Boşanma Davasında Nafaka Miktarı Neye Göre Belirleniyor?

Boşanma davasında nafaka miktarı neye göre belirleniyor? Sorunun yanıtı, Türk Medeni Kanunu, hakkaniyet ilkesi ve somut olaya özgü delillerin birlikte değerlendirilmesine dayanır. Mahkeme; tarafların gelir–gider dengesi, sosyo-ekonomik durumları, evlilik süresince oluşan yaşam standardı, nafakanın türü (tedbir, iştirak, yoksulluk, yardım), çocuğun üstün yararı, sağlık ve eğitim gereksinimleri ile ödeme gücü gibi ölçütleri dikkate alarak, ne çok düşük ne de yükümlüyü aşırı zorlayacak bir tutar takdir eder. Uygulamada; resmi kurum yazışmaları, bordrolar, banka ve tapu kayıtları, meslek odası beyanları gibi objektif veriler esas alınır; taraf anlaşmaları ise özellikle çocuk yönünden hâkim onayı ile geçerlilik kazanır. Böylece nafaka , bir “yüzdelik ezber”e göre değil, somut delil ve hakkaniyet temelinde belirlenir.

Boşanma Davası ve Nafaka

Günümüzün modern yaşamları içerisinde evlilik en doğal kurum olarak ortaya çıkar. İki tarafın kendi rızası ile meydana gelen kurum bazı engelleyici faktörleri yaşaması ve anlaşamama gibi sebeplerden dolayı boşanma evresine geçebilir. Çiftler arasında görülen kavgalar, aldatma, uyuşmazlık boşanma sebepleri arasında görülür. Ancak evliliğin gerçekleşmesi yüzyıllardır uygulanan bir durumken boşanma ise zamanla modern hale bürünmüştür. Toplumsal konularda insanın değişimi sosyal ilişkileri içeren kurumları ve düzeni de etkilemiştir. Sosyal kuralların yazılı kurallarla desteklememesi sonucunda ise boşanma davalarında taraflar nafaka ödenmeleri için de mahkemeye dilekçesini verebilir. Sürecin şekillenmesine etki eden tüm durumların incelenerek nafaka miktarı hakimin serbest belirtmesiyle meydana getirilir.

Nafaka Miktarı Nasıl Belirlenir?

Nafaka, boşanma davasının en önemli ferîlerinden biridir ve tarafların sosyal ile ekonomik durumlarının dengelenmesi amacıyla düzenlenmiştir. Türk Medeni Kanunu uyarınca nafaka, yalnızca tarafların beyanlarına dayanılarak değil; mahkemenin yaptığı kapsamlı araştırmalar sonucunda belirlenir.

Bu araştırmada; tarafların gelir düzeyleri, malvarlıkları, yaşam koşulları, çalışma durumları ve nafakanın türüne göre değişen hukuki şartlar dikkate alınır. Hakim, elde edilen bu veriler ışığında, nafaka talep edenin ihtiyaçlarını ve nafaka yükümlüsünün ödeme gücünü dengeleyerek, hakkaniyete uygun bir miktar belirler.

Özellikle anlaşmalı boşanma davalarında, tarafların protokolde kararlaştırdığı nafaka miktarı da mahkemenin denetimine tabidir. Hakim, taraflarca belirlenen tutarı uygun bulmazsa, çocuğun üstün yararı veya eşlerden birinin mağduriyetini önlemek amacıyla farklı bir miktar belirleyebilir.

Dolayısıyla nafaka miktarı, tek tip bir hesaplamaya değil, somut olayın tüm koşullarına göre şekillenen adil bir değerlendirmeye dayanır.

Nafaka Miktarı Belirlenirken Dikkate Alınacak Hususlar

Nafaka miktarının belirlenmesi, kanunda yer alan sabit bir formüle dayanmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca, hâkim her olayda hakkaniyet ilkesine göre değerlendirme yapar. Buradaki temel amaç, nafaka alacaklısının yoksulluğa düşmesini önlemek ve nafaka yükümlüsünü de ödeme gücünün ötesinde zorlamamaktır.

Hakim, tarafların sunduğu belgeler ve resmi kurumlar aracılığıyla elde edilen veriler üzerinden ayrıntılı bir inceleme yapar. Bu incelemede şu hususlar öne çıkar:

  • Gelir ve gider durumu: Tarafların düzenli gelirleri, malvarlıkları, borçları ve yaşam giderleri.
  • Sosyo-ekonomik durum: Yaşam standartları, sahip oldukları mallar, sosyal çevreleri.
  • Yaş, sağlık ve eğitim durumu: Hem nafaka alacaklısı hem de yükümlünün çalışabilirliği ve ihtiyaç düzeyi.
  • Nafaka türü: Tedbir, iştirak, yoksulluk veya yardım nafakasının farklı amaçları dikkate alınır.
  • Evlilik süresince oluşan yaşam standardı: Özellikle çocuklar açısından, boşanma sonrası da mümkün olduğunca korunur.

Tarafların Çalışma Durumu

Nafaka miktarının belirlenmesinde en önemli unsurlardan biri, tarafların çalışma durumu ve buna bağlı olarak elde ettikleri gelirlerdir. Hakim, yalnızca mevcut kazançları değil; tarafların potansiyel gelirlerini de dikkate alır.

  • Nafaka yükümlüsünün düzenli bir işte çalışması ve belgelenebilir maaşının bulunması, ödenecek nafaka miktarı için somut bir dayanak oluşturur. Ancak işsiz olmak, nafaka sorumluluğundan kurtulmak anlamına gelmez. Hakim, kişinin çalışabilirlik kapasitesini araştırarak, fiili gelir yerine elde edebileceği makul geliri esas alabilir.
  • Gelirini düşük göstermek amacıyla asgari ücret üzerinden sigortalı gösterilen ya da potansiyelinin altında işte çalışan kişiler bakımından, meslek odalarından güncel ortalama gelir sorularak gerçek durum tespit edilebilir.
  • Nafaka alacaklısının da çalışma durumu araştırılır. Eğer alacaklı, çalışarak kendi geçimini sağlayabilecek durumda ise, bu durum nafaka miktarını azaltabilir. Ancak sağlık sorunları, yaş veya küçük çocukların bakım yükümlülüğü gibi nedenlerle çalışamıyorsa, bu durum nafaka lehine değerlendirilir.

Kısacası, mahkeme, tarafların yalnızca bugünkü gelirine değil, çalışma kapasitesi ve gelecekteki kazanç potansiyeline de bakarak nafaka miktarını hakkaniyete uygun şekilde belirler.

Tarafların Genel Sosyo-Ekonomik Durumları

Nafaka miktarının belirlenmesinde tarafların yalnızca gelirleri değil, genel sosyo-ekonomik durumları da dikkate alınır. Hakim, tarafların mali güçlerini ortaya koymak için geniş çaplı bir araştırma yapar.

Bu araştırma kapsamında şu unsurlar incelenir:

  • Taşınır ve taşınmaz mallar: Konut, arsa, araç gibi mülkiyet unsurları.
  • Düzenli veya düzensiz gelirler: Maaş, kira, temettü, ticari kazanç, faiz gibi gelir kalemleri.
  • Banka mevduatları ve finansal varlıklar: Hisse senetleri, şirket ortaklıkları, birikimler.
  • Borç ve yükümlülükler: Kredi borçları, icra takipleri, nafaka yükümlüsünün bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler.
  • Mesleki konum ve sosyal statü: Tarafların yaşam koşullarını ve alışkanlıklarını doğrudan etkiler.

Hakim, bu veriler ışığında nafaka alacaklısının ihtiyaçlarını ve nafaka yükümlüsünün ödeme kapasitesini dengeler. Amaç, bir tarafın temel ihtiyaçlarını karşılamadan bırakılmaması, diğer tarafın ise ekonomik olarak aşırı yük altına sokulmamasıdır.

Nafaka Niteliğine Göre Dikkate Alınacak Hususlar

Nafaka miktarı, her durumda aynı ölçütlere göre belirlenmez. Talep edilen nafakanın türü, hâkimin hangi kriterlere ağırlık vereceğini doğrudan etkiler. Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen dört farklı nafaka türü vardır: tedbir nafakası, yoksulluk nafakası, iştirak nafakası ve yardım nafakası.

  • Tedbir nafakası: Boşanma veya ayrılık davası süresince tarafların ve varsa çocukların geçimini sağlamak için hükmedilen geçici bir destektir. Burada tarafların kusuru dikkate alınmaz, yalnızca acil ihtiyaçların karşılanması gözetilir.
  • Yoksulluk nafakası: Boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan ve boşanmada daha ağır kusurlu olmayan eş lehine hükmedilir. Amaç, tarafın asgari yaşam standartlarını sürdürebilmesini sağlamaktır.
  • İştirak nafakası: Çocuğun bakım ve eğitim giderlerine, velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin mali gücü oranında katılmasını sağlamak için ödenir. Burada çocuğun üstün yararı ilkesi esas alınır.
  • Yardım nafakası: Kan hısımları arasında, yoksulluğa düşecek derecede ihtiyaç sahibi olan kişilere karşı öngörülmüş mali destektir.

Dolayısıyla, nafaka miktarı belirlenirken öncelikle hangi nafaka türünün talep edildiği netleştirilir. Çünkü her bir nafakanın amaçları, kapsamı ve kanuni şartları farklıdır ve hâkim bu çerçevede somut olaya özgü bir değerlendirme yapar.

Yoksulluk Nafakası Belirlenirken Dikkate Alınacak Hususlar

Yoksulluk nafakası, boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan ve boşanmada daha ağır kusurlu olmayan eş lehine hükmedilir. Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesi uyarınca, bu nafakanın amacı, tarafın temel geçimini sağlayarak yoksulluğa düşmesini önlemektir.

Hakim, yoksulluk nafakası miktarını belirlerken şu hususları dikkate alır:

  • Alacaklının yoksulluğa düşme ihtimali: Kişinin kendi gelirinin, barınma, beslenme, sağlık ve giyim gibi asgari ihtiyaçlarını karşılamaya yetip yetmediği araştırılır.
  • Tarafların kusur durumu: Daha ağır kusurlu olan taraf, yoksulluk nafakası talep edemez.
  • Nafaka yükümlüsünün ödeme gücü: Gelir durumu, malvarlığı ve zorunlu giderleri göz önünde bulundurulur.
  • Evlilik süresince sahip olunan yaşam standardı: Tam anlamıyla korunması gerekmez; ancak nafaka alacaklısının insan onuruna yakışır asgari yaşam şartlarına erişmesi hedeflenir.

Yoksulluk nafakasının amacı, eşlerden birini zenginleştirmek değil; boşanma nedeniyle düşeceği yoksulluğu önlemek ve hakkaniyetli bir çözüm sağlamaktır. Hakim, bu dengeyi gözeterek nafaka miktarını belirler.

İştirak Nafakası Belirlenirken Dikkate Alınacak Hususlar

İştirak nafakası, çocuğun bakım, eğitim ve gelişim giderlerine, velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin mali gücü oranında katılımını sağlamak amacıyla hükmedilir. Burada en önemli ölçüt, çocuğun üstün yararı ilkesidir.

Hakim, iştirak nafakasının miktarını belirlerken şu hususlara dikkat eder:

  • Çocuğun yaşı ve ihtiyaçları: Barınma, beslenme, giyim, sağlık ve eğitim gibi temel giderler öncelikli olarak değerlendirilir. Ayrıca spor, sanat, sosyal etkinlikler gibi gelişime katkı sağlayan giderler de dikkate alınır.
  • Ebeveynlerin gelir durumu: Hem nafaka yükümlüsünün hem de çocuğun velayetini elinde bulunduran ebeveynin ekonomik durumu karşılaştırılır.
  • Çocuğun kendi gelirleri: Çocuğun burs, kira geliri veya başka bir malvarlığı varsa, bu da hesaplamada gözetilir.
  • Evlilik süresindeki yaşam standardı: Çocuğun boşanma sonrası da mümkün olduğunca aynı şartlarda büyümesi amaçlanır.

Tedbir Nafakası Belirlenirken Dikkate Alınacak Hususlar

Tedbir nafakası, boşanma veya ayrılık davası süresince tarafların ve varsa müşterek çocukların geçimlerini sağlayabilmeleri için hükmedilen geçici bir destektir. Bu nafaka, davanın devamı boyunca uygulanır ve dava sonunda verilen kesin hükümle birlikte sona erer.

Hakim, tedbir nafakası miktarını belirlerken şu hususları dikkate alır:

  • Acil ve temel ihtiyaçlar: Barınma, beslenme, sağlık ve eğitim gibi zorunlu giderler önceliklidir.
  • Tarafların mevcut ekonomik durumu: Nafaka yükümlüsünün geliri, malvarlığı ve ödeme kapasitesi; nafaka alacaklısının ise geçim olanakları değerlendirilir.
  • Kusur durumu: Tedbir nafakasında tarafların boşanmadaki kusuru dikkate alınmaz. Önemli olan, dava süresince ihtiyaçların karşılanmasıdır.
  • Geçicilik niteliği: Hakim, ayrıntılı bir inceleme yapmaksızın hızlıca karar verebilir. Bu nedenle, maaş bordroları, banka kayıtları ve yaşam koşullarına ilişkin beyanlar çoğu zaman yeterli kabul edilir.

Tedbir nafakasının amacı, dava sürecinde taraflardan birinin ekonomik açıdan mağduriyet yaşamaması ve özellikle çocukların temel ihtiyaçlarının kesintisiz karşılanmasıdır. Hakim, davanın ilerleyen aşamalarında yeni delillere veya değişen koşullara göre bu nafakanın miktarını artırabilir ya da azaltabilir.

Yardım Nafakası Belirlenirken Dikkate Alınacak Hususlar

Yardım nafakası, Türk Medeni Kanunu’nun 364 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu nafaka türü, boşanma davasından bağımsız olarak, yakın hısımlar arasında yardımlaşma yükümlülüğünün bir sonucu olarak ortaya çıkar. Temel amaç, yardıma muhtaç kişinin yoksulluğa düşmesini engellemektir.

Hakim, yardım nafakasının miktarını belirlerken şu hususları dikkate alır:

  • Nafaka alacaklısının durumu: Talep eden kişinin, yardımsız kaldığında yoksulluğa düşecek olması gerekir. Yaş, sağlık durumu, çalışma gücü, mevcut gelir ve malvarlığı detaylıca incelenir.
  • Nafaka yükümlüsünün ödeme kapasitesi: Yükümlünün düzenli geliri, malvarlığı ve bakmakla yükümlü olduğu diğer kişiler göz önünde bulundurulur. Yükümlü, yardım nafakası öderken kendi ailesinin geçimini sürdürebilmelidir.
  • Hakkaniyet ilkesi: Amaç, alacaklıyı yoksulluktan kurtarırken yükümlünün ekonomik varlığını aşırı derecede zorlamamaktır.
  • Yakınlık derecesi: Yardım nafakası öncelikle üstsoy, altsoy ve kardeşler arasında söz konusu olur. Hakim, hısımlık derecesine göre yükümlülüğü belirler.

Evlilik Süresince Mevcut Olan Yaşam Standartlarının Dikkate Alınması

Nafaka miktarı belirlenirken, tarafların evlilik birliği devam ettiği sırada sürdürdükleri yaşam standardı da göz önünde bulundurulur. Hakim, özellikle tedbir nafakası ve iştirak nafakası açısından bu unsura önem verir.

  • Yaşam standardı yalnızca barınma ve beslenme gibi temel ihtiyaçlardan ibaret değildir. Tatil, eğitim, sosyal ve kültürel faaliyetler, giyim, ulaşım, kişisel bakım gibi unsurlar da kapsam dahilindedir.
  • Hakim, tarafların evlilik süresince sahip oldukları ev, araç, gelir düzeyi, sosyal çevre ve yaşam alışkanlıklarını inceler. Bu değerlendirme, çocukların yaşam kalitesinin boşanma sonrası da korunması açısından kritik rol oynar.
  • Ancak boşanma sonrasında aynı standardın birebir sürdürülmesi çoğu zaman mümkün olmaz. Çünkü aynı gelirle iki ayrı hane geçinmek zorunda kalır. Bu durumda hakim, evlilik sırasındaki yaşam standardını referans noktası olarak alır, fakat tarafların güncel mali kapasiteleri ile denge kurarak hakkaniyete uygun bir nafaka miktarı belirler.

Özellikle çocukların üstün yararı ilkesi çerçevesinde, evlilik döneminde özel okulda okuyan veya belirli sosyal aktivitelerden faydalanan bir çocuğun boşanma sonrası imkânlarının tamamen kısıtlanmaması gözetilir. Böylece, nafaka miktarı belirlenirken çocuğun gelişim süreci ve refahı korunmuş olur.

Tarafların Yaşları ve Eğitim Durumları

Nafaka miktarının belirlenmesinde tarafların yaşı ve eğitim seviyeleri, hem çalışabilirlik kapasiteleri hem de ihtiyaç düzeyleri açısından önemli göstergelerdir.

  • Genç, sağlıklı ve eğitimli bir kişi, kısa sürede iş bulma ve gelir elde etme potansiyeline sahip olduğundan, bu durum nafaka miktarının daha düşük belirlenmesine yol açabilir.
  • Buna karşılık, ileri yaşta, düşük eğitim seviyesine sahip veya mesleki yeterliliği bulunmayan bir kişinin çalışma imkânları sınırlı olduğundan, daha yüksek nafaka takdir edilmesi mümkündür.
  • Sağlık sorunları veya engellilik gibi durumlar da kişinin iş gücünü azaltarak, nafaka ihtiyacını artıran faktörlerdir.

Çocuklar bakımından ise yaş ve eğitim seviyesi, ihtiyaçların boyutunu belirler. Küçük yaşlarda daha çok bakım ve temel ihtiyaçlar ön planda iken, eğitim hayatı ilerledikçe okul, ders materyalleri, sosyal etkinlikler ve hatta üniversite giderleri nafaka hesaplamasında öne çıkar.

Yıllık Nafaka Artış Oranının Belirlenmesi

Nafaka miktarı, ekonomik koşulların değişmesi nedeniyle zamanla değerini kaybedebilir. Bu nedenle mahkeme, hükmettiği nafaka kararında gelecekteki artış oranını da belirleyebilir. Böylece nafaka alacaklısı her yıl yeniden dava açmak zorunda kalmaz.

  • Hakim, artış oranını belirlerken genellikle Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerini esas alır. En sık kullanılan göstergeler Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ve Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE)’dir.
  • Uygulamada, infazda tereddüt yaratmamak için tek bir endeksin esas alınması tercih edilir. Genellikle TÜFE artış oranı ölçüt olarak kabul edilmektedir.
  • Nafaka artışı, her yıl kararın kesinleşme tarihinin yıl dönümünde uygulanır.

Taleple bağlılık ilkesi gereğince, tarafın yıllık artış talebinde bulunması gerekir. Talep yoksa mahkeme resen artış hükmü kuramaz.

Bu düzenleme, hem nafaka alacaklısının enflasyon karşısında korunmasını, hem de nafaka yükümlüsünün öngörülebilir ve düzenli bir ödeme planına sahip olmasını sağlar.

Değişen Ekonomik Koşulların Sonradan İleri Sürülmesi

Mahkeme tarafından hükmedilen nafaka miktarı kesin ve değişmez değildir. Türk Medeni Kanunu, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarında esaslı değişiklikler meydana geldiğinde nafakanın yeniden belirlenmesine imkân tanır.

  • Nafakanın artırılması: Nafaka alacaklısının ihtiyaçlarının artması (örneğin çocuğun eğitim giderlerinin yükselmesi, sağlık harcamalarının çoğalması) veya nafaka yükümlüsünün gelirinde önemli bir artış yaşanması durumunda talep edilebilir.
  • Nafakanın azaltılması: Nafaka yükümlüsünün işini kaybetmesi, gelirinde ciddi düşüş olması ya da yeni evlilik yaparak başka çocuklarının olması gibi hallerde gündeme gelir.
  • Nafakanın kaldırılması: Nafaka alacaklısının yeni bir iş bularak gelir elde etmesi, evlenmesi ya da yoksulluk durumunun ortadan kalkması halinde mümkündür.

Bu değişiklikler için taraflardan birinin mahkemeye başvurması gerekir; nafaka kendiliğinden değişmez. Davacı, koşulların önemli ölçüde değiştiğini somut delillerle ispat etmek zorundadır.

Hakim, güncel ekonomik verileri dikkate alarak, nafaka miktarını artırabilir, azaltabilir veya tamamen kaldırabilir. Böylece, zaman içinde değişen şartlara uyum sağlanarak hakkaniyet ilkesi korunmuş olur.

Nafaka Yükümlülüğü Bulunan Kişi Nafakasını Ödemez ise Olacaklar Nelerdir?

Nafaka ödeme yükümlülüğü bulunan eski eş nafakanın düşmesi için ancak çok özel durumların gerçekleşmesi lazımdır. Boşanma davasında nafaka miktarı neye göre belirleniyor sorusuna cevap veren unsurların sağlanmasının ardından nafaka miktarı düzenli olarak ödenmesi gerekir. Nafaka ödeme döneminde işten ayrılma, maaş kesintisi gibi yaşanan durumlarda nafaka ödeme yükümlülüğü kalkmaz. Sıkıntılı bir süreci kapsamına girse de kişi özel bir durum yaşamadığı süre boyunca nafaka ödemelerini yapar. Nafaka ödenmediği zamanlarda birikir ve toplu şekilde icra memurları yardımıyla alınmaya kadar gider. Ayrıca nafaka ödemesinin geciktirilme durumunda ise faizli şekilde nafaka ödemeleri gerçekleştirilir.

Nafaka Bedeli Arttırılabilir / Azaltılabilir mi?

Değişen koşullar çerçevesinden hükmolunan nafaka yetmiyorsa veya nafaka veren tarafın sonradan değişen mali durumu gerçekleşirse nafakanın artırılması veya nafakanın azaltılması için mahkemeye başvurulabilir. Boşanma davasında nafaka miktarı neye göre belirleniyor merak edilse de sonrasında bu değişen şartlar çerçevesinde miktar üzerinde değişim yapılabilir. Güncel koşulları değerlendiren hakim isteği kabul etmesi sonucu nafakanın bedeli ya arttırılır ya da azaltılabilir. Bu durum aksi ise hakimin isteği ret etmesidir. İstek ret edilirse eski ödeme şekli ile devam edilir.

Peki darp olması halinde darp raporu nasıl alınır? Gelin inceleyelim…

Nafaka Miktarının Belirlenmesine İlişkin Yargıtay Kararları

Nafaka miktarının tespiti konusunda Yargıtay’ın birçok emsal kararı bulunmaktadır. Bu kararlar, hâkimlerin uygulamada dikkate aldığı ölçütleri netleştirmekte ve yerel mahkemelere yol göstermektedir.

  • İştirak nafakası belirlenirken çocuğun ihtiyaçları ile anne-babanın gelir durumu birlikte değerlendirilmelidir. Yargıtay, çocuğun yaşı, eğitim durumu ve ebeveynlerin ekonomik gücüne göre yerel mahkemelerin belirlediği nafaka miktarını çoğu kez denetlemiş, fazla veya yetersiz bulduğu kararları bozmuştur.
  • Nafaka yükümlüsünün yeniden evlenmesi veya başka çocuklarının olması, ödeme gücünü doğrudan etkileyen unsurlardır. Yargıtay, bu gibi hallerde önceki evlilikten doğan nafaka yükümlülüğünün hakkaniyete uygun şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
  • Yoksulluk nafakasında, boşanmada daha ağır kusurlu olmayan ve geçimini sağlayamayacak durumda olan eşin korunması esastır. Yargıtay, yeme, barınma, sağlık, ulaşım gibi temel ihtiyaçları karşılayamayacak geliri olan kişiyi “yoksul” kabul etmektedir.
  • Ayrıca, nafaka artış oranı belirlenirken TÜFE verilerinin esas alınması gerektiği yönünde istikrarlı kararlar verilmiştir.

Bu kararlar göstermektedir ki Yargıtay, nafaka miktarının belirlenmesinde her zaman çocuğun üstün yararı, tarafların ekonomik dengesi ve hakkaniyet ilkesini ön planda tutmaktadır. Böylece, taraflar arasında adil bir denge kurulması amaçlanmaktadır.

Yorum yapın

Hemen Ara