Tehdit Suçu, Şartları Ve Cezası – (TCK 106)

Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında işlenen suçların anlaşılması ve mevcut hukuki süreçlerin doğru takip edilmesi ceza avukatı olarak vatandaşlık görevimizdir. Bu blog yazımızda, toplumun huzur ve güvenliğini doğrudan ilgilendiren ciddi suçlardan biri olan “tehdit suçu”nu mercek altına alıyoruz. “Tehdit Suçu, Şartları ve Cezası – (TCK 106)” başlıklı bu yazımızda, tehdit suçunun ne olduğunu ve temel tanımını incelerken, suçun hukuki şartlarını ve unsurlarını da detaylı bir şekilde ele alacağız. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) gibi sürecin özgün yönlerinden basit tehdit suçuna, nitelikli tehdit hallerinden sağlık çalışanlarına yönelik tehdide kadar geniş bir yelpazede bilgi vereceğiz. Sonrasında da silahla tehdit ve elektronik yollardan yapılan tehdit gibi spesifik durumları da gözden geçireceğiz. Bu zorlu ve karmaşık konunun, hukuki çerçevede net bir şekilde anlaşılmasını sağlamayı hedefliyoruz.

Tehdit Suçu Nedir ve Temel Tanımı

Tehdit suçu, insanların en temel huzur ve güven duygularını zedeleyebilecek suç türlerinden biridir. Bu suç, bir kişinin başka bir kişiyi herhangi bir şekilde yaralayacağı veya ona zarar vereceği yönünde endişe yaratması ile gerçekleşir. Genel olarak TEHDİT SUÇU, bireyin özgürlüğünü, mal varlığını ya da yakınlarının güvenliğini tehlikeye atma korkusu uyandıran her türlü davranışı kapsar.

Bu suçun temel tanımı için temel kriterler şunlardır:

  • Tehdit eden kişinin ciddi ve inandırıcı olması,
  • Mağdurun bu tehdidi ciddiye alarak kendisini veya yakınlarını tehlikede hissetmesi,
  • Tehdit edilen zararın hukuka aykırı bir fiil olması.

TEHDİT SUÇU ile karşı karşıya kalan şahısların yaşadığı korku ve endişe, bu suçun toplumda yarattığı olumsuz etkinin de bir göstergesidir. Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde tanımı ve ceza hükümleri belirtilen tehdit suçu, kişiler arası ilişkilerde ciddi bir suistimal aracı olarak karşımıza çıkabilmektedir. Bu bağlamda, tehdit suçu ele alınırken yasal prosedürlere ve suçun özelliklerine dikkat edilmelidir.

Tehdit Suçu Cezası (TCK 106)

Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) tehdit suçu, 106. maddede düzenlenmiş bir unsur olarak karşımıza çıkar. Bu maddeye göre, bir kişi şiddet kullanacağını ya da bir başkasına zarar vereceğini söyleyerek, mağduru korkutup, endişeye sevk ediyorsa tehdit suçu işlemiş olur. Burada önemli olan husus tehdidin mala ve cana karşı yapılmış olmasıdır. Peki, TCK’da tehdit suçunun kapsamı tam olarak nedir ve hangi cezaları beraberinde getirir?

Tehdit Suçu Cezaları:

Hayata karşı basit tehdit6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası
Mala karşı basit tehdit6 aya kadar hapis veya adli para cezası
Kadına Karşı Tehdit9 aydan 2 yıla kadar hapis cezası
Silahla Tehdit2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası
Kişinin Kendisini Tanınmayacak Bir Hale Koyması Suretiyle, İmzasız Mektupla Veya Özel İşaretlerle Tehdit2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası
Birden fazla kişi tarafından birlikte Tehdit2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası
Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası

Tehdit suçu, mağduru psikolojik baskı altına alarak, onun özgür iradesini etkileyebilecek bir harekettir. TCK 106, hem bireyleri hem de toplumsal huzuru korumak amacıyla belirlenmiş cezaları içerir. Suçun önlenmesinde ve mağdurun korunmasında kritik bir yere sahiptir. Bu yüzden “TEHDİT SUÇU” ciddiye alınması gereken yasal bir konudur ve herkes tarafından bilinmesi önem taşır.

Tehdit Suçunun Hukuki Şartları ve Unsurları

Tehdit suçu, bir kişinin başkasına karşı cebir ve şiddet uygulama veya kötü sonuçlar doğuracak durumlar yaratabileceği konusunda korku yaratmasını içerir. TEHDİT SUÇUnun oluşabilmesi için bazı hukuki şartlar ve unsurların varlığı gereklidir.

  • Kasten Yapılma: Suçun işlenebilmesi için failin kasten hareket etmiş olması gerekmektedir.
  • Ciddi ve İnanılabilir Olma: Tehdit, mağdur tarafından ciddi ve inanılabilir algılanmalıdır. Boş tehditler bu suçu oluşturmaz.
  • Mala ve Cana Karşı yapılmış olma: Tehdit cana ve mala karşı yapılmış olmalıdır. Cana ve mala karşı yapılmış olmayan tehditler tehdit sayılmamaktadır. 
  • Hukuki Korunan Değer: TEHDİT SUÇUnda korunan asıl değer, bireyin huzuru ve özgürlüğüdür.

Özetle, TEHDİT SUÇU bireylerin psikolojik bütünlüğünü ve özgür iradeyle karar verme kabiliyetini korumayı hedefler. Tehdidin şekli ve içeriği, kanun önünde bir suç oluşturacak biçimde olmalıdır. Bu suçun yasal düzenlemesine Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesi altında rastlanır. Bu maddenin koşullarını sağlamayan durumlar, yasal olarak tehdit suçu kapsamında değerlendirilmez.

Tehdit Suçunun Maddi Unsuru:

Tehdit suçunun 3 unsuru bulunmaktadır. Bunlar fail, mağdur ve harekettir. 

-Fail:

Tehdit suçunda herkes fail olabilmektedir. Sadece tüzel kişiler bu suçun faili olamazlar. 

-Mağdur:

Suç mağdurun sadece belirli bir kişi veya tanımlanabilir bir birey olması gerektiği düşüncesi, genellikle hukuki kavramlarda sıklıkla karşımıza çıkan bir perspektiftir. Ancak, tehdidin hedefi olan kötülük veya haksızlık, her zaman doğrudan mağdurun şahsına yönlendirilmiş olmak zorunda değildir. Bu noktada, tehdit edilen kişi sadece bireyin kendisi değil, aynı zamanda yakınları da olabilir. Bu yakınlar, sadece akraba ilişkileriyle sınırlı olmamakla birlikte, kişinin dostları veya arkadaşları da bu kapsama dahil edilebilir.

Kanun koyucu, bu tür durumları da gözeterek hukuki bir çerçeve oluşturmuş ve tehdit eylemlerinin cezalandırılması için yasal düzenlemeler getirmiştir. Bu düzenlemeler, bireyin veya ona yakın olanların güvenliğini korumayı amaçlar ve tehdit edilen kişinin kimliğini veya ilişkilerini gözetmeksizin, herkesin hukuki koruma altında olmasını sağlar.

-Fiil:

Tehdit suçunun temel işleyiş biçimi, mağdurun kendi hayatına, vücut sağlığına veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırının gerçekleşeceği tehdidiyle ilgilidir. Bu suçta önemli olan nokta, ileride meydana gelebilecek saldırının mağdura önceden bildirilmesidir. Ayrıca, söz konusu saldırının haksız olması gerekmektedir. Tehdit eyleminde, kişinin malvarlığına ciddi zarar vereceğini iddia etmesi veya başka türlü kötülük yapacağını belirtmesi durumunda, kanun koyucu herhangi bir sınırlama getirmemiş, malvarlığına yönelik zararın büyüklüğünü esas almıştır.

Mahkeme, bu durumda mağdurun gelirini, giderini, sosyal yaşantısını ve ekonomik durumunu bir bütün olarak değerlendirir. Malvarlığına yönelik iddia edilen zararın niteliğini belirleyerek, tehdit suçunun gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda karar verir. Bu süreçte hakim, mağdurun malvarlığına yönelik tehdidin ciddiyetini ve olası zararın büyüklüğünü değerlendirir.

Tehdit Suçunun Manevi Unsuru:

Tehdit suçunun manevi unsuru genel kast perspektifinden değerlendirildiğinde, suçu işleyenin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek gerçekleştirmesi önem taşır. Bu, aynı zamanda mağdura yönelik iddia edilen zararın haksız olması gerektiği anlamına gelir. Tehdit fiilinde korkutuculuk, ürkütücülük ve ciddiyet unsurları bulunmalıdır; aksi takdirde, tehdit kastının varlığından bahsetmek zor olacaktır.

Tehdit suçuyla ilgili şartların , suçu işleyenle mağdurun bulundukları ortamı, söylenen sözleri, karşılıklı davranışları, sözlerin sebeplerini ve söylendiği koşulları içermelidir. Ayrıca, failin ve mağdurun kimlikleri, konumları ve kişilik özellikleri de tehdit suçunun şartları açısından önemli ipuçları sağlar ve olayın genel değerlendirmesine katkıda bulunur.

Tehdit suçunun varlığı veya yokluğu, eylemin bağlamını anlamak ve özellikle failin kasıt derecesini değerlendirmek adına tüm bu faktörlerin bir arada değerlendirilmesini gerektirir. Bu, adil bir hukuki değerlendirme yapılabilmesi için önemli bir adımdır.

Tehdit Suçu ve Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (HAGB)

Tehdit suçu ile karşı karşıya kalan şahısların yargı süreçleri, cezai yaptırımlar açısından farklılık gösterebilir. Kişinin daha önce suç işlememiş olması ve hukuki sınırlar içerisinde hareket etmesi gibi faktörler, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulamasını gündeme getirebilir.

Tehdit suçu kapsamında HAGB kararı verilebilmesi için bazı şartların bulunması gerekmektedir:

  • Suçun, TCK’nın 106. maddesinde belirtilen şartlar altında işlenmiş olması,
  • Sanığın suçu işlediği tarihte sabıka kaydının bulunmaması ve suç işleme eğiliminin olmadığının değerlendirilmesi,
  • Yapılan yargılama sonucunda hükmün açıklanmasının kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde geri bırakılmasının yeterli ve ölçülü olacağının anlaşılması.
  • 2 yıldan az süreli hapis cezası verilmiş olması.

HAGB uygulaması, tehdit suçu için şu adımları içerir:

  1. Mahkemenin, sanığın lehine HAGB kararı vermesi,
  2. Bu kararın, belirlenen denetim süresi boyunca sanığın denetimli serbestlik altında kalmasını öngörür.
  3. Denetim süresi içinde sanığın başka bir suç işlememesi ve mahkemenin koşullarına uyması gereklidir.

Verilen bu kararın ardından, sanık belirlenen süre içinde herhangi bir suç işlemez ve mahkeme tarafından konulan koşullara uyar ise, tehdit suçu nedeniyle yargılandığı dava düşer ve mahkumiyet kaydı oluşmaz. Ancak bu süreç içerisinde yeni bir suç işlerse HAGB uygulaması bozulacak ve asıl cezası infaz edilecektir.

İletme Kastıyla Gıyapta Tehdit Suçu

Tehdit suçu, mağduru belli bir davranışı yapmaya veya yapmamaya zorlamak amacıyla korkutucu sözler sarf etme fiilidir. İletme kastıyla gıyapta tehdit suçu ise, tehdidin doğrudan muhatap alınmaksızın üçüncü bir kişi aracılığıyla veya herhangi bir araç kullanılarak muhataba ulaştırılması durumunda meydana gelir.

Bu tür tehditlerde, failin asıl amacı, tehdit ettiği kişinin bu durumu öğrenmesi ve buna göre bir tepki göstermesidir. Örneğin, mağdurun yakınına yapılan bir tehdidin, bu kişi tarafından mağdura iletileceğini düşünmek ve bu yolla mağduru korkutmak bu suç tipini oluşturur.

TEHDİT SUÇU şu unsurları içerir:

  • Failin bir başkasına zarar verme kastıyla hareket etmesi,
  • Bu kastla bir tehdidin üçüncü kişi kanalıyla mağdura iletme niyeti,
  • Mağdurun bu tehdidi öğrenmesi ve korku duyması.

Bu suçun cezası Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesi kapsamında belirlenmiş olup, cezanın niteliği ve miktarı failin kastının yoğunluğuna ve oluşturduğu tehlikenin derecesine göre değişkenlik gösterebilir. Ancak, failin gerçek bir zarar verme gücüne sahip olup olmadığı, cezai sorumluluğun oluşması için zorunlu bir kriter değildir. Önemli olan, tehdidin mağdur üzerinde yarattığı etkidir.

Basit Tehdit Suçu ve Cezası

TEHDİT SUÇU, kişinin başkasını işlediği ya da işleyeceği bir suçla korkutması suretiyle işlenen bir fiil olarak tanımlanır. Türk Ceza Kanunu’nda (TCK 106) yer alan basit tehdit suçu, bu tanımın en genel halidir ve özel nitelikler taşımayan tehdit eylemlerini kapsar. Peki, bu suçun cezası nedir ve hangi koşullar altında verilir?

  • Ceza: Basit tehdit suçunun cezası TCK 106/1 maddesince düzenlenir ve tehdidin niteliği dikkate alınarak, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası öngörülür.
  • Koşullar:
    • Tehdidi alan kişinin ciddi bir korku yaşaması,
    • Tehdit edilen suçun gerçekleşme ihtimalinin makul olması ve
    • Tehdidi ileten kişinin bu tehdidi yerine getirebileceği inandırıcılığa sahip olması 
    • Tehdidin cana ve mala karşı yapılmış olması gerekmektedir.

Basit tehdit suçu, genel olarak herhangi bir araçla, doğrudan doğruya veya dolaylı yollarla kişiye iletilen bir tehdit içerir. TEHDİT SUÇU kapsamında değerlendirilirken somut olayın özelliklerine ve tehdidin meydana getirdiği etkiye bakılır. Unutulmamalıdır ki, her tehdit ifadesi suç olarak nitelendirilmeyebilir ve olayın bağlamı dikkate alınarak yorumlanmalıdır.

Nitelikli Tehdit Suçu ve Cezası

TEHDİT SUÇU, Türk Ceza Kanunu’nda ciddi bir yer tutar ve bu suçun nitelikli halleri daha da ağırlaşan yaptırımları beraberinde getirebilir. Nitelikli tehdit, bazı özel koşulların varlığında söz konusu olur ve kanun bu durumları ayrı bir başlık altında ele alır. İşte, nitelikli tehdit suçu ve karşılık gelen cezai yaptırımlar:

  • Silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte: Tehdit eğer silahla yapılıyorsa veya birden fazla kişinin bir araya gelerek yaptığı bir tehditse, bu durum nitelikli hale gelir.
  • Kişinin Kendisini Tanınmayacak Bir Hale Koyması Suretiyle, İmzasız Mektupla Veya Özel İşaretlerle Tehdit : Kişinin kendisini tanınmayacak hale koyması, yüzünü maskelemek, ses tonunu değiştirmek, takma isim kullanmak gibi yöntemlerle yapılabilir. İmzasız mektupla veya özel işaretlerle tehdit edilmesi de, kişinin kendisini tanınmayacak hale koyması suretiyle tehdit etmesi olarak kabul edilir. Örneğin, bir kişi, yüzüne maske takarak, mağdura “Seni öldüreceğim” diye bağırır. Bu durumda, fail, kendisini mağdur tarafından tanınmayacak hale koyması suretiyle tehdit suçunu işlemiş olur.
  • Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak: Bir suç örgütü gücünü kullanarak tehdit edilmesi durumunda suçun nitelikli hali işlenmiş olur.

Bu gibi durumlarda, TEHDİT SUÇU kişiye daha ciddi cezai sonuçlar doğurabilir. Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesi uyarınca, nitelikli tehdit suçunun cezası, basit tehditten daha ağır olarak düzenlenmiştir ve suçun unsurlarına göre değişkenlik gösterir. Örneğin, silahla tehdit suç için verilecek ceza, kişiyi ciddi anlamda korkutacak nitelikteyse daha da artırılır. Bu nedenle, tehdit suçunun nitelikli hali ve bunun sonuçları, dikkatle değerlendirilmelidir.

Sağlık Çalışanlarını Tehdit Suçu ve Cezası

Sağlık çalışanlarının görevlerini yaparken maruz kaldıkları şiddet eylemleri, toplumun tepkisini çekmekte ve özellikle TEHDİT SUÇU ile ilgili endişeleri artırmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun 106. maddesinde yer alan genel tehdit suçu hükümleri altında, sağlık çalışanlarına yönelik tehdit eylemlerinin cezai yaptırımları özel olarak ele alınmıştır.

Bu bağlamda, sağlık çalışanlarına karşı işlenen tehdit suçları dikkate alındığında, aşağıdaki gibi bir cezalandırma öngörülmüştür:

Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu 12. Bendine göre:

‘’Kamu veya özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan sağlık personeli ile yardımcı sağlık personeline karşı görevleri sebebiyle işlenen 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan kasten yaralama (madde 86), tehdit (madde 106), hakaret (madde 125) ve görevi yaptırmamak için direnme (madde 265) suçlarında;

a) İlgili maddelere göre tayin edilecek cezalar yarı oranında artırılır.

b) Türk Ceza Kanununun 51 inci maddesinde düzenlenen hapis cezasının ertelenmesi hükümleri uygulanmaz. Özel sağlık kurum ve kuruluşlarında görev yapan personel, bu görevleriyle bağlantılı olarak kendilerine karşı işlenen suçlar bakımından 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanmasında kamu görevlisi sayılır.’’ Şeklindedir. Bu noktada sağlık çalışanına karşı tehdit suçunun işlenmesi halinde suçun nitelikli hali gerçekleşmiş olacaktır. 

İlgili kanuna göre sağlık çalışanlarına karşı tehdit suçu işlenmesi halinde verilecek ceza yarı oranında arttırılacaktır. Ayrıca b fıkrası uyarınca Türk Ceza Kanunu 51. Madde uyarınca cezanın ertelenmesi kararı verilemeyecektir. 

Gün geçtikçe artış gösteren sağlık çalışanlarına yönelik tehdit ve şiddet olayları, ceza hukukunun yanı sıra etik ve mesleki sorumluluk boyutuyla da ele alınmaktadır. TEHDİT SUÇU ciddiyeti, toplum sağlığının korunması ve sağlık hizmetlerinin aksamadan yürütülmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu nedenle sağlık çalışanlarına karşı işlenen tehdit suçları karşısında verilecek cezalar, caydırıcı ve adaletli olmalıdır.

Silahla Tehdit Suçu

Silahın varlığı, tehdit suçunu daha ciddi bir boyuta taşır ve bu tür vakalar Türk Ceza Kanunu’nda (TCK) özel olarak ele alınmaktadır. Silahla tehdit, kişiye karşı kullanma potansiyeli olan her türlü silahın teşhir edilerek, mağdurun can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde kullanılmasını kapsar. Özellikle, “TEHDİT SUÇU” kapsamında değerlendirilen bu davranış, kanun koyucu tarafından ciddi bir suç olarak görülmekte ve buna göre yaptırım uygulanmaktadır.

  • Kanuni Tanım ve Cezası: TCK’nın 106. maddesine göre, silahla ya da silah sayılabilecek araçlarla tehditte bulunan kişi, basit tehditten daha ağır bir ceza ile karşı karşıya kalır.
  • Ceza Artışı Sebepleri: Silahın tehdit aracı olarak kullanılmasında yasal yaptırımların ağırlaşmasının nedeni, silahın mağdur üzerindeki psikolojik etkisinin yüksek olması ve potansiyel bir şiddet aracı olarak algılanmasıdır.

Bu yüzden, silahla tehdit suçunda, kişinin psikolojik bütünlüğüne zarar verilmesi ve genel olarak kamu düzeninin tehdit altına girmesi göz önüne alınarak, TEHDİT SUÇU ile mücadelede daha ciddi önlemler alınması vurgulanır. Elbette suçun kanıtlanması, suçun işleniş biçimi ve tehdidin şiddeti, mahkeme tarafından verilecek cezanın belirlenmesinde etkili olacaktır.

İmzasız Mektup, E-mail ve Mesaj Yoluyla Tehdit Suçu

Günümüzde teknoloji sayesinde iletişim araçları çeşitlenmiştir. Ancak bu durum, “TEHDİT SUÇU”nun işlenme yöntemlerini de genişletmiştir. Yazılı bir tehdit unsuru olarak, imzasız mektup, e-mail ve mesaj yoluyla tehdit suçu, Türk Ceza Kanunu’nda (TCK 106) özel olarak düzenlenmiştir. Burada imzasız olmaktan kasıt yazının sahibinin anonim olmasıdır. 

  • Elektronik Tebligat: E-mail veya sosyal medya platformları üzerinden yapılan tehditler, kişiye özel olarak ve yazarı gizli olarak gönderildiğinde bu suça örnek teşkil eder.
  • Anonim Mektuplar: İmzasız mektuplar aracılığıyla insanları korkutma veya endişeye sürükleme amaçlı gönderilen yazılar da tehdit kabul edilir.
  • Mesajla Tehdit: SMS veya anlık mesajlaşma uygulamaları üzerinden anonim ya da sahte kimliklerle yapılan tehditler dikkat çekmektedir.

Her bir iletişim yöntemi, mağdurun psikolojik bütünlüğünü bozacak şekilde tasarlanmış ve gönderilmişse, bu eylemler “TEHDİT SUÇU” oluşturur. Ancak her olayın bağlamı ve yasal sonuçları birbirinden farklı olabilir. Özellikle, ifade özgürlüğü ile tehdidin ayrımını yapabilmek, hukuki süreçte büyük önem taşır. Bu tür suçlarla ilgili dava süreçleri, detaylı bir incelemeyi ve deneyimli bir hukukçu desteğini gerektirmektedir. Bu nedenle, bu tür iletişim araçlarıyla tehdit edildiğini düşünen kişiler, bir an önce yetkili makamlara başvurmalıdır.

Kavga Sırasında Edilen Tehdit Suçu

Tehdit suçunun, kavga anındaki öfke ve panikle, şiddetli elemin etkisi altında işlenmesi durumu da mümkündür. Haksız fiilin failin iradesini etkileyecek ölçüde şiddetli öfke ve elem yaratması gerekmektedir. Bu durumda, haksız tahrik olgusu söz konusu olabilir. Haksız tahrik, Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesinde düzenlenmiştir ve haksız bir fiilin neden olduğu hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişiye belirli bir ceza indirimi sağlar.

Türk Ceza Kanunu’nun 29. maddesi şu şekildedir:

“(1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.”

Bu hüküm, haksız fiilin neden olduğu öfke veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kişinin cezasında bir indirime gidileceğini belirtir. Ancak, haksız tahrik, failin kusurluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz, sadece ceza sorumluluğunu azaltır. Bu nedenle, haksız tahrik durumu, failin cezasında indirime gidilmesine olanak tanır.

Sıkça Sorulan Sorular

Tehdit suçu nedir ve hangi kanun maddesi ile düzenlenmektedir?

Tehdit suçu, bir kişinin başka bir şahsı bir şey yapmaya veya yapmamaya zorlamak amacıyla, onun veya yakınlarının can, mal güvenliği veya huzurunu kasten tehlikeye atması ve bu şekilde korku yaratması eylemidir. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 106. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddede, tehdit edilen kişiye karşı cebir veya şiddet kullanılacağı veya başka bir kötü durumun meydana getirileceği şeklinde açık veya örtülü bir biçimde baskı kurulması durumu tehdit suçu olarak tanımlanır.

Mesajla Tehdit Cezası 2024 Nedir?

Mesajla tehdidin cezası 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasıdır. 

Tehdit Suçu Nasıl Kanıtlanır?

Tehdit suçu her türlü yazılı ve sözlü delil ile kanıtlanabilmektedir. Bu bağlamda tanık, whatsap mesajı, ses kayıtları ve mail kayıtları resmi delildir. Tehdit suçunun ispatı, genellikle mağdurun beyanları, şahit ifadeleri, ses kayıtları, yazışmalar gibi delillerle yapılır. İddianın ciddiyeti ve suçun özelliği göz önünde bulundurularak, her olaya özgü bir delil oluşturma süreci işler. Mağdurun elinde somut delil bulunması, suçun ispat edilebilmesi ve failin cezalandırılması açısından önemlidir. Bu deliller savcılığa veya mahkemeye sunularak, hukuki sürecin işlemesi sağlanır.

Tehdit suçunun cezası nedir ve nasıl uygulanır?

TCK’nın 106. maddesine göre, tehdit suçunun temel cezası, tehdidin niteliğine ve zararın boyutuna göre değişiklik gösterir. Tehdidin ciddi ve inandırıcı olması durumunda, fail hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülür. Ancak, tehdidin silahla yapılması, birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, kişinin kamu görevlisine karşı görevinden dolayı yapılması veya tehdidin kişinin işini yapmasını engelleyecek şekilde yapılması gibi ağırlaştırıcı sebepler varsa, verilecek ceza artırılabilir.

Tehdit edilme durumunda neler yapılabilir ve hangi mercilere başvurulabilir?

Eğer bir kişi tehdit edildiyse, derhal en yakın kolluk kuvvetlerine (polis veya jandarma) başvurarak durumu bildirmelidir. Ayrıca, Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulunma hakkı da vardır. Tehdit olayından sonra elde edilebilecek her türlü delil (ses kayıtları, yazılı mesajlar, şahit beyanları vb.) toplanmalı ve ilgili mercilere sunulmalıdır. Bu süreç hukuki korumanın yanında, şahsi güvenliğin sağlanması açısından da önemlidir. Tehdidin devam ettiği durumlarda koruma kararı talebinde bulunmak da mümkündür.

Sonuç; Tehdit suçu, baskı altına almak amacıyla kişinin başkasına gelecek zamanda bir zarar vermekle korkutmasıdır. Bu suçun şartları, cezaları ve hukuki sonuçları TCK 106 doğrultusunda ele alınmıştır.

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara