuru hakkında DMK’nın 125/E-g maddesi uyarınca devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasını hukuka aykırı görmüştür.

Söz konusu kararda, “Davacının ikametgahında rızasıyla eşcinsel ilişkiye girmesinden ibaret olan fiilinin 657 sayılı Yasa’nın 124/2. maddesi uyarınca Memur Disiplin Hukukunu ilgilendiren bir yönünün bulunmadığı ve disiplin suçu oluşturmadığı, ayrıca söz konusu fiilin bir disiplin suçu olarak değerlendirilerek davacının 657 sayılı Yasa’nın 125 /E-g maddesi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmasının Anayasanın 20/1. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi uyarınca “özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının” ihlali sonucunu doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu işlemde ve davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.” şeklinde memurun davranışını özel hayat kapsamında değerlendirmiştir. (Danıştay 12.Daire , 21.03.2014, E. 2013/8324, K. 2014/1882)

Bu konuda verilen yargı kararlarına baktığımızda;

Aynı okulda çalışan bekâr bir öğretmenle müdürün(evli), aynı araçla beraber gezdikleri ve aynı mekânlarda kaldıkları iddiasıyla ilgili olarak başlatılan memur disiplin soruşturması sonucunda memuriyete yakışmayan eylem nedeni ile müdür meslekten çıkarılmıştır. Bu olayda Danıştay, okul içinde ve dışında öğrencilere olumsuz bir yansıması olmayan memur disiplin soruşturması konusu fiillerin, davacının mesleki faaliyeti ile ilgisi olmayan, mahremiyet alanına dâhil özel yaşamı kapsamında kalan eylem ve davranışlar olduğundan, söz konusu fiilin disiplin suçu olarak değerlendirilerek cezalandırılmasını, özel hayata saygı hakkının ihlali sonucunu doğuracağını ifade etmiştir. (Danıştay 12.Daire, 02.02.2017, E.2016/7995, K.2017/154) 

Danıştay başka bir kararında, öğretmen olan davacının telefonla müstehcen mesajlar göndermek ve internet üzerinden görüşme programı aracılığı ile uygunsuz görüntüler göstermekten ibaret olan fiilinin, memur disiplin hukukunu ilgilendiren bir yönünün bulunmadığını, söz konusu fiilin bir disiplin suçu olarak değerlendirilmesinin özel hayata saygı hakkının ihlali sonucunu doğuracağını karara bağlamıştır. (Danıştay 12.Daire , 23.03.2019, E. 2012/8980, K. 2016/1586)

Memuriyete yakışmayan davranış- özel hayat ekseninde ele aldığımızda, AYM önüne gelmiş konular genelde mahremiyet hakkı bağlamında olmaktadır. Örneğin, bir sosyal paylaşım sitesinde adına açılmış hesap üzerinden kendisine ait olduğu iddia edilen cinsel içerikli görüntünün yayınlandığı duyumu üzerine memur olan başvurucu hakkında memur disiplin soruşturması başlatılmıştır. Yürütülen memur disiplin soruşturması sonunda başvurucuya devlet memurluğundan çıkarma cezası verilmiştir. AYM, başvurucunun mesleki faaliyetle ilgisi olmayan mahremiyet alanına ilişkin eylemleri nedeniyle hakkında devlet memurluğundan çıkarma cezası uygulanmasının özel hayatın gizliliği hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi  Kararı Başvuru No: 2014/12862, 13.7.2016)

Bir diğer kararda, iş ortamındaki bilgisayarını kullanarak pornografik görüntüleri iş arkadaşlarıyla paylaşan asker hakkında memuriyetten çıkarma cezası öngörülmüştür. AYM, kişinin iş bilgisayarının sürekli denetlendiğini bildiğini, iş amacı dışında bu tür paylaşımlar yapamayacağını, yalnızca işi için kullanması gerektiğine dair bulgular bulunduğunu belirterek ihlal olmadığına karar vermiştir. (Anayasa Mahkemesi Kararı Başvuru No:2014/8203,21.9.2016)

AYM’ye yapılan başka bir kararda, ceza infaz kurumunda görev yapan bir kadın memur, kendisine ait cinsel içerikli görüntülerin internette yayınlanması üzerine ilgili görüntülerin memur lojmanlarında çekildiği de göz ününe alınarak hakkında başlatılan memur disiplin soruşturması neticesinde devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır. Mahkeme, tahsis edilen lojmanın özel yaşam alanı olduğunu, bu nedenle özel yaşam alanında gerçekleşen ve görevi sırasında vuku bulmayan eylemin, özel hayatın gizliliği hakkının ihlal edildiğine hükmetmiştir. (Anayasa Mahkemesi Kararı, Başvuru No: 2013/1614, 03.04.2014)

C) Savunma Usulüne Uygun Alınmamıştır. 

Müvekkilin 129. Madde kapsamında savunması alınmamıştır. Memur disiplin Soruşturması aşamasında alınmış savunmalar ile ceza verilmiştir. Memur disiplin soruşturması 06.08.2021 tarihinde yaşandığı iddia edilen tehdit, yaralama, şantaja ilişkin açılmıştır. Fakat ceza evlilik dışı ilişki iddiası ile verilmiştir. Müvekkilin  evlilik dışı ilişkiye yönelik savunması alınmamıştır. Bu durum hukuka aykırıdır.

Bir alıntı:  Danıştay On İkinci Dairesi E:2008/2174, K:2009/1703

657 sayılı Yasa’nın 129. maddesi kapsamında son savunmasının alınmadığı, soruşturmacının almış olduğu savunmaların değerlendirilmesi suretiyle karar verildiği anlaşılmıştır. Bu durumda, yukarıda sözü edilen Yasa hükümleri uyarınca hakkında Devlet Memurluğundan çıkarma cezası teklif edilen davacı hakkında Yüksek Disiplin Kurulunca son savunması alınmadan tesis edilen işlemde mevzuata ve disiplin hukuku ilkelerine uyarlık görülmediğinden, bu husus göz ardı edilerek verilen kararda isabet bulunmamaktadır. 

D) Kanunda Öngörülen Sürelere Uyulmamıştır. Dosya Zaman Aşımına Uğramıştır. 

Makul savunma süresi verilmemiştir. Savunma süresi 7 günden az olmamalıdır. Bunun yanında memur disiplin soruşturması süresinde tamamlanmamıştır. 127. Maddeye göre Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin kovuşturmasına başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.  Ayrıca disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren  nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

Kararda zaman aşımına takılmamak amacıyla dosyaya konu suç tarihi 06.08.2021 olarak not düşülmüştür. Oysa 06.08.2021 tarihinde yaşanan olay neticesinde müvekkile ceza verilmemiştir. 06.08.2021 tarihinde yaşandığı iddia edilen olay Serkan isimli kişinin evinde  tehdit ve yaralama eylemlerine ilişkindir.  Müvekkile bu suçlardan ceza verilmemiştir. Müvekkile X ile evlilik dışı ilişki yaşaması iddiasıyla ceza verilmiştir. Bu noktada disiplin kurulu olarak bu iddia edilen eylemin başlangıç tarihi (Sevgili oldular ise sevgili oldukları tarih) belirlenmeli ve ona göre soruşturma dosyası hazırlanmalıydı. Bu hali ile soruşturmaya konu eylemin tarihi belli değildir. Bu durum hukuka ve zaman aşımına yönelik maddelere aykırıdır. Aynı şekilde kararda 6 aylık yasal süresinde verilmemiştir. 

Karar süresi: Madde 128

Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yaptırılan soruşturmaya ait dosya, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdiinden itibaren azami altı ay içinde bu kurulca, karara bağlanır.

E) Kabul Manasına Gelmemek Kaydıyla Gerek Danıştay, Gerek Anayasa Mahkemesi Gerekse Uygulamada Evlilik Dışı İlişki Yüz Kızartıcı ve Utanç Verici Hareketler Kapsamında Değerlendirilemez:

Mülga DMK m.48’de memuriyete engel suçlar sayılırken hangi  suçların yüz kızartıcı suç olduğu ifade edilmekteydi. Ancak bu belirleme 2008 yılında yapılan değişiklikle kaldırılmıştır. Bu belirleme kaldırılsa dahi milletvekili seçilme yeterliliğini düzenleyen Anayasa m.76 başta olmak üzere mevzuatımızda yüz kızartıcı suçların neler olduğuna dair bazı hükümler mevcuttur. 5525 sayılı Memurlar İle Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun’un 1/1. maddesinde “Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar” tabirine yer verilmiştir. 

T.C. Anayasası’nın 76/1. maddesinde ise “Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla zimmet, ihtilas, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi suçlar” yüz kızartıcı suçlar olarak sayılmıştır. Görüldüğü üzere “evlilik dışı ilişki”nin yüz kızartıcı ve utanç verici eylem kapsamında olduğu ne yönetmeliklerimizde nede Anayasamızda belirtilmiştir. Kıyas yolu ile bile uygulama alanı bulamamaktadır. Sonuç itibariyle, mevzubahis disiplin suçunun hangi eylemlere karşılık geldiği hususunda net bir yasal düzenleme bulunmayıp bu suçun kapsamı, uygulamada Anayasa Mahkemesi ve Danıştay’ın kararları bağlamında şekillenmektedir.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 5524 sayılı Kanun’da sayılan suçlara ilişkin “gibi yüz kızartıcı suçlar” ibaresindeki “gibi” sözcüğünün, yüz kızartıcı suç olarak anılan Kanunda sayma yoluyla belirtilen “Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikap, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas” suçlarından birini ifade etmek üzere kullanıldığı, aksi takdirde yorumla, “gibi” sözcüğünün, “sayılanlara benzer suçları” ifade ettiğinin kabul edilmesi hâlinde Anayasa’nın 128/2. maddesi ile 657 sayılı Kanun’un 18. maddesi uyarınca memurların memurluklarının sona erdirilmesine ilişkin durumların bizzat kanunda düzenlenmesi gerektiğine ilişkin memur güvencesine aykırı olduğu ve idarelere, kanunda gösterilen suçlar dışında benzer suçların yüz kızartıcı suç sayılması konusunda, ölçütleri belirsiz, geniş bir takdir yetkisi tanınması sonucunu doğurduğu görüşündedir. 

Gelinen noktada, “Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler”in neler olduğu konusunda net bir kanı bulunmamaktadır. Uygulamada ise zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçları gibi Devlete karşı işlenen suçların geneli, Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketler” olarak değerlendirilmektedir. 

F) Disiplin Kurulu Usulüne Uygun Tanık Dinlememiştir. 

Dosya kapsamında x’in tanık olarak beyanlarına başvurulmuştur. Fakat bu kişiler tutanaklarda tanık olarak gösterilmemiş bilgi alınan olarak gösterilmiştir. Bu noktada yemin ettirilmemiştir. Fakat verilen kararda adete bunlar tanıkmış gibi gerekçede delil olarak sunulmuştur. Bu durum hukuka aykırıdır. Bilgi alınan kişinin anlattığı bilgiler delil olamaz. Delil olabilmesinin tek şartı yemin altında tanık olarak dinletilmesidir. Nitekim ilgili kanunda da tanıkların sadece yeminle dinlenebileceği belirtilmiştir. 

Yüksek disiplin kurullarının karar usulü, memurun hakkı

Madde 129 

Yüksek disiplin kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri takdirde, ilgilinin özlük dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilirkişi dinlemeye veya niyabeten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya veya yaptırmaya yetkilidirler.

HUKUKİ NEDENLER : 

İdari Yargılama Usulü Kanunu, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, Disiplin Yönetmeliği ve sair yasal mevzuat.

HUKUKİ DELİLLER :

1-) Adli yargı makamları tarafından verilen beraat kararları

2-) İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu Kararı

3-) Bilirkişi incelemesi ve sair tüm yasal deliller.

SONUÇ VE İSTEM :

Yukarıda arz ve izah etmiş olduğumuz ve sayın başkanlığınız tarafından resen göz önünde bulundurulacak hususlar doğrultusunda;

1-) Öncelikle hukuka aykırı kararın yürütülmesinin DURDURULMASINA, 

2-) Davamızın KABULÜNE,

3-)  İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının asli ve feri sonuçları ile İPTALİNE,

4-) Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı idare üzerine yükletilmesine karar verilmesini müvekkilim adına vekaleten ve saygıyla arz ve talep ederim. 24.11.2023 

EKLER :

1-)  Noter onaylı vekaletname     

2-) Dilekçemize konu yargı kararları    

Davacı Vekili

Av. Tunç Sudi TOL

Devlet Memuruna Başka Bir İşte Çalışma Yasağı 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 125. Madde uyarınca bir devlet memurun başka herhangi bir işte çalışması, ticaret yapması yasaklanmıştır. Bu bağlamda ilgili kanun maddesine aykırı davranılması durumunda memur disiplin soruşturması açılacak ve “kademe ilerlemesinin durdurulması” cezası verileceği öngörülmüştür. 

Devlet Memurların yapabileceği işlere örnek olarak; memurluk yaparken eğitim görebilirler, vakıf ve derneklerde görev alabilirler, mahkemelerde bilirkişilik yapabilirler, zirai kazanç sağlayabilirler ve taşınır, taşınmaz elde edebilirler. Bu işler dışında memurların iş yapmaması gerekmektedir. Bu zorunluluk memurun devletin bir kolu olmasıdır. 

Toplu Dilekçe Vermek yada İmza Toplamak Suç Mu?

Toplu dilekçe vermek yada imza toplamak suç değildir. Devlet memurları toplu dilekçe verebilir yada imza toplayabilmektedir. Memur disiplin soruşturmasına konu bir konu değildir.

Memurun Görevlendirmeyi Kabul Etmemesi 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 45. Maddesine göre; “Hiçbir memur sınıfının ve görevinin dışında, kendi derecesinin altında bir görevde çalıştırılamaz.” Bu noktada yapılan görevlendirme 657 sayılı kanunun 45. Maddesine göre hukuka uygun olmalıdır. Bu maddeye aykırı yapılan görevlendirmeleri memur kabul etmek zorunda değildir. Böyle bir görevlendirmenin yapılması durumunda idare mahkemesine memur disiplin soruşturması sonucu verilen cezanınn iptali davası açmak mümkündür. 

Memur Hakkında Tutanak Tutulması Sonuçları

Memur hakkında tutulan tutanak, disiplin hukuku bağlamında memur disiplin soruşturması sürecini başlatabilir ve sonuç olarak disiplin cezası almasına yol açabilir. Tutanak, memurun görev sırasında yaptığı hata veya suçu belgeleme amacı taşır. İçerisinde memurun adı, unvanı, görevi, olayın ne zaman ve nerede gerçekleştiği, hatanın veya suçun tespit ediliş şekli, tutanak hazırlanırken bulunan kişiler gibi detaylar yer alır.

Bu tutanak, memur disiplin soruşturması ile karşı karşıya kalmasına yol açabilir. Memur Disiplin soruşturması sonucunda, memurun kusurlu veya suçlu olduğu kanaatine varılırsa, çeşitli disiplin cezaları uygulanabilir. Disiplin cezaları, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinde belirtilmiştir. Bu maddeye göre, disiplin cezaları şu şekildedir:

  • Uyarma
  • Kınama
  • Aylıktan kesme
  • Kademe ilerlemesinin durdurulması
  • Devlet memurluğundan çıkarma

Bu çerçevede, memurun görev sırasında yapmış olduğu hatalar veya suçlar nedeniyle açılan disiplin soruşturması sonucunda disiplin cezası ile sonuçlanabilir, bu da devlet memurluğu kariyerinde ciddi sonuçlar doğurabilir. Tutanağın tutulması, memurun özlük haklarına olumsuz bir etkide bulunabilir. Örneğin, memurun bir disiplin cezası ile cezalandırılması durumunda, bu ceza memurun özlük dosyasına işlenir. Bu durum, memurun bir sonraki terfiinde, ödüllendirilmesinde veya başka bir göreve atanmasında olumsuz bir etki yaratabilir.

Bu nedenle, memurların görevlerini yerine getirirken dikkatli olmaları ve disiplin suçu işlememeye, haklarında memur disiplin soruşturması açılmamasına özen göstermeleri gerekir.

Memurluktan Çıkartılma Cezası Hangi Hallerde Verilir?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/E maddesi, memur disiplin soruşturması sonucunda memurların memuriyetten çıkartılma sebeplerini detaylı bir biçimde açıklamaktadır. Bu sebepler kapsamında öne çıkan unsurlar şunlardır:

  • İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurum huzurunu bozma, işyeri boykotlarına katılma, işgallerde bulunma, kamu hizmetlerinin engellenmesi, işin yavaşlatılması ve grev gibi eylemlere katılma veya bu amaçlar doğrultusunda topluca göreve gelmeme, bu faaliyetleri tahrik etme, teşvik etme veya yardımda bulunma,
  • Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi-ideolojik içerikli bildiri, afiş, pankart, bant ve benzerlerini bastırma, çoğaltma, dağıtma veya kurumun herhangi bir yerine asma veya teşhir etme,
  • Siyasi partiye üye olma,
  • Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmeme,
  • Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yerine getirmeme,
  • Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunma,
  • Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunma,
  • Yetki almadan gizli bilgileri açıklama,
  • Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizleme,
  • Yurt dışında Devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunma,
  • 5816 sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanuna aykırı fiilleri işleme,
  • Terör örgütleriyle eylem birliği içinde olma, bu örgütlere yardım etme, kamu kaynaklarını bu örgütleri desteklemek için kullanma veya kullandırma, bu örgütlerin propagandasını yapma.

Bu hükümlere aykırı davranışlar, memurların disiplin soruşturması açılmasına ve memurların idari cezalara çarptırılmasına ve memuriyetten çıkarılmasına sebep olabilir.

Aylıktan Kesme Cezası Hangi Hallerde Verilir?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/C maddesi, memurların memuriyetten çıkartılma nedenlerini detaylı bir biçimde sıralamaktadır. Bu nedenler arasında şu durumlar öne çıkmaktadır:

  • Kasıtlı olarak verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yerine getirmemek, görev mahallinde belirlenen kurum usul ve esaslarını uygulamamak, görevle ilgili resmi belgeleri, araçları ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,
  • Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,
  • Devlete ait resmi belgeleri, araçları, gereçleri ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,
  • Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,
  • Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,
  • Görev yeri sınırları içerisinde izinsiz olarak kullanılmak üzere herhangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla kullanılmasına yardımcı olmak,
  • Hizmet içinde Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak.

Bu hükümlere aykırı davranışlar, memur disiplin soruşturması başlatılmasına, memurların disiplin cezasına çarptırılmasına ve memuriyetten çıkarılmasına sebep olabilir.

Memurun Memura Vurması Cezası

Devlet Memurlarının Diğer Memurlara Karşı Fiziksel ve Sözlü Saldırı Davranışları

Devlet memurları, görevlerini yerine getirirken diğer memurlara karşı fiziksel ve sözlü saldırı davranışlarında bulunamazlar. Bu tür davranışlar, devlet memurlarının disiplin hukuku açısından soruşturulması ve cezalandırılması gereken disiplin suçlarıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesinin (B) fıkrasının (h) bendinde, “İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak” fiili, disiplin suçu olarak düzenlenmiştir. Bu fiilin cezası, kınamadır.

Aynı maddenin (D) fıkrasının (d) bendinde, “Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak” fiili, disiplin suçu olarak düzenlenmiştir. Bu fiilin cezası, kademe ilerlemesinin durdurulmasıdır. Son olarak, aynı maddenin (E) fıkrasının (f) bendinde, “Amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak” fiili, disiplin suçu olarak düzenlenmiştir. Bu fiilin cezası, devlet memurluğundan çıkarmadır.

Silsile Atlamanın Cezası

Devlet memurları arasında ast, üst ilişkisi bulunur. Hukuka aykırı bir durumun olması durumunda ast üstü şikayet edebilir. Devlet Memurlarının Şikayet ve Müracaatları Hakkında Yönetmeliğin 3. Maddesi uyarınca Devlet Memurları amirleri veya kurumları tarafından kendilerine uygulanan idari eylem ve işlemlerden dolayı şikayet hakkına sahiptirler. 

Yine aynı kanunun 5. Maddesi uyarınca – Şikayetler söz veya yazı ile en yakın  amirden başlanarak silsile yolu ile ve şikayet edilen amirler atlanarak yapılır.  Yazılı şikayetler maksadı en iyi ifade edecek şekilde ve mevzuat hükümlerine uygun olarak yazılan bir dilekçe ile yapılır. Dilekçede tespit edilen eksiklikler ile suç teşkil etmeyen usulsüzlüklerin giderilmesi şikayeti kabul eden amirlerce sağlanır. Bu kanuna aykırı davranılması durumunda 657 sayılı kanunun 125. Maddesi uyarınca mevzuata aykırı davranan memur cezalandırılır. 

Göreve Geç Gelen ve Mesai Saatlerine Uymayan Memurun Cezası 

Her memur mesai saatleri içinde belirtilen vakitte görevde olmalı ve belirlenen saate kadar görevinin başında kalmalıdır. Bu durum kamu düzenine ilişkindir. Görevde geçirilmesi gerekirken geçirilmeyen her an vatandaşın hakkını çalmaktadır. 

Bu noktada bir memurun göreve geç gelmesi yada mesai saatlerine uymaması durumunda 657 sayılı kanunun 125. Maddesi a-b fıkrası uyarınca uyarı cezası verilecektir. İlgili maddeye göre Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek,” disiplin suçudur. Bu disiplin suçunun ısrarlı bir şekilde devam etmesi halinde verilecek ceza arttırılabilecektir. 

Memurun İzin Almadan Yurt Dışına veya İl Dışına Çıkması Cezası

Daha önceki mevzuatlarda memurların izin almadan yurt dışına ve il dışına çıkması yasakken, bu durum sadece askeri personeller için geçerli hale gelmiştir. 2024 yılı itibariyle memurların izin almadan yurt dışına yada il dışına çıkması mümkündür. Tabi ki bu çıkış eylemlerini yaparken memurların izinlerini doğru bir şekilde ayarlaması önem arz etmektedir. 

Memurun Borcunu Ödememesi Cezası 

Devlet memurları her yerde devleti temsil etmektedir. Bu sebeple gerek sosyal yaşamlarında gerekse devlet dairelerinde bu bilinçte hareket etmesi gerekmektedir. Bu noktada kasten memurun bir kişiye borcunu ödememesi, yada aşırı borçlanması suçtur. Bu durum 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125. Maddesi b fıkrası k bendinde yer almaktadır. İlgili maddeye göre “Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak” suç sayılmıştır. 

Tabi ki günümüzde zor ekonomik koşullar sebebiyle herkesin borcu olabilmektedir. Burada her borç nedeniyle memurun cezalandırılmayacağını söylemek isteriz. Burada ki durum biraz amirin takdirine kalmış bir durumdur. Borcun maddi durum olmasına rağmen ödenmemesi, yada yakışmayacak eylemler nedeniyle aşırı borçlanma gibi bir durum olması gerekmektedir. 

Usulsüz Rapor Alan Memurun Cezası

Her insan gibi devlet memurları da hasta olabilmekte ve rapor alabilmektedir. Devlet memurları rapor alırken yönetmeliklere uygun şekilde alınmalıdır. Sahte yada usulsüz rapor alınarak kullanılması halinde memur hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan soruşturma başlatılacaktır. Ayrıca raporu geçersiz sayılacak. İşe gelmediği günler sebebiyle devamsızlık yapmış sayılacaktır. Açılan kovuşturma sonrasında memurun resmi belgede sahtecilik suçlaması ile cezalandırılması durumunda, 2 yıl ve üzeri ceza almış olacağından, memur memuriyetten çıkarılacaktır. 

Devlete Ait Resmi Araç Gereç veya Benzeri Eşyaları Özel İşlerinde Kullanmanın Cezası 

Her vatandaş vergi ödemekte, bu vergiler ile devlet araç, gereç ve eşyaları alınmaktadır. Bu araç ve gereçler kamu malıdır. Bu sebeple özenle korunmalı ve özel hususi işler için kullanılmamalıdır. Bu durum 657 sayılı kanunun 125. Maddesi c fıkrasında açıkça kanun altına alınmıştır. İlgili maddeye göre “Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,” suçtur. Cezası ise aylıktan kesme cezasıdır. 

Görev Sırasında Amire Saygısızlık Etmenin Cezası

Devlet memurlarında hiyerarşik düzen esastır. Bu noktada astın üste yani amire saygısızlık etmesi yasaktır. Bu durum 657 sayılı kanunun 125. Maddesinin c fıkrasında yer almaktadır. İlgili maddeye göre “Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,” suçtur. Bu eylemin cezası aylıktan kesmedir. Eylemin tekrarlanması halinde daha ağır bir ceza verilebilecektir. 

Öğrenci Dövmenin Cezası 

Devlet okullarında memur öğretmenlerin öğrenci dövmesi yasaktır. Öğrencinin dövülmesi durumunda öğretmen hakkında kasten yaralama suçundan adli soruşturma başlatılacaktır. Bu soruşturmada 1 yıl ve üzeri ceza alması durumunda memur olma şartları kaybedilmiş olacağından memur memuriyetten çıkarılacaktır. Ayrıca memur hakkında adli soruşturmanın yanında idare soruşturmada açılacaktır. İdare soruşturma kapsamında aylıktan kesme cezası verilebilecektir. 

Memurun Başka İşte Çalışmasının Cezası

Memurların başka bir işte çalışması yasaktır. Bu durum 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu noktada bir devlet memurunu 125. Maddeye aykırı olarak bir işte çalışması ya da ticaret yapmasının tespit edilmesi durumunda memur hakkında 1-3 yıl arası kademe durdurulması kararı verilebilecektir. 

Sıkça Sorulan Sorular

Memur Disiplin Cezası Nasıl Silinir?

Memur disiplin cezası kanunda ön görülen sürelerin dolması halinde bağlı bulunan idareye yada amire verilecek yazılı bir dilekçe ile yapılmaktadır. 

Hangi durumlarda tutanak tutulur?

Bir idari işletme idare yada özel soruşturmaya konu olacak bir disiplin suçunun, kabahatin yada TCK uyarınca bir suçun işlenmesi halinde olaya şahit olanlar tarafından tutanak tutulur. 

Tek imza ile tutanak tutulur mu?

Tek imza ile tutanak tutulmasının hukuki düzlemde bir anlamı yoktur. Bu sebeple tutanağın muhakkak 2 kişinin imzası ile birlikte tutulması gerekmektedir. 

Memur Disiplin Cezası Alırsa Ne Olur?

Memur disiplin cezası alırsa bu ceza siciline işler. Daha sonra başka bir suç işlediğinde bu sicil göz önünde bulundurulur. Ayrıca sicil cezası olduğu için belli başlı sınavlara giremez. Yükselmesi sicil dosyası nedeniyle sıkıntı yaratır. 

Aday Memur Disiplin Cezası Alırsa Ne Olur?

Aday memur Aday Memurların Yetiştirilmesine İlişkin Yönetmelik kapsamındandır. Aday memurun ceza alması durumunda kademe ilerlemesinin durdurulması cezası veya aylıktan kesme cezası alması halinde devlet memuru olamayacak, memurluktan çıkarılacaktır. 

Aday Memura Tutanak Tutulursa Ne Olur?

Aday memur hakkında tutanak tutulması, memuriyetine son verilmesini gerektirebilecek önemli bir durumdur. Aday memurlar, memuriyete yeni başlayan ve henüz tam olarak memur sıfatını kazanmamış kişilerdir. Bu nedenle, aday memurlar hakkında tutulan tutanak, memuriyetten çıkarılmasına kadar varan sonuçlar doğurabilir. Aday memur hakkında tutanak tutulmasının sonuçlarını belirleyecek olan, aday memurun eyleminin memuriyetle bağdaşmayacak nitelikte olup olmadığıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 56. maddesi, aday memurların adaylık süresi içinde hal ve hareketlerinde memuriyetle bağdaşmayacak durumları tespit edilmesi halinde, disiplin amirlerinin teklifi ve atamaya yetkili amirin onayı ile ilişkilerinin kesileceğini düzenlemektedir.

Bu maddeye göre, aday memurun aşağıdaki eylemleri, memuriyetle bağdaşmayacak nitelikte olabilir:

  • Görevini ihmal etmek
  • Kamu malını zimmete geçirmek veya hırsızlık yapmak
  • Görevini kötüye kullanmak
  • Kamu düzenini bozucu davranışlarda bulunmak
  • Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak

Aday memur hakkında tutanak tutulması halinde, tutanağın içeriği dikkatle incelenmelidir. Tutanakta yer alan eylemin, memuriyetle bağdaşmayacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilmelidir. Eğer eylem, memuriyetle bağdaşmayacak nitelikte ise, aday memur hakkında memur disiplin soruşturması açılabilir. Memur disiplin soruşturması sonucunda, aday memur hakkında aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası verilebilir.

Aday memur, aylıktan kesme veya kademe ilerlemesinin durdurulması cezası almışsa, bu cezanın kesinleşmesi halinde, memuriyetten çıkarılabilir. Bu nedenle, aday memurlar, memuriyetle bağdaşmayacak nitelikte davranışlardan kaçınmalıdırlar. Aday memur hakkında tutanak tutulması halinde, aday memurun hak ve hukukunu korumak için hukuki yardım alınması tavsiye edilir.

Sözleşmeli Memura Tutanak Tutulursa Ne Olur?

Sözleşmeli memur hakkında tutanak tutulması, memuriyete son verilmesini gerektirebilecek önemli bir durumdur. Sözleşmeli memurlar, memuriyete girişte yapılan yazılı ve sözlü sınav sonucunda atandıkları için, aday memurlar gibi bir adaylık süresi geçirmezler. Bu nedenle, sözleşmeli memurlar hakkında tutulan tutanak, memuriyetten çıkarılmasına kadar varan sonuçlar doğurabilir.

Sözleşmeli memur hakkında tutanak tutulmasının sonuçlarını belirleyecek olan, sözleşmeli memurun eyleminin memuriyetle bağdaşmayacak nitelikte olup olmadığıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125. maddesi, sözleşmeli personelin disiplin sorumluluklarını düzenlemektedir. Bu maddeye göre, sözleşmeli personel hakkında, 657 sayılı Kanunun disiplin hükümleri uygulanır.

Sözleşmeli memur hakkında tutanak tutulması halinde, tutanağın içeriği dikkatle incelenmelidir. Tutanakta yer alan eylemin, memuriyetle bağdaşmayacak nitelikte olup olmadığı değerlendirilmelidir.

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara