Yağma Suçu, Gasp Suçu TCK 148, Cezası ve Unsurları

Yağma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun en ciddi suç tanımlarından birini oluşturur ve mağdurların yaşamını derinden etkileyebilecek sonuçlara yol açabilir. Toplumun huzurunu ve bireylerin güvenliğini sarsan bu suç tipi, TCK 148. maddede detaylı bir şekilde ele alınmıştır. Özellikle çeşitli koşullar altında işlenen yağma suçunun yaptırımları ve hukuki sonuçları, hem mağdurlar hem de failler açısından büyük önem taşımaktadır. Bu yazımızda, yağma suçunun tanımından, cezai yaptırımlarına, Türk Ceza Kanunundaki yerinden Yargıtay kararlarına kadar her yönüyle derinlemesine inceleyeceğiz. Ayrıca, etkin pişmanlık hükümleri ve zamanaşımı gibi suçun hukuki süreçlerindeki önemli ayrıntılara da değineceğiz. 

Yağma Suçu Nedir?

Yağma suçu, Türk Ceza Kanunu’nda ciddi yaptırımlarla ele alınan ve bir kişinin bir başkasına ait olan malı, tehdit veya cebir kullanarak alma fiilini kapsar. Bilinmesi gereken önemli bir nokta, yağma suçunun sadece fiziksel güç uygulanarak gerçekleşebileceği yanılgısıdır; oysaki bu suç için psikolojik baskı ve tehdit de yeterli bir zemin oluşturabilmektedir. Yağma suçu TCK’nın 148. Maddesinde düzenlenmiştir. Yağma suçunun nitelikli halleri ise TCK’nın 149. Maddesinde düzenlenmiştir. 

Yağma suçunun bazı temel özellikleri şunlardır:

  • Failin, mağdurun malvarlığı değerine saldırıda bulunması gerekmektedir. 
  • Fail tarafından suçun mağduru baskı altına alınarak, mağdurun malını vermeye mecbur bırakılması gerekmektedir. 
  • Malın hukuka aykırı olarak alınması gerekmektedir.

Yağma suçunun işlendiği durumlarda, maddi zararın yanı sıra mağdurun psikolojik ve fiziksel bütünlüğüne yönelik ciddi bir saldırı oluşturduğunu belirtmek gerekir. Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesi bu suçu düzenlemekte ve hapis cezası ile yaptırımını kesin bir şekilde ortaya koymaktadır. 

Yağma suçu, yalnızca mağdurun maddi kaybına sebep olmakla kalmaz, aynı zamanda onun özgürlüğüne, kişisel güvenliğine ve huzuruna kasti bir müdahalede bulunur. Bu nedenle, suçun mağdur üzerindeki olumsuz etkileri, uygulanan cezanın ağırlığını da etkileyebilir. Bu suç tipinin önlenmesi, toplumsal barış ve güvenliğin sağlanmasında kilit rol oynar.

Gasp Nedir?

Yağma suçu, Türk Ceza Kanunu’nda ciddi ve ağır yaptırımlarla karşılanan bir suç tipidir. Gasp, bir başkasının mal veya varlığını zor kullanarak, tehdit ederek ya da hile yoluyla almak anlamına gelir. Söz konusu eylem sırasında kişinin özgür iradesi sakata uğratılır ve mülkiyet haklarına ciddi bir zarar verilmiş olur. Aşağıda yağma suçu ile ilgili bazı önemli noktaları sıralamaktayız:

  • Hukuki Tanım: Yağma suçu, TCK 148. madde kapsamında düzenlenmiştir ve suçun hukuki tanımını içerir.
  • Zorlayıcı Unsurlar: Suçun işlenmesinde fiziksel güç, tehdit veya aldatma gibi zorlayıcı unsurların kullanılması gereklidir.
  • Mağdurun Durumu: Mağdurun cebir ve tehdit karşısında mal varlığını teslime zorlanması yağma suçunun temel özelliklerinden biridir.

Yağma suçu, mağdurun maddi ve manevi zarar görmesine yol açmakta ve toplumsal huzuru tehdit etmektedir. Ceza hukukunda bu suça karşı verilecek cezalar ve mağdurun haklarının ne şekilde korunacağı detaylı şekilde ele alınmaktadır. Suçun ciddiyeti, uygulanacak yaptırımların da ağırlığını belirler. Bu nedenle, yağma suçu ile ilgili hükümler titizlikle incelenmeli ve mağdurlar ile failin hakları adalet çerçevesinde gözetilmelidir.

Yağma Suçu TCK 148 Madde Metni

Yağma suçu, halk arasında gasp olarak da bilinir ve Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 148. maddesinde düzenlenmiştir. Peki, bu madde yağma suçunu nasıl tanımlamaktadır?

Madde 148- “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi halinde de aynı ceza verilir.

(3) Mağdurun, herhangi bir vasıta ile kendisini bilmeyecek ve savunamayacak hale getirilmesi de, yağma suçunda cebir sayılır.” 

Madde 149- “(1) Yağma suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,

e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

h) Gece vaktinde İşlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(2) Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.” 

Daha az cezayı gerektiren hâl:

Madde 150- (1) Kişinin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağını tahsil amacıyla tehdit veya cebir kullanması halinde, ancak tehdit veya kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

(2) Yağma suçunun konusunu oluşturan malın değerinin azlığı nedeniyle, verilecek ceza üçte birden yarıya kadar indirilebilir.

Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesine göre, bir kimseyi tehdit kullanarak veya şiddet uygulayarak veya onun iradesini etkisiz hale getirerek mal varlığına yönelik bir haksız menfaat sağlama eylemi yağma suçu olarak tanımlanır. Bu tanımın içinde yer alan unsurlar kısaca şu şekildedir:

  • Tehdit: Failin, mağdurda korku yaratması ve bu korku üzerinden yağma amacını gerçekleştirmesi.
  • Şiddet Uygulama: Mağdurun fiziksel bütünlüğüne zarar verme ya da zarar verme teşebbüsünde bulunma.
  • İradeyi Etkisiz Hale Getirme: Mağdurun, kendi iradesi dışında bir baskıya maruz bırakılması ve bu yolla onun mal varlığına müdahale edilmesi.

Kanun metninde ayrıca, yağma suçunun işleniş biçimine göre verilecek cezai yaptırımlar ve suçun nitelikli halleri de belirtilmiştir. Yağma suçu, toplumda güven duygusunu zedeleyen ve bireylerin mal varlığını tehdit altına alan ciddi bir suç olarak kabul edilir. Bu nedenle, TCK’da ağırlaştırılmış cezalar öngörülen suçlar arasında yer alır ve fail için ciddi hukuki sonuçlar yaratabilir. İşte TCK’nın 148. maddesi, yağma suçunun temel yasal çerçevesini oluşturur ve toplumsal düzenin korunması açısından büyük önem taşır.

Yağma (Gasp) Suçunun Özellikleri

Soruşturma Usulü 

Yağma suçunun gerek temel hali gerekse de nitelikli hali şikâyete tabi değildir. Bu sebeple dava zaman aşımı süresi içerisinde suçun işlendiğinin öğrenilmesi akabinde yetkili makamlarca fail hakkında şikâyet aranmaksızın resen soruşturma başlatılacaktır. Yağma suçunun dava zaman aşımı süresi ise 15 yıldır.

Kovuşturma Usulü 

Yağma suçu kapsamında fail hakkında yapılan soruşturma neticesinde Cumhuriyet Savcısı tarafından failin söz konusu suçu işlediğine dair yeterli delillerin toplanması hakkında fail hakkında iddianame düzenlenecektir. Söz konusu iddianame ile failin cezalandırılması amacıyla failin ceza mahkemesince yargılamasının devam edilmesi talep edilir. Kovuşturma aşamasında ceza mahkemesince elde edilen deliller ışığında failin yağma suçunu işlediğinin sabit görülmesi halinde fail, ceza mahkemesince cezalandırılır.

Gözaltı Hükümleri

Fail/ failler hakkında soruşturma dosyası açılması halinde, failin kolluk tarafından ifadesinin alınması gerekecektir. İfade işlemleri ardından kişinin “ mevcutlu “ olarak savcılığa sevk edilmesi koşulları sağlandığı takdirde fail kolluk kuvvetlerince gözaltına alınır. Gözaltı süreci failin savcılığa sevk edilmesi ile son bulacaktır.

Tutuklama Tedbiri

Fail hakkında açılan soruşturma dosyası ile ifade vermeye çağrılan fail hakkında savcılığın talimatı ile gözaltı kararı verilir. Gözaltına alınan fail ifade vermek üzere ilgili adliyeye sevk edilir. Bu aşamada Cumhuriyet savcısı tarafından failin ifadesine başvurulur. Bu aşamadan sonra cumhuriyet savcısı tarafından fail hakkında adli kontrol tedbiri ya da tutuklama tedbiri talebi gündeme gelecektir. Cumhuriyet savcısı tarafından talep edilen tedbir/ tedbirler, bağlı bulunan Sulh Ceza Hâkimlikleri tarafından karara bağlanır. Buna göre Cumhuriyet savcısının talebi üzerine Sulh Ceza Hâkimliği tarafından şartların oluşmasına bağlı olarak failin tutukluluğuna karar verilebilecektir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun m.100/4’te; “Sadece adlî para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.” düzenlemesi mevcuttur. Bu halde Yağma suçunun gerek temel hali gerekse de nitelikli hallerinin cezasının üst sınırı 2 yıldan fazla olduğundan dolayı, bu kapsamda işlenen suçlar bakımından tutuklama tedbiri kararı verilebilecektir. 

Bunun yanı sıra CMK’nın 100. Maddesinde tutuklama kararı verilebilecek suçlar sayılmıştır. Bu suçlara katalog suçlar denilmektedir. Yağma suçu, CMK’nın 100/8 madde ve bendinde yer alan katalog suçlardan olduğundan dolayı bu kapsamda işlenen suçlar yönünden yine tutuklama kararı verilebilecektir. 

Uzlaşma Kurumu

Uzlaştırma yoluna gidilebilmesi için söz konusu suçun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlardan olması gerekmekte veya CMK’nın 253. Maddesinde sayılan suçlardan olması gerekmektedir. Yağma suçu soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete tabi suçlardan olmayıp; aynı zamanda CMK’nın 253 maddesinde sayılan suçlar arasında da yer almamaktadır. Bu halde mağdurun şikâyetinden vazgeçmesi de davanın düşmesi sonucunu doğurmayacaktır. Bu sebeple yağma suçu uzlaştırma kapsamında değildir.  

Korunan Değer

Yağma suçu, kişilerin özgürlüklerine, mülkiyet haklarına ve zilyetlik haklarına saldırı niteliğindedir. Bu sebeple TCK’nın 148 ve 149. Maddelerinde düzenlenen yağma suçunda korunan hukuki değer; bireylerin özgürlük hakları, malları üzerinde serbestçe tasarruf edebilme hakları ve mülkiyet haklarıdır. 

Yağma (Gasp) Suçunun Unsurları

Yağma (Gasp) Suçunun Maddi Unsurları

  • Fail

Yağma suçunda fail; Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi suçunda fail, Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişidir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere; herkes bu suçun faili olabilir.

  • Mağdur

Yağma suçunda mağdur; kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştirileceğinden ya da malvarlığı itibarıyla kendisini büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit edilen veya cebir kullanılan, malını teslime veya malını almaya karşı koymamaya mecbur bırakılan kişidir. Madde metninden de anlaşılacağı üzere; herkes bu suçun mağduru olabilir.

  • Fiil

Yağma suçu TCK’nın 148 ve 149. Maddelerinde düzenlenmiştir. Burada her bir madde ve bentte belirtilen fiiller, söz konusu yağma suçunun konusunu oluşturmaktadır. 

– TCK’nın 148/1 Maddesine göre yağma suçunda fiil: “Bir başkasının, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit edilmesi veya cebir kullanılması, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılınmasıdır.“

– TCK’nın 148/2 Maddesine göre yağma suçunda fiil: “Cebir veya tehdit kullanılarak mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesidir.“

– TCK’nın 149/1 Maddesine göre yağma suçunda fiil: “Yağma suçunun; Silahla, Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle, Birden fazla kişi tarafından birlikte, Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde, Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak, Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla, Gece vaktinde İşlenmesidir.“

Yağma (Gasp) Suçunun Manevi Unsurları

TCK’nın 148. Maddesinde düzenlenen yağma Suçunun Manevi unsuru “kast”tır. Bu nedenle söz konusu suç yalnızca kasten işlenebilecektir. Kanun maddesinden de açıkça anlaşılacağı üzere; bu suçun taksirli hali düzenlenmemiştir.

Yağma (Gasp) Suçunun Özel Görünüş Halleri

  • Suça Teşebbüs

Yağma suçunun teşebbüs aşamasında kalması gündeme gelebilmektedir. TCK’nın 35. Maddesinde de teşebbüs aşamasında kalmış suçlar için bir düzenleme mevcuttur. Buna göre; 

“Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur. Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on üç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.” 

TCK’nın 35 maddesinde belirtilen unsurların varlığı halinde; yağma suçu teşebbüs aşamasında kalacaktır ve failin ceza miktarı buna göre belirlenecektir. 

  • Suça İştirak

Yağma suçunda iştirak mümkündür. Bu nedenle yağma suçunun işlenebilmesi için faile yardım edilmesi, failin azmettirilmesi de mümkündür. 

  • İçtima

Yağma suçunun aynı kişiye karşı farklı zamanlarda işlenmesi veya Aynı zamanda suçun tek bir fiille birden fazla mağdura karşı işlenmesi halinde TCK’nın 43. Maddesinde düzenlenen Zincirleme suç hükümleri uygulanmayacaktır. Zira fail meydana getirdiği her bir fiilden ayrı ayrı sorumlu tutulacaktır.

Söz konusu yağma suçu işlenirken farklı suç tipleri de ihlal edildiği takdirde fikri içtima hükümleri uygulanacaktır. TCK’nın 44. Maddesinde düzenlenen Fikri İçtima şartlarının oluşması halinde fail en ağır cezayı gerektiren suçtan cezalandırılır. TCK’nın 44. Maddesi şu şekildedir;

“ İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.”

Bunun yanı sıra TCK’nın 149. Maddesinin 2. Bendi gereği, Yağma suçunun işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanacağı belirtilmiştir. 

Yağma (Gasp) Suçu Cezası

Yağma suçu, Türk Ceza Kanunu (TCK) 148. Maddesinde detaylandırılan ve kişilerin özgürlüğünü, mal varlığını ciddi şekilde ihlal eden bir suç türüdür. Gaspın cezası ise suçun işlenme şekline, mağdurun durumuna ve suçun niteliğine göre belirlenmektedir. Yağma suçunun işlenmesi halinde faile verilecek cezalar yine TCK’nın 148. Ve 149. Maddelerinde açıkça belirtilmiştir.  

  • TCK’nın 148. Maddesi kapsamında işlenen yapma suçunun cezası: TCK’nın 148. Maddesi kapsamında suç işleyen fail hakkında 6 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası verilecektir.  
  • TCK’nın 148. Maddesi kapsamında işlenen yapma suçunun cezası: TCK’nın 149. Maddesi kapsamında suç işleyen fail hakkında 10 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası verilecektir.  

Yağma suçu, kişiye karşı ciddi bir tehdit oluşturduğu için, TCK’nın ilgili maddelerinde ağır cezalarla karşılık bulmuştur ve mağdurun psikolojik ve fiziksel bütünlüğünün korunması amacı güden hukuki düzenlemelerle çevrelenmiştir. Bu yüzden, yağma suçu ile suçlanan bir şahıs, somut olayın koşulları doğrultusunda dikkatli ve deneyimli bir hukuki destek almalıdır.

Yağma (Gasp) Suçu Yatarı

Yağma suçu, mağdurun iradesine aykırı olarak, bir malın gasp edilmesini ifade eder ve ciddi yaptırımları bulunan bir suçtur. Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesinde tanımlanan bu suç için öngörülen ceza miktarı, hükümlünün ceza infaz kurumunda geçireceği sürenin hesaplanmasında belirleyicidir. 

TCK’nın 148. Ve 149. Maddelerinde düzenlene cezalar, kişilerin ceza infaz kurumunda geçirmeleri gereken süreleri ifade etmemektedir. Zira kendisine ceza verilen ve cezası kesinleşen hükümlüye, infaz Cumhuriyet Savcısı tarafından çağrı kâğıdı gönderilir. Bunun üzerine hükümlünün en yakın infaz Cumhuriyet başsavcılığına başvuru yapması gerekecektir. Aksi takdirde hükümlü hakkında “ yakalama” kararı verilebilecektir. Yağma suçu kapsamında ise Ceza İnfaz Savcısı tarafından çağrı kâğıdı gönderilmeden fail hakkında direkt yakalama emri çıkartılabilecektir.  

Ceza İnfaz Cumhuriyet savcısı tarafından müddetname yani süre belgesi düzenlenir. Müddetnamede kişinin cezası, ne kadar süre ile cezaevinde kalacağı gibi hususlar bulunmaktadır. Hükümlü hakkında müddetname düzenlenmesi neticesinde hükümlü, cezaevinden çıkacağı günü, infazının sona erdiği tarihi görebilmektedir. Müddetname hesaplaması yapılırken hükümlünün aldığı ceza, şartlı tahliye indirim oranı, tutukluluk, gözaltı gibi süreler dikkate alınır. 

Yağma suçu, kişinin hem hukuki, hem de vicdani sorumluluğunu öne çıkarmaktadır. Bu suçla ile ilgili dava ve hukuki süreçler, somut olaya göre farklılık gösterebilir ve bireylerin malvarlığı hakları savunma altına alınır.

Cezai yaptırımın kesinleşmesiyle birlikte, hükümlü yağma suçundan dolayı öngörülen yatar süresini geçireceği ceza infaz kurumuna gönderilir. Ancak burada belirtmek gerekir ki; yatar süresi her suç bakımından ayrı ayrı olacak şekilde değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, bir yağma suçu vakasında yatar süresi hakkında kesin bilgi alabilmek için hükümlünün TCK’nın hangi maddesi kapsamında ve ne kadar ceza aldığının bilinmesi gerekmektedir. Yağma suçu ciddi bir hukuki konu olduğundan, herhangi bir suçlamayla karşılaşılması halinde deneyimli bir ceza hukuku avukatına danışmak büyük önem arz eder.

Yağma (Gasp) Suçu Nitelikli Hali TCK 149

Yağma suçu, Türk Ceza Kanunu (TCK) 148. Maddede tanımlanmış olsa da, suçun nitelikli halleri TCK’nın 149. maddesinde ele alınmaktadır. 

Madde 149- “(1) Yağma suçunun;

a) Silahla,

b) Kişinin kendisini tanınmayacak bir hale koyması suretiyle,

c) Birden fazla kişi tarafından birlikte,

d) (Değişik: 18/6/2014-6545/64 md.) Yol kesmek suretiyle ya da konutta, işyerinde veya bunların eklentilerinde,

e) Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı,

f) Var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak,

g) Suç örgütüne yarar sağlamak maksadıyla,

h) Gece vaktinde işlenmesi halinde, fail hakkında on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.”

Bu nitelikli haller, yağma suçu için öngörülen cezanın daha ağır olmasına yol açar. Örneğin, yağma suçunun temel hali ile karşılaştırıldığında, silahla yağma suçunun cezası artırılmaktadır. Aşağıda TCK 148. Ve 149. Maddelerine göre yağma suçu ve nitelikli hali için öngörülen cezaların karşılaştırmasını görebilirsiniz.

Suçun HaliMinimum Ceza        Maksimum Ceza
Yağma suçunun temel hali    6 yıl                10 yıl
Yağma suçunun nitelikli hali           10 yıl                15 yıl

Senet Yağması Suçu

Yağma suçu, Türk Ceza Kanunu’nda ciddi yaptırımları olan bir suç tipi olarak yer almaktadır. Bu suç kategorisindeki özel durumlardan biri de “senet yağması suçu” olarak bilinir. Senet yağması; mağdurun, kendisini veya başkasını borç altına sokabilecek bir senedi veya var olan bir senedin hükümsüz kaldığını açıklayan bir vesikayı vermeye, böyle bir senedin alınmasına karşı koymamaya, ilerde böyle bir senet haline getirilebilecek bir kâğıdı imzalamaya veya var olan bir senedi imha etmeye veya imhasına karşı koymamaya mecbur edilmesi olarak tanımlanabilir. Bu suçun niteliği itibariyle, hem yağma suçu unsurlarını içermesi hem de belirli bir malvarlığı değerine yönelik olması sebebiyle konu oldukça hassastır.

Yağma suçundan bahsederken şu hususlara dikkat etmek gerekir:

  • Mağdurun cebir veya tehdit ile karşı karşıya kalarak iradesinin sakata uğratılması gerekmektedir. 
  • Eylemin bir senet veya senet haline getirilebilecek bir kağıt üzerinden gerçekleştirilmesi gerekmektedir. 

Yağma suçu içerisinde senet yağmasının ayrı bir başlık olarak ele alınışı, bu eylemin toplumda yarattığı olumsuz etki ve mağduriyetin ciddiyetinden kaynaklanır. Bu bağlamda, TCK’nın ilgili maddeleri uyarınca suçun vuku bulduğu hâller ve yargı organlarının bu konuya bakış açıları, suç ve ceza hukukunu doğrudan ilgilendirir. Suçun mağdurları genellikle ağır ekonomik kayıplar yaşamakta ve bu durum, suçla mücadelenin önemini bir kez daha gözler önüne sermektedir. Yağma suçu kapsamında senet yağmasının cezai sonuçları, failin eyleminin ağırlığına göre belirlenmektedir.

Yağma (Gasp) Suçunda Görevli ve Yetkili Mahkeme

Yağma suçu, mülkiyet hakkına yönelik ciddi bir saldırı türü olarak Türk Ceza Kanunu’nda önemli bir yer tutar. Bu suçun yargılanması esnasında görevli ve yetkili mahkemelerin doğru tespit edilmesi adil yargılanma hakkının bir unsuru olarak karşımıza çıkar. Peki, yağma suçunda hangi mahkemeler yetkili kılınmıştır?

5235 Sayılı Kanunun 12. Maddesinde ağır ceza mahkemelerinin görev alanına giren davalar belirtilmiştir. “Kanunların ayrıca görevli kıldığı hâller saklı kalmak üzere, ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçlarla ilgili dava ve işlere bakmakla ağır ceza mahkemeleri görevlidir.” Bu sebeple Yağma suçu, Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına girmektedir. Yağma suçunda yetkili mahkeme ise; suçun işlendiği yer mahkemesidir. 

Bu noktada bilinmesi gerekir ki, Türkiye’de yargılamanın doğru mahkemede yapılması, hukuki sürecin şeffaflığı ve adaletin tecellisi için zorunludur. Ayrıca görevsiz ve yetkisiz mahkeme tarafından yargılama yapılması, kararın bozulmasına neden olabilecek ve yargılamayı uzatabilecektir. Bu sebeple yağma suçu kapsamında sürecin titizlikle takip edilebilmesi amacıyla ceza hukuku alanında uzman bir avukattan hukuki destek almak oldukça önemlidir. 

Yağma (Gasp) Suçunda Etkin Pişmanlık

Yağma suçunda etkin pişmanlık, suçun failleri için önem taşıyan bir hukuki kavramdır. Etkin pişmanlık, suçu işleyen kişinin yaptığı yanlıştan dönerek, zararı telafi etme çabaları sırasında hukuk tarafından tanınan bazı faydaları ifade etmektedir.

Yağma suçu için TCK’nın ilgili maddeleri çerçevesinde etkin pişmanlık şu koşullar altında değerlendirilir:

  • Failin, yağma suçu işledikten sonra mağdurun zararını tazmin etmesi veya çaldığı malı geri vermesi gerekmektedir. 
  • Suçun ortaya çıkmasında failin polise veya savcılığa bilgi vermesi ve suçun aydınlatılmasına yardımcı olması gerekmektedir. 

Etkin pişmanlık, TCK 168 kapsamında işlenen suçlar için geçerli bir hukuki kavramdır ve şu özellikleri taşımaktadır:

“Hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs, taksirli iflâs .. suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi halinde, verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

(2) Etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi halinde, verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir.

(3) Yağma suçundan dolayı etkin pişmanlık gösteren kişiye verilecek cezanın, birinci fıkraya giren hallerde yarısına, ikinci fıkraya giren hallerde üçte birine kadarı indirilir.”

Failin etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi için yapması gerekenler ve bu sürecin yasal sonuçları konusunda profesyonel hukuk danışmanlığı almak büyük önem taşımaktadır.

Yağma (Gasp) Suçunda Beraat

Yağma suçu Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) ağır cezayı gerektiren suçlarından birisidir. Ancak her suçlamada olduğu gibi, yağma suçu ile ilgili davada da şüphelinin beraat etmesi mümkündür. Beraat, Türk hukuk sistemine göre, sanığın üzerine atılı suçu işlediğini gösterir yeterli ve inandırıcı delil bulunamadığı için suçsuz olduğunun kabul edilmesi anlamına gelir.

Beraat kararı, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun “ Duruşmanın sona ermesi ve hüküm” başlıklı 223. Maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde belirtilen hallerin mevcut olması haline fail hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği düzenlenmiştir. 

Madde 223 – (1) Duruşmanın sona erdiği açıklandıktan sonra hüküm verilir. Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, mahkûmiyet, güvenlik tedbirine hükmedilmesi, davanın reddi ve düşmesi kararı hükümdür.

(2) Beraat kararı;

a) Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması,

b) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması,

c) Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması,

d) Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen, olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması,

e) Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması hallerinde verilir.“ 

Madde metninde açıkça ifade edildiği üzere; söz konusu hususların mevcut olması halinde fail hakkında beraat kararı verilecektir. Bu unsurların her biri, davada önemli rol oynar ve sanığın lehine sonuçlanabilir. Ancak, beraat kararı, sadece tam ve kesin deliller ışığında verilir. Yağma suçuyla ilgili bir beraat kararının verilebilmesi için sanığın suçsuzluğunun kesin olarak kanıtlanması gerekir. Bu nedenle savunmanın, delil yetersizliğini veya çelişkilerini ortaya koyarak, mahkemeyi ikna etmesi büyük önem taşır. Adil bir yargılama sürecinde, şüphe sanık lehine yorumlanmalı ve yağma suçu gibi ciddi suçlamaların net ve somut delillerle kanıtlanması beklenmelidir. Her bireyin masumiyet karinesinden yararlanma hakkı vardır ve bu, yağma suçu iddiasıyla yargılanan herkes için de geçerlidir.

Yağma (Gasp) Suçunda Zamanaşımı

Yağma suçunun gerek temel hali gerekse de nitelikli hali şikâyete tabi değildir. Bu sebeple dava zaman aşımı süresi içerisinde suçun işlendiğinin öğrenilmesi akabinde yetkili makamlarca fail hakkında şikâyet aranmaksızın resen soruşturma başlatılacaktır. Yağma suçunun dava zaman aşımı süresi ise 15 yıldır.

Yağma (Gasp) Suçuna İlişkin Yargıtay Kararları

Yağma suçu ile ilgili Yargıtay kararları, bu suçun hukuki sınırlarını ve uygulanacak cezai yaptırımları açıklığa kavuşturmakta büyük önem taşır. Türk Ceza Kanunu’nun 148. maddesine göre yağma suçu işleyen kişiler için verilen kararlar, benzer olaylar karşısında adaletin sağlanmasında emsal teşkil eder. İşte Yargıtay’ın bu suçla ilgili bazı temel değerlendirme noktaları:

  • Mağdurun Rızası: Yargıtay, mağdurun iradesinin etkili bir şekilde ortadan kaldırılmış olması gerektiğini vurgular.
  • Zor Kullanımı ve Tehdidin Değerlendirilmesi: Suçun işleniş biçiminde kullanılan zorun veya tehdidin niteliği, Yargıtay kararlarında özel olarak değerlendirilir.
  • Suçun Nitelikli Halleri: TCK 149’da belirtilen nitelikli haller, verilecek cezanın artırılmasına yol açar ve Yargıtay bu farklılıkları dikkate almaktadır.
  • Etkin Pişmanlık: Etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilirliği konusunda, Yargıtay’ın kararları özenli bir analiz gerektirir.

Yağma suçundan yargılanan bir birey için Yargıtay’ın emsal kararları, hukukçular tarafından dikkatle incelenmelidir. Bu kararlar, suçun unsurları, failin kastı ve mağdurun durumu gibi çeşitli faktörleri içerecek şekilde her olaya özel olarak değerlendirilir. Bu nedenle Yargıtay kararlarının her bir yağma (gasp) suçu davasında ayrı bir önemi vardır ve adaletin tecelli etmesinde kritik bir rol oynar.

“Sanığın, yaralamak suretiyle etkisiz hale getirdiği Günay’ın cep telefonunu alarak mağdurun evinden ayrıldığı ve eyleminden pişmanlık duyarak suça konu eşyayı kolayca bulunabilecek şekilde aynı binanın 2. katında bulunan çöp poşetlerinin arkasına bıraktığı olayda; sanığın TCK’nın 149/1-a,d,h, 168, 62 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi yerine, yazılı şekilde etkin pişmanlık hükümleri uygulanmaksızın nitelikli yağmaya teşebbüs suçundan cezalandırılmasına karar verilmesi bozmayı gerektirmiş olup…” ( Yargıtay 1. Ceza Dairesi 2015/2693 E. 2015/4711 K.06/10/2015 Tarih )

“Oluş, dosya kapsamı ve mağdurun aşamalardaki tutarlı beyanlarına göre, sanığın yağma eylemini konutta ve 5237 Sayılı TCK’ nun 6/1-f maddesinin 4. bendi uyarınca, saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile yapısı itibariyle fiilen saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli olması özelliğiyle silahtan sayılan sopa ile gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 149/1. maddesinin (a) ve (d) bentleriyle uygulama yapılması gerekirken…” ( Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2015/5563 E. 2017/4078 K. 07.11.2017 Tarih )

“Mağdur …’un sanık …’dan tefe yolu ile 5000 TL para aldığı, buna karşılık 6000 TL’lik senet imzaladığı ancak senedi zamanında ödemeyediği için sanıklar … ve …’ın mağduru kendi evlerine götürüp ölümle tehdit ettikleri, 07.11.2015 günü sanık … ile mağdur …’un karşılaştıkları, sanık …’un mağdura “Seni çarşının ortasında döverim” diyerek tehdit edip sanık …’a mağdurla karşılaştıklarını haber verdiği, sanık …’ın da sanık …’a talimat verip mağduru torbalı olarak bilinen inşaat malzemesi satış yerine götürülmesini istediği, sanık …’un da mağdurun kolundan zorla tutarak buraya götürdüğü, olay yerine gelen sanık …’ın mağdurdan para istediği,

mağdurun “Parasının olmadığını sonra öderim” diyerek sanıkları ikna edip ellerinden kurtulduğu ancak sanıkların tehditlerinden korkan mağdurun tanık … isimli arkadaşından yardım istediği, ….in de sanıklara 8.000 TL ödediğinin, mağdurun aşamalardaki beyanı, tape kayıtları, tanık …’in 21.03.2016 tarihli Cumhuriyet Savcılığı ifadesi ile anlaşılmış olması karşısında, sanık … hakkında mağdur …’a yönelik yağma suçundan mahkumiyeti yerine kanıtların takdirinde yanılgıya düşülerek yerinde ve yeterli olmayan gerekçe ile yazılı şekilde beraatine hükmedilmesi bozmayı gerektirmiş…” ( Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2020/776 E. 2020/1595 K. 02.06.2020 Tarih )

“Oluş ve dosya içeriğine göre; sanık …’un yağ satımından dolayı katılan …’den 11.500 TL alacaklı olduğu ve bir süredir bu alacağını tahsil edemediği, alacakla ilgisi bulunmayan, hatta çalışanı dahi olmayan sanıklar … ve …’in, sanık …’nin azmettirmesi üzerine 08.01.2014 günü saat 11:00 sularında katılan …’e ait iş yerine giderek, sanık …’a olan borcunu ödemesini sağlamak için onu tehdit ettikleri ve zorla senet imzalatmaya çalıştıkları, bu sırada ihbar üzerine olay yerine gelen polisler tarafından yakalandıkları,

böylelikle sanıklar…’ın müşterek fail sıfatıyla nitelikli yağma suçunu işlemeye teşebbüs ettikleri, sanık …’un ise bu suça azmettiren sıfatıyla iştirak ettiği hususu tüm dosya kapsamıyla sübuta erdiği hâlde, hatalı değerlendirmeyle sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.” ( Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2020/2579 E. 2021/15828 K. 18.10.2021 Tarih )

Sıkça Sorulan Sorular

Türk Ceza Kanunu’nda yağma (gasp) suçu nedir?

Yağma suçu, Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 148. maddesinde düzenlenmiştir. Bu suç, kişilerin, başkasına ait olan bir malı, o kişiye ya da başka bir kişiye karşı cebir veya tehdit kullanarak almasını ifade eder. Yani, gasp suçunun oluşabilmesi için, mağdurun iradesi dışında, zorlama veya korkutma yoluyla malın alınmış veya ona el konulmuş olması gerekmektedir.

Yağma suçunun cezai yaptırımı nedir?

Türk Ceza Kanunu’na göre, yağma suçunu işleyen kişilere, suçun niteliğine göre değişen cezalar uygulanır. Temel hüküm olarak TCK m.148 kapsamında yağma suçu işleyen kişiye, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir. Ancak, suçun işlenme şekline, kullanılan araçlara, suçun etkilerine ve mağdurun durumuna göre ceza artırılabilir veya azaltılabilir. Özellikle silah kullanılması veya suçun gece vakti işlenmesi gibi ağırlaştırıcı sebepler, cezanın artmasına neden olabilecektir.

Yağma suçu için zamanaşımı süresi nedir?

Yağma suçu için zamanaşımı süresi 15 yıldır. Bu sebeple yetkili makamlarca suçun işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren en geç 15 yıl içinde fail hakkında gerekli soruşturmanın yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde, dava zamanaşımı süresi dolacağından suç ile ilgili soruşturma yapılamayacaktır.

Yağma suçuyla hırsızlık suçu arasında ne fark vardır?

Yağma (gasp) suçu ve hırsızlık suçu, Türk Ceza Kanunu’nda farklı suçlar olarak tanımlanır ve temel farkları eylemin gerçekleşme biçiminden kaynaklanır. Yağma suçu, bir kişinin tehdit veya cebir kullanarak başkasına ait malı alması durumudur. Hırsızlık suçunda ise cebir ve tehdidin mevcudiyeti söz konusu değildir.  Her iki suçun yaptırımları ve yasal koşulları farklılık gösterir ve her suç için kanunda ayrı maddeler bulunur. Hırsızlık suçunun düzenlemesi TCK’nın 141. maddesinde yer alır ve bu suçu işleyenlere verilecek cezalar farklılık göstermektedir. 

Yorum yapın

Open chat
Merhaba 👋
Size yardımcı olabilir miyiz?
Hemen Ara