Kasten Yaralama Suçu Ve Cezası

Türk Ceza Kanunu, toplumsal düzeni ve bireylerin temel haklarını koruma amacı taşıyan maddeleri ile yasal sınırları çizer. Bu bağlamda, “kasten yaralama suçu”, kişinin beden bütünlüğünün kasten ihlal edilmesi eylemini tanımlar ve ciddi hukuki sonuçlar doğurur. Madde 86’dan 88’e kadar olan hükümler, failin karşı karşıya kalacağı müeyyideleri, suça özgü halleri ve hukuki süreçleri detaylandırır. Bu yazımızda, sadece kasten yaralama suçunun ne olduğunu değil, aynı zamanda bu suçun cezai yaptırımlarını, unsurlarını, özelliklerini, yargılama usullerini ve suçtan doğan sonuçları ele alacağız. Okurlarımız, Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerinde öngörülen düzenlemelerin kapsamını ve adalet sistemimizdeki pratik uygulamalarını derinlemesine anlayacaklar.

Sayfa İçeriği

Kasten Yaralama Suçu Nedir?

Kasten yaralama suçu, bir kişinin başkasına karşı kasıtlı olarak fiziksel ya da ruhsal zarar vermesi eylemidir. Bu suç, Türk Ceza Kanunu’nda (“TCK”) çeşitli maddelerle düzenlenmiş olup, mağdurun yaralanma derecesine ve suçun işleniş şekline göre farklı cezai yaptırımlar öngörülür.

Kanun koyucu, kasten yaralama suçunun tanımını ve unsurlarını belirlerken, net bir çerçeve çizmiştir. Genel olarak kasten yaralama suçu; kişinin vücut bütünlüğünün, sağlığının kasten bozulması veya ruh sağlığının olumsuz yönde etkilenmesi olarak kabul edilir.

İşte bazı temel noktalar:

  • Kasıtlı Hareket: Failin, mağdurun bedensel veya ruhsal bütünlüğüne zarar verecek şekilde hareket etmesi gerekir.
  • Sonuç: Bu hareketin neticesinde, mağdurun bedensel veya ruhsal sağlığının bozulması söz konusu olmalıdır.
  • Hukuksal Yaptırım: Kişinin kasıtlı bir şekilde zarar vermesi halinde TCK’ya göre hukuki sonuçlar doğar ve ceza yargılaması süreci başlar.

TCK’nın 86, 87 ve 88. maddeleri, kasten yaralama suçunun ağırlık derecesine göre değişen cezai düzenlemeler içerir ve her bir yaralamanın niteliğine göre hukuki sonuçlar farklılık gösterir. Kasten yaralama suçu, basit yaralama ve nitelikli yaralama olarak iki ana kategoriye ayrılır ve her biri için farklı ceza süreçleri uygulanır.

Bu suç türünde en önemli husus, failin fiili gerçekleştirdiğinde bir zarar verme kastının olmasıdır. Kasıt olmaksızın yapılan eylemler, “taksirle yaralama” olarak değerlendirilir ve farklı hukuki sonuçlar doğurur.

Kasten yaralama suçu çeşitli şiddet ve koşullarda işlenebilir ve uygulanacak ceza tespit edilirken, mağdurun uğradığı zararın derecesi de dikkate alınır. Bu noktada failleri adalete teslim etmek ve mağdurların haklarını korumak adına, TCK’daki düzenlemeler büyük önem taşır.

Kasten Yaralama Suçunun Kanun Metni

Kasten yaralama:

Madde 86- 

  1. Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
  2. Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde, mağdurun şikâyeti üzerine, dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasına hükmolunur.  Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı altı aydan az olamaz.
  3. Kasten yaralama suçunun;
    • Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı,
    • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
    • Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
    • Silahla,
    • Canavarca hisle,

İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında, (f) bendi bakımından ise bir kat artırılır.

Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama:

Madde 87- 

  • Kasten yaralama fiili, mağdurun;
    • Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına,
    • Konuşmasında sürekli zorluğa,
    • Yüzünde sabit ize,
    • Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma,
    • Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun vaktinden önce doğmasına,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, bir kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamaz.

  • Kasten yaralama fiili, mağdurun;
    • İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine,
    • Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine,
    • Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına,
    • Yüzünün sürekli değişikliğine,
    • Gebe bir kadına karşı işlenip de çocuğunun düşmesine,

Neden olmuşsa, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, iki kat artırılır. Ancak, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde beş yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde sekiz yıldan az olamaz.

  • Kasten yaralamanın vücutta kemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye göre belirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır.
  • Kasten yaralama sonucunda ölüm meydana gelmişse, yukarıdaki maddenin birinci fıkrasına giren hallerde sekiz yıldan on iki yıla kadar, üçüncü fıkrasına giren hallerde ise on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi

Madde 88-(1) Kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi halinde, verilecek ceza üçte ikisine kadar indirilebilir. Bu hükmün uygulanmasında kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesine ilişkin koşullar göz önünde bulundurulur.

Kasten Yaralama Suçunun Özellikleri

Kasten Yaralama Suçunda Soruşturma Usulü 

Kasten yaralama suçunda soruşturma basit yaralama suçu işlendiyse şikayete tabi olarak görülür. Basit olmayan kasten yaralama suçunda ise soruşturma resen yürütülür. Soruşturma yazılı ve sözlü olarak yapılabilmektedir. Şikayet süresi azami 6 aydır. 

Kasten Yaralama Suçunda Kovuşturma Usulü 

Kasten yaralama suçunun basit halinde kovuşturma Asliye ceza mahkemesinde yapılır. Ayrıca mahkeme seri yargılama usulü ile yargılama yapabilmektedir. Üst sınırı 5 yılı açan kasten yaralama eylemlerine ait kovuşturmaya bakmakla görevli mahkeme ise Ağır ceza mahkemeleridir. 

Kasten Yaralama Suçunda Gözaltı Hükümleri

Kasten yaralama suçu kapsamında göz altı kararı verilebilmektedir. Göz altı kararı nöbetçi sulh ceza mahkemesi tarafından, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet Savcılığı tarafından verilebilmektedir. 

Kasten Yaralama Suçunda Tutuklama Tedbiri

Kasten yaralama suçunda kuvvetli suç şüphesinin varlığı ve Ceza Muhakemesi Kanunu 100. Madde de yer alan şartların gerçekleşmesi halinde tutuklama kararı verilebilecektir. 

Kasten Yaralama Suçunda Uzlaşma Kurumu

5271 Sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 253’üncü maddesi çerçevesinde, kasten yaralama suçlarıyla ilgili uzlaşma süreci şu şekildedir. Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen bazı suç türleri için, soruşturma ve kovuşturmanın, şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırma girişimine tabi tutulur.

Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. Maddesi ise “Kasten yaralama fiilinin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbî müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde” eylemin, şikayete tabi olması nedeniyle uzlaşmaya tabi olduğunu belirtir.

Türk Ceza Kanunu’nun 253/1-b maddesine göre, şikayete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanunu’nun 86/1 ve 2. Maddesi ile Türk Ceza Kanunu’nun 88. Maddesinde belirtilen kasten yaralamanın ihmali davranışla işlenmesi durumu, uzlaşma sürecine tabi tutulabilir. Ancak, aşağıdaki durumlar Türk Ceza Kanunu’nun 86/3 maddesinde belirtildiği gibi uzlaşma kapsamı dışındadır:

  • Üstsoya, altsoya, eşe veya kardeşe karşı,
  • Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,
  • Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle,
  • Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
  • Silahla işlenmesi durumunda.

Bu hükümlere göre, söz konusu durumlar uzlaşma yoluna gidilemeyecek istisnai durumlar olarak kabul edilmektedir.

Kasten Yaralama Suçunda Korunan Değer

Kasten yaralama suçunda korunan hukuki değer kişinin vücut dokunulmazlığı ve vücut bütünlüğünün korunmasıdır. Bu değer anayasal haklardan gelmektedir. 

Kasten Yaralama Suçunun Unsurları

Kasten Yaralama Suçunun Maddi Unsurları

– Kasten Yaralama Suçunda Fail

Kasten yaralama suçunda fail herkes olabilmektedir. Sadece kişilere özgü bir suçtur. Tüzel kişilik tarafından işlenmesi mümkün değildir. 

– Kasten Yaralama Suçunda Mağdur

Kasten yaralama suçunda mağdur tüzel kişiler hariç herkes olabilir. Fakat suçun altsoy, üst soy veya eşe karşı işlenmesi halinde suçun nitelikli hali gerçekleşmiş olacaktır. 

– Kasten Yaralama Suçunun Konusu

Kasten yaralama suçu, temelde kişinin vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğüne karşı işlenen bir suçtur. Bu hüküm, kişinin vücuduna kasıtlı olarak acı verilmesini veya sağlığının, algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan her türlü fiili içermektedir. Bu suç, bir kişinin bedensel bütünlüğüne yönelik kasti hareketleri kapsar ve bu tür eylemler, hukuki açıdan ciddi bir suç teşkil eder.

Kasten Yaralama Suçunun Manevi Unsurları

Türk Ceza Kanunu’nun 86. ve 87. maddelerinde düzenlenen kasten yaralama suçu, genel kast ile işlenebilen bir suçtur. Bu suç, failin eylemi gerçekleştirirken özel bir kast taşımasına gerek olmaksızın işlenebilir. Aynı zamanda, olası kastla da bu suç işlenebilir. Bu noktada, failin kastı mahkeme tarafından belirlenir ve kastın niteliği, suçun değerlendirilmesi açısından büyük öneme sahiptir.

Örneğin, failin kastı mağduru öldürmeye yönelik ise, ancak yaralama eylemi gerçekleşmişse, faile kasten öldürmeye teşebbüsten ceza verilir. Kastın türü ve amacı, suçun ağırlığını ve niteliğini belirlemede etkili bir faktördür.

Bu suçun işlenmesi için, gerçekleşecek eylemin başkasının vücuduna acı vermesi, sağlığını bozması veya algılama yeteneğini etkilemesi gerekmektedir. Bu durumların varlığı, yaralama suçunun oluşmasını sağlar.

Kasten Yaralama Suçunun Özel Görünüş Halleri

Kasten Yaralama Suçunda Suça Teşebbüs

Kasten yaralama suçunda, suçun tamamlanması için failin eylemiyle başkasının vücuduna acı verilmesi, sağlığının zarar görmesi veya algılama yeteneğinin bozulması gerekmektedir. Bu suç, kişinin bedensel bütünlüğüne kasıtlı müdahalenin sonucunda ortaya çıkar.

Bu hukuki kavram, bir kişinin diğerinin vücuduna bilinçli olarak acı verilmesini içerir ve bu durumda suç tamamlanmış olur.

Kasten yaralama suçunda yapılan eylemin herhangi bir nedenden dolayı kesilmesi durumunda suça teşebbüs gerçekleşmiş olacaktır. 

Kasten Yaralama Suçunda Suça İştirak

Kasten yaralama suçu, iştirak halinde gerçekleştirilebilen bir suç türüdür. İştirak, bir suça birden fazla kişinin katılması durumunu ifade eder ve bu kişilere “iştirakçiler” denir. Kasten yaralama suçunda iştirak, aşağıdaki yöntemlerle gerçekleşebilir:

  • Müşterek Faillik: Bu durumda, iştirakçiler suçu birlikte ve aynı anda işlerler. Müşterek failler, suçun işlenmesinde eşit derecede sorumludur ve bu durumda her biri suçun tamamından sorumlu tutulabilir.
  • Azmettirme: Azmettirme, bir kişinin başkasını suç işlemeye teşvik etmesi veya yardım etmesidir. Azmettiren kişi, suçun işlenmesinden dolayı sorumludur ve suçun planlanmasında etkin bir rol oynar.
  • Yardım Etme: Yardım etme, suçun işlenmesinde başkasına herhangi bir şekilde yardım etmeyi içerir. Yardım eden kişi, suçun işlenmesinden dolayı sorumludur, ancak bu sorumluluk derecesi, yardımın niteliğine ve suçun işleniş şekline bağlı olarak değişebilir.

Kasten yaralama suçunda suça iştirak eden kişilerin sorumluluğu, suçun işlenme şekline, iştirakçilerin kusur durumuna ve suçun sonucuna göre değişkenlik gösterebilir. Her iştirakçinin rolü ayrı ayrı değerlendirilir ve suçun işlenmesindeki katkılarına göre cezai sorumlulukları belirlenir.

Kasten Yaralama Suçunda İçtima

Kasten yaralama suçunda içtima mümkündür. Kasten yaralama suçuyla ilgili olarak, aynı nitelikte birden fazla hareketin varlığı, suçun içtimai sonucunu oluşturmayacaktır. Örneğin, failin mağdura birkaç yumruk atması durumunda, bu olay tek bir suç oluşturacaktır. Benzer şekilde, başlangıçta yumruk kullanılan bir eylemin daha sonra kesici veya delici bir aletle devam etmesi durumunda da, bu farklı hareketler tek bir suç olarak değerlendirilecektir.

Ancak, dikkate alınması gereken önemli bir husus, hakimin ceza tayininde tehlikenin ağırlığına, mağdura verilen zarara ve eylemin niteliğine odaklanmasıdır. Bu durumda, ceza miktarının belirlenmesi sürecinde alt sınırdan sapma olabilecektir. Failin mağdura yönelik eyleminin zaman içinde nasıl geliştiği de önemlidir. Bu bağlamda, tek bir suçtan ziyade, birden fazla yaralama eylemi gerçekleşmiş olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır.

Kasten Yaralama Suçunda Tekerrür 

Tekerrür, daha önce işlenen bir suçtan mahkum olan bir kişinin aynı suçu tekrar işlemesi durumunu ifade eder.

Kasten yaralama suçunda, tekerrür durumu için ilk suçun kesinleşmiş olması gerekmektedir. İlk suçun kesinleşmesi, hükmün infaz edilmiş olması veya zamanaşımı sürecinin tamamlanmasından sonra meydana gelebilir.

İlk suçun kesinleşmesinden sonra, aynı suçu işleyen kişi için tekerrür hükümleri devreye girebilir. Bu durumda, failin cezası artırılır. Tekerrür hükümleri, suçun tekrar işlenmesi durumunda caydırıcılığı artırmayı amaçlar.

Tekerrür durumu, hukuki bir kavram olarak, daha önce suç işlemiş bir kişinin tekrar aynı suçu işlemesi halinde cezai sorumluluğunun artırılmasıyla ilgilidir.

Kasten Yaralama Suçunun Cezası

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır ve bu eylemin gerçekleştirildiği şartlara bağlı olarak farklı ceza seviyeleri öngörülmektedir. Kasten yaralama fiili, mağdurun vücut bütünlüğünün veya sağlığının bozulmasına neden olacak şekilde bir saldırıyı ifade eder. Bunun yanı sıra cezai müeyyideler, yaralamanın niteliğine ve sonuçlarına göre değişkenlik gösterir.

  • Yaralamanın; basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde olmaması durumunda verilecek ceza dört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. 
  • Yaralamanın; basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek ölçüde olması durumunda verilecek ceza 1 yıldan 3 yıla  kadar hapis cezası ya da adli para cezasıdır. 
  • Yaralamanın; Üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı, Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, Kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, silahla veya canavar bir hisle işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılır. 
KANUN MADDELERİ:SUÇUN CEZASI:
Madde 86 Kasten YaralamaBir yıldan üç yıla kadar hapis cezası.
86/2 Basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte yaralamaDört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezası.
Nitelikli YaralamaVerilecek Ceza bir kat arttırılır. 
Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralamaBir veya iki kat arttırılır. 5 yada 8 yıldan az olmayacak şekilde.
Yaralamanın ihmali bir davranışla gerçekleşmesi3/2’ye kadar indirim yapılır.

Bu cezaların uygulanmasında lehe olan hükümler ve şartlar da bulunmaktadır. Örneğin, şikayetin geri alınması veya uzlaşmanın sağlanması gibi durumlar, kasten yaralama suçu ile ilgili yargılama sürecini ve sonuçlarını etkileyebilir. Dolayısıyla her bir dava kendi içinde değerlendirilerek ilgili maddeler uyarınca hukuki süreç işletilir.

Kör Etme Cezası

Körlük, kişinin yaşam kalitesini ve sosyal ilişkilerini olumsuz yönde etkileyen ciddi bir sakatlıktır. Maddenin gerekçesinde, kör etmenin, kasten yaralama suçunun en ağır nitelikli hallerinden biri olduğu belirtilmiştir. Türk Ceza Kanunu 87. Madde de a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olunmuşsa verilecek cezanın 1 kat arttırılacağını, verilecek ceza, birinci fıkraya giren hallerde üç yıldan, üçüncü fıkraya giren hallerde beş yıldan az olamayacağı belirtilmiştir. 

Bıçaklama Cezası

Türk Ceza Kanunu’na (TCK) göre, bıçaklama, kasten yaralama suçunun bir şeklidir. Bıçak bir silah türüdür. Bıçaklama eyleminin cezası ilk olarak 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Kasten yaralama eyleminin bıçakla yani silahla işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır. Ayrıca eylemin TCK 87. De sayılan hallere neden olması halinde ise yarı oranın arttırılmasının yanında 87. Madde de öngörülen hükümler uygulanacaktır. Sonuç olarak bıçaklama eyleminin cezası her olaya göre değişmektedir. 

Yumruk Atmanın Cezası

Basit bir yumruk atıp, kemik kırılasına yada yüzde herhangi bir ize sebebiyet verilmemesi durumunda yumruk atmanın cezası 4 aydan 1 yıla kadar hapis cezasıdır. Yumruğun kemik kırığına neden olması halinde kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır. Ayrıca yine eşe, altsoya üst soya karşı işlenmesi halinde verilecek ceza daha da artacaktır. 

Burun Kırma Cezası

Yapılan bir eylem sonucu bir kişinin burnunun kırılmasına neden olunması durumunda neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama meydana gelecektir. Bu noktada Türk Ceza Kanunu 87. Madde uyarınca kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre, yarısına kadar artırılır. Ayrıca yine suçun işlendiği kişi eş, alt soy veya üst soy ise verilecek ceza arttırılacaktır. 

Hafif Darpın Cezası

Halk arasında hafif olarak adlandırılan darp basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralamadır. Hafif darpın cezası Türk Ceza Kanunu 86/2 uyarınca ört aydan bir yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Fakat kanun koyucu burada bir sınır getirmiş. Basit yaralama suçunun kadına karşı işlenmesi halinde cezanın en alt sınırının 6 aydan az olmayacağına hükmetmiştir. 

Kadına Darpın Cezası 

Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere bir kişiye karşı darp basit tıbbı müdahale ile giderilebilecek nitelikte olması halinde 4 aydan 1 yıla kadar hapis, BTM ile giderilemeyecek bir yaralama olması durumunda 1 yıldan 3 yıla kadar hapistir. Fakat darp eyleminin bir kadına karşı işlenmesi durumunda 86/2. Madde uyarınca cezanın alt sınırı 6 aydan az olamayacaktır. 

Eşe Darpın Cezası 

Yukarıda detaylıca açıklandığı üzere normal kişiye karşı yaralama fiilinin işlenmesi halinde basit yaralama suçunun cezası 4 aydan 1 yıla kadar hapis, normal yaralama suçunun cezası 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezasıdır. Kasten yaralama eyleminin eşe karşı gerçekleştirilmesi halinde ise TCK 86/3. Maddesi uygulama alanı bulacaktır. Yani ilgili maddeye göre; eşe darpın cezası İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın, verilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır. 

Kasten Yaralama Suçunda Görevli Mahkeme

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda önemli bir yer tutmakta ve bu suçun işlenmesi durumunda kişilerin yargılanacağı görevli ve yetkili mahkeme hususu, suçun niteliğine göre değişiklik göstermektedir. Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması aşamalarında görev alacak olan mahkeme, suçun işleniş biçimi ve sonucuna göre belirlenir.

  • Sulh Ceza Mahkemeleri: Yaralama eylemleri sonrasında failin tutuklu yada tutuksuz yargılanmasına karar verecek mahkemedir. 
  • Asliye Ceza Mahkemeleri Genellikle basit kasten yaralama suçu hallerinde görev alır. Bu tür yaralamalar, hafif tıbbi müdahale ile giderilebilen durumları ifade eder.
  • Ağır Ceza Mahkemeleri: Daha ciddi yaralama eylemleri için görevli olan mahkemelerdir. Ağır yaralama veya ölüme sebebiyet verme gibi daha ağır sonuçlarla bağlantılı kasten yaralama suçları bu mahkemelerde görülür. 5 yıl ve üzeri yaralama suçlarına bakar. 

Suçun ağırlığı ve mağdurun maruz kaldığı zarar, cezanın belirlenmesinde ve mahkeme sürecinin yönlendirilmesinde önemli rol oynar. Kısacası, kasten yaralama suçu işleyen kişilerin, suçun şiddetine ve şartlarına göre yargılandıkları görevli mahkemeler, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu’nun gereklilikleri doğrultusunda belirlenmektedir.

Kasten Yaralama Suçunda Yetkili Mahkeme

Kasten yaralama suçu bakımından kamu davasının açılması, suça ilişkin delillerin toplanması ve bu deliller ışığında yürütülen soruşturmanın ardından gerçekleşir. Yetkili mahkeme, suçun işlendiği yer mahkemesidir. 

Kasten Yaralama ve Suçunda Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Kasten yaralama suçu, bireyler arasında sıklıkla rastlanan ve ceza hukukunda ciddi yaptırımlara tabi tutulan bir suç türüdür. Ancak her olay, her suç aynı şekilde ele alınmamalıdır. Bazen, “Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması” (HAGB) yoluyla, suç işleyen kişiye ikinci bir şans tanınabilmektedir. Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl (2) veya daha az süreli hapis veya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. 

HAGB, aslında bir nevi denetim sürecidir ve şu durumlarda uygulanabilir:

  • Suçun kasten yaralama suçu olması,
  • Failin daha öncesinde kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması,
  • Mahkemenin, failin bir daha suç işlemeyeceğine kanaat getirmesi.

Kasten Yaralama Suçu ve HAGB İşleyişi

  • Süreç Başlangıcı: Mahkeme, suçu sabit bulsa dahi hüküm açıklamayı geri bırakabilir.
  • Denetimli Serbestlik: Faile belirli yükümlülükler getirilebilir, bu süreçte denetimli serbestlik tedbirleri uygulanır.
  • Başarı Durumu: Eğer fail, belirtilen deneme süresi içerisinde yeni bir suç işlemez ve yükümlülüklerine uyar ise, kasten yaralama suçu sabit olmuş olsa dahi dava düşer.

Bu süreçte, faile verilen şansın, hem kişisel rehabilitasyon hem de toplumsal barış için önemli olduğunu belirtmek gerekir. Ancak unutmamak gerekir ki, HAGB bir af değildir ve bu sürecin sonunda suçun ayıbı ortadan kalkmaz. Yine de, bireyin topluma tekrar kazandırılması noktasında önemli bir fırsattır.

TCK Madde 88, Haksız Tahrik ve Meşru Savunmanın Cezaya Etkisi

Türk Ceza Kanunu’nda “kasten yaralama suçu” işleyen kişinin, karşılaşabileceği cezai sonuçlar belirli unsurlara göre değişiklik gösterir. Bunlardan ikisi haksız tahrik ve meşru savunma durumlarıdır. TCK madde 29, bu iki unsurun cezaya etkisini açıklamaktadır.

  • Haksız Tahrik: Fail, haksız bir hareketle tahrik edilmişse ve bu yüzden kasten yaralama suçu işlemişse, verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilebilir.  Tahrik edici durumun ağırlığı, cezanın ne ölçüde azaltılacağını belirler.
  • Meşru Savunma: Bir kimsenin, haksız bir saldırıya uğraması halinde, bu saldırıyı savuşturmak amacıyla yaptığı meşru savunma sırasında başkasını yaralaması durumunda ise, bu eylem suç olarak kabul edilmez.

Kasten yaralama suçu bakımından, meşru savunmanın sınırlarının aşılması halinde bile, eğer bu aşım orantısız değilse, verilecek cezadan vazgeçilebilmektedir. Böylece, TCK hakkaniyetli bir yaklaşım sergileyerek kasten yaralama suçunun cezalandırılmasında, fiilin işleniş şartlarını ve kişinin içinde bulunduğu durumu göz önünde bulundurur.

Bu iki unsur, “kasten yaralama suçu” açısından son derece önemli olup, ceza hukuku pratiğinde savunmanın temel argümanlarından birini oluşturur. Her olayın kendi koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği için, haksız tahrik veya meşru savunma hallerinin varlığı, yargılama sürecinde detaylı bir inceleme ve değerlendirmeyi gerektirir.

Kasten Yaralama Suçunda Şikayet Koşulları ve Zamanaşımı

Kasten yaralama suçu, mağdurun hukuki yollara başvurmasını gerektiren ciddi bir hukuk ihlalidir. Ancak, bu suçla ilgili dava açabilmek için belirli şikayet koşullarının sağlanması şarttır.

  • Şikayet Süresi: Türk Ceza Kanununda öngörüldüğü üzere, kasten yaralama suçunda mağdurun veya kanuni temsilcisinin olayın fark edildiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayette bulunması gerekir.
  • Zamanaşımı: Suçun işlendiği tarihten itibaren fail hakkında cezai takibatın başlatılması için belirli bir süre geçmesi halinde zamanaşımı süreci işlemeye başlar. 

Bu iki unsur, kasten yaralama suçu bakımından hem mağdurların haklarını hem de suçluların hukuki güvencelerini yakından ilgilendiren kritik faktörlerdir. Adalet sisteminde zamanlama, suçun soruşturulma ve kovuşturulma sürecindeki işleyişi doğrudan etkiler. Bu nedenle, kasten yaralama suçu mağdurları, haklarını etkili bir şekilde kullanabilmek adına yasal süreleri dikkatli bir şekilde takip etmelidir.

Kasten Yaralama Suçunda Uzlaşma ve Şikayetten Vazgeçme

Kasten yaralama suçu, mağdur ve fail arasında uzlaşma yoluyla çözümlenebilen bir suç türüdür. Bu suçta, tarafların anlaşması halinde, dava süreci başlamadan ya da devam ederken durdurulabilir ve yargılamanın sona ermesi mümkündür. Uzlaşma süreci, taraflar arasında gönüllülük temel üzerine inşa edilir ve şikayetten vazgeçme hakkı korunur. İşte bu sürecin işleyişine dair bazı önemli noktalar:

Kasten Yaralama ve Uzlaşma

  • Failin, mağdurun zararını gidermesi veya tazminat ödemesi gibi koşulların yerine getirilmesi halinde mağdurun şikayetinden vazgeçebilmesi.
  • Uzlaşmanın, her iki tarafın da rızası dahilinde ve adil bir çözümle sonuçlanması şart.

Kasten Yaralama ve Şikayetten Vazgeçme

  • Mağdurun herhangi bir aşamada şikayetinden vazgeçme hakkı bulunmaktadır. Bu hak sadece şikayeti tabi olan kasten yaralama suçundadur.
  • Şikâyetin geri alınması, kasten yaralama suçunun soruşturma veya kovuşturma aşamasını sona erdirebilir.

Dikkat edilmesi gereken nokta, uzlaşma ve şikayetten vazgeçme hakkının, suçun niteliğine ve yasada tanımlanmış koşullara bağlı olmasıdır. Kasten yaralama suçu, eğer ağır yaralama kapsamında ise uzlaşma yolu daha kısıtlı olabilir. Bu nedenle, hukuki süreçlerde herhangi bir adım atmadan önce bir avukat ile danışmanız yararlı olacaktır.

TCK 86/2 Şikayetten Vazgeçme

TCK 86/2. Madde kasten yarama fiilinin basit halini oluşturmaktadır. İlgili suç şikayete tabi suçlardandır. Şikayetten vazgeçilmesi halinde suçun kovuşturulması yapılmayacak ve düşme kararı verilecektir. Şikayetten vazgeçme soruşturma aşamasında yapılması halinde kovuşturmaya yer yok kararı savcılık tarafından verilecektir. Ayrıca şikayetten vazgeçme kovuşturma aşamasında yapılması halinde mahkemece düşme kararı verilecektir. 

TCK 86/3 Şikayetten Vazgeçme

TCK 86/3. Maddesi uyarınca şikayetten vazgeçilmesi halinde şikayete tabi bir suç olmadığından kovuşturmaya devam edilecektir. Bu sebeple 86/3. Madde nedeniyle oluşan suçlarda şikayetten vazgeçme bulunmamaktadır. Fakat mağdurun şikayetçi olmaması durumu hakimin takdiri indirimleri uygulamasına olanak sağlanacaktır. 

TCK 86/2 Uzlaşmaya Tabi mi?

Türk Ceza Kanunu’nun 86/2. maddesi uyarınca, basit yaralama suçu uzlaşmaya tabidir, ancak uzlaşmanın gerçekleşebilmesi için mağdurun şikayeti gereklidir. Mağdurun şikayeti bulunması durumunda, fail ile mağdur arasında uzlaşma sağlanabilir. Uzlaşma gerçekleştiğinde, fail hakkında dava açılmaz ve ceza verilmez.

Uzlaşma, suçun tarafları olan mağdur ve fail arasında, suçun etkilerini ortadan kaldırmayı veya hafifletmeyi amaçlayan görüşmeleri içerir. Uzlaşma görüşmeleri genellikle Cumhuriyet savcısı, mağdur ve failin avukatları arasında gerçekleşir. Taraflar arasında anlaşmaya varıldığında, uzlaşma sağlanmış olur.

Uzlaşma durumunda, fail hakkında dava açılmaz ve ceza uygulanmaz. Ancak, uzlaşma, failin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Fail, uzlaşmanın ardından bile suçun mağduruna karşı tazminat ödemek veya diğer hukuki sorumluluklarını yerine getirmekle yükümlüdür. Uzlaşmanın sağlanması, hukuki sonuçlarıyla birlikte, taraflar arasındaki anlaşmanın bir ifadesidir.

Eşe Karşı Basit Yaralamada Uzlaşma

Kasten yaralama suçu, Türk Ceza Kanunu’nda oldukça ayrıntılı bir şekilde ele alınan ciddi suçlardandır. Özellikle eşe karşı işlenen basit yaralama vakalarında, suçun nitelikli halidir. Bu tür davalar kamu düzenindendir. Bu sebeple faillerle mağdurlar arasında uzlaşma yoluna gidilmesi mümkün değildir. 

Kasten yaralama suçunda uzlaşmanın sağlanması, toplumun huzur ve adalete olan inancını güçlendirirken, yargı sistemine olan yükü de hafifletebilir. Ancak, faillerin cezasız kalmaması, kadın haklarının korunması ve suçun önlenmesi açısından, bu sürecin uzlaşma olmadan resen yürütülmesi önemlidir. 

Kasten Yaralamanın İhmali Davranışla İşlenmesi – TCK 88

Türk Ceza Kanunu 88. Maddeye göre kasten yaralama suçu, sadece doğrudan bir eylemle işlenmiş olmakla kalmaz; ihmali bir davranış ile de işlenebilir.  İhmali davranış kapsamında, kişinin eylemi dolaylı bir zarara yol açtığında da kasten yaralama suçundan söz edilebilir. Ancak, bu durumda failin ihmalinin açık ve net bir şekilde yaralanmaya illiyet bağı kurması gerekmektedir.

  • Kasten yaralama suçu ve ihmal:
    • Fail, zararın oluşumunda dolaylı bir rol oynar.
    • Yaralamanın oluşması için failin kasıt taşıması gerekmez; ihmal ve dikkatsizlik yeterlidir.
    • Zararın öngörülebilir olması ve önlem alınmaması önemlidir.

Örneğin, bir iş yerinde gerekli güvenlik önlemleri alınmadan çalışma yapıldığında ve bu durum bir işçinin yaralanmasına sebebiyet verdiğinde, işveren kasten yaralama suçu kapsamında ihmal suretiyle yaralama suçu ile sorumlu tutulabilir.

Faile, ihmali davranış sonucu bir kişinin yaralanmasına sebebiyet verdiği için Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri çerçevesinde cezai yaptırım uygulanabilir. Kasten yaralama suçu, ihmali davranışlarla işlendiğinde dahi mağdurun sağlık durumuna göre değişen yaptırımlarla sonuçlanabilir. Bu tür durumlar, ceza hukuku açısından ince ve detaylı bir değerlendirmeyi gerektirir.

Silahla Kasten Yaralama

Kasten yaralama suçunun nitelikli hallerinden biridir. Temel suç, kasten başkasının vücuduna acı verilmesi veya sağlığının ya da ruhsal dengesinin bozulmasına neden olunmasıdır. Ancak, bu eylemin silah kullanılarak işlenmesi durumunda, suçun cezası yarı oranında artırılmaktadır.

Silahla yaralama suçunda, silahın türüne dair bir ayrım yapılmamaktadır. Yaralamaya elverişli herhangi bir araç, silah olarak değerlendirilir. Bu kapsamda, ateşli silahlar, kesici-delici aletler, boğucu gazlar, zehirli maddeler gibi her türlü araç silah olarak nitelendirilebilir.

Suçun cezası, yaralanın ağırlığına bağlı olarak değişmektedir. Eğer yaralama basit bir tıbbi müdahale ile tedavi edilebilecek düzeyde ise, faile 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezası uygulanır. Ancak yaralama, basit müdahale ile giderilemeyecek bir nitelikte ise, faile 3 yıldan 12 yıla kadar hapis cezası verilir.

Silahla yaralama suçunda, failin cezasının artırılması için yaralama eyleminin silah kullanılarak gerçekleştirilmesi yeterlidir. Failin, yaralama eylemini kasıtlı olarak gerçekleştirmiş olması, suçun oluşması için gerekli değildir. Örneğin, failin haksız tahrik altında veya meşru müdafaa içinde silahla yaralama eylemini gerçekleştirmesi durumunda, fail yine de silahla yaralama suçundan cezalandırılır.

Basit Yaralamada Savunma

Türk Ceza Kanunu’nun 86. maddesinde düzenlenen basit yaralama suçu, kasten başkasının vücuduna acı verilmesi veya sağlığının ya da ruhsal dengesinin bozulmasına neden olunması durumunu kapsamaktadır. Bu suç, mağdurun şikayeti üzerine soruşturulup kovuşturulur. Basit yaralama suçuyla ilgili savunma stratejileri ise şu şekilde yapılabilmektedir:

  • Yaralama eyleminin gerçekleşmediğini ileri sürmek: Bu savunma, yaralama eyleminin hiç yaşanmadığını, mağdurun kendini yaraladığını veya başka bir kişinin müdahalesi sonucu yaralandığını iddia eder. Bu savunma için olayın gerçekleşmediğine dair delillerin sunulması gereklidir.
  • Yaralama eyleminin kasten işlenmediğini ileri sürmek: Savunma, yaralama eyleminin kasten gerçekleşmediğini, kazayla veya haksız tahrik altında işlendiğini öne sürer. Bu savunma için olayın kazayla veya haksız tahrik altında gerçekleştiğini gösteren deliller sunulmalıdır.
  • Yaralama eyleminin failin kusuruyla işlenmediğini ileri sürmek: Savunma, yaralama eyleminin failin kusuruyla değil, meşru müdafaa, zorunluluk hali veya sınırı aşan haklı bir nedenle işlendiğini iddia eder. Bu savunma için olayın meşru müdafaa, zorunluluk hali veya sınırı aşan haklı bir nedene dayandığını gösteren deliller sunulmalıdır.

Basit yaralama suçunda etkili bir savunma için, iddianamedeki iddialara ve delillere karşı somut argümanlar ortaya konmalıdır. Olay yerindeki kamera kayıtları, tanık ifadeleri veya diğer deliller, savunmanın dayandığı iddiaları desteklemelidir. Savunmanın hukuki dayanakları güçlü olmalı ve somut delillere dayanmalıdır. Bu şekilde, savunma stratejisi mahkemede etkili bir şekilde uygulanabilir.

Basit Yaralama Sicile İşler Mi?

Kasten yaralama suçu Türk Ceza Kanunu kapsamında değerlendirildiğinde, hafif yaralama sayılabilecek eylemler de dâhil olmak üzere farklı durumları beraberinde getirebilmektedir.

Peki, bu tür suçlar sicile işler mi? İşte bu sorunun yanıtları:

  • Hapis cezası ile adli para cezaları kararları adli sicil kaydına işlenir. Bu bağlamda kasten yaralama suçu da  sicilde yer almaya devam edecektir. Adli para cezasına ilişkin ceza ile hapis cezası kesinleşmeden sonra sicile kaydedilir. Adli para cezası ödendikten sonra sicilden otomatik olarak silinmez. Ancak kasten yaralama eylemi neticesinde HAGB alınması ve denetim süresince suç işlenmemesi halinde kasten yaralama suçu sicile işlemeyecektir. 

Bununla birlikte, kasten yaralama suçu sebebiyle mahkum olan kişinin toplum içindeki iş ve sosyal yaşantısına bu kayıtların olumsuz etki etme potansiyeli göz ardı edilemez. Temel nokta, hukuki prosedürlerin izlenmesi ve adli kayıtların şeffaf bir biçimde yönetilmesi gerektiğidir. Unutulmamalıdır ki her birey, ikinci bir şansa sahip olabilmeli ve adaletin gereklilikleri çerçevesinde hareket etmelidir.

Sıkça Sorulan Sorular

Kasten Yaralama Suçu Nedir?

Kasten yaralama suçu, bir kişinin başka bir kişiye kasıtlı olarak bedensel zarar vermesi veya sağlığını bozması eylemidir. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 86. maddesinde düzenlenmiştir ve bu eylem, fiziksel şiddet ya da herhangi bir araçla gerçekleştirilebilir. Mağdurda geçici ya da sürekli bir sağlık bozukluğu oluşması durumunda, fail hakkında kasten yaralama suçundan dolayı kamu davası açılır.

Kasten Yaralama Suçu İçin Öngörülen Cezalar Nelerdir?

TCK’nın 86. maddesi uyarınca, basit yaralama eğer şikayete bağlı değilse 1 yıla kadar hapis cezası öngörülürken, şikayete bağlı olması durumunda suç unsuru oluşmaz ve suç duyurusu için mağdurun şikayetçi olması gerekir. Eğer yaralama sonucu kemik kırılması gibi ağır neticeler ortaya çıkmışsa, fail 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılabilir (TCK madde 87). Ayrıca bazı ağırlaştırıcı nedenler varsa (TCK madde 88) cezalar daha da ağır olabilir.

TCK Madde 88 İle Hangi Durumlar Ağırlaştırıcı Sebep Olarak Kabul Edilir?

Kasten yaralama suçu işlenirken TCK’nın 88. maddesinde sayılan ağırlaştırıcı sebeplere bakılır. Bunlar arasında mağdurun eş veya üstsoy, altsoy gibi yakın bir akraba olması, suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, kamuya açık yerde işlenmesi ve mağdurun iş göremez hale gelmesi gibi durumlar bulunur. Bu tür ağırlaştırıcı sebeplerin varlığında, verilecek ceza artırılarak hükmedilir.

Kasten Yaralama Suçunda Zamanaşımı Süresi Ne Kadardır?

Kasten yaralama suçlarında zamanaşımı süresi, suçun işlendiği tarih ve suçun mahiyetine bağlı olarak değişkenlik gösterir. TCK’ya göre basit yaralama suçlarında zamanaşımı süresi genellikle 8 yıldır. Ancak suçun niteliği ve işleniş biçimi ağırlaştırıcı unsurlar içeriyorsa bu süre daha da uzayabilir. Önemli olan, zamanaşımı süresinin başlangıcının suçun işlendiği tarih olduğudur ve bu süre zarfında suçun cezai takibata uğraması veya mahkeme tarafından hüküm verilmesi, zamanaşımını durdurur ya da keser.

TCK 86 Şikayete Tabi Midir?

TCK 86/1 ve 86/2 şikayete tabidir. TCK 86/3 ise şikayete tabi değildir. TCK 86/1 ve 86/2. Maddelerden şikayetçi olan müştekiler şikayetlerinden vazgeçmesi halinde, dava soruşturma aşamasında ise kovuşturmaya yer yok kararı verilecektir. Dava kovuşturma aşamasında ise mahkeme tarafından düşme kararı verilecektir.

TCK 86/3 Uzlaşmaya Tabi Midir?

TCK 86/3. Maddesi uzlaşmaya tabi değildir. Kamu davası niteliğindedir. Kasten yaralama suçunun ağırlamış halidir. Bu sebeple bu suç hakkında uzlaşma kanunun uygulanmasının olanağı bulunmamaktadır. 

Kasten Yaralama Hangi Mahkemede Görülür?

Kasten yaralama suçu Asliye Ceza Mahkemelerinin görev alanına girer. Fakat yapılan kasten yaralama eylemi sonucunda neticesi sebebiyle bir ölüme neden olunduysa davaya ağır ceza mahkemesi bakar. 

Kasten Yaralama Suçunda Para Cezası Ne Kadar?

Her sebep ve olay ayrı ayrı değerlendirileceğinden belirli bir rakam vermek mümkün değildir. Kasten yaralama suçunda alınacak hapis cezasına göre para cezasına hükmedilir. Ayrıca para cezasının yanında suç kesinleştikten sonra suçtan mağdur olan sanığa karşı tazminat davası açabilecektir. Burada tazminatı etki eden husus yaralanmanın ağırlığıdır. 

Sonuç: Bu yazıda, TCK madde 86-87-88 kapsamındaki kasten yaralama suçu, cezaları, unsuru, şikayet ve uzlaşma durumu ayrıca tüm hukuki süreç hakkında bilgi edinebilirsiniz. Bizlere ulaşmak için buraya tıklayınız.

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara